İçeriğe geç

KAYIP ELİNDA

Bölüm 6 · 11 dk okuma

KAYIP ELİNDA

Bölüm 6

BÖLÜM 6

" Anılar geçmişin en büyük kanıtlarıydı . Onlar olmadan insanoğlu ne yapardı , nasıl yaşardı değil mi? Kötü yada iyi farketmez ; hepsi hediyeyedi geçmişten . Acıyı da kabul ederdi insanoğlu mutluluğuda . Ayırt etmezdi . Ne var ki bazen ağır geliyordu işte ; hem kalbe hem de ruha . Bazı anılar öyle bir kesiklerle doluydu ki ; onun hissettirdiğini sanki ölsen bi le geçmezmiş gibi gösterirdi insanoğluna . Öyle bir zaman da belli ederdi ki kendini bir de bakmışşsın o kesikten fışkırır olmuş tüm gerçekler "

Ural o gün geceleyerek şirketten epey zaman sonra ayrıldı. Ne var ki ; o kadar zaman sadece geçmişi düşünerek geçirmişti. Aklındaki geçmişi kesik kesik olsa da düşünmek ,o günlerde olmak ona acısını hatırlatsa da iyi geliyordu. İnsan acıyı sever miydi? Severdi eğer ki en canınızı bıraktıysanız o acıyla severdi , hem de öyle severdi ki unutmamak adına her gün düşünürdü . Saatler o kadar hızlı geçmişti ki o anları düşünürken, kendi bile şaşırmıştı . Çetin için söylediklerini kendi bile beceremiyordu . O güçlü Ural Yamansoy sadece göstermelikti. O aslında o kadar güçlü bile değildi . Herkesin karşısında aslan kesilirken kendi içinde o aslan uykudaydı sanki. Şirketten ayrılırken güvenlik görevlisinin selamını bile almadı . Aracı kapının önüne çoktan gelmişti. Gri aracının direksiyonuna geçtiğinde son bir kez siyah şeritli arabasının camından şirkete baktı ve yüzünde acı bir tebessüm belirdi . Gaza yüklendiği anda araç şirketten saniyeler içerisinde uzaklaştı , arkada sadece gece ve onun esirinde bir şirketten fazlası kalmadı .

Ural 'ın evinin önüne gelmesi yaklaşık bir saat sürmüştü . Aracından çıkıp evinin bahçesine doğru yöneldi. Yeşillik ve ağaçlarla çevrili bahçenin bir kısmı havuzdan oluşuyordu . Karşısında mükemmel bir manzarada buraya eşlik ediyordu . Kelimenin tek anlamıyla muazzam bir evi ve ona eşlik eden muhteşem bir manzarası vardı. İçi harabe bu adamın hayatı mükemmelin ötesiydi . Herkesin kıskanacağı türdendi . Eksik olanlar ise hepsinden daha güzel ve özel şeylerdi.

Bahçe kapısından evine giriş yaptı . Yumuşak ve geniş olan yatağına kendini bıraktı . Gece yerini gündüze bırakmaya hazırlarken ; Ural 'da kendini geçmişe hazırlıyordu . Sabah yapacağı ilk şey için fazlasıyla o herkesin bildiği Ural Yamansoy olmalıydı. Eğer bunu da başaramazsa kendini işte o zaman tamamen bir çıkmazda bulacağını adı gibi biliyordu. Bunu yıllar önceki Ural'a borçluydu .

***

Ezra oturduğu kanepede saatlerce düşündü hatırladıklarını ve yahut hatırlayamadıklarını . Gözleri , penceresinden sızan hafif güneş ışığını algılamasıyla kendine gelebilmişti. Bütün geceyi bu kanepenin üzerinde geçirerek kendine zarar verdiğini anlaması ise uzun sürmedi . Doğrulduğunda sırtına giren ağrı ve uyuşma , kanıt olarak kendilerini Ezra'ya sunmuşlardı .

Ezra lavobaya gidip kendine aynada dikkatli bir şekilde baktı . Felaket görünüyordu . Felaket yanında az bile kalırdı . Allah aşkına tüm gece böyle davranarak kendine neden bunu yapmıştı ki bu ahmak kız . Gözleri kırmızı ve şişti. Göz altlarından bahsetmek bile istemezken , saçları da herşeyiyle tam bir berbat günün esirindeydi. Ellerine doldurduğu su yığınını yüzüne doğru çarptı. Bu belkide kendine bir nevi şok etkisi yaratmak için yapılan bir hareketti. İki üç kez yaptıktan sonra az da olsa ayıldı ve kendine gelmeyi başardı.

Kıyafetlerini seçerken her zamankinden ödün vermemişti. Sadece daha salaş bir şeyler tercih etmişti. Hava artık mart ayının getirdiği bir soğuk bir sıcaklıkla ne kadar kendini aldatsada sıkı giyinmeyi sevmeyen bir kadındı. Siyah yüksek bel paça kısmı bol görünümlü pantolonunu beyaz renk gömleği ile birleştirdi. Saçlarını ise olduğu gibi hafif bir dokunuşla toplamış ve siyah babetlerini ayağına geçirmişti. Evet bugün o avukat hanımcık olamayacak kadar meşguldü yada o kimliğe bürünmek istemiyordu.Üstüne aldığı siyah deri ceketi ve pudra ile tamamladığı çantasıyla kombini tamamlanmıştı . Aynaya baktığında o bakılamayacak yüz ifadesine de bir kaç rotüş attı ve evden ayrıldı. Bakalım bugün ona neler hazırlamıştı .

Ural iki saattlik vücüdunu dinlendirme seansından sonra sabahın erken saatinde spora başlamıştı . Gece onun için bedenen ve ruhen zor geçmiş olmasına rağmen, kendini cezalandırırcasına koşu badında defalarca koşmuş , vucudundan terler boşalıyordu . Telefonunun çalması ile vucuduna yapılan eziyetin son bulması bir oldu . Havlusuyla yüzünü bu terlerden arındırdı .Telefonu hoparlöre alıp dinlemeye başladı .

"Günyadın Ural ."

Telefondaki ses Çetin' di . Zaten bu saatte onu aramaya cesaret edecek kişide ondan başkası olamazdı . En nefret ettiği şey rahatsız edilmekti ve dünkü konuşmadan sonra Çetin 'de bunun farkındaydı ancak Çetin ele avuca sığmaz bir adamdı . Enerjik ve hızlı konuşmasından gün onun için aymış görünüyordu. Ancak Ural için aymamıştı .Ama Ural her zamanki gibi Ural Yamansoy kimliğine büründü.

" Günaydın Çetin . Bu saatte kalkmazdın sen . Hayrola ?"

Çetin kısa bir dalgaya alma modlu konuşmasından sonra kapıda olduğunu söyledi.Ural cevap bile vermeden alt kattan giriş katına çıkmak için evindeki asansöre binip giriş katına ulaştı ve kapıyı açtı.

"Deli misin Çetin ? Bu kapının girişinde olan zili niye icat etmişler senin fikrin yok sanırım."

Ural'ın dediklerine sadece gülmekle yetinen Çetin hızlıca içeriye girdi.Kahvaltı masası çoktan hazırlanmış ve Ural'ı bekliyordu . Çetin'in gelmesiyle masaya bir tabak daha getirdi Nermin Hanım.

Evet , Nermin Hanım da Ural 'ın ülke dışında olmadığı zamanlarda ev işleriyle ilgilenen yardımcısıydı . Elleri marifet açısından oldukça başarılar kazanmaya layık bir kadındı. Ural 'ın bir dediğini iki etmeyen sayılı kadınlardandı .

"Yine döktürmüşsünüz Nermin Hanım."

Nermin Hanım gülümsemesiyle kısılan gözleri Çetin'e teşekkürlerini sundu . Fazla konuşmazdı , hatta gerekli olmadıkça hiç konuşmazdı . Bu da Ural Yamansoy için ideal yardımcıydı.

"Terim soğumasın , hemen duşa gireyim Çetin , geliyorum."

"Rahatına bak sen . Ben baya meşgul olacağım ."

diyerek Çetin kahvaltı sofrasına bakıyordu . Nermin Hanım , Çetin'in yanına gelerek sırtını sıvazladı .

"Çetin evladım bir hoşsun sende. İstediğin zaman gel , ben istediğini yaparım sana."

"Beni alıştırırsın bak hiç gitmem yanından Nermin Hanım."

Nermin Hanım sadece bu deli oğlana gülmekle yetinmişti . Çetin'de zaman kaybetmeden tırtıklamaya başlamıştı sofrayı . Fazla zaman kaybetmeden Ural aşağıya inmiş, beyaz gömleğinin üzerine taktığı bordo kravatı ve altına füme rengi pantolonu , siyah kemerininin birleşmesiyle ortaya çıkan görüntüyle Çetin'in bile aklını almayı başarmıştı.

"Vay be. Kızlar sende neler buluyor şimdilerde anlıyorum . Baya değiştin sen ."

Ural pek te oralı olmamıştı. Çetin'in her zaman ki zevzekliğiydi işte . Bu tür konuşmalara bayılırdı. Ural aheste bir şekilde masaya geçti. Kahvaltı tabağını bitirmek için ilk çatal hamlesini yaptı . Nermin Hanım 'da zaman kaybetmeden kahvesini servis etti. Kahvaltı seansı son bulmaya yakın Çetin neşeli olan bir yarısını bırakarak ciddileşti.

"Tüm gece ne yaptın allah aşkına Ural ? Uykusuz görünüyorsun."

Ural buruk gülümsemesiyle cevap verdi.Gözleri hâla kahvaltı tabağındaydı.

"Sanki çok uyuyabiliyormuşum gibi. "

Ural 'ın bunu söylerken ki hali buruktu. Hani siz ne kadar isterseniz bir şeyi ama bir türlü olmaz ya işte o misaldi onun ki. Belki de normale dönmek onun için daha dayanılmaz bile olabilirdi. Çetin ise çayından aldığı son yudumu boğazından zorlayarak geçirmişti.

"Bugün neden geldiğimi biliyorsun değil mi?"

Çetin bu soruyu dikkatlice tabağına odaklanan karşısındaki adama bakarak söyledi. Yüz ifadesini ,hareketlerini merak ediyordu . Nermin Hanım ise mutfakta elindeki bardağı sımsıkı tutmuştu. O an büyük bir sessizlik hakim oldu yemek masası dahil tüm eve. Ural ise hâla tabağında kalan son parçaları bitirmeye uğraşıyordu yada öyle yaptığını zannediyordu .Çatalını bırakarak boğazını temizledi. Kahvesinden son yudumunu aldı .

"Bugün ki toplantılarımı ayarladım ve onları sen yürüteceksin ."

Çetin hiç te bu cevaba şaşırmamıştı . Lafların üstünü kapatmada üstüne yoktu zaten Ural 'ın .

Çetin , Ural'ın bu tavrından rahatsız olsa da ona bir şey diyemiyordu . Onu anlıyordu . Hayır , hayır sadece anlamaya çalışıyordu o kadar . Ne olursa olsun onu anlayabilmesi için onun çektiklerini düşünmek bile başına dayanılmaz ağrılar sokuyordu, kalbini rahatsız ediyordu. Çünkü yaşananlar yada daha bilemedikleri hatırlayamadıkları herkesin kaldırabileceği şeyler değildi ki ; kimsede kaldıramazdı . Aynı Ural'ın kaldıramaması gibi. Bitkisel hayatta kalmış , sadece nefes alıp veren bir canlıya dönüşmesi gibiydi.

Ural masadan kalkıp askıda bulunan bej-bordo karışımı atkısını boynuna attı .Siyah diz bölgesine kadar gelmeyen ve sol üst bölgesinde iki adet beyaz cepken görünümlü ceketinide üzerine aldı . En son da kalan ise kahverengi deri eldivenleriydi. Tam onları giyecekken Çetin masadan kalkarak yanına geldi.

"Hadi ama havalar yavaş yavaş ısınıyor , eldivende neyin nesi . Vazgeç şu deri eldiven sevdasından."

Ural ise oralı olmayarak eldivenleri geçirmişti bile ellerine.

"Sen adam olmazsın Çetin . "

diyerek Çetin'in konuşacaklarını deyim yerindeyse ağzına geri tepeleyerek evden ayrıldı .

"Nermin Hanım , allah sana sabır versin inan bana bununla uğraşıyorsun ya cennetliksin benden söylemesi ."

Nermin Hanım elindeki bardağı Çetin'in kendisine söylenmesiyle ellerinden yavaşça tezgaha bıraktı . Hiçbir şey söyleyemedi. Çetin 'de cevap beklememişti zaten ve söylene söylene evden ayrıldı .

***

Ezra yine aynı uçurumun başında çaresizce dalgalara bakıyordu . Hava bugün yumuşak olmasına karşın burası esiyordu . Rüzgâr Ezra'nın saçlarını yalpayarak geçiyordu. Ne kadar uzun zamandır buraya geliyordu kim bilir ? Bir hafta, bir ay,bir yıl ,bir sene ... O da bırakmıştı artık saymayı . Hani sayılı gün geçer derler ya . Halt etmişler . Saydıkça nefesi kesiliyor insanın , hatta ölüyor günden güne farkında olmadan .

İşte saymayı bıraktığı bir günden sonra bulunduğu yerde heyecanlı bir bekleyiş sardı Ezra'yı . Arkadan gelen ayak sesi ile Ezra tüm düşüncelerinden hızlıca sıyrıldı kedini toparladı ve konuşmaya başladı . Sesi titrek ve gergindi.

"Evet . Bulduk demiştin . Şimdi genel olarak bana özetle şu durumu."

Arkasındaki adam geçen gün konuştuğu gizemli kişiydi. Bugün de koyu tonlara bürülüydü her zaman olduğu gibi ve kafasında şapkası vardı . Yüzü net belli olmuyordu sadece yanık izi dışında .Kafası yere eğik bir şekilde konuşmaya başladı .

"Annenin katilini buldum ancak sonuç pek beklediğin gibi değil . "

Ezra bir hışımla arkasına döndü . Bu aynı hem iyi hem de kötü haberin bir arada verilmesi gibiydi. İlk önce keşke ilk kötü haber mi yada iyi haber mi diye sorsaydı . Zaten sorsa ne olacaktı ? Mecbur her ikisini de duymak ve dinlemek zorundaydı . Seçim şansı yoktu . Hayat Ezra için seçenek sunmamışken sorularına seçenek sunarmıydı ?

"Bu da ne demek oluyor? Bir gün önce bana gösterdğin şey böyle demiyordu ama! Sen benimle dalga mı geçiyorsun."

Ezra öfkesine yenik bir şekilde düşüncesizce hareket ettiğinin farkında olmadan patlayıvermişti. Geçirdiği gecenin payı bunda fazlaydı .

Adam Ezra'nın kolunu sımsıkı tutarak yakınına çekti bir anda. Ezra'nın kolunu öyle sıkı tutmuştu ki etinde ezilmeler yaşanacağı kesindi .

"Bana sesini yükseltme ! Bu işte de ortak olduğumuzu aklından çıkarma . Adam akıllı dinle ."

"Tamam bırak canımı yakıyorsun!"

diyerek Ezra adamın ellerinden kurtulmaya çalışan bir yavru kuş gibi çırpınıyordu. Adam sert bir hamleyle itekleyerek Ezra'yı serbest bıraktı.

"Üzerinde olduğumuz iz üzerine ; hani şu senin karşı tarafın avukatı öldürülmüştü . O gece sende güya haberin yokmuş gibi davranarak herşeyi önceden izleyip sonra aralarına dalmıştın . İşte o adamların alakası yok olayla sadece tesadüf . 01.01.1993 'te gece yarısı öldürülen kişi .."

Adam daha sözünü tamamlayamadan yarıda kesmişti Ezra tüm cümlelerini .

"Evet biliyorum bunu . Bana bunu neden anlatıyorsun . Bilmediklerimi anlat bana."

"Kes sesini de beni dinle, dedim sana!"

Adam gerçekten oldukça korkutucuydu ve karşısındaki adam bu denli ciddiyse bu hiç te hayra alemet değildi . Bu Ezra'yı daha da meraklandırdı hatta korkuttu.Ezra susarak karşısında konuşacak adamın ağzından dökülenleri dikkatlice dinlemeye koyuldu.

"İşte senin annen o öldürülen avukat ."

Ezra donuk bir şekilde karşısındaki adama baktı . Şimdi o adamın ağzından çıkanlarda neydi öyle ? Şaka mıydı bu ? Saçmalık hatta saçmalığın dik alasıydı .Söylenenleri aklıda ,kalbide inkâr ediyordu . Olamazdı , hatta imkansızdı .

"Bir dakika ,bir dakika . Sen şimdi bana ne demek istiyorsun ? Yok hayır olamaz böyle bir şey . Tabiki de hayır olamaz."

Ezra ısrarla inkârına devam ediyordu .

"Saçmalama ! Benim annem , benim annem başkası olamaz ! "

Gözleri kırmızıya boyandı yine . Ağlamamak için kendini o kadar sıkı tutuyordu ki ; boşalmaya hazırdı gözyaşları . Adam ise insiyatifini bozmadan konuşmaya devam ediyordu. Kalpsizliğin vücut bulmuş haliydi.

"İster inan ister inanma . Gerçek bu! Sen Neyranların kızı değilsin ! Al kendi gözlerinle gör ! "

diyerek eline tutuşturduğu bir kaç kağıt parçasına baktı Ezra . Hayatında ilk defa görmemeyi diledi. Okumamayı diledi.

Ezra bağırmaya başladı , içten içeydi bağırmaları , feryatları . Dıştan duyulan içindeki hasarın az be azıydı . Hayata , geçmişe geleceğeydi bu sitem dolu içinin öfkesi . Yapanlara ,hayata , kendineydi yaptığı . Bunca zamandır neyi aramıştı ve sonucunda ne bulmuştu .Yıllarca annesinin ölümden bile daha kötü bir halde olmasına sebep olanları ,onunla yapmak isteyip yapamadıklarını , bu halde geçirdiği günlerin hesabını sormak istercesine yanıp tutuşan Ezra Neyran, nasıl da o ailenin kızı , o annenin evladı olmadığını bunca zamandır anlayamamıştı .

O zaman bir kardeşi yoktu , annesi babası sahteydi . Bu çok ağırdı . Bu sonucu hakedecek ne yapmış olabilirdi ki. Hayat neden tüm güzellikleri Ezra'dan mahrum bırakmıştı .

Ezra olduğu yere yığılıp dizlerinin üzerinde kalakaldı . Yanındaki adam ise sessiz adımlarla oradan uzaklaşmaya çalıştı . Ezra'nın büyük çığlığı arasına karışan bir kaç söz ise o çığlıkla birlikte o anlık yok oldu .

"Sen Ezra bile değilsin"

"Korkuydu belki de insanı en çaresiz kılan. Kıfayetsizdi kelimeler, aldığımız nefes,ağzımızdan çıkamayan cümleler. İçimizi kemirip bitiren bu korku daha da saracaktı kalbi . Kalp bu hisle yanıp tutuşurken ona eşlik edecek bir his daha davetsiz misafir olacaktı kalbe ? "
Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.