Mina liseye daha yeni başlamıştı. 9'un 8'den ne farkı olabilirdi ki? Zorbalık, cinayet, dedikodu, kavgalar ve psikolojik baskılar...
Mina okula gitti. Sınıfa baktığında kapıda "9/D" yazıyordu. Mina sınıfa girdi. Sıranın en önündeki çocuğa baktı. Çocuk uzun boyluydu. Şöyle bir baksanız 1.80 vardı. Mina gülümsedi. Sıralardaki insanlara bakıp içlerinde Kübra'yı aradı. Ama Kübra yoktu. Mina korkmaya başladı. Rastgele bir sıraya oturdu. Kapşonunu kapatıp kafasını sırasının üstüne koyup öndeki çocukla seneryolar kurdu. Aşık olmuştu. Saçmasapan hikayeler kurdu. O sıra Kübra Mina'nın yanına oturdu.
Kübra:
-Heyecanlı mısın Mina, ben hiç değilim. Şu tahtanın önündeki ile yolda karşılaştım. Sinirli bir tip.
Mina:
-Bunları nerden biliyorsun?
Kübra:
-Yanlışlıkta çarpıştık ve bana demediğini bırakmadı. Dövmesine az kala sen kesin beni özlediğini ve öldüğümü sandığın için koştum geldim.
Mina:
-Lan bende birşey sanmıştım ya
Hoca sınıfa daldı. Giren hoca İngilizce hocasıydı. Adı Yasemin'di
Yasemin Hoca:
-Çocuklar ben sizin sınıf öğretmeniniz
Yasemim Yıldız. Aynı zamanda okulda İngilizce öğretmeniyim.
Bir çocuk atladı.
-Hocam 9 olmuşuz öğretmen mi kaldı ya?
Yasemin Hoca:
-Peki yavrum. Kendinizi tanıtın. Haftaya derse başlayacağım. Sıradan başlayalım. En öndeki uzun boylu. Kendini tanıt.
Hoca Mina'nın aşık olduğu çocuktan başladı. Mina sevinmişti. Aşık olduğu çocuk hakkında bilgi alacaktı.
-Hocam ben Enes Korhan. 15 yaşındayım. Basketbolcu olacağım.Boyumu merak eden varsa 1.86'yım.
Mina'ya 12 kişiden sonra sıra gelecekti. Enes'in yanında bir çocuk daha vardı.
-Hocam ben Furkan Parlak, Enes'in 8. sınıftan arkadaşıyım. 14 yaşındayım. Büyüyünce yazar olacağım.
-Hocam ben Nisa Çiçek, 14 yaşındayım.Büyüyünce avukat olacağım.
-Hocam ben Buğra Aybeyaz, 15 yaşındayım. Büyüyünce bende sevgilimle beraber avukat olacağım.
-Ben Talha Özel, 15 yaşındayım. Polis olacağım
-Ben Ebrar Yıldırım, 15 yaşındayım. Hostes olacağım.
-Ben Melike Şahin, 14 yaşındayım. Manken olacağım.
-Ben Burak Delen, 14 yaşındayım. Pilot olacağım.
- Ben Hayal Güneş, 15 yaşındayım. Mimar olacağım.
-Ben Emir Polat, 15 yaşındayım. Futbolcu olacağım.
-Ben Miray Menekşe, 14 yaşındayım. Öğretmen olacağım.
-Ben Derin Kural, 14 yaşındayım. Makina mühendisi olacağım.
Sıra Mina'ya gelmişti.
-Ben Mina Yapıcı, 14 yaşındayım. Cerrah olacağım.
-Ben Kübra Aktaş, 14 yaşındayım. Moda tasarımcısı olacağım
-Ben Sinan Yürek, 15 yaşındayım.Eczane çalışanı olacağım.
-Ben Oğuz Türk, 14 yaşındayım. Gıda mühendisi olacağım.
-Ben Gökhan Şimşek, 14 yaşındayım. Oyuncu olacağım
-Ben Selen Gürbüz, 14 yaşındayım. Şarkıcı olacağım.
-Ben Erdem Özbek, 15 yaşındayım. Bende sevgilimle beraber şarkıcı olacağım.
-Ben Eylül Turan, 15 yaşındayım. Ziraat mühendisi olacağım
-Ben Alperen Çimen, 14 yaşındayım. Anaokul öğretmeni olacağım.
-Ben Cem Deniz, 14 yaşındayım. İngilizce öğretmeni olacağım.
-Ben Baran Alanç, 15 yaşındayım.Hemşire olacağım.
Herkes kendini tanıtmıştı.
-Çocuklar herkes kendini tanıtttığına göre ben 4. katta nöbetçiyim. Erken çıkıyorum. Zil çalıca çıkarsınız.
Yasemin Hoca sınıftan çıktı. Enes ile Mina bakışıyordu. Kübra araya girdi.
-Mina yavaş daha okulun ilk günü. Şimdiden mi?
-Çok yakışıklı değil mi?
-Ben ne diyorum sen ne diyorsun Mina.
Teneffüs çaldı. Mina ile Kübra çıkarken Enes aralarına girdi.
Enes:
-Eylül aramızdan çekilir misin?
Kübra:
-Adım Kübra?
-Her neyse artık. Gitsene sen.
Enes Kübra'yı itti. Kübra yere kapaklandı.
-Ahh, kafam!
-Ne yaptığını sanıyorsun be sen!
-Ö-özür dilerim. Ben sadece-
-Bilerek itince özür dilemene gerek yok!
Kübra ile Mina dışarı çıktı.
-Nasıldım?
-Ne nasıldım? Yoksa sen, ROL MÜ YAPTIN?!
-Ne sandın? Ama acımadı da değil. Kaslı baya bu çocuk. Çok fena itti.
-Off Kübra ben şimdi Enes'in gönlünü nasıl alacağım?
Enes gelip Mina'ya sarıldı.
Enes:
-Benim gönlüm zaten sana ait Mina. Benim sevgilim olur musun?
Mina mutluluktan ağlayacak duruma geldi.Ama şimdi kabul edemezdi. Daha okulun ilk günüydü.
Mina:
-Ş-şimdi olamaz Enes, daha okulun ilk günü, erken değil mi?
Enes:
-Peki güzelim,yeter ki sen benim ol, ne zaman istersen.
Kübra ağlayarak okulun içine girdi.
Koşarak tuvalete gitti.
-Kübra!!
-Sen koş. Ben sizi burada bekliyor olacağım.
Mina sınıfa koştu. Sınıfta sadece Miray vardı.Kapşonunu kafasına geçirmiş ağlıyordu.
-Miray sen misin?
-E-evet.
-Neden ağlıyorsun?
Miray burnunu çekti ve hemen gözlerini silip esneme numarası yaptı.
-Ne ağlaması ya, uyuyordum. Sabah heyecandan çok erken kalktım.
-Gözlerim neden doldu o zaman?
-Esnedim.
-Peki, Kübra'yı gördün mü?
-Kübra senin yanındaki kız mı? Sınıfa girdi ve beni görünce geri gitti. Ağlıyordu, nedenini biliyor musun?
-Boşver ,teşekkürler Miray!
Mina koşarak tuvalete gitti. Kübra'nın ağlama sesleri geliyordu.
-Kübra, iyi misin?
-MİNA DEFOL!!
-Kübra cevap ver!
-MİNA GİT DEDİM!
-Kübra?
-DEFOL DEDİM MİNA!!!
Mina üzgünce gitti. Tuvaletten çıkınca karşısında matematikçi Özlem Hoca'yı buldu.
Özlem Hoca:
-Yavrum öğretmenler zili çaldı sen ne yapıyorsun tuvalette!
Mina:
-B-ben...
Özlem Hoca:
-Sınıfına git!
Mina koşarak sınıfına gitti. Öğretmen yoktu. Herkes bir anda ayağa kalkınca arkasına baktı. Arkasında Özlem Hoca'yı gördü. Koşa koşa sırasına gitti.
Özlem Hoca:
-Ben yeni matematik öğretmeniniz Özlem Erol. Benim Dersim'de şamata yok! Düzgünce insan gibi dersimi işler çıkarım. Sonra ağlayan siz olursunuz!
Hoca oturun dedi. Herkes oturdu. Mina yanına baktı. Kübra yoktu.
Okul bitmişti. Enes okul çıkışı Mina'yı takip etti. Mina telefonla konuşuyordu.
Mina:
-Anne yoldayım geliyorum. Eksik bir şey var mı?
Hatice Teyze:
-Yok bitanem. Hadi eve gel.
Enes telefonu aldı.
Enes:
-Kaynanacım düğünde yarım altın beklerim, aslında tam altın da olur.
Mina sinirlenip telefonu aldı. Enes'e sert bir tokat attı. Sonra da arkasına bakmadan gitti
Enes:
-Ben bu kızı nasıl kendime çekiceğim ya!
Mina eve gitti.
Hatice Teyze:
-Sen sevgili mi yaptın!
Mina:
-Hayır, arkadaşım sana şaka yaptı ya.
Hatice Teyze:
-Peki?
Mina odasına girdi. Bilgisayarını açıp araştırma yapmaya başladı. Araştırma ne hakkındaydı, tabi ki Enes hakkında! Enes belli ünlüdür ama Mina'nın haberi yoktur. Olamaz mı? TABİ Kİ OLUR!
Mina araştırmada, aslında Enes'in sinir hastası olduğunu, babasının CEO, annesinin hakim olduğunu, birkaç şarkı çıkardığını öğrendi.
Mina şarkılardan birini dinlemeye karar verdi.
Mina:
-Oha! Enes ünlü müymüş! Bir sürü şarkısı var!
O an yeni bir video bilgilendirmesi geldi
"Sırılsıklam Aşık/Enes KORHAN" 48 SONRA YAYINDA!!!
Mina'ya ani bir şok geldi.Yeni şarkısı yarın yayına girecekti.
-Bana gönderme yaptıysa çok kötü olucak.
Bilirsiniz lise hayatı zordur. Lise ortaokul gibi değildir. Ergenlerle dolu. Sanki en zeki ve güzel kendileri. Yani kimin hayatında yok ki. Mina'nın var mı sizce? Tabi var!
O da Ebrar ile Melike'ydi. En azından Melike Ebrar'ın zoruyla öyleydi. Yoksa Melike Mina gibiydi. Ebrar Melike'de öyle derin izler bırakmıştı ki, Melike bunu yüzünde taşıyordu. Bir gözü yoktu. Bunu Ebrar yapmıştı. Merakından dolayı o upuzun iğrenç tırnaklarıyla zavallı Melike'nin gözünü çıkarmıştı. Birde bunu gururla söylüyordu.Bunu size ilerde olacaklar için söylüyorum.
Yarın oldu. Mina koşa koşa evden çıktı. Okula vardı. Ama Kübra'yı göremedi.Merdivenlerden çıkıyordu. Tabi merdivenler çok uzun.25-30 basamak vardır. Mina merdivenlerde Kübra'yı gördü. Kübra Mina'ya omuz attı.
-Kübra ne oluyo? Ben bir şey yapmadım ne bu trip?
-SEN 1 GÜNDÜR TANIDIĞIN ÇOCUĞU 9 SENEDİR TANIDIĞIN KIZDAN DAHA ÇOK SEVİYORSAN BİR ŞEY YAPMIŞ OLUYORSUN!
-Ben bir şey yapmadım!
-Yaptın!
-YAPMADIM!
-YAPTIN HATTA HECELEYİM YAP-TIN!
-YAP-MA-DIM
Kübra Mina'yı itti. Böylece kavga başlamış oldu. Mina Kübra'nın saçını çekiyor Kübra ordan tekme yumruk dalıyordu. Eylül merdivenlerden inerken kavgayı gördü. Ayırmaya çalıştı.
-Durum yapmayın!
-EYLÜL SEN KARIŞMA!
-MİNA BIRAK KÜBRA'NIN SAÇINI! KÜBRA SENDE BIRAK MİNA'NIN OMZUNU!
Kübra Eylül'ü itti. Eylül upuzun merdivenden yere çakıldı.
-E-eylül?
-KÜBRA NE YAPTIN??
-Ö-öldü mü?
Merdivenden indiler. Eylül kanlar içindeydi.
-AMBULANS ÇAĞIRIN!
Ambulans çağırdılar. Acil müdahale yapıldı. Eylül hastaneye kaldırılırken Kübra gözaltına alındı.
Eylül'ün yüzü tanınmaz haldeydi. Yüzü gözü kan içindeydi. Ameliyata alındı.
Kübra ise sorguya çekildi.
-Nasıl oldu?
-Arkadaşımla kavga ediyorduk, Eylül araya girdi. Ona çekilmesini ve karışmamasını söyledim, dinlemedi. Onu ittim ve düştü. Ama bilerek yapmadım!
-Neden kavga ettiniz peki?
-Ben arkadaşımın 9 yıllık dostuyum. Ama o beni 1 gündür tanıdığı erkekten daha çok seviyor.
-Bunun için mi? AHAHAHAHHAHA! Bu çocuklar beni delirtiyor!
Kübra polise tokat attı.
- You are a vile piece of shit!(Sen aşağılık bir pisliksin!)
-Nece konuşuyor bu çocuk? Hiçbir şey anlamadım?
- You never deserved to be a police officer! You're an idiot who makes fun of people's feelings!(Sen polis olmayı hiçbir zaman hak etmedin! İnsanların duygularıyla dalga geçen bir salağın tekisin sen!)
-Yeter be! Eylül müdür nedir uyanırsa seni hakim karşısına çıkarıcağız!
-Ha ha ha çok umrumdaydı da?
-Çık odadan, ÇIK!
Kübra hava atarak odadan çıktı.Egolu birisi değildir aslında. Ama burada hava atmasa olmazdı.
Gelelim biz Mina'ya. Bu olayın sorumluluğunu üstünden atamadı.
-Ben ne yapacağım? Ya benide tutuklarlarsa? Ben hapiste yapamam! Daha okulun ilk gününde adımı kirliye çıkaramam!
Düşünün. Okulun ilk gününde askalsın cinayet işliyordunuz. Adınız okulda kirliye çıkıyor. Bu sizce güzel bir his mi?
Aradan. 2-3 hafta geçti. Mina okula gitti. Kübra yoktu. Enes yanına geldi. Mina Enes'e sarıldı. Gözleri doldu.
-Ne oldu güzelim?
-ENES BEN CİNAYETE KARIŞTIM!
-NE!!! NASIL, KİMİ ÖLDÜRDÜN!! MİNA NELER OLUYOR!!!
Mina hıçkıra hıçkıra ağlıyordu
-Mina bana olayı sakince anlat.
-Kübra ile kavga ettik. Kübra Eylül'ü itti. Eylül komalık oldu...
-Oha! Okulun ilk gününden mi??
Mina konuşmadan sadece sarıldı, ağladı, ağladı, ağladı. Enes'te ona sessizce sarıldı. Sonra Enes Mina'yı çenesinden tutarak kafadını hafifçe kaldırdı.
-Yeşil gözler mi? Cazibene kapıldım bile!
Mina güldü.
-Seninde mavi gözlerin, beni içine çekiyor...
-Ne sandın? Eee?
-Ne eee Enes?
-Kübra nerede?
-Kübra gözaltında, Eylül'ü Kübra bu hale getirdi.
Mina bunu derken arkasına baktı. Arkasında bir kız vardı. Çok kötü bir haldeydi. Mina yanına gitti.
-Selam?
-Selam Mina...
Ama bu ses çok tanıdık değil miydi? Yoksa o, EYLÜL MÜ!!!
-EYLÜL, SEN MİSİN!!
-Evet...
-B-bu halin ne?
-Yüz üstü düştüğüm için... Boynum, burnum,el bileğim... Kırık işte.
-Eylül çok özür dilerim. Hem kendi adıma, hem de Kübra adına...
-Sorun değil Mina. Nede olsa sen bunu bilerek yapmadın. Değil mi?
-Affettiği ne sevindim Eylül. Sen hep mi böyle olacaksın?
-Çok uzun süre... Neyse ben sınıfa gideyim. Ders başlıyor.
Eylül Mina'dan kaçmak için böyle yapmıştı. Yoksa daha dersin başlamasına yarım saat vardı.
-Bir saniye Mina, ya Ebrar ile Melike Eylül'e...
-OLAMAZ!!!
-KOŞ MİNA!!!
Sınıfa koştular. Eylül yerde, Ebrar kahkalarla gülüyor, Melike'yi de gülmeye zorluyordu.
-Ebrar sen ne yaptın!
-Hiç küçük aşık.
-Ebrar, küçük aşık derken? Mina'ya ne demek istiyorsun?
-Aaaa, Enes bilmiyor musun? Okulun ilk günü sen Furkan'la teneffüste çıkarken sana nasıl baktığını görmedin mi?
-Ebrar, kes sesini...
-Kesmez sen ne olurmuş Mina? Yoksa gelip Enes bana kızar mı? Off çok korkuyorum ama! AHAHAHAHAHA! Küçük aşıklar!
Furkan gelip Ebrar'ın arkasından sert bir tekme attı.
-Bu olur. Kankama ve sevdiği kıza karışırsan bu olur!
Selen yere kapaklandı. Herkes kahkahalara boğuldu. Selen ise o sinirle kalkıp Furkan'ın üstüne yürüdü.
-Sen ne yaptığını sanıyorsun Furkan! Sana neler yapabileceğimi bilmiyorsun!
Furkan ise sakin ve rahattı. Çünkü tekvando biliyordu. Ama bunu Enes dışında kimse bilmiyordu. Furkan formasını çıkardı. Altında tekvando kıyafeti ve kırmızı kuşağı vardı. Siyah kuşak olmasına çok az kalmıştı. Ebrar'ın ağzı kulaklarına vardı.
-Ne yapacakmışsın bakalım. Göster.
-Eeee, ben gideyim. Çok tuvaletim geldi.
Enes kapıyı kapattı.
-Yaa tatlım nereye gidiyorsun? Daha yolun başındasın sen.
-Enes çık önümden! Zaten sırık kadarsın, geçemiyorum!
Mina o ara Eylül'ü kaldırıp sınıftan Eylül'ü uzaklaştırdı.
Furkan ise bağırdı.
-Herkes çıksın dışarı! ÇIKIN!
Herkes Furkan'ın zoruyla dışarı çıktı.
Furkan Ebrar'a ne yaptı bilinmiyordu ama teneffüs sonunda Ebar ağzı burnu kan içinde sınıftan çıkmıştı.
-Furkan sen Ebrar'a ne yaptın?
-Hak ettiğini yaptım valla, ama bencede biraz abarttım. İnşallah disiplinlik olmam.
-Enes, sen benim için "Sevdiğim kız" mı dedin?
-Eee, evet?
Enes utanmıştı. Mina da utanmıştı. Yüzlerinden belliydi. Avuç içi terlemeleri, bir türlü olmayan göz teması, kalp çarpıntısı, nefes darlığı. Bu duygu nedir? TABİ Kİ DE AŞK!!
Yine sıradan olmayan bir okul günü sona ermişti.Okul çıkışı Eylül ve Kübra'nın davası vardı. Beraber gittiler.
-Delilleri inceledik. Önce kamera kaydı hakkında konuşayım. Kübra Hanım ve biris kavga ederken Eylül Hanım araya giriyor doğru mu?
-Evet.
-Evet.
-Sonra Kübra Hanım "Geri çekil, sen karışma" düşüncesiyle Eylül Hanım'ı itiyor ve Eylül Hanım yere düşerek 2 hafta komada kalıyor bu doğru mu?
-Evet, ama bilerek yapmadım. O anki düşüncem Eylül'ü öldürmek değildi, sadece geri çekil düşüncesiyle onu ittim. Düşüceğini düşünmemiştim.
-Haklıdır Hakim Bey. Beni bilerek itmediğinden eminim.
-Peki, şimdi şahitler üzerine konuşacağım. Toplam 3 şahidimiz var. Kübra Hanım'ın arkadaşı, temizlikçi ve bir öğrenci. Kübra Hanım'ın arkadaşı, Kübra Hanım'ın hiçbir suçunun olmadığını, yanlışlıkla ittiğini yani Kübra Hanım'ı masum olduğunu söylüyor. Temizlikçi, sadece Eylül Hanım'ın düşüş anını gördüğü için Kübra Hanım'ı suçlu buluyor. Öğrenci ise uzaktan kavgayı izlediğini, Kübra Hanım'ın öldürme düşüncesiyle itmediğini söylüyor. Yani Kübra Hanım'ı masum buluyor. Peki siz Eylül Hanım, Kübra Hanım'ı suçlu mu masum mu buluyorsunuz, niçin?
-Ben masum buluyorum, çünkü beni öldürme düşüncesiyle itmediği açıkça belliydi.
-Karar verildi. Kübra Hanım yanlışlıkla itmesine rağmen 2 hafta boyunca hapis cezadı alıcak. Davanın kazananı Eylül Hanım.
Kübra hapis cezası almıştı. Ama o alışık değildi ki...