İçeriğe geç

Kayıp duygular

Bölüm 8 · 9 dk okuma

Kayıp duygular

Bölüm 8

7. Bölüm

Adam şaşkındı...

Karşısında kendisine kafa tutan kadın dizgimlemeye çalıştığı iradesini kırıyordu. Hemde bunu gereksizce savurduğu küfürler ve hırçın tavırlarıyla yapıyordu.

Bir müddet karşısında durduğu kadına baktı...

Birkaç adım yaklaşıp neredeyse dibine girdi.

Sessizliğin hakim olduğu oda da sesler duymaya başladı adam...

Sesli soluk alıp vermeler... Neredeyse haykırışlar...

Sandalyede çaresiz görünen afetin, zevk çığlıklarını duymak garipmiydi?

Hayır değildi.

Serhat Karacihan gibi hükmetmeyi seven bir erkek için, elleri bağlanmış savunmasız bir kadın ağır tahrik sebebiydi.

Beyni de çoktan ahlaksız düşüneler alemine dalmıştı.

Gözleri kadının zarif gerdanına takılıp oradan bembeyaz göğüslerin arasına kaydı.

Sabredecek gücü kendisinde bulamadı.

Önce kadının üzerindeki fazlalıklardan kurtuldu.

Tüm kıyafetler fazlalıktı onun için.

Karşısındaki ateş parçasını bağlı olduğu sandalyede geriye doğru bastırdı.

Kadının heyecanla soluk alıp vermesi üzerine kendini kaybedip kadının hafif aralı bacaklarını elleri ile sertçe iterek dahada açtı. Manzaranın enfesliği karşısında kendisini kaybedip ne zaman soyunduğunun bile düşünmeden taşlaşmış erkekliğini kadının derinlerine gömdü... Kadının canı yanıyormu diye hiç düşünmeden, içindeki havani dürtülerle kadına sahip olurken sadece kendisinin alacağı haz önemliydi. O yatakta bencil adamın tekiydi.

Adam hala sandalyede bağlı ve kıyafetleri üzerinde olan kadına uykudan uyanmış gibi baktı... Sadece düşünmek bile, her zaman kontrollü davranan bu adamı zorlamış olamazdı değilmi?...

Yinede zihninde oluşturduğu görüntü dehşet vericiydi. Tekrar düşünmek istemiyordu. Biliyord ki daha fazla düşünürse odadakileri dışarı çıkartır bu kadını saatlerce becerirdi...

Kadının gözlerine odaklandığında bir an... Sadece bir an kadınında kendisiyle aynı durumda olduğunu düşündü. Neden sonra bu düşüncenin, kadının gözlerindeki sis perdesini görmesiyle kendi hayal dünyasına ait olduğuna inandı.

Kadının verdiği titrek ve şehvet dolu nefesin yoğunluğunu, kendi kalp atışlarının hızlılığı ile fark edememişti. Gözleri tekrar kesiştiğinde kadının irislerine daha dikkatli baktı. Kadının umursamaz hali ve çirkefleşip dırdıra başlamasıyla deliye döndü adam. Ceza olarak o dudaklara eziyet etmeyi düşündü... Belki dudaklarıyla... Belki dişleriyle... Belkide... Ah bunu sonra düşünmelidi.

Kadına güzelim dediği an bunun sadece dil sürşmesi olarak nitelendirilmiş olabileceğini düşünmedi.

Serhat Karacihan kesinlike öylesine konuşmazdı. Bu kadın gerçekten güzeldi...

Belki gereksizce ufak bir olayı büyütmüş gibi görüne bilirdi lakin beklediği özür kadın kendisine hakaret ettiği için değil, kendisini bu denli zorladığı içindi. Ulu orta bir sokakta bedenini uyarmıştı.

Olacak şeymiydi yani.

Belki günlerdir yaşadığı aşırı stresde bunda etkili olmuş olabilirdi...

Kendisine öküz diyecek kadar haddini aşan cürretkar dişinin, haddini bildirip gözünü korkutmalıydı. Ceketini yana kaydırdı, sık kullanmasada yanından ayırmadığı silahını çıkartıp kadının alnına nişan aldı. Şimdiye kadar hiçbir kadına silah doğrultmamıştı. Gerçi bir erkeğe bile birkaç defa doğrultmuştu. Hepsininde gözlerinde korku dolu bakışlara şahit olmuş ve bundan keyif bile almıştı. Tabi adam öldürecek kadar gözünü karartıp canileşmemişti. Yinede öldürmediği adamları, ölmeyi ister hale getirdiği olmuştu.

Suan yaptığına kendisi bile anlam veremiyordu...

Silahın namlusuna bakarken gözleri irileşen kadının korkmuş! halinden haz alan adam neredeyse gülecekti ki... Kadın adamı bozguna uğratarak silahı hakkında arkadaşına bilgi vermeye başladı.

Bu kadın şakamı yapıyordu?

Adam kadına şaşkınlığını belli etmek için çaba göstermesine gerek olmadığını, kadının gözlerindeki pırıltılarla silahına bakmasından anladı. Hiçbir kadın silaha bu denli düşkün olamazdı. Öyleki silahı tutan adamı görmüyordu.

Arkadaşı ile konuşmaya başlayıp, kendisini ve arkadaşları sanki hiç yokmuş gibi davranan kadın ya manyaktı ya da şakayapıyordu.

'Belkide ölüm korkusundan ne dediğini bilmiyordur' diye düşünmeden edemedi genç adam. Öyle olsa bu kadar şeyi nereden bilecek ti ki?

Hah aklından ne geçiyordu sahi? Kadın silahından korkacakmıydı? Yalvaracakmıydı? Daha ilk dakikadaki hareketlerinden bu hatunun bunları yapmayacağını anlaması gerekmezmiydi?

Bu kadın farklıdı.

Tanıdığı diğer kadınlardan çok farklı...

Dikkatinden kaçmayan ayrıntı ise kadının arkadaşı Ercüment ile olan bağlılığıydı. İkilinin didişmelerini izlemeye dalmış ve aralarındaki kuvvetli bağı farketmişti ki, dişi şeytan yine kendisine carlamaya başladı,

"Ne bakıyorsunuz öyle! Ayımı oynuyor kardeşim!" diyen hatuna,

"Kardeş deme lazım olur güzelim." demek istesede sessiz kalmayı tercih etti. Kadının ölümle ilgili sözlerine sinirlenmeden edememişti hele ki kendisine manyak, psikopat demesine amlam dahi veremiyordu. Kabul Serhat Karacihan hiçbir zaman uysal bir erkek olmamıştı ama bir kadına asla zarar vermezdi. Tabi yatak haricinde. Orada kendi kontrolü değil içindeki vahşi erkeğin hükmü sürüyordu.

"Korkusuz halin..."

"...etkileyici."

Adam kadının cesareti ve korkusuzluğu ile etkilenip düşüncelerini sesli dile getirirken sesini normal tonda tutmakta zorlandı.. Bu korkusuz kadınla neler yapabilirim diye düşünmeden edemedi...

Haz dolu geceler yaşayabileceği kadar cesur olabilirmiydi?...

Ya da en sakin gecelerini ateşe çevirecek kadar korkusuz...

Peki olmadık yerde tutkuyu tattırabilirmiydi? Diye düşünürken gülümsemek istedi.

Bu kadın zaten neredeyse iki saat içerisinde, iki kez alevlendirmişti adamı. Sokak ortasında onca insanın arasında gelip erkekliğinin üzerine yerleştirivermişti sivri kalçasını.

Ya kendisine kelepçe taktıktan sonra? Sadece bakışarak bile adamın içinde yangınlar çıkartmıştı.

Aslında, adam farkında olmasada o alevde ikisi birden yanmışlardı.

İkiside tutuşmuş, kavrulmuşlardı.

'Eğer hiçbirşey yapmadan bu hale geliyorsam' diye düşündü genç adam... Kesinlikle fazlası olsa en yoğun tatmini yaşayabilirdi. Yaptığı beyin muhasebesinde elinde olmadan kararlar almaya başlamıştı.

Düşüncelerini bölen telefon sesine lanet ederek gözlerini sıkıca yumdu.

"Onur kapat şu lanet telefonu!" diye kükrerken, kadının arkadaşı ile arasındaki endişeli bakışmalarda dikkatinden kaçmamıştı.

Onur "baksan iyi olur." dediğinde istemedende olsa sesi dahada sert çıkmıştı "siktiğimin tekefonunu kapatmak bu kadarmı zor Onur!" dediklerini idrak eden beyni, düşüncelerinden hiç pişman olmamıştı. Keza bunu yapacaktı zaten.

Kadının arkadaşı ile konuşmaları kulaklarını doldurduğunda sakinleştiğini farketti.

Kadın yine durmayıp olağanca asiliğiyle -ki bu kez haklı olduğu su götürmez bir gerçekti- konuşup sözlerine dikkat etmesi gerektiği konusunda uyardığında gülümsemeden edemedi. Heleki ciddi olduğunu düşünerek gözlerini kısması yok mu?

Genç adam dahada keyiflenirken Onur'un araya girmesine bozulsada artık çokta sinirli olmadığı için üzerinde durmadı.

Telefon ekranında beliren Canan Karacihan ismine bir süre anlamsızca bakakaldı. Burada neler dönüyordu böyle.

Kuzeninin ismi neden bu kadının telefonunda kayıtlıydı?

Arkadaş olduğunu öğrendikten sonra şaşırmadan edememişti.

Canan'ın herzaman farklı bir yönü olmuştu. Ailesi herne kadar ortak otel zincirlerinin bir halkası olarak kendilerine ait oteli yönetmesini istesede o inatla psikolog olmak için diretmişti. Olmuştuda...

Şimdi ise arkadaşları olduğunu iddia eden bu insanlar(!) çıkmıştı, genç adam için olay giderek garipleşiyordu.

Konuşmalarına izin vererek birşeyler öğrenebileceğini düşündü. Kadının neden kendisine şart koştuğunu bilmesede, Canan'ın kendisinden birşeyler gizlediği gibi ufak bir tahmin yürüttü sadece.

Cevap bekleyen kadını, kafası ile onaylamakla yetindi.

Rıfat kendine bir sandallye çekip kadının karşısına oturunca telefonu uzattı. Telefon açılır açılmaz carlamaya başlayan kuzeni gülümsemesine neden oldu. Her ne kadar atışsalar da kuzeni Serhat, için değerliydi. Olgun davranışları olan kuzenini bazen sıkıcı olabilen ablasından daha çok sevdiği aşikardı.

Konuşmaya devam eden kadın genç adamı neşelendiriyordu. Canan'ın neden bu kadar paniklediğine bir anlam verememişti. O her zaman dakikti bunu biliyordu, yinede bu ikilinin polise yakalanmasından korkacağı birşey olamazdı, ne yapmış olabilirlerdi ki. Genç adam her zaman kanuna uygun hareket etsede bazan usulsüz şeyler yapabiliyordu. Yinede Canan kanuna asla karşı gelmez ve kesinlikle suç işlemezdi.

Tabi bu sadece Serhat'ın düşüncesiydi.

Genç adamın gözleri sürekli olarak kadının iri göğüslerine ve sütun gibi bacaklarına odaklanırken telefonda konuşulanlara zorlukla konsantre oluyordu.

Canan'ın 'yinede çok korkuyorum kızlar." demesi adamın içindeki merakı arttırmıştı.

Paylaşılan videonun içeriği neydi?

Canan neden korkuyordu?

Ne bok yemişlerdi de polisten korkuyorlardı?

Aklında sorular beliren adam

İlay'ın neredeyse bağırarak

'Canan sen geri zekalımısın canım! Adam seni seviyorum diyerek kandırıp evlenmiş, tek bir imza ile üzerindeki tüm mal varlığını kendi üzerine geçirmiş! Arkadaşını senin de bulunduğun bir hastanede bir güzel düzmüş!

Sen hala beni seviyor diyorsun!' demesi üzerine sinirden deliye dönmüştü.

O adi piçin kuzenini üzeceğini en başından biliyordu.

Konuşmalar sürerken adam, kadının tam bir şeytan olduğuna kanaat getirdi.

Konuşmalardan birleştirdiği kadarıyla ortada ince hazırlanmış bir plan vardı. Riskli ve şahane diye düşündü genç adam. Tam dişi şeytana göre bir plandı, ince düşünülmüştü.

Tabi Levent piçini bu kadarla bırakamazdı.

O kuzenini üzmenin birde üzerine dolandırmanın bedelini ödeyecekti. Hemde bunu, Serhat kendi yöntemleriyle yapacaktı.

İlay'ın uyku ve kahve sorununu öğrenince nasıl arkadaş olduklarına dair fikirlerde belirdi. Kontrolünü kaybetmeyip gülmeden konuşmalarını dinlemek gerçekten zor olmuştu. Günlerdir yoğun iş temposunun ve sürekli girdiği sıkıcı toplantıların gerginliğini omuzlarından alınmış gibi rahat hissediyordu kendini.

Bu asabi adam kendini tutmasa kahkahalarla gülebilirdi...

Canan'ın kendisine öküz demesine bozulsada, İlay'ı kendisine benzemesi hoşuna gittiğinden fazla üzerinde durmadı.

Kendiside 28 yaşına kadar gerçekten aşık oldum diyememişti.

Ufak kalp çarpıntıları aşk gibi üst duygularla karıştırılmamalıydı.

Kaldıki aşk biten bir duygu değildi.

Gerçek aşk asla bitmez, sınır, zaman, mekan tanımazdı.

Serhat aşkın varlığına inanan ve aşık olmak istemeyen bir erkekti.

Ve İlay'da kendisiyle benzer düşünceleri paylaşıyordu aşk konusunda.

İlay 'ında öküz ve manyak demesi, kadına ceza verme isteğini kamçılamıştı. Bu hatun kendisine nasıl manyak diyebiliyordu!

Ah Canan kim bilir neler anlatmıştı!

İlay ve Ercüment sözlerini tutup hiçbirşey söylemeden telefon konuşmasını bitirdiğinde ne yapması gerektiğini düşünen genç adam İlay'ın carlamasıyla kendine geldi.

Sakin olan kadını birazcık hırçınlaşması için teşvik edip kapıya doğru yönelmişti ki kadın dilini tutamayıp kendisine küfür edince istediği olmuş çocuklar gibi sevindi adam. Neden kadının kendisine karşı gelmesini bu kadar sevmişti? Heleki kadın kendisine küfür ettiği halde hiç sinirlenmemişti. Sinirli görünmesine rağmen.

Aradığı fırsat ayağına gelmiş gibi kadına iyice sokuldu.

Kadın tepki göstermeyince nefesini kadının yüzüne üfledi. 'Bir daha söyle.' dedi sesini sert tutmakta zorlanarak.

Kadının yavaş yavaş inip kalkan göğsüne inat kelimeleri toparlayamayışı adamın içinde ufak bir umut yeşertti.

Eğer etkilenmemiş olsaydı bu kadar heyecanlanıp konuşamaz hale gelmezdi, değilmi(?), diye düşündü.

İçtenlikle gülümseyip 'bende öyledüşünmüşüm.' dedi sadece.

Odadan çıkıp birkaç kapı ilerideki odaya girdi, motördeki görüntüleri sesini açarak izlemeye başladı.

Kadın konuşması ve tavırlarıyla adamı adeta büyülüyordu. Her ne kadar 'bu öküzden etkileneceğime gider Hindistandaki öküzlerden etkilenirim' desede adam kadının yalan söylediğine inanmak istiyordu. Kadının kendisinden etkikenmiş olmasını istiyordu. İçindeki şehveti öğrenmek için ufak bir kıvılcım yetecekti.

"Canan gibi sıkıcı böceğin böyle ateşli arkadaşları varmıymış?" diyen Onur'a,

"O kadından uzak dur Onur!" dedi sesinin gereğinden fazla sert çıktığının farkında olmadan.

"Anlaşılan yeni oyuncağına karar verdin?" deyip soran gözlerle bakan Onur cevap almayacağını farkedince sessiz kalmayı tercih etti.

Onur biliyordu ki arkadaşı kadınlarla duygusal bağlar kurmakla uğraşmazdı. O güzel kadınlarla ilgilenirdi. Ve tercihleri arasında ilk sırada her zaman esmerler olurdu. Bu rusa benzeyen kadınla en fazla bir ay ilgilenir diye düşünmeden edemedi.

"Onur, bana bu kadının kim olduğunu, Canan ile arkadaşlığının ne zaman başladığını, çevirdikleri dolapları her şeyi en ince ayrıntısına kadar öğren." derken gözlerini bir an olsun monitörden ayırmıyordu.

Konuşmaları ilgisini çekerken, kadının sadist ruhundan etkilenmemesi mümkün değildi.

"Biraz zaman alır ama hallederiz." dedi Onur ciddiyetle.

(O Levent itiylede bu akşam görüşelim bakalım." dedi dişlerinin arasından.

Monitördeki görüntüyü bir süre gülümseyerek izledikten sonra ayağa kalkan kadına şok olmuş gözlerle baktı. Baktılar...

"Hassiktir. Dostum bu kadın manyak." diyen Onur'a cevap vermeden üzerindeki şaşkınlıktan kurtulup, kuzey cephesini bekleyen adamını aradı. Telefon açılır açılmaz,

"İçerideki kadın birazdan pencereden çıkacak, sakın arkanı dönme. Peşine düşeceksin ve nereye gidiyor evini barkını öğreneceksin. Kendini belli etme bedelini ağır ödersin." dedikten sonra karşıdaki adamın cevap vermesini beklemeden telefonu kapattı.

Pencereye tırmanan kadına sırıtarak baktı...

Kesinlikle bu kadın şeytanın ta kendisiydi ve Serhat Karacihan meleklerden hoşlanmazdı. O şeytanla dans etmekten hoşlanır, güçlü ruhu olan kadınlara sahip olmak isterdi. Şu ana kadar sadece kendisinin gücü için yanında olan kadınlara rastlamıştı ya neyse...

Bu kadınla vakit geçirmek keyifli olacaktı.

Bu şeytan afet benim olmalı...

Ve olacak...

Her zerresi benim için alevlenip benim için tutuşacak...

Bedeni yalınızca bana itaat edecek...

Diye düşündü genç adam. Kararlıydı, bu kadını yatağına alacaktı...

İster zorlukla ister güzellikle...

Lavekar...

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.