💙💙💙
Yatakta bir oyana, bir buyana dönüp üzerimdeki çarşafla iç içe geçmiştim. Yine herzamanki gibi beşer dakikalık kısa uykularımla kendimi hiç dinlenmiş hissetmiyordum.
Saat ise 5:58 di. Bu kadarlık uyku bana yeterdi nitekim tekrar uyumayı denesemde başarısız olacağımın bilincindeydim.
Beş dakika uyuyup hiçbir neden yokken uyanıyordum ve tekrar uyumam uzun sürüyordu.
Birde karga bokunu yemeden uyanıyordum!
Neden bende sabahları iğrenç alarm sesiyle uyandım gibi isyanlar edemiyordum ki?
Gün boyunca uyuklamaksa en nefret ettiğim kısımdı.
Erken kalkmanın verdiği kaybetmişlikle -evet bence kaybetmişlik oluyor- yatağımdan kalktım.
Üzerimdeki geceliğikten kurtulup banyoya girdim.
Ilık duşumun ardından siyah dantelli iç çamaşırımı, siyah jeans pantolonumu ve kırmızı salaş bluzumu giydim.
Odamdan çıkıp şifonyerdeki kırmızı taşlı anahtarlık ve asılı duran zımbalı deri ceket Ercüment'in evde olduğunu gösteriyordu.
Mutfağa geçip mükellef kahvaltımızı hazırladım.
Son olarakta kahvaltımızın prensi torku banada sofrada yerini aldığında Ercü'mü uyandırma vakti gelmişti.
En zor olanda buydu be.
Koridoirda ilerleyip kırmızı kapının kolunu indirdim. Evet kapı kırmızıydı. Ercü'nün odasında yatak, duvarlar, çerçeveler, hatta pencere pervazları bile kırmızı renkteydi.
Odaya renk katan tekşey yatağın karşısındaki siyah beyaz tabloydu.
Bana göre anlamsız olsada Ecü bu tabloya bayılıyordu. Yan yana amuda kalkan üç çıplak erkek resmi Ercü için vazgeçilmezdi.
Özellikle ortadakinin poposunu sexy bulurdu.
Komodininin üzerinde unuttuğu kırmızı tüylü aşk oyuncağına iğrenerek baktım. Yüzümü buruşturarak aldım ve diğerlerinin olduğu çekmeceye tıkıştırdım.
Karşıdaysa kitap arşivini aratmayan,
baş rollerinde hep kendisinin olduğu porno DVD koleksiyonu vardı. Sürekli izlemem konusunda ısrar etsede izlemediğim bir koleksiyondu.
Yorucu ve zevk dolu bir gece geçirdiğini tahmim edebiliyordum.
Üzeri beline kadar açılmış leopar desenli baxırı ortadaydı.
Boynundan göğsüne uzanan değişik şekildeki dövmesi, yeşile çalan gözleri, uzun zamandır spor yapmasından mütevellit oluşan şahane vücüt yapısıyla her her gittiğimiz ortamda kızların yoğun ilgisine maruz kalsada O, daha çok erkeklerin ilgisini seviyordu.
Ercü'nün cinsel tercihi erkeklerden yanaydı!
Miğde bulandırıcı gibi görünsede beni rahatsız etmiyordu. Aksine kız kardeşimmiş hissi uyandırıyordu.
Çirkef kız kardeş!
Sempatikliği, inatçılığı ve çekiciliği aynı bünyede barındırıyordu.
Herneyse. Bazen isanları olduğu gibi kabul etmemiz gerekir ve ben Ercü'yü çirkef haliylede seviyordum.
Yatağın kenarına oturup omuzunu hafif itekledim.
"Ercü uyan."dedim. Hiç tepi vermedi.
"Ercü'm kahvaltı hazır. Hem kahvede yaptım canımcımm." dedim. Bu kezde yorgana daha sıkı sarıldı.
Güzellikle uyanmayacağını anladığımda yatağa çıkıp zıplayarak
"Ercü! Uyaaaann! Sabah olduuuu!" diye bağırmaya başladım. Bu gün izinliydim ve günümü dolu dolu geçirmek idtiyordum.
Hem ben uyuyamazken Ercü'nünde uyumaması gerekirdi!
Uyanır uyanmaz yönlendirdiği bu sikici bakışlarını hiç sevmedim doğrusu. Kaşlarını çatmış ellerini şakaklarına getirmiş ovalıyordu. Allah'tan siniri saman alevi gibidir.
"İlay uykumu siktin ya!" derken bende çizmeli kedi bakışlarımı yüzüme yerleştirdim.
"Ama kahvaltı hazırlamıştım. Senin için." dedim.
"Mmm kahvaltı diyosuun." dedi sakince.
"En mükemmelinden hemde."
"Psikolog randevun ne zaman?" dediğinde gözlerimi devirdim. Ben psikoloğa gitmek istemiyordumki canım. Delimiyim ben!
"Off 13:30 yani öğlene kadar alış-veriş yapabiliriiz." dedim.
Mutfağa ilerleyip masaya kurulduk. Afiyetle karnımızı doyurduktan sonra orta şekerli sabah kahvelerimizi yapıp mutfakmasasına fincanları bıraktım.
Kahvemden bir yudum aldığımda bedenimin gevşediğini hissetmiştim.
"Ay inanamazsın dün Ahmet'le bir pozisyon denedik, o kadar yorucuydu ki..." dedi Ercü keyifli keyifli.
"Belli belli. Gözlerin uykusuzluktan kıpkırmızı olmuş." dedim.
"Olmazmı. Evire çevire..."
"Neyse Ercü'm detaya gerek yok!" dedim panikle sözünü keserken.
"Dur kız bi dinle. Bak bayılacaksın..."
"Gerçekten hiç merak etmiyorum." desemde beni dinlemeden heyecanla konuşmaya başladı.
"Ahmet'cim süpriz hazırlamış. Evinin çatı katına yatak çıkartmış. Ben sevişmelerimizi kaydetmeyi seviyorum diye yatağın üzerinede kamera yerleştirmiş. İnceliğe bakarmısın yaa." dedi gülümserken.
"Ya yaa ne incelik ama." dedim gözlerimi devirirken.
"Neyse. Yüzüne diyah maske takmıştı.
Sırtıma mumlar yerleştirip yaktı.
Ah İlay anlatamam bedenime damlayan mumun sıcaklığının verdiği zevk yokmuu!" derken gözlerini kapatmış ve adeta gözünde o anı tekrar canlandırdığını belli ediyordu.
(İlay merak etmiyor olabilir ama belki siz Ercü'nün aklındaki görüntüyü merak ediyorsunuzdur.)
"Merak etmiyorum Ercü!"
"Açık havada seks, harika mum fantazisi ve sabaha kadar bitmeyen bi performans. Başka ne isteyebilirim ki?"
"Ercü. Tek kelimeyle iğrençsin bebeğimm." dedim yüzümü buruşturarak.
"Ne anlarsın ki sen. Hormonların ölmüş kızım senin." dediğinde yüzüm soluvermişti.
"Haklısın ben ne anlarım ki! Neyse ben üzerimi değiştireyimde çıkalım." dedikten sonra Ercü'nün birşey demesine fırsat bırakmadan mutfaktan çıktım. Evet sexs hakkında tecrübesizdim. Başımda evlilik geçmiş olması bu gerçeği değiştirmiyordu.
***
Ercü'nün woswosu ile bir alışveriş merkezine geldiğimizde keyfimiz yerindeydi.
Aracı parkedecek yer olmadığı için dışarıdaki yere park ederken, hızla yanımızdan geçen ve biraz ilerimize parkeden dört tane bir birinin aynı lüks araç dikkatimi çekti.
Woswosdan indiğimde, ilerdeki araçdan inen taş... Öhm öhm yani siyah takım elbise giymiş oldukça dikkat çekici fiziğiyle, en fazla 30lu yaşlardaki insan evladından gözlerimi ayıramamıştım.
Arkasındaki 8 tane adamla beraber yandaki büyük binaya ilerlerken gözleri benim gözlerimle buluştu.
Nefesimin birkaç saniyeliğine kesildiğini hissettim.
Yüzümün tepkisizliğine rağmen kalbimde gümbür gümbür davullar çalıyordu sanki.
İki, üç saniyelik bakışmamızda bende böyle etkiler bırskması tamamen haksızlıktı.
Ben hatreket dahi edemezken ismini bile bilmediğim adam yoluna devam etti ve gittii!
İlay kendine gel!
İnanamıyorum adam beni nasılda etkisi altına alıvermişti.
"Nasıl? Taş gibi dimi kız?" dedi Ercü kulağımın dibine vgirerek.
"Kim?" diyerek kıvırmaya çalıştığımda tek kaşını kaldırıp yemedim bakışı atmaya başladı.
"Ha şu gidenlerden mi bahsediyorsun?"
"Kızım ayak yapma işte. Gözlerinle yedin adamı ayol." dedi kıkırdarken.
"Abartma Ercüü! Gözüm takılmış işte!" dedim kızgınlıkla.
"Sinirlenme şekerim güzele bakmak sevapsa böyle nadir görülen meteorlara bakmak insanı direkt cennetlik yapar." dedi.
"Of yaa. Tamam. Hadi alış-verişee!" diyerek konuyu dağıtmayı başardım.
Ercü modayı yakından takip ederdi. Ve her konuda yardımcımdı. Her nekadar bu gecelikleri üzerimde görecek birisi olmasada ben kendimi rahat ve sexs hissettiğimde mutlu oluyordum.
Biz kadınlar erkekler için değil kendimiz için giyinmeliydik ve bende öyle yapıyordum.
Kimi kandırıyorum ki!
23 yaşında olmama rağmen 6 yıllık zoraki bir evliliğim olmuştu.
Ve ben evliliğim boyunca tecavüzcü kocam! sırf beni arzulamasın diye böyle giyinememiştim.
Şimdide tadını çıkartıyordum.
Ah bu 6 yılın bana verdiği tek şeyse 5 yaşındaki oğlum Buğra'ydı.
Ercüment'in yardımıyla bir sexy olduğunu düşündüğüm birkaç parçayı sepete koydum ve kasadan geçirdim.
Sıra en zor kısma gelmişti. Ben genelde bedenlerine bakıp sadece 3-4 tanesini denesemde Ercü, denemeden kıyafet almazdı.
Dışarıda beklemeyi teklif etsemde kolumdan sürükleyip benide erkek fantazi iç giyim mağazasına sokmuştu. Fazla kalabalık olmasada içeride olan birkaç erkeğin bile bakışları utanmama sebep olmuştu.
"Utanma İlay." dedi Ercü fısıltıyla.
"Demesi kolay!" dedim huysuz huysuz.
Birkaç parça alıp kabıne girdi.
Erkeklerin çapkın bakışlarını ve imalı gülüşlerini yok sayıp etrafıma bakındım.
Ay böyle daha fena bee.
Her yerde tangalar, fileli baksırlar, ...
En iyisi yere bakmak diye düşünürken Ercü kabinden üzerindeki kırmızı filli tangayla çıkmasın mı?
İçimden ne kadarda.
Çıkma!
Çıkma!
Diye bağırıyor olsamda, dışımdan anca çaresizlikten dudaklarımı dişlerimin arasında ezmekle yetinmiştim.
Sadece 17 dakika geçmesine rağmen patlamak üzereydim.
Ercü'nün kalçalarını kıvıra kıvıra yaptığı mini defileyi izleyip, yakışıp yakışmadığına karar vermek ve bunları etraftaki erkeklerin arzulayıcı baskışları altında yapmak... Mmm... Sıkıcıydı.
Çok utangaç bir yapım olmasada üzerimdeki delici bakışları sevmemiştim.
"Hangisi yakıştı şekerim. Siyah mı, kırmızı mı?"
Ercü elinde tuttuğu kırbaçlı kelepçeli takımdan oluşan tanga ile karşımda arz-ı endam ederken, yantarafdaki bize bakıp kıkırdayan adamın boğazını sıkma isteğim giderek artmıştı.
"Bence siyah." dedim. Beyaz baklavalı bedeninde siyahda kırmızıda hoş duruyordu. Ama siyah takım daha çok yakışmıştı sanki.
"Ama kırmızıyıda çok beğendiiimm." dedi dudakları büzülürken.
"İkisinide almaya nedersin?" önerim hoşuna gitmiş olmalı ki yüzündeki gülümseme genişlerken,
"Aynı şeyleri düşünüyor olmamız güzel." dedi.
"Sexs partnerinizle uyumunuz ve zevlerinizin örtüşüyor olması harika." iğrenç sarı saçları olan ve sürekli bize bakıp gülen piç sonunda kendini tutamayıp yanımıza gelmişti.
Çok iri olmamasına rağmen boyu neredeyse benden bile kısaydı. Ki benimde selvi boylu olduğum göz önünde bulundurulup, orta hallide bir topuğum okduğuna göre adam bir hayli kısaydı be.
Ercü'de adamın lakayık hallerinden rahatsız olmuş olacak ki yüzünü ekşitip adamı şöyle bir süzdü.
"Tatlım boyuna göre fazla özgüvenli gördüm seni."dedi adamı hala süzerken.
"Anlamadım?"
Ercü hala elinde takılı kelepcesine aldırış etmeden kırbacı adama doğrultup göğsünde dolaştırdı.
"İsim neydi tatlım?" adam afalladığını belli edip gözlerini birkaçkez kırpıştırdı.
"Melih."
"Meliiih... Meliihh..." derken kırbacı hala adamın vücuduna sürtüyordu ve adamın etrafında ağır adımlarla dönerken adam birşey diyeceği sırada keskin bir sesle konuşmaya başladı.
"Boyun çok kısa Melih.
Dişlerinde sararmış... Sigara kullnıyorsun galiba. Alkolde alıyorsundur... Spor yapıyor gibi görünmüyorsun...
Yaniiii... Tahminen büyük ihtimalle penisin çok büyük olamaz. Hadi büyüklüğü değil işlevi önemli desek, ondada tırt çıkarsın gibime geliyor bebeğim. Elinde olmayanın dilinde olur derler.
Ya da havlayan köpek ısırmaz da diyebiliriz.
Deminden beri edepsiz bakışlar atıyor olman sadece erkekliğini gösterme çaban olarak görüyorum.
Ve bu çabanı hiç takdir etmiyorum. Hmmm çok abaza hareketler bunlar tatlım.
Sana desemki bir kadını sabaha kadar düzebilirmisin?... Eminim en fazla 10 dakikada boşalırsın!...
Ve şekerim beni daha fazla sinirkendirmeden hemen buradan ikile... Hadi! " dedi tek kaşını kaldırırken. Ercü normalde bu kadar ağır tepkiler vermesede konu ben olunca insanların üzerine panter gibi atılabiliyordu.
Ercüment'in tespiti doğru olmalıydı ki Melih denen adam dili tutulmuş gibi konuşamıyordu. Tam anlamıyla bozguna uğramıştı.
Tüm vücudunu dolaşıp kasıklarının üzerinde duraksayan kırbaca tersbir bakış atıp elinin tersiyle itekledi ve birşey demeden mağazayı terketti.
"Wouww Ercü adamı mat ettin canımcım." dedim keyifle gülerken.
"Boyu kısa olanın şeyide kısa olur be gülüm." dedi gülerken.
"Nasıl emin oluyorsun ki?" dedim. Kafamı olumsuz anlamda iki yana sallarken.
"Tabiki emin olamam, ama benim tanıdığım ıhm... Yani yakından tanıdığım erkeklerde doğruluğunu gördüm bebeğim." dedikten sonra keyifle,
"Şimdi sıra fileli baksırlardaa." diyerek resmen şakıdı.
"Onları denemeden alırmısın bebeğim. Penisini görmek istemiyorum!" dedim. Fileli olanlar tamamen içini gösteriyordu. En yakın arkadaşımın mahrem yerini görmek istemiyordum.
Laf aramızda Ercü fileli onlara daha çok bayılıyordu.
Lavekar...