İçeriğe geç

Kayıp duygular

Bölüm 1 · 11 dk okuma

Kayıp duygular

Bölüm 1

1. Bölüm

Bu yetişkin içerikli bir kitaptır...

Örnek alınmayacak bir hikayedir...

iLAY Özgür...

Sokak lambalarının aydınlatmaya çalıştığı sokakta yine yalnız yürümek zorunda kalmıştım.

Eğer sevgili arkadaşım Ercüment sevgilisiyle değilde benimle eve dönseydi şuan bu kadar sinirli olmayacaktım tabi ki.

Evet!

Arkadaşımı... Pardon ev arkadaşımı sürekli değişip duran sevgililerinden kıskanıyorum.

Her ne kadar sürekli tartışıyor olsakta!

O benim uzun zamandır ailem kelimesinin karşılığıydı.

Diğer şanssızlığımsa taksi bulamamak olmuştu.

Barlar sokağında yürümek, helede gecenin bu saatinde yürümek cesaret isterdi.

Her yer sarhoş, ayyaş, sapık, tecavüzcü kaynıyordu.

Benimde az karşıma çıkmadılar.

Kitaplarda filmlerde tamda bu anda bir yakışıklı gelip kızı kurtarır ya hani.

Nerede benim yakışıklı kurtarıcım diye bakınmayın sakın!

Yok öyle biri.

Yani ben bekledim gelmiyor.

Tabi iş başa düşünce az kavgalar edip karakolluk olmadım!

Çok garip değilmi gündüz jilet gibi takım elbiseli erkekler akşam olup biraz içtiklerinde gerçek kişiliklerini ortaya çıkartıyorlar, bir nevi bal kabağına dönüşüyorlardı.

Bazen yılışık hareketlerle, bazende centilmen halleriyle etkilemeye çalışır biz kadınlar uzak durduğumuz zaman ise cilve yaptığımızı aslında bizimde istediğimizi öne sürerlerdi.

İstediğimizi düşündüren sebep ise bizlermişiz! Yaptığımız hareket ve tavırlarımızmış!

Kadınların yaptığı her hareket erkekler için tahrik edici sayılıyordu ve buyüzden biz kadınlara herşey yasaktı.

Sokakta yürümek, istediğimiz gibi giyinmek, gülmek! ve bunun gibi birçok şey tehlikeli listedeye dahildi...

Gecenin bir yarısı sokakta yürüyen bir kadın erkeklerin gözünde

'Gel beni becer' algısı yaratıyordu. Bu algısı bozuk abazalar, kadınların yolda, sokakta gece veya gündüz farketmeksizin, korkmadan yürümemize engel oluyordu.

Bu abaza türü;

konuşmaya gelince beyefendi gibi konuşur, heryerde edepten bahseder, ona buna ahkam keser, ama yalnız bir dişi gördükleri an sineğin boka yapıştığı gibi, yapışırlar kadına.

Hayır biz bok değiliz tabi ama bazı erkekler bunu anlayamayacak kadar bok beyinli, biz ne yapalım canım.

Hızlı adımlarla ve beynimi saran düşüncelerle ilerlemeye devam ederken kulağıma dolan acı çığlık sesiyle duraksadım.

Etrafıma bakınıp sesin geldiği yönü bulmaya çalıştım.

"YARDIM EDİİİNN!" Tekrar aynı feryat sokağı inlettiğinde sese doğru koşmaya başladım.

Nefes nefese panikle bir evi daha döndüğümde iki tane kendini bilmezin gen bir kızın etrafını aç kurtlar gibi sardığını gördüm.

"Bizi beğenmedinmi yoksaa güzelim."

"Gel buraya yavrum. Hem sen, hemde biz eyleniriz." diyen adam öylesine sarhoştu ki kelimeleri sike sike konuşuyordu.

"Ne istiyorsunuz! Uzak durun benden!" diyen genç kızın gözlerindeki korku ve sesindeki titreme sinirlerimi coşturmuştu. Elimi çantama daldırıp biber gazını çıkarttım.

"Sadece biraz eyleneceğiz güzelim. Zevk almaya bak." dedi neredeyse 40 lı yaşlardaki hafif göbekli adam.

Diğeride aynı yaşlarda olmalıydı ama pekte göbeği felan yoktu.

Hani kitaplarda filmlerde olur ya genç kız zor durumdadır ve yakışıklı kaslı bi herif gelip pis zorbaların elinden kızı kurtarır. Tabi şuan ortalıkta beklediğimiz kriterlere uygun olan ya da olmayan bir Allah'ın kulu yoktu.

N'apalım kurtarıcı prens gelmediğine göre işbaşa düştü deyip adamlaradoğru yaklaştım.

"Uzak durun kızdan!"dedim bağırarak. Kabul ediyorum pek etkileyici bi giriş olmadı.

Yani iki gerizekalının yüzlerindeki gükümseme beni pek tınlamadıklarını gösteriyordu.

"Ooo gel sende bize katıl yavrumm."diyen iki öküz arkadaki korkuyla yere yığılan kızı unutmuş adımlarını bana yönlendirmişlerdi.

"Uzak durun derken ciddiydim!" dedim sesimi sert tonda tutarak.

Ellerim arasında sıkı sıkıtuttuğum biber gazını suratıma ağzı açık ayran budalası gibi bakan göbekliye doğrultup sıktım. Ardından arkadaşına ne olduğunu anlamaya çalışan pisliğe de sıkmaya başladım.

İkiside gözlerini tutup bağırıyorlardı.

"Adi orospu ne yaptın ulan!"

"Senin belanı sikerim kaltak!"

İşte birde böyle, versen orospu!

Karşı koyup, vermesen yine orospusun böylelerinin gözünde!

Acı ile kıvranan şeref yoksunu adamlar savunmasız kalınca itekleyip yere düşürdüm.

"Ulan yaşınızdan, göbeğinizdendemi utanmıyorsunuz be! Karakter yoksunları!"

Ne kadar bağırsamda hırsımı alamıyordum. İkisi birden yerede topaç gibi dönen şerefizlere zevkle tekme atıyordum.

Kendimi kaybetmiş gibiydim.

Adamlar... Ah pardon şerefsizlerden artık ses çıkmıyordu.

Kenarda hareketsiz yatan kıza yaklaştım. Uzun siyah saçları esmer pürüzsüz teniyle en fazla 18 yaşlarında olmalıydı. Üzerindeki kıyafetleri uzun süre hırpalandığını haykırıyordu. Elimi yanağında gezdirdiğimde buz gibi olduğunu farkettim. Kalbinin gümbür gümbür atışlarından hala korktuğu belliydi.

Gözlerini aralayıp uzun kirpiklerinin altından baktığında güven vermek için ciddi ifademi bir kenara bırakıp gülümsedim.

"Hey iyimisin?"

"Beni bulacaklar... Yardım et... Lütfen!"dedi ağlamaklı ses tonuyla.

"Sakin ol. Onlar artık birşey yapamazlar." dedim yerde yatan öküzleri işaret ederek.

Kafasını iki yana sallayıp panikle tekrar konuştu.

"Ha-hayır. Onlar değil! Lütfen bana yardım et."

Hiç birşey anlamasamda bu meseleyi burada konuşmak yersiz olacaktı.

Kaçıp saklandığı birileri olduğuna göre şuan için en güvenli yerin aklımdaki yer olduğuna emin olup hemen kızın kolundan tutup kaldırdım.

"Nereye gidiyoruz?" dediğinde kafamla direği gösterdim.

"Güvenlik kameralarının olmadığı bir yere gidiyoruz." dedim.

"Peki bu adamlar ne olacak?"

"Merak etme. Ben halledeceğim." dedikten sonra hızlanarak ıssız sokaktan çıkmıştık.

Çantamdan çıkardığım kağıt kaleme adresi yazıp kızı müşteri bekleyen taksiye doğru sürükledim. Cüzdanımdan çıkardığım parayıda taksiciye uzatıp çatık kaşlarımla kızı verdigim adrese götürmesini söyledim. Taksi hareket ederken kızın minnetle bakan gözlerini ve ard arda sıraladığı teşekkürletini duymazdan geldim.

Bu konuyu sonra etraflıca konuşup sorgulayacaktım nasıl olsa.

Adamların bulunduğu tenha sokağa girdiğimde hala baygın yatmaları nedense şaşırtmamıştı. Aslında baygınmı yoksa sızmışmı demeliyim bilemiyordum.

Telefonumu çıkartıp uzun zamandır rehberimde kayıtlı bulunan ve sık sık aradığım numarayı bulup arama tuşuna bastım.

Baş komiser Cihan Sadık aranıyor...

Tabi özel telefonundan arıyordum.

Son altı ay içerisinde 11 kez karakolluk olmayı başarmıştım.

Komiser Cihan şiddet eğilimli olduğumu idda etsede her seferinde suçsuzluğum kanıtlanıyordu.

Ama hiç biri benim suçum değildi ki.

Afedersinizde çükü olan hödükler, yalnız gördüğü her kadını elde edip, düzebileceğini düşünmesi benim suçum olamaz!

Biz kadınlar bu kadar savunmasız, aciz ve çaresiz değiliz!

Yaşlı olsun, genç olsun erkeklerin bu denli amsalak olmaları, bu erkeklerin acınacak halde olduklarının göstergesi değilde neydi acaba!

İyi ve karakterini kaybetmemiş erkeklerde vardı elbette.

Centilmen.

Nazik.

Kibar.

Cömert.

Bonkör.

Duygulu.

Naif.

Sevdiği kadına değer veren.

Sevgi gösteren.

Beyefendi.

Yalansız.

Dürüst.

Güvenilir.

Espirili.

Anlayışlı.

Yanlış anlamayın bütün özellikler bir erkekte toplu halde bulunmaz.

Amaaaa bu özelliklerden 3 ünü bir erkekte bulursanız kaçırmayın derim kızlar.

Ha baktınız 2 si var o bile yeter!

Açılan telefonla beraber çekinerekde olsa yine beladan uzak kalamadığımı açıklamıştım.

Neredeyse koca karılar gibi homurdanıp söylensede 15 dakika içerisinde geleceğini söyleyip telefonu kapatmıştı Cihan komiser.

Genelde sert tutumlu olsada özünde iyi ve adaletliydi.

O uzun boylu, keskin bakışlı ve heybetli bir adamdı.

Ee bu özellikler birde ünüformayla bütünleşince insanın dilini damağını kurutacak görüntü oluşuyordu.

Benim içinse sadece abi imajı çizmekten öteye geçemezdi.

Karanlık sokaklar araba farıyla aydınlanmaya başladı. Adamlarda en ufak bir hareket dahi yoktu.

Cihan komiser aracından ağır hareketlerle indi ve yaklaşmaya başladı. Biçimli yapısı gece olmasına rağmen oldukca gösterişli duruyordu.

Arkadan gelen ambulansı çağırmamıştım.

Benim aklıma gelmemişti ama komiserin aklına gelmişti demek.

Akıllı adam.

Cihan komiser sağ eliyle polis aracını işaret ederek

"Merkezde konuşalım İlay hanım." dedi.

Sadece

"Peki." demekle yetindim.

Sıkıcı geçen dakikaların ardından merkeze ulaşmıştık.

Lanet olsun! Uyumak istiyordum ve iki tane kendini bilmez geri zekalı yüzünden uyuyamıyordum!

İfademi vermiştim ama adamların durumu belli olduktan sonra eve gidebilecektim.

Ve bu süre boyunca nezarethanede misafir edilecektim!

Demir parmaklıklar ardına girdiğimde en fazla 38 li yaşlardaki kadının neden burada olduğunu anlamamıştım.

Oldukça bakımlı, naif ve asil görünüyordu.

Karakolun neredeyse daimi misafiri olarak burada birçok insan görmüştüm elbet ama bu kadın onlara hiç benzemiyordu.

Kadının yanına gidip oturduğumda yan taraftaki travestinin kıkırtıları kadına güldüğünü gösteriyordu.

"Allah'ım nereden düştüm ben bu cehenneme!" dedi kadın neredeyse isyan ederek.

"Kimin koynunda yakalandıysan ona kızabilirsin şekerim. Hem sen kaçpara ediyorsun?" diyen sexs sesli travesti beni bile sinirlendirmişti.

Kadıncağız ise titrek bir nefes alarak dolu dolu olmuş gözlerini ovaladı.

Olduğum yerden ağır hareketlerle kalkıp arsız arsız gülen bakımlı, sexsy kadın görünümlü erkeğe yaklaştım. Siyah mini eteğinin altından görünen beyaz pürüzsüz bacakları ve dolgun vücüduyla şahane görünsede erkeksi sesi kendini ele veriyordu.

Bu kadar güzel olmaları haksızlıktı!

"Daha biraz önce dövüp hastahanelik ettiğim iki gerizekalı gibi olmak istemiyorsan sesini kesmeni öneririm! Yoksa ben sesinle beraber kesilmediyse eğer fazlalığınıda keseceğim! Bu gece için daha fazla heyecan istemiyorum!"

Neredeyse cinayet işleyecek derecede soğuk çıkan sesimden midir? Uykusuzluktan kızarmış gözlerimi belertmemdenmidir bilinmez kırmızı dudaklarını dişleriyle ısırıp geriye yaslandı.

"İyi be ne kızıyorsun? Gece gece buralarda ne işi olur ki bir kadının? Benimde aklıma fuhuştan yakalanmış olabileceği geldi."

"Ben fuhuştan yakalanmadım!" diye isyan eden kadına kısa bir bakış atıp yanına tekrar oturdum.

Bu asilzadenin burada ne işi olduğunu bende merak ediyordum.

Aradan geçen yarım saatte yakın bir zamanda sexsi travestimiz Handan! Nezarethaneden çıkartılmıştı.

Geride adının Nefise olduğunu öğrendiğim bayan ile koyu bir sohbete girmiştik. Benim 38 yaşında tahmin ettiğim kadın 49 yaşında çıkmıştı.

Benim sıkıştırmalarım sonrasında kullandığı kremlerin isimlerinide söylemek zorunda kalmıştı.

Kendisine abla diye hitap etmemi rica etmişti.

Zengin ve sosyeteye tabii olan kadının burada bulunma sebebide traji komikti. Arkadaşlarıyla beraber hayvan haklarını korumak için yürüyüş eylemi yapmışlar, yapılan eylemin için izin aldım diyen arkadaşlarının izin almadığı anlaşılıncada karakolluk olmuşlardı. Tabi bununla kalmayıp Nefise hanımın kimliği ile ilgili bir karışıklık yaşanınca bu geceyi burada geçirmesi gerekmişti.

Öğrendiğim kadarıyla hala kendisine ilk günki gibi aşık kocası ve deli yürekli bir oğlu vardı.

"Geceyi burada geçirmene değermi Nefise abla. Şimdi sıcacık yatağında uyumak varken ne diye burada bekleyeceksin ki."

"Tatlım sen bilmezsin onları eğer burada olduğumu bilirlerse kocam ve oğlum heryeri inletir maazallah. Olay çıksın istemiyorum. Zaten uzun sürmez birkaç saate çıkarız buradan."

Çenemiz yorulana kadar sohbet etmiş kendisini tanımamanın verdiği rahatlıkla tüm geçmişimi ayakları önüne serip anlatmıştım. Bu kadını bir daha nerede görecektim ki!

Numaramızı almak aklımıza gelmesede tekrar görüşmek konusunda bir hayli ısrarcı olmuştu.

Enerjimizin uyduğunu ve muhakkak görüşmemiz gerektiğini söylemişti.

Sonra görüşeceğimize söz verip beni çağıran polis memurunun yanında yukarıya çıkmaya başladık.

Odaya girdiğimde iki saattir yemek yememeninde verdiği çirkeflikle aç olduğumu söyleyivermiştim. Ben buydum işte. İştahım her zaman yerindeydi.

Cihan komiser koltuğunda rahatca kurulmuş otururken bende karşısındaki koltukta, dır dır edip aldırtdığım iki tostumu ve çayımı afiyetle yiyordum.

Laf aramızda burada çok güzel yapıyorlardı.

Mobeselere gerek yok adamların ifadelerini bekleyelim demeseydim bu kadar uzun bir gece geçirmeyecektim! Ama mobeseler izlenseydi işler dahada sarpa saracak adını bile bilmediğim kızında ifadesi alınacak sorgulanacaktı ve kızın kaçtığı kişi ve ya kişileri düşününce bunu göze almayıp ifade verirken sadece adamları dövdüğümü söylemiştim.

Uzun bekleyişimizin ardından kapı tıklatıldı.

Cihan komiserin,

"Gel." komutunun ardından içeri zayıf fazla uzun boyu olmayan çelimsiz polis Kubilay girdi.

"Komiserim adamlar kendilerine geldiler ve şikeyetçi değiller." deyip getirdiği dosyayı uzattı.

"Durun tahmin edeyim. Bu adamlar evliler.

Değil mi?

Yaptıkları rezalet duyulmasın diyede şikayetçi olmuyorlar." dedim. Bu yeni farkınavardığım bir tespit değildi. 4 kez buna benzer olay yaşamıştım.

Diğerleriyse mobese kayıtlarına takılanlardı ve benim haklı olduğum ayen beyan ortada olduğu için sıkıntı olmuyordu.

Cihan komiser başını evet anlamında aşağı yukarı salladı ve

"İsterseniz şikayetçi olabilirsiniz İlay hanım." dedi.

Biraz düşününce yarın,

DR psikolog Canan Karacihan ile randevum olduğu aklıma geldi.

"Tamam şikayetçi değilim. Yalnız beni evime bırakırmısınız?" dedim bir an önce evime gitmek istiyordum.

Cihan komiser dudağındaki hafif kıvrılmayla

"Tabi. Sonuçta bu gece daha fazla olay istemeyiz." dedi.

"Sanki tüm olayları ben çıkartıyormuşum gibi konuşuyorsunuz!" dedim atarlı atarlı homurdanarak.

Cevap vermek yerine gülümsemesini genişletti.

O da biliyordu benim sorunlu, şiddete meyilli olmadığımı.

Eve geldiğimde saat 4:47 olmuştu.

İnce koridorda ilerleyip kendi odamın kapısını araladım.

Aynaya döndüğümde pudra pembe dar pantolonum, üzerindeki salaş

t-hişörtüm, deri ceketim ve neredeyse dağılmak üzere olan makyajımla aynadaki görüntüm şahane olmasada idare ederdi anca.

Önce makyajımı temizleyip yüzümü yıkadım.

Üzerimdeki kıyafetlerimi ve iç çamaşırlarımı çıkarttım iç çamaşırlarımla uyumayı oldum olası sevmezdim zaten.

Gecelik dolabımı açtım, evet özel sexy geceliklerim için ayrı bir dolabım vardı.

Cesur geceliklere karşı zaafım vardı.

Bazı konularda tutumlu olsamda, pafüm ve gecelik alış-verişlerimde oldukca savurgandım.

Dolabımdaki rengarenk geceliklerin arasından siyah transparan olanı alıp giydim.

Kendimi rahat yatağıma sereserpe bıraktım.

Günün yorgunluğunu atmam gerekiyordu ve yatağıma uzanınca aklıma ilk gelen şey tatmin edilip rahatlaması gereken bedenimdi!

Zaten yukarı sıyrılan eteğimi dahada yukarı çektim.

Ellerim göbeğim üzerinde dolaşmaya başlayınca ürperti bedenimi sarmıştı.

Vücudum üç gündür rahatlayamamanın getirdiği ihtiyaçla hemen tepki gösteriyordu.

Ellerimi yavaşca kadınlığıma yönlendirdim.

Sıcak ve ıslak.

Diğer elim göğsümü bulduğunda nefesim hızlanmıştı.

Acaba Ercü'nün aldığı dildoyu kullansamıydım!

Bu kadar yoğun bir arzu bedenimi sarmalamışken oyuncağımı bulmakla vakit kaybedemezdim.

Her beden şehvet isterdi ve benim bedenimde şehvet istiyordu.

Parmaklarımı klitorisimde dolaştırdım.

Bedenim ihtiyaçla geriliyordu, her dokunuşumda daha fazlasını istiyordum. Bilerek içime almıyordum. Dışarıdan yapılan hafif dokunuşlar kitaplarda okuduğum gibi, erkeğin dil darbelerini hissettiriyordu.

Ayak uçlarıma kadar titriyordum ve daha fazlası için kıvranıyordum.

Sadistce kendimi doruğa ulaştırmayıp gerilirken bacaklarımı her seferinde daha çok ayırıyordum.

Artık sırılsıklam olmuş kadınlığıma orta parmağımı ittim. O kadar sıcak ve ıslaktı ki her an boşalacakmış gibi hissediyordum.

Hızla girip, çıkan orta parmağıma işaret parmağımıda ekledim.

Zevkten gözlerimi açacak halim kalmamıştı.

Göğsümü yoğuran elim şehvetin etkisiyle göğüs ucumu daha sert sıkmaya başladım, elim sabit kalmayıp kalçalarımıda sıkarken hazzın en fazlasını almak istiyordum.

Parmaklarımı her itişimde dahada yoğunlaşan zevkle kasılmaya başlayınca inlemelerime hiç engel olamaz hale gelmiştim. Göğsüm ve bacak aramdaki ellerimin altında kasıla kasıla boşalırken nefes alışlarım hızlanmıştı.

Her hareketimde daha güçsüz düşerken içimdeki parmaklarımı oval döndürüp G noktama uyguladığım hareketlerimi devam ettirdim.

Son zerreme kadar tükendiğimi hissedince ıslak parmaklarımı içimden çıkartıp kokladım.

Bu koku en iyi afrodizyaktı.

Kendimden bu denli etkilennmem normalmiydi bilmesemde bu hissi yaşamayı seviyordum.

Kalkıp aldığım kısasüreli duşun ardından tekrar yatağıma uzandım.

Her ne kadar huzurlu bir uyku uyuyamayacağımın farkında olsamda!...

Lavekar...

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.