Yavaşça kafamı salladım
-Baba... Bir şeyim yok bunu... Bundan nereden çıkarttınız ben gayet iyiyim
-Son zamanlarda çok dalgınsın savaş taktikleri ike dolu bir varisten sesiz sakin bir köylü kızına dönüştün biran önce kendini topla yoksa seni varislerin eğitim gördüğü o okula gönderirim.
O okulun ismini duymak bile midemi bulandırıyordu babalarının şımartığı zavallıları bir okulun içine tıkıp erkeklere savaştırırken kızları dans etiriyorlardı bu resmen ayrımcılık! Babam son iki yıldır beni oraya gondermek için çırpınıyordu eline en ufak bir koz bile vermemek için kafamı tamamen strateji ve kasaya verdim çok güzel işler başarmıştım bir gece kasa denetimi için normal geçit ler yerine dadıdın gözünden uzak olan hapishanenin önünden geçen yolu kulandım bu yolu ilkez kullanıyordum buradaki insanların çoğu benim yüzümden buradaydı içimde bir ürperti oluştu zinanın derinliklerinde tek bir salonun içinde tek bir hücre ve o hücrenin içinde bir kadın vardı zinadanın önünden geçerken yatağına zincirli kadının yavaşça ayağıya kalktı parmaklıklara yapışarak.
-Alkım! Alkım!
Diyerek haykırmaya başladı bu kadını daha önce hiç görmediğim için bu çok tuhaftı yoluma devam ederken kadının sesinin koridorlarda yankılanıyordu kontrolü bitirene kadar sesler bana eşlik etti en sonunda daha fazla dayanamadım işimi yarıda bırakıp yukarıya çıktım o gece kadının çığlıkları aklımdan hiç çıkmadı uykuya aldığımda güneş doğuyordu ve o gün bir kabus gördüm ama bu kabus diğerlerinden çok farklıydı parmaklıkların arkasında bana bakan kadının tam önündeydim kadın yavaşça kafasını kaldırdı kirli saçları yüzünü kapatıyordu esen soğuk rüzgar ile kadının yüzü açıldı sanki sarayın içinde bir fırtına vardı arkamı dönüp pencereyi kapatım kadına tekrar bakınca sanki karşımda bir tutsak değilde bir ayna vardı bu kadın sanki benim yılar sonra ki halimdi kadın demir parmaklıklara iyice yaklaştı bir şey fısıldıyordu dinlemek için iyice yaklaştım
-Hayatın yalan anlatılan her şey yalan kral bir sahtekar ona sakın inanma.
Uykudan pencereden gelen soğuk hava ve yüzüme sıcrayan yağmur damlaları ile uyandım ama uyandığımda odamda değildim ve doktorlar babamla konuşuyordu aniden doğrulunca herkezin yüzü bembeyaz kesildi sadece babam değil dadı ve tüm kardeşlerimde oradaydı doktorlardan biri
-Bu... Bu nasıl olur siz...
Deniz hızlıca bana sarıldı
-İyimisin?
Bu ani olmuştu olanlara bir anlam veremedim
-Burada neler oluyor benil burada ne işim var?
Kardeşlerim orayı terk etti Dadı yavaşça yaklaşarak tatlım üç gündür uyuyorsun doktorlar az önce kalbinin durduğunu söyledi.
Bu olanların bir açıklaması olmalıydı hızlıca orayı terk ettim Deniz bir türlü peşimi bırakmadı
-Deniz yeter beni ne için takip ediyorsun!
-Başına bir şey gelmesini engellemeye çalışıyorum
Odama girmeden önce
-Benim korunmaya ihtiyacım yok gidebilirsin kapıyı kapatım biraz oturup olanları düşündüm bu olanların ortasında hep o kadın vardı aklımı kaybetmeden önce olanları öğrenmem lazımdı zindana gittiğimde kadının olduğu koridorun önünde askerler olduğunu gördüm
-Kapıyı açın!
Askerler sanki beni hiç duymamıştı
-Sana diyorum asker kapıyı aç!
-Üzgünüm efendim babanızın kesin emri var özelikle sizin buraya girmenizi yasakladı
Bu gerçekten çok tuhaftı askerin yakasına yapışıp bağırdım.
-Ya hemen şimdi bu kapıyı açarsın yada ben canını alıp kendim açarım.
Tam o sırada babam arkamdan seslendi