Gülmekten karnım ağrımıştı artık. Sonra bir anda sıkılıp hesaptan çıktım. Sonra okulun whattsap grubundan mesaj geldi
“Çarşamba günü okulumuzda yılsonu balosu düzenlenecek.”
Diye bir mesaj geldi. Bugün Salı olduğuna göre yolsonu balosu yarındı. YARIN! VE BEN NE GİYECEĞİMİ BİLMİYORUM!
“Solar gördün mü mesajı”
“Evet. Son gün haber vermek nedir ya. Amk salakları”
“Neyse artık bakacağız bir şeyler.”
Dedikten sonra Galatasaray’ın İnstagram hesabına girdim. Bu akşam fener Galatasaray derbisi varmış. İzlesem mi diye düşünürken totem yaptığım aklıma geldi. Derbi maçlarını izlemiyordum ben. Sonra pintereste girip kombinlere baktım. Elbise giymeyi sevmiyordum. Kot pantolon ve beyaz bir gömlek giyecektim baloda. Evet sadeydi. Fakat gösterişli giyinmeyi sevmiyordum. Bir süre parkta takıldıktan sonra evlere dağıldık.
(Ertesi gün)
Sabahın 7’sinde solar tarafından gelen bir aramayla uyandım.
“Alo?”
“Aşkım ne giyeceksin bugün?”
“Gerizekalı sabahın köründe bunu sormak için mi aradın?”
“Evet? Ne var bunda?”
“Siktir git.”
Diyip telefonu kapattım. Tekrardan uyuyacaktım ama uykum kaçmıştı. Biraz overthinkledikten sonra gerçek dünyaya dönüp lavaboya gittim. Yüzümü yıkayıp aşağı indim. Ne yapabileceğimi düşünürken yatağımı toplamadığımı hatırladım ve yukarıya çıkıp yatağımı topladım. Sonra aklıma parka gitmek geldi. Balkona çıkıp havanın nasıl olduğuna baktım. Ferah ama bir yandan da yakıcı bir hava vardı. Ben de kot şortum ile beyaz sıfır kol bir bluz giyip dışarı çıktım. Parka varınca hemen salıncağa bindim. Ne yapmış olabilirim sizce? Evet şarkı dinlemeye başladım. Sonra kulaklığım çalındı. Yine.
“YETER AMK BARIŞ ALMA KULAKLIĞIMI”
Arkamı döndüğümde barışı pişkin pişkin sırıtarak bana bakarken, bir yandan da kulaklığımla oynarken gördüm.
“Neden vereyim? Sürekli müzik dinliyorsun. Saat sabahın 7.30’u.”
“Kulaklığımı verir misin?”(kaskımı geri verir misin geldi aklıma ĞAHIAHAU)
“Hayır. Çok müzik dinliyorsun. Artık sağır olmuşsun. Hem sabahın 7.30’unda da müzik dinlenilmez.”
“Müziğime ve ne yaptıklarıma karışma. Şimdi verir misin kulaklığımı?”
“İyi peki al. Ama çok sıkıcı olduğun için veriyorum. Hiç eğlenceli değilsin.”
Dedikten sonra yanıma yaklaşıp kulaklığımı verdi. Kulaklığımı takıp,
“Senin eğlence anlayışın her neyse merak etmiyorum.”
“Müzik dinlemekten başka yapacak hobin yok mu?”
“Var. Voleybol oynamak ve kitap okumak.”
“Vay anasını.”
Dedikten sonra onunla konuşmayı bıraktım. Ucube birisiydi. Sonra müzik dinlemekten sıkıldım. İlk defa. Sohbet başlatmak için,
“Akşamki partide ne giyeceksin?”
Dedim. Bir süre cevap vermedi. Sonra
“Takım elbise giyeceğim. Başka ne giyebilirim ki? Sen ne giyeceksin?”
“Kot pantolon ve beyaz bir gömlek.”
“Ciddi misin? PHAUAHQH. Zevksiz misin kızım bu ne.”
Bu repliği bir yerden tanıyordum…
“Elbise giymeyi sevmiyorum.”
Diyebildim zorlukla. O geceyi hatırladıkça kalbim acıyordu.
“Peki. Rezil olursun ama bak söylemedi deme-“
Derken bir anda ona patladım.
“SUSACAK MISIN ARTIK?!”
Derken gözlerim dolmuştu. Barış ona aniden bağırdığım için bir bok anlamamıştı. Bön bön sıratıma bakıyordu. Hiçbir şey söylemeden önüme döndüm ve sallanmaya devam ettim. Saçma bir şekilde çıkışmıştım-Ona göre-Ama hiçbir şeyden haberi yoktu. Olmamalıydı zaten. Yoksa bu konu hakkında dalga geçerdi. Barış ortamdan sıkılmış olmalı ki parktan ayrıldı. Ben de bir süre sonra eve gittim.
(Saat 18.00)
Altıma İspanyol paça kot pantolonumu, üstüme de beyaz gömleğimi giyip okula doğru yol almıştım. Okula geldiğimde her camdan ışık geliyordu. Tıpkı o geceki gibi… Gözlerimde ıslaklık hissettiğimde bunları düşünmeyi bırakıp okula girdim. Parti 2. Ve 3. Katlarda yapılacakmış. 2. Kata çıktığımda solar kenarda bekliyordu. Beni gördüğünde hemen yanıma geldi.
“Aşkım hoşgeldinnn. Bu kadar sade bir kombin bir insana bu kadar çok yakışabilirdi kızım. Taş olmuşsun taşş”
“Teşekkür ederim şapşal o senin güzelliğinn” Dedikten sonra bana bir bira getirdi. İçmek istemiyordum. Geri çevirince ısrar etmeye başladı. Ben de kıramadım ve içmeye başladım. Sonra okul yavaşça dolmaya başladı. Bir anda müdürümüz Rıfat bey konuşma için sahne gibi bir şeye çıktı. Sonra da normal bir konuşma yaptı işte oraları geçiyorum. Herkes eğleniyordu. Bir süre sonra iç sesim saçın bozulmuş mu diye bakman gerek yoksa rezil olursun diyerek beni darladı. Lavabo üst katta, yani 3. Kattaydı. Asansöre bindim ve 3’e bastım. Tam asansör kapanırken kapı geri açıldı. İlk önce şaşırdım. Gelen kişiye baktığımda barış olduğunu gördüm. İç çektim ve gözlerimi devirdim. Barış asansöre bindi. Asansörün kapısı kapandı ve hareket etmeye başladı. Derken bir anda asansör durdu.
“Şansımı sikeyim mk”
Dedi Barış. Bir anda ışıklar söndü.