Ben bu adamı sikerim. Tam cevap verecekken Barış geldi…
“Hayırdır kardeş? Bir sorun varsa ikimiz çözelim. Hem senin kadar iri yapılı bir adama karşı cılız bir kız. Adaletli mi sence?”
Tam “Ben cılız değilim œ” diyecekken barış bana bir bakış attı. O an garip hissettim. Çünkü derin, sahiplenici bir bakıştı bu. Hiç Barış’ın tarzı değildi. Belki de adama karşı beni korumak için yapmıştır, diye düşünürken adam,
“Sen karışma. Şu bebek ile aramızdaki bir konu. Karışırsan sonucunda kaybeden taraf sen olursun.”
Dedi. Ben de Barış’a karışmaması gerektiğini söyleyecekken dağ ayısı lafımı böldü.
“Ayrıca. Şimdi bakınca hiç fena değilmişsin. Güzel hatunsun. Akşam gelmeye ne dersi-“
Derken dağ ayısının lafı bölündü. Barış tarafından gelen bir yumruk ile. Şoka girmiştim. (Yok ben de bime mk)
“Barış yapma!”
Derken barış beni duymuyor gibiydi. Dağ ayısına yumruklar savurmaya devam ediyordu. Kısa süre sonra etrafta başka kişiler gelmeye başlamıştı. Dağ ayısının adamları olsa gerek. Bazıları barışa destek veriyordu. Olay iyice kavgaya dönmüştü. Ama bir sorun vardı, benim kavgaya karşı travmam vardı. Ellerim ve bacaklarım titremeye, gözlerim kararmaya başlamıştı. Bacaklarımın titremesine daha fazla dayanamayarak olduğum yere çöktüm. Başımı ellerimin arasına aldım. Nefeslerimi düzenli tutmaya çalışıyordum…
(3 yıl önce)
Bu akşam saat 20.00’da Tamay’ın evinde parti vardı. Beni de davet etmişti. Aslında partileri sevmem ama Tamay yakın arkadaşım olduğu için kıramadım. Acaba akşam ne giysem diye düşünürken kapı çaldı. Odamdan çıkıp merdivenleri indim ve kapıyı açtım. Karşımda Solar System (en yakın arkadaşım. İsmi Solar olduğu için ona böyle bir lakap takmıştım) duruyordu.
“Hoşgeldin aşkımmm”
Dedim heyecanla. Kapıyı açık bırakarak içeri gelmesini teklif ettim. Hemen içeriye girdi.
“Partiye geliyorsun değil mi?”
Diye sordu.
“Bilirsin. Partileri sevmem. Ama Tamay’ı kırmamak için geliyorum. Çok kalmayacağım. 1 saat durup gideceğim.”
Dedim.
“Ama çok eğleneceğizz! Biraz daha kalsan olmaz mı? Hem Kenan da orada olacakmış!”
“Bundan bana ne?!”
“Kızım herkes Kenan’dan hoşlandığını biliyor! Hem orada başka kızlar da olacak. Sevdiceğini orada onca kızın arasında mı bırakacaksın?”
“Tamam tamam. Parti bitene kadar kalacağım. Ama Kenan için değil. Sen istediğin için.”
“Yemezler.”
“Tamam ya. Kenan için geliyorum.”
“Şükür. Neyse ne giyeceksin?”
“Bilmiyorum. Ne giyilir partide?”
“Ben de bilmiyorum. Ama elbise giyeceğim ben.”
“Tamam. Sen giyin, ben de ona göre giyinirim.”
Solar onayladı ve giyinme odama gitti. Evet benden giyinecekti. 10 dakika sonra geldi.

Bunu giymişti
“Hassiktir. YUH KIZIM BU GÜZELLİK NE!?”
“Abartma canım o kadar da değil.”
“EVET O KADAR!”
“Hadi sende giyinmeye git.”
Dedi Solar. Onu onaylayıp giyinme odasına gittim. Mini etek giyilir miydi? Daha önce hiç partiye gitmemiştim ki. Nereden bilebilirdim?

Sonra bunu giydim.
“Zevksiz misin kızım bu ne.”
“Ya partiye hiç gitmedim ki. Nereden bileyim nasıl giyinildiğini?!”
“Ben sanki çok gittim partiye! Ben de hiç gitmedim.”
“Ay aman bana ne böyle gideceğim.”
“Peki. Rezil olursun ama bak söylemedi deme.”
Aradan zaman geçti. Saat 20.00 olunca partiye doğru yola çıktık. Ev yakındaydı. 5 dakika sonra eve vardık. Her odadan ışıklar çıkıyordu. İçimde garip bir heyecan vardı. Eve girdik. Heryer insan doluydu. Aman. Ben burada bu kadar saat nasıl kalacağım?
Neyse böyle düşünürken solar yanıma geldi. Dans pistine gidelim dedi. Tamam dedim. Fakat sadece solar dans etti. Ben kenarda oturum. Etrafa baktım. Ve evde bir bar cafe bile vardı! Yuh! Hemen bar kafeye gittim. Bir bira söyledim. Bir süre sonra bira geldi. Biramı içerken dışarıdan bir silah sesi geldi. Herkes bir anda çığlık çığlığa kaçmaya başlamıştı. Ben de kenarda durup solar’ın nerede olduğuna bakıyordum. Sonra solar yanıma geldi. Ne oldupunu soracakken bir adam içeriye girdi.
“Tamay Nerede!?”
Diye haykırdı. Tamay kenarda bir yerde beklerken adamın karşısına çıktı.
“Buradayım. Ne istiyorsun?”
“Baban yine bizim adamlarımızı vurmuş. Hesabını ödeteceğim.”
Dedi. Tamay korkmuştu ama belli etmemeye çalışıyordu.
“Benden ne istiyordunuz peki?”
Diye sordu Tamay.
“Baban bizim adamlarımızın canını aldı. Biz de ödeşmek için babanın adamlarının canını alacaktık. Fakat babanın adamları yurtdışındaymış. Biz de babanın en değerlisi olan biricik kızının canını almaya geldik.”
Dedi adam. Şok olmuştum. Nasıl yani? Tamay’ı öldürecekler miydi şimdi? Hayır. Buna dayanamazdım. Hemen Tamay’ın yanına gittim. Solar beni durdurmaya çalıştı fakat yapamadı. Adam beni görünce sırıttı. Fakat bir şey demedi. Sonra adamlarına bir işaret yaptı. Adamları bize doğru koşmaya başladı. Etrafta kavga çıktı. Biz de buradan kaçmaya çalışıyorduk. Tam kaçacakken adam bizi gördü. Bizi durdurmak için silah sıktı. Kurşun Tamay’ın karnına isabet etti. Hemen yere yığıldı. Adam öldüğünden emin olmak için bir kere daha silah sıktı. Hemen ambulansı aramak için telefonumu çıkarttığımda bana da sıktı. Benim de karnıma isabet etti. Yere yığıldım. Sonra gözlerim kapandı…
(Şimdiki zaman)
Barış ile dağ ayısı kavga ederken kenarda oturup sakinleşmeye çalışıyordum. Bir süre sonra barış beni fark etti. Hemen yanıma koştu. Eliyle çenemi kavradı ve ona bakmaya zorladı. Gözlerimin yavaş yavaş kapanmaya başladığını görünce
“ASEL!”
Diye bağırdı. Ellerini başımın iki yanına koydu. Beni sarstı. Fakat artık bilincimi kaybetmiştim. Bu sırada bir şeyler daha söylemişti fakat anlamamıştım. Veya ben söylediğini düşünmüştüm…
