"Çıkacaksın. Sokakta kalmak istemiyorsan çıkacaksın."
"Barış hayır. Yapmayacağım."
"Asel. Israr etme. Çık hadi."
"Ama çok yüksek Barış. Yapamam."
"Yapmazsan giderim. Tek kalırsın burada."
Gider öiydi? Giderdi.
"Tamam çıkacağım..."
Diyip derin bir nefes aldım ve ağaç eve baktım. Sonra besmele çekip ip merdivenden yukarıya doğru tırmanmaya başladım. Güvenli değildi. Hiç güvenli değildi. Umarım tam merdivenin en ortasındayken ip kopmaz. Ay Allah korusun. Biraz tırmandıktan sonra Barış'a baktım. Bakmamla çığlık atıp merdivene sıkıca sarılmaya çalışmam bir oldu. Bu sırada merdiven çarpıldı. Ciddi ciddi çarpıldı. Sonra sallanmaya başladı.
"BARIŞ!"
"Ne var?"
"YA HALİMİ GÖRMÜYOR MUSUN Œ”
"Çırpınmayı bırakırsan belki düzgün bir şekilde çıkabilirisn, ha? Değil mi Asel?"
"BAŞLAYACAĞIM DALGA GEÇMENE BARIŞ!"
"Tırmanır mısın Asel? Az kaldı gitmeme."
"Tamam tırmanıyorum."
Dedikten sonra çırpınmayı bıraktım ve merdivenin düzelmesini bekledim. Bir süre sonra cesaretimi toplayıp tırmanmaya başladım. Aşağıya bakmamaya çalışıyordum. Arada sırada gözüm kayar gibi oluyordu ama kendime engel oluyordum. VE BAŞARDIM!! AĞAÇ EVE ÇIKTIM!
"BARIŞ BAŞARDIMMM!!!"
"Üstün başarı kilidini açtın Asel bravo."
Dedikten sonra yere yattım ve Barış'ı beklemeye başladım. Kısa bir sürede geldi.
"Hoşgeldin."
"Yaygara koparmana değdi mi sence?"
"Hoşgeldin diyorum insan bi' hoşbuldum der değil mi Barış?"
"Yaygara koparmana değdi mi?"
Dedi tekrardan. Bu sefer kelimelerin üzerine bastırarak söylemişti.
"Değdi."
"Tamam. Gel içeri girelim."
Allah'ım.
İçeriye girince evin düzenine baktım. Kapı açılınca hoş, 90'lar havası veren ve estetik bir salon bizi karşılıyordu. Salonda orta boy bir şömine, şöminenin üstünde büyük ekran bir televizyon ve karşısında bir çift kişilik, bej renkli bir koltuk ve bir de tek kişilik aynı koltuk gibi bej renkli berjer.Sol tarafa döndüğümde aynı salon gibi 90'lar havası veren, ferahlatıcı bir mutfak vardı. Sağ tarafta bir kapı vardı. İçerisi ya banyo, ya da yatak odasıydı. Ev genel olarak çok güzeldi.
"Aç mısın?"
"Hayır. Sen?"
"Ben de aç değilim. Ne yapmak istiyorsun?"
"Bilmiyorum." derken tekli koltuğa oturdum ve gözlerimi kapattım. Barış da arkamdan geldi ve bir süre beni izledi.Ona bakmamak için kendi içimde 3. Dünya Savaşı verirken en sonunda savaşıma yenik düşüp ona baktım. Derin duygularla beni izliyordu. İçimde kelebekler uçuştu.
"Ne oldu Barış?"
"Yana kay." diyince dilimi şaklatıp,
"Olmaz."dedim.
"Ayağa kalkar mısın bi'?"
"Tamam."
Ayağa kalkınca koltuğa oturdu. Neredeyse tüm alanı kaplamıştı.
"Ben nereye oturacağım paşa hazretleri?"
Bana cevap vermek yerine ellerini hafifçe uyluklarına vurdu. Gözlerimi genişlettim.
"Yok artık!"
"Var artık."
Dedi ve beni bileğimden tutup kendine çekti…