"Kızım?"
YETER MK YETER HER ŞEY DE Mİ BENİ BULUR
Hemen Barış'tan ayrıldım ve anneme baktım. Barış hala ellerini sırtımda tutuyordu. Arsız bok.
"Barış çek şu ellerini annen ağzıma sıçacak." dedim sessizce
"Tamam ya uf."
"Anne şey.."
"Ne kızım?"
Hiçbir şey söyleyememiştim. Annem bana öldürücü bakışlar atıyordu. Bir saniye olsun gözlerini benden ayırmıyordu.
"Anne korkutma beni."
"SOKAĞIN ORTASINDA ELALEM İLE Mİ ÖPÜŞÜYORSUN CİDDEN!"
"Ayıp oluyor Nehir Teyze. Ben elalem miyi-"
"KES SESİNİ BARIŞ!"
"Anne!"
"SORUMA CEVAP VER ASEL!"
"Evet? Sevdiğim adam ile öpüşmek suç mu anne?"
"SOKAK ORTASINDA ÖPÜŞMEK EVET SUÇ! GÖZÜME GÖZÜKME BİR SÜRE! EVDEN DE GİDİYORSUN!"
"Ne? Anne iyi misi-"
"İYİYİM ASEL!"
"Tamam anne sinirlisin ama bağırmayı bıraksan mı diyorum artık?"
"EVE GİT VE EŞYALARINI TOPLA!"
"Nehir teyze abartıyorsunuz."
"SEN KARIŞMA!"
"Sikerim ben böyle işi Nehir teyze."
"NE?! NE DEDİN SEN?!"
"Duydun beni Nehir Teyze."
"ASEL HEMEN EVE GİDİP EŞYALARINI TOPLUYORSUN!"
"Anne şaka mı yapıyorsun?"
"ŞAKA YAPIYOR GİBİ Mİ DURUYORUM ASEL?!"
"Tamam anne. Tamam."
"HEMEN EVE GİT!"
"Gidiyorum tamam."
Dedikten sonra ayağa kalktım ve poşeti alıp eve doğru yürümeye başladım. Ardımdan Barış da gelmeye başladı. Gözümden bir yaş aktı. Sonra bir yaş daha. Sinirden ağlıyordum. Barış elini belime koydu ve birlikte yürümeye başladık. Diğer elini uzatıp göz yaşlarımı sildi.
"Boşversene Asel. Ağlamana değmez."
"Elimde değil ki Barış."
Bir süre sessiz kaldık. Öylece eve doğru yürüdük. Eve vardığımzıda anahtarımı almak için elimi cebime attım ki...
Evden çıkarken anahtarımı almayı unutmuşum! Çok zekiyim değil mi? Teşekkür ederim:)
"Hassiktir"
"Yine ne oldu Asel?"
"Anahtarımı almamışım"
"Aferin aptal kadın."
"Teşekkür ederim."
"Ee ne yapacağız şimdi?"
"Bilmiyorum. Hem evden kovuldum, kimde kalacağımı bilmiyorum ve eşyalarımı bile alamıyorum. Annemden de anahtarını isteyemem şimdi."
"Bende kal."
"Ney?"
"Bende kal diyorum."
"Biraz klişe olmadı mı sence?"
"Sokakta mı yatmak istiyorsun?"
"Aman sana da hiçbir şey söyleyemeyeceğiz."
"Evet."
"Tamam senin evinde biraz olsun kalırım o problem değil bir süre boyunca ama kıyafetler?"
"Alışverişe çıkarsın veya çıkarız" dedi Barış sert bir ses tonu ile.
"Çok dengesiz birisisin."
"Teşekkürler. Bende kalıyorsun o zaman?"
"Bilmiyorum. Rahatsızlık vermeyeyim?"
"Evde tekim"
"He tamam o zaman."
"Gel o zaman."
Yürümeye başladık.
Başlamaz olaydık.
Bir insanın evi ne kadar uzakta olabilir? Git git varamıyoruz eve mk.
"Barış evin neden bu kadar uzakta sorması ayıp olmazsa?"
"Uzakta değil. Uzun yoldan gittiğimiz için öyle."
"Ne?"
"Beni duydun."
"Barış. Mal mısın? NİYE UZUN YOLDAN GÖTÜRÜYORSUN BİZİ?!" diye yükseldim Barış'a aniden
"Seninle daha fazla vakit geçirebilmek için." dedi ve göz kırptı Barış. Böylece patavatsız bir şekilde ona yükseldiğimi anlayıp bir saniye de olsa pişmanlık duydum. Bir süre sonra bir ağaç eve geldik. Başımı kaldırıp ağaç eve baktım. Yüksekteydi. Çok yüksekteydi.
"Barış?"
"Efendim?"
"Bu ne?"
"Ne gibi duruyor?"
"Ben buraya çıkamam."
"Niye?"
"Yükseklik korkum var."
"Çıkacaksın. Sokakta kalmak istemiyorsan çıkacaksın."