(Asel'in gözünden)
Bugün cenaze vardı. Ne zaman uyandığımı bilmiyordum. Fakat uzun süredir Şebnem Ferah dinliyordum. Salonda otururken Barış'ın uyandığını duyup yanına çıktım. Odaya girdiğimde Barış'ın yatakta yatıp tavanı izlediğini gördüm. İçeriye girdiğimi fark edince bir süre yüzümü inceledi. Sonra ayağa kalktı ve yanıma geldi.
"İyi misin? Ne oldu? Uyumadın mı gece?"
Ard arda bir sürü soru sorunca afalladım. Aniden gözlerim doldu.
"Bugün cenazesi var."
Ağlamamaya çalışıyordum. Dün çok fazla ağlamıştım. Ki bir yerden sonra gözyaşlarım bitti sanmıştım. Barış ayağa kalktı ve yanıma geldi. Ellerini yanaklarıma koydu. Gözlerimi kaçırdığımda çenemden tutup beni gözlerine bakmaya zorladı.
"Asel. Hiç iyi durmuyorsun."
"Nasıl durmamı bekliyordun Barış?"
"Şakanın sırası değil Asel. Elbette ben de nasıl durman gerektiğini biliyorum.-"
"Sus o zaman Barış!"
Dediğimde sesim hafiften yükselmişti. Aniden,durduk yere ona yükselmem Barış'ı şaşırmıştı. Genelde böyle yaptığım zamanlarda o da bana yükselir, üzerime üzerime gelirdi. Yine öyle yapmasını istedim. Bunların hiç yaşanmamış olmasını, yine her sabah olduğu gibi parkta oturup müzik dinlemeyi ve Barış'ın benimle uğraşmasını istedim. Bunları özleyeceğimi hiç düşünmemiştim. Tekrardan gözlerim doldu. Yeter artık. Ağalamak istemiyordum. Her ağladığımda aklıma yaşadıklarım geliyor, yaşadıklarım aklıma gelince de ağlıyordum ve böylece bir kısır döngü oluşuyordu. Barış'ın ellerinden kurtulup merdivelerden koşar adımlarla indim. Kulaklığımı ve telefonumu alıp evden çıktım. Barış arkamdan geliyor muydu, umurumda değildi.Üzerimde günlük kıyafetler vardı. Eve geldiğimde yaşanan olaylardan sonra üzerimi değiştirmeme fırsat bulamamıştım. Parka vardığımda hemen yeşil salıncağıma oturdum ve sallanmaya başladım. Telefonumun şarjı 15'di. Müzik dinlememe yeter miydi bilmiyorum. Playlist'imi açtım ve *Küllerinden* dinlemeye başladım. Bir süre aynı müziği dinledikten sonra telefonum kapandı. Evren benimle taş... geçiyor sanırım. Bir süre(yarım saat kadar) müziksiz sallandıktan sonra salıncak yavaşça durdu ve kulaklığım kulağımdan nazikçe çekildi. Arkamı döndüğümde Barış'ı gördüm. Bana öfkeli bir şekilde izliyordu. Ne yapmıştım ki oe.
"Ne oldu Barı-"
"Ne demek ne oldu Asel?! 7 kere aradım seni niye açmıyorsun?! Beni ne kadar korkuttun biliyor musun?!"
Sessiz kaldım. Bir süre suratına bön bön baktıktan sonra
"Şarjım bitti."
Diyebildim sadece. Barış bunu duyunca nefes verdi. Sonra yanıma gelip bana sarıldı. Ben de geri ona sarıldım.
"Beni ne kadar korkuttun haberin var mı aptal kız?"
"Saat kaç?"
"9.30"
"Tamam teşekkürler."
Dedikten sonra ne "Rica ederim" veya "Ne demek" demedi. Neden bu kadar bencil ve kabaydı? Yıllar mı değiştirmişti? Bilmiyordum. Kendi hakkında hiçbir bilgi vermemişti. Ne yaşadığı ile ilgili de. Bu soruyu Barış'a sormak için aklımın kenarına yazdım.
(3 saat sonra)
Mezarlığa gelmiştik. Olan biten her şey bana gerçek dışı gelirken içi boş mezara bakıyordum. Sanki babam ansızın gelecek, bana içten bir şekilde "Seni seviyorum kızım" diyip sıkıca sarılacak, 10 yılın ardından gerçekten mutlu hissedebilecekmişim gibi bir şeyler umuyordum. Fakat artık umut yoktu. Kefenler içindeki bedeni boş mezara bırakılıp insanlar üzerine toprak atmaya başladığında durumun ciddiyetini biraz daha kavrar gibi oldum.
Kısa süre sonraönce sol omzumda, sonra da sağ omzumda birer elin varlığını hissettim. Ellerin sahibine baktığımda sol yanımda Deniz, sağ yanımda da Solar'ı gördüm. Hiçbir şey demediler. Ben de demedim ve yere çökerek ağlayan anneme baktım.
"Asel!" diyen Öngü'nün sesini duydum, bakışlarımı ona çevirdim.
Her şey bir anda oldu.
Öngü'nün bana seslenişi,bakışlarımı ona çevirip suratını görmem ve sanki sadece onun suratını görmeyi bekliyormuşum gibi bir anda hıçkırıklara boğulmam...
Ardından Öngü'nün kollarını bana sarması, bize sıkıca sarılan Solar ile Deniz'in gözyaşları ve Damla'nın bir köşede sessizce ağlarken kimseye muhattap olmaması...
Her şey bir anda oldu ve bitti.
İmam daha önce hiç duymadığım duaları okurken Barış arkamdan gelip belime sarıldı. Gözleri şişmişti. Ağlamıştı. Ortalıkta görünmemesinin sebebi bu olmalıydı.
Annem bayıldı, Barış ağlamaya başladı ve daha bir çok şey. Barış ilk defa yanımda ağlıyordu. Kendi kendine sessizce ağlarken başını boynuma koydu ve hıçkırarak ağlamaya başladı. Ağlarken belimdeki ellerini sıkıyordu. Ellerimi ellerinin üzerine koydum ve bende ağlamaya başladım. Bu sefer ben sessizce ağlarken Barış içli içli ağlıyordu.