Percy pazartesi günü hastane kanadından ayrıldı. Okula son derece yabancıydı. Keşfetmek için zamanı da yoktu. İlk dersi olan Karanlık Sanatlar için yürümeye başladı. Madam Pomfrey'in gölge ve buhar yolculuğundan haberi vardı ve yeterince iyileşene kadar gücünü kullanmasını yasaklamıştı. Percy sınıfa girdiğinde sınıf bir kaç çocuk dışında boştu. Percy gidip en köşeye oturdu ve başını sıraya dayayıp bir süre gözlerini kapattı. Uyumadığından emin olması gerekiyordu yoksa aniden beliren yaralarını sınıfa açıklaması gerekirdi. Bir kaç dakikanın ardından bütün öğrenciler sınıfı doldurmuştu. Profesör gelir gelmez asalar kaldırıldı ve kitaplar açıldı. Percy şaşkınlıkla sınıfı izlerken Profesör" Neden söylediğim sayfayı okumuyorsunuz Bay Jackson?" Diye sordu. Percy ayağa kalkıp" Okudum efendim. Aslında tüm kitabı okudum, ve diğer kitapları ve diğer kitapları ve diğerlerini," dedi. Sonrasında her bölümün özetini geçmek zorunda kaldı. Geceleri ilacına ulaşamadığı için kitap okuyarak geçmişti.
Profesör " Asanız nerede Bay Jackson? " Diye sordu. Percy " Asam yok. Asasız büyü yapıyorum," dedi. Profesör ikna olmamıştı. Profesör " Burada çocuk kandırmıyoruz Bay Jackson," dedi. Percy " Bunu bize siz mi söylüyorsunuz? Dünya toz pembe değil ve kendini savunamazsan hayatta kalamazsın," dedi. Profesör " Bay Potter'ın ikizi olduğunu duydum. Sen de onun gibisin," dedi. Percy " Ben sırf yeterince güçlü olmadığım için her şeyimi kaybettim," dedi. Profesör " Dersten sonra odama gelin. Cezalısınız!" Dedi. Percy yerine geri oturdu ama yenilgiyle değil, daha sonraya ertelenmiş bir zaferle.
İkinci ders için Sihirli yaratıklara gitti. Hagrid " Evet bugün üç farklı yaratık işleyeceğiz. Hipogrif, Unicorn ve Testral," dedi. Geçen yıl zaten Hipogrif'le uçanlar ellerini kaldırdı. Bir de Percy. Hagrid " Hadi bugün ilk defa deneyecek olanlarla başlayalım. Percy. Şöyle yapacak-" ve daha sözünü bitiremeden Percy Hipogrif'lere koşmaya başladı. Arkasından pek çok öğrenci adını haykırdı ama Percy babasının yaratıklarından korkacak değildi. Yani Hipogrif babasının yarı yaratığı sayılırdı. Yarı attı öyle değil mi? Percy önünde eğilen kar beyazı tüylü Hipogrif'lerden birini sevmeye başladı. Diğerleri de okşaması için etrafında toplandı. Percy yumuşak gri tüylü bir tanesinin sırtına bindi ve peşinde diğerleri ile havalandı. Gök yüzünde daireler çizdi taklalar attı. Kanatları üzerinden bir başkasına bindi. Suya dokundu,bulutları deldi ve en sonunda yere indi. Hipogrif'ler onu gıdıklarken," Tamam çocuklar bu kadar yeter," dedi. Ve diğerlerinin yanına gitti.
Hagrid Unicorn'lar için sadece kızların yaklaşması gerektiğini anlatırken Percy atlara koştu. Onların sırtında zıpladı, okşadı, onlarla güldü. Hatta ufak bir gök kuşağı yaratıp onun üstünden gitmelerini izledi.
Hagrid," Bu yaratıkları sadece ölümü görmüş insanlar görebilir, eğer onunlayken içinizde bir şeyler hissediyorsanız ya da gözlerinde kaybettiğiniz birini görüyorsanız bir den fazla ölüm görmüşsünüz demektir," sonra Percy'ye dönüp" Evlat bu sefer de delice bir şey yapma," dedi. Sınıfta sadece üç kişi elini kaldırdı. Hagrid," Harry zaten senin göreceğini tahmin etmiştim. Draco sen kimin ölümünü gördün?" Diye sordu. Draco," Bir arkadaşımın," dedi. Hagrid aynı soruyu Percy'ye de sordu. Percy " Pek çok kişinin. Onların gözlerinde ohu görüyorum," dedi. Atlar önünde eğildi o ise diz çöküp onlara sarıldı. Derken testrallerden biri onu sırtına aldı ve diğer testraller ile uçurdu. Percy'yi gölün etrafında daireler çizdirene kadar Percy sadece durdu. Gölden bir ses geliyordu. Sanki üç kişi aynı anda konuşuyormuş gibi dalgalıydı. Onu kendine çekiyordu. Suya atlamasını söylüyordu. Bir anda bilinci kapandı. Uyandığında suyun altındaydı. Yanında deniz kızları karşısında ise bir ahtapot vardı. Devasa bir ahtapot.