İçeriğe geç

Kayıp( HP/PJO crossover)

Bölüm 12 · 3 dk okuma

Kayıp( HP/PJO crossover)

Bölüm 12

7. Alışma

Percy beyaz örtülü bir yatakta uyandı. Burası ona aşırı derecede bir hastaneyi hatırlatmıştı. Percy yerinde doğrulmayı denedi ama göğsündeki ağrı müthişti. Pjamanın yakasından baktığında tek gördüğü sargılardı. Yanındaki ve ayak ucundaki sehba hediyeler ile kaplıydı. Hala ait olmadığı Hogwarts'taydı. Derken kapılar açıldı. İçeri törenden tanıdığı Profesör Dumbledore, Profesör Mcgonagal ve babası girdi. Dumbledore" Seni uyanık görmek ne güzel oğlum. Haber şu ki kan sonuçlarına baktık ve Benle Minerva'nın senin büyük büyükbaban ve büyük büyükannen olduğumuz ortaya çıktı. Ben gökyüzünün içindeki iyiliktim, Minerva ise Gaia'nın. İkisi ilk kavga ettiklerinde onların bedenlerinden ayrılmıştık. Şunu unutma ki atanın kim olduğu senin kim olacağını belirlemez. Bunu çoğu öğrenci anladı. Kardeşinde anlayacak. Percy yanında oturan büyük annesine bakıp" Sarılabilir miyim?" Diye fısıldadı. Mcgonagal ise kollarını açarak cevap verdi. Percy onun kollarında yerini aldı. Hayat üstüne geliyordu ve tek istediği sıcak bir kucaklamaydı. Percy ve Mcgonagal ayrıldıktan sonra Madam Pomfrey " Bay Jackson'ın dinlenmesi gerekiyor," dedi. Bunun üzerine Poseidon oğlunun saçlarını karıştırdı. Dumbledore ise ayağına hafifçe vurdu. Percy," Yorgun hissetmiyorum Madam Pomfrey. Biraz daha kalamazlar mıydı?" Diye sordu. Madam Pomfrey bir kaşığa ilaç koyarken" Onlar Profesör Mr. Jackson. Vermeleri gereken dersler var," dedi. Şurup koyduğu kaşığı uzattı. Percy şurubu içti ama tadından gerçekten hoşlanmadı. Çok ekşi ve hafif sülfürik bir tadı vardı. Ne işe yaradığını da bilmiyordu. Ağzında hiç hoş olmayan bir tat ile uykuya daldı.

Uyandığında saat öğlen vakti gibiydi. Muhtemelen iki,üç saat uyumuştu. Aç hissetmediği için zamanı anlamak zordu. Derken çift kanatlı kapılar açıldı ve içeri Hermione,Draco,Luna ve Neville girdi. Hermione " İyi misin Percy? Dört gündür baygınsın," dedi. Dört gün. Hakikaten çok uzun süredir uyuyordu. İris kızı Luna ve Demeter oğlu Neville'i kamptan tanıyordu. İkisiyle de hasret giderdikten sonra Hermione ona öğlen yemeğini getirdi. Canı hiç yemek istemiyordu. Bu yüzden tempisiyi geri itti. Bu Hermione'yi hiç memnun etmedi. Dakikalarca nutuk çekti ve şikayet etti. Bunun üzerine Percy delici bakışlar altında çorbadan biraz yemeğe başladı. Hermione kesinlikle bir Athena kızıydı. Annabeth olsa o da öyle yapardı. Bu düşünce Percy'nin donup kalmasına neden oldu. Bedeni ona gelecek olan geri dönüş krizini haber verirken aklından bu düşünceyi uzaklaştırmaya çalıştı. Bir kaşık daha ağzına götürmeye çalıştı ama bedeni bütün her şeye kapatmıştı. Dişleri birbirine çarpıyor, terliyor, kasılıyor, titriyor ve uzuvları uyuşuyordu. Neville durumu fark ettiği gibi Madam Pomfrey' i çağırmaya gitti diğerleri ise onu sakinleştirmeye çalıştı. Kendini kasmasını önlemeye çalışıyorlardı. Tırnakları omuzlarına o kadar batmıştı ki artık kan akıyordu. Madam Pomfrey dudaklarına bir şişe dayadı. Dakikalarca iksiri içirmek için uğraştılar ama ağzı açılmıyordu. Bedeni kasılmış ve onu kötü düşüncelere odaklamıştı. Ana dönmeye çalışıyordu ama Bedeni zihnine tepki veriyordu. Boğazından aşağı kayan iksiri hissetti. Dakikalar içinde hiç bir şey düşünemez oldu. İksir zihni ile bedenini birbirinden ayırıyordu. Gözleri kapanmadan önce dostlarının endişe dolu yüzlerini gördü.

( Dürüst olmak gerekirse Percy'nin az önce yaşadığı kriz için kendimden esinlendim. Bunlara Tetikleyici atak denir. Stresin arttığı bir dönemde bedenimiz ve düşüncelerimiz kaygıya karşı çok zayıf olur. İşte o zaman kaygı kalp atışlarını ve nefeslerini hızlandıran, mideni bulandıran ve daha ileri seviyelerde titremeye, kasılmaya, terlemeye hatta kendine zarar vermene sebep olacak düşünceler fısıldar. Ben de bunları yaşadım. Kendime zarar vermedim ama daha yüzlerce kötü şey yaşadım. Ana dönmek zor oldu. O zamanlar ana dönmek için seslere odaklandım.)

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.