Omzumdan düşen çantayı sinirle tekrar düzelttim . Bir taraftan da anahtarla kapıyı kilitlemeye çalışıyordum . İnadına anahtar gram oynamıyordu, galiba yine sıkışmıştı . Mahmut amcaya ve eşine yakalanmak en son istediğim şey bile değildi. Her ay bu zamanlar istisnasız aynı olay oluyordu .
Ben sessizce yok olmaya çalışırdım ve Mahmut amca ' da beni tanıdığı için beni yakalamaya . Bu hafta kira zamanı haftasıydı ve ben yine toparlayamamıştım . En sevmediğim şeylerden biriydi borç içinde kalmak ve zamanında ödeyememek .
Borç yiğidin kamçısıdır derler ama benim yiğitlik arşa çıktı artık ve bunca yiğitlik bana yeter.
Sonunda yıllar gibi geçen süreden sonra kapıyı kilitleyebilmiştim ve kocaman bir oh çekmeme neden olmuştu .
Anahtarı uzun bir yolculuğa yolladım .
Çantanın içine gelişi güzel fırlattım . Bu demek oluyordu ki araması da uzun olacaktı ama anahtarı kaybetmektense çantamın bilinmeyen ücrasına yollamak daha iyi bir fikirdi. Saçımın bir türlü toplanmayan ön kısmı gözüme girmiş ve saliselik gözümü kapatmıştım .
Yürürken gözümü kapatmasaydım iyiydi.
Ve bugün şans benden yana olmadığı için kapının önündeki bir şeye çarptım . Dengemi kaybettim ama düşmedim . Bu da bir şans sayılır bence ...
Bir saksıya çarpmıştım . Neden her dairenin kapısında bu saksılardan var anlam veremiyorum ama beni çokta ilgilendirmez . Yani düşmediğim sürece.
''Ahter kızım''
Gözümü kapattım ve ne diyeceğimi düşündüm . Acaba düşse miydim ? Böylece konuşmamak için bahanem de olurdu .
''Kızım , iyi misin ?'' hafif çıkan sesin de telaş vardı . Önüme gelerek bana baktı ve herhangi bir zarar görmüş müyüm diye göz geçirdi.
''Melek Hanım la otururken sesi duyduk bir şey oldu sandık .Melek Hanımda hemen beni yolladı tabii.'' dedi hafif bir gülümsemeyle.
Benim yüzüme bakınca küçük olan gülümsemesini de kaybetti. Mahcup olmuştum ve bu yüzüme yansımış olmalıydı .
''Kızım ne kadar benden, bizden kaçmaya devam edeceksin ? Kaçmanı gerektirecek , utanmanı gerektirecek bir durum yok bunda . Her ay aynı şeyi yaşıyoruz ve bu bizi kırıyor biliyorsun değil mi ?''
Mahmut amcalar çok iyi insanlardı hele bu zamanda ev sahiplerinin kötülüklerini gördükten sonra en melekleri Mahmut amca ve Melek teyzeydi. Ama bu durum benim utanmamı engellemiyordu . Sonuçta onların da paraya ihtiyacı vardı .
Belki de tek gelirleri iki dairedeki kiracılardan sağlanıyordu .
''Mahmut amca valla bilerek olmuyor . Sizi kırmak hiç istemem .Ama sanki bilerek vermiyormuşum gibi geliyor .Çabalıyorum ama bu zamana elime yine bir şey kalmıyor ve kirayı ödeyemiyorum .Bir de kira uygunken bunu yapmam sizden kaçmaya itiyor beni. Yüzünüze bakacak cesareti bulamıyorum.''
Gözlerimin istemsizce dolması beni sinirlendirdi çünkü beni zayıf gösteriyormuş gibi hissetmiştim. Ya da kendini acındırmak isteyen genç bir kadın gibi...
Bu her zaman bana çok koyuyordu .
Çabaladıkça daha dibe çökmüş gibi hissediyordum.
''Bak kızım burası kocaman bir dünya ama bir o kadar da küçük . Bazen yoruluyoruz ve kayboluyoruz burada .Gözümüze her şey yük olarak geliyor ve biz daha taşıyamadan altında kalıyoruz. Bazen birine ihtiyacımız oluyor .Bunun kan bağıyla hiçbir alakası yok . İstersen tanımadığın bir kişinin saniyelik yardımına bile ihtiyaç duyabiliyoruz . O yüzden biraz yükünü bize ver .Biz sana yardımcı olalım . Yükünü az da olsa hafifletelim. Olmaz mı he?''
Gözlerini elime çevirdi ve buruk bir gülümseme bahşetti .
''Ellerin bile çalışıyorum ben yoruldum diye bağırıyorken biz sana nasıl inanmayız ? Çabalamanı sadece biz değil bu mahalleli bile biliyor . Küçük çocuklar senin gibi güçlü olmak için hayaller kuruyor . ''
''Ben güçlü değilim ki''
''Henüz güçlü olduğunun farkında değilsin. Ama biz seni senden önce keşfettik. Bak kızım bu koca dünyada kocaman ağırlıklarını bize anlat .Sana derttaş olalım, sana bir yardımımız dokunsun. Ha dersen ki benim yaşlılarla işim ne onu sen bilirsin.''
Sondaki cümlesiyle gülmesi bir olmuştu ve bu durum beni de güldürmüştü. Onlar çok iyi insanlardı .
''Estağfurullah amca aşk olsun . Sizin ruhunuz genç.''
Mahmut amcayla eşi çok tatlı birer yaşlıydı. Ama dediğim gibi ruhlarının genç olduğuna inanıyordum . Bazen mahallece toplanıyorduk ve toplandığımızda ortama enerji veriyorlardı ve bu herkesi olumlu yönde etkiliyordu .
Aşkları kaç sene olmasına rağmen gram azalmamış ve her geçen gün artmıştı . Bu mahallenin büyükleri konuşurken şahit olmuştum ve bu durum beni mutlu etmişti. Çok güzel birer aşk kuşuydular .
Hatta Melek teyzeyi bir kaç kez utanırken yakalamıştım ve istemsizce kahkaha atmıştım . İnanılmaz hoşuma gitmişti.
''İyi ki varsınız Mahmut Amca.''
Gülümsemesini eksik etmeyerek '' Sen de kızım . Sen de iyi ki varsın.
Bak işe gitmeden önce Melek Hanımımın yanına uğrayalım .Kendi karışımıyla bir krem yaptı .Elindeki acıları azaltır .
Geçen konuşurken söyledi 'kesikler ve bıçak yaraları acısı bir başka olur . Ama bizimki bunu belli etmez ' diye ve 'kimseye anlatmaz da kuzum' diye de ekledi. Ki haklı olduğunu da biliyoruz.''
Tamam diyerek başımla onayladım onu.
Dairenin önüne gelince kapıyı açtı ve içeriye girmemi bekledi.
''Mahmut Beyim umarım gelirken kuzumu da getirmişindir . Bir kaç zamandır ay yüzünü bize göstermemekte ısrarcı sanki , he .''
Güzel ve narin konuşmasıyla gülümseyerek salona yanına geçtim .
''Sultanım bu kuzu sizden özür diliyor ve pişman olduğunu söylüyor . Affedersiniz mi acep ? '' elini öperek yanına geçtim.
''İlahi kuzum affedilecek bir şey yok ki ortada . Hayat karmaşası olur böyle şeyler . Seninle daha uzun bir konuşma yapardım ama beyimin seninle konuştuğunu düşünüyorum .
Bu demek değil ki sonra uzun bir konuşma seni beklemiyor . Sadece işe geç kalmanı ve şer patronlarının seninle uğraşmasını istemiyorum . ''
Elini elime uzatıp nazik bir şekilde tuttu ve kendine çekti. Yanında olan sehpadan poşeti alarak içinden kutu çıkardı .
Kremi burada yaptığı belliydi. Tam bir şifa kaynağı gibi duruyordu .
O nasıl oluyor diye soracaksanız bilmiyorum ama hissettim diyebilirim. Nazikçe iki elime de kremi sürdü . Biraz yanmıştı ama tepki vermemeye çalıştım . Aksi halde daha çok üzülmelerine sebep olabilirdim.
''Kuzum bu şimdilik burada kalsın . Senin çantanı en son gördüğümde hali hal değildi malum . İşten gelir gelmez uğrar alırsın oldu mu? ''
''Tamam sultanım gelirim.'' diyerek yanağından öptüm ve onlarla kısaca vedalaşıp , teşekkür ederek ayrıldım .
Son zamanlarda Melek teyze çok yorgun oluyordu ve bu yüzden dışarıya pek çıkamıyordu . Arada Mahmut amca eşini de alıp yavaş yavaş yürüterek hava almasını sağlıyor ve hala güzel olan bir şeyleri ona gösteriyordu .
Ona moral vermek kolaydı , eşi yanındaysa hele ki. Herkesin yaşadığı acılar vardı ve onların birbirlerinin acılarını azalttıkları belli oluyordu. Gözleri daima mutlu bakıyor ve her yerde onu-mutluluğu- arıyordu.
Belki de geçmişte acıdan dolayı mutluluğa kör olan gözleri daha yeni açılıyordu . Ya da Mahmut amcayla tanımış ve gözleri yeni bir dünyaya açmıştı kendini. O zamandan beri de sürüyordu .
İkisinin hiçbir zaman ayrılmaması için dilek dileyerek iş yerime gitmeye devam ettim.