(Kumsal)
Tanrım! Neredeyim ben? Burası neresi? Hastane mi? Ne işim var benim burada? Hiçbir şey hatırlamıyorum.
-Sen de kimsin? Ne işim var benim burada?
-Merhaba Kumsal. Ben Furkan. Kaybedenler Kulübü'nün bir üyesi. Arabamla eve dönerken seni gördüm. İyi görünmüyordun. Arabamdan indim çünkü senin yanına gelecektim. Ama sonra bayıldın. Ben de seni hastaneye getirdim. Burada sana çok iyi bakacaklar. Ve ben de yanında olacağım.
-Kimsenin yanımda olmasına ihtiyacım yok tamam mı? Eve gitmek istiyorum.
Kalkmaya çalıştım. Bildiğim yerler, güvendiğim kişiler beni üzmüştü. Hiç tanımadığım bir adama mı güveneceğim şimdi? Tam kalkacakken beni omuzlarımdan tutarak yatağa yatırdı.
-Daha kan tahlillerin bile gelmedi. Biliyorum bana güvenmiyorsun belki de. Ama emin ol ki sana zarar vermek isteseydim seni hastaneye getirmezdim. Tahliller gelene kadar bekleyelim. Neden bayıldın, bir sağlık sorunun mu var bunu öğrenelim. Tamam mı?
Kabul etmekten başka çarem yoktu. Başım çok ağrıyordu, çok yorgun hissediyordum.
-Peki.
***********************************************************
Yaklaşık yarım saat sonra ellili yaşlarda bir doktor odaya girdi.
-Merhaba Kumsal Hanım öncelikle geçmiş olsun. Size tahlil sonuçlarını getirdim. Maalesef pek iç açıcı değiller.
Ne olacağı umurumda bile değildi. Ama Furkan için aynı şeyi söyleyemezdim. O çok endişeliydi. Ve konuşmaya başladı.
-Teşekkürler her şey için. Sizi dinliyoruz.
-Rica ederim. Kumsal Hanım'ın kan değerleri çok düşük. Uzun zamandır doğru düzgün bir şeyler yememiş olmalı. Ayrıca çok uykusuz gözüküyor. Bu da bayılmasına sebep olmuş sanırım. Geçmiş kilo ölçülerine baktım. Çok ciddi bir kilo kaybı var. Ama bu kilo kaybı yaklaşık 1 senedir devam ediyor. Yemekle bir alakası olduğunu sanmıyorum. Araştırmaya devam edeceğim ve kilo kaybının sebebini bulacağım. Kumsal Hanım yaklaşık 3 gün burada kalacak. Kan değerlerini toparlamamız lazım. Yemek ve uyku sorununu çözmeniz gerek yoksa çok daha kötü olur. Müsaadenizle ben çıkıyorum.
-Elbette. Çok teşekkürler.
Doktor çıkıp kapıyı kapattığı anda Furkan bana döndü.
-Neden hiçbir şey yemedin bunca zaman? Hayatta kalmak için yemek yemek zorunda olduğunun farkındasındır umarım.
-Hayatta kalmak için zaten tek bir nedenim var. Bu yüzden ölmedim şu ana kadar. Yoksa ölmek bir kutu hapa, bir bıçağa bakar. Üstelik sana ne? İstediğim zaman yerim istediğim zaman yemem.
-Üzgünüm Kumsalcım ama ben senin refakatçinim. Ben ne dersem onu yapacaksın.
Cevap vermedim. Konuşmak istemiyordum. Sadece telefonumu almak ve hayatta olma sebebim olan arkadaşımı aramak istiyordum. Şu an sadece ona ihtiyacım vardı.
-Telefonum nerede? Onu istiyorum.
-Buralarda bir yerde olmalı.
Çekmeceleri karıştırmaya başladı. Ve nihayet telefonumu buldu. Bana uzattı.
-Al bakalım inatçı şey.
Sadece göz devirdim.
-Tuvalete gideceğim.
-Eğer telefondan dolayı ise merak etme şimdi sana yiyecek bir şeyler almaya gideceğim. Bir saat falan yokum.
-Süper, git o zaman.
-Tamam gidiyorum. Hoşça kal. Ve ben gelene kadar yaramazlık yapma.
-Hı hı.
Sonunda çıkmıştı. Hemen Ece'yi aramalıydım. Hemen şimdi!
************
Yarım saat oldu ama Ece telefonumu açmıyor lanet olsun. En ihtiyacım olduğu anda mı gerçekten? Şu garip adam gelmese bari.