Hello bebişlerr..
Hepinize iyi eğlencelerrr..
Ay çok güzel bölüm olduuuuuuu...😻🥹
~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~
~Alsu~
"Ne? Hayır hayır." Svet duyduklarıyla hemen önüme atladı. Ben ne yapmam gerektiğini zaten şaşırmışdım, şimdi de böyle bir teklif. Kendimi gerçekten yaka bilir miyim? Arkadaşımın çocuğu için bunu yapar mıyım? Katlana bilir miyim buna? "Lütfen pakhan. Alsuyu bu işe karıştırmıyın lütfen. Ne istersez ben yaparım, ömrümün sonuna kadar para almadan size çalışırım, hizmet ederim. Ama bu benim meselem."
"Svet.." onu sakinleştirmeye çalıştım.
"Hayır Alsu.."
"Svet!" Önüne geçip sesimi yükselttiğimde bana döndü. "Sakin ol." Kafasını ağlayarak olumsuz anlamda sallıyor, razı olmuyordu.
Bizi izleyen pakhana döndüm.
"Sen de beni istiyorsun." Dediğimde kafasını salladı rahatca. İşte bu rahatlığı var ya, onu bir gün gerçekten öldürmeme neden ola bilir. "Peki, söylesene. Senin o organ mafyasından farkın ne oldu burda?" Kollarımı göğsümde bağladım. Soru dolu bakışlarım yüzünde gezindi. Ve duruşunu bozmadan ellerini cebine salıp bana bir adım daha yaklaştı ve bu nedenle kafamı biraz daha kaldırdım.
"Söyleyeyim küçük hanım. O svinya* (domuz) senin vucudunu istiyor. Hizmet edeceğim diyorsun ya, vucudunla hizmet edeceğin anlamına geliyor bu." Gerçekten de herkes sadece kızları yatağa atmayı, kendisini tatmin etmeyi mi düşünüyor? Bu çok acımasızca. Ya da ben çok safdım..
"Benim farkım, seni sen olduğun için istemem. Ben her şeyinle seni istiyorum. Anlıyor musun aradaki farkı?" Bu kez bana soru dolu bakışçarla bakan oydu.
"Bu beni bir nesne olarak istediğin gerçeği değişmiyor. Beni benim rızam olmadan istiyorsun."
"Bu işe karışıp kendini yakan sensin. Ben de fırsatları değerlendiriyorum." Omuzlarını silkdi. Sarı gözlerini bir saniye bile olsun gözlerimden ayırmamışdı.
"Seçim senin. Yarın seni almak için geleceğim." Birkaç saniye daha gözleri üstümüzde gezindi. Dönüp bir kaç adım attığından sonra durdu ve hızlıca geri döndü.
"Ama eğer seçdiğin o svinya olursa.." aradaki iki adımı kapayıp dibime kadar geldi. Kafasını eğip yüzüme milimler kala yaklaştı. "Bir ameliyat olmayacakdır. Çünkü o kalbi alabileceğiniz son adam da canından olucak." Biraz daha başını eğdi ve burnu boyun çıkıntımda ve saçlarımsa gezindi. Peki ben neden ondan uzaklaşamıyordum. Şuan onu itmem gerekmiyor muydu? Ama bir şey yapamıyordum. "Seni bekleyeceğim malysh. Sabırsızca bekleyeceğim." Son sözleri bu oldu. Ve yüzünü dönüp hızlıca arabadına doğru gitti. Onla beraber bir yığın adamları da arkasıyca gitti. Beni çıkılmaz bir yola sokarak gitti..
~6 saat sonra~
Saat 03:00.. Eve geldiğimizde Sveta ilaç verip uyutmuşdum. Şuan biraz uyuyup ve kendisine gelmesi lazim. Ama benim gram uykum yokdu ve düşünmekden kafam ağrıyordu ama bir şey de bulamıyordum. Çıkış yok. O çocuğun yaşaması için yapa bileceğimiz başka bir şey yok.
"Allahım.. Özün köməyimizdə ol Ya Rəbbim. Doğru yolu göstər bizlərə. Amin.." * (Allahım.. bize yardım et Rabbim. Bize doğru yolu göster, Amin)
~5 saat sonra~
Birkaç saat ancan uyumuş olurdum. Duyduğum seslerden dolayı gözlerimi açıp ilk önce seslerin ne olduğunu anlamaya çalışdım. Yatakda doğrulduğumda dolabın önünde oturmuş Sveti gördüm. Hızlıca giysilerimi bavuluma tıkıştırıyordu.
"Svet?" Kırıltılı sesimi duyduğunda bana baktı ve gülümsedi.
"Hadi kalk hayatım. Hadi. Gidiyorsun." Sözünü bitirip işine devam etti.
"Nereye gidiyorum?" Neler olduğunu anlamadan yataktan kalkmaya başladım.
"Ülkene dönüyorsun. Senin için bilet sipariş ettim. 2 saatden sonra uçağın kalkıyor. Hadi kalk hazırlan sen de." Bavulumu bitirip dolabın önünden kalktı. Sakince yanına gidip sarıldım. İlk kendini çekse de sıkıca sardığımda pes edip kollarını bana doladı.
"Svet, hayatım. Ben iyiyim. Her şey de ayrıca iyi olucak inan bana tamam mı? Şimdi telefonunu al ve siparişi geri al. Hadi hayatım."
"Hayır hayır Alsu bunu yapamazsın. Bizim için kendini yakmaya izin vermeyeceğim hayır."
"Svet!" Sesimi yükselttiğimde bana döndü. "Söylesene bana, biz neyiz? Aileyiz biz aile. Benim sizden başka kimim var? Ya sizin benden başka? Yok kimse yalnızız. Ve ben bunu ailem için yapıyorum duydun mu beni? Asla fikrimden döndüremeyeceksin beni!" Ağlamaya başladığında nasıl çaresiz olduğunu anlaya biliyordum.
"Hayır yapma bunu. Ben nasıl kabul ederim böyle bir şeyi? Hep yanımda oldun, yardım ettin ama bu kadarı çok fazla. Lütfen Alsu, lütfen git burdan, kurtul onlardan. Yalvarıyorum git."
"Bunu yapamam. Yapmam da. Anton iyileşecek. Bunun için değmez mi sence? O benim de oğlum gibi. Doğulduğu andan onun tüm anılarının şahidiyim Svet, ben nasıl kendimden bile çok sevdiğim çocuğu ölüme bırakırım hm? Yapamam.."
Daha çok ağladığında ben de ağlamaya başlamışdım artık. Sulu göz birisiydim birazcık. Beraber oturup bir birimize sarılarak ağlıyorduk.
"Teşekkür ederim. Teşekkür ederim bir tanem. Ben senin hakkını ödeyemem. Tanrı seni korusun. Ailem, teşekkür ederim."
~4 saat sonra~
Kapı çaldığında yine Anton koşarak kapıya gitmişdi. Svet mutfaktaydı bu yüzden de ben de Antonun arkasıyca gittim.
"Teyzee, kapıda bil adam vay." Şirince konuşarak kucağıma koşdu. Onu kucağıma alıp kapıya yaklaşdım ve kimin olduğuna bakdım. Kapıdakinj tanımamla kalbim yeniden sıkımtıyla atmaya başladı. Bir adım geri atıp kapıyı açtım. Gözlerimiz buluştuğunda bana bakarken gözleri parlıyordu. Gerçekten manyak bu adam. Bana baktıkdan sonra sarıları kucağımdaki Antonun üstünde gezindi. Anton onun iri yarı olmasından korkmuş olucak ki, bana daha sıkı sarıldı.
"Privet*. (Selam) Seni almak için geldim."
"Adamlarından da göndere bilirdin."
"Kendim gelmek istedim. Seni bir daha başkasına emanet etmem." Bu sözlerden sonra arkasında durmuş Sergey de hızlıca ona dönüp bakdı inanamıyormuş gibi. Galiba o da anlayamıyordu patronunun garipliklerinin nedenini.
"İçeri geçin istersez. 5 dakikaya hazır olurum."
"Kim o?" Svet mutfaktan çıkıp bize doğru geldi ve pakhanla karşılaştığında endişe ve heyecanı nerden baksan tüm vucudunu esir almış durumda oldu.
"Aa, pakhan?"
"Alsu hanımı almak için geldik Svetlana." Sergey pakhanın yerine konuşdu.
"Ge..geçin içeriye."
Svet onlara içmeye bir şeyler ikram etmeye başladığında ben hazırlanıyordum. Çantamı ve hazır durmuş bavulumu da alıp çıktım odadan. Bavulu kapının önüne bırakıp oturma odasına geçtim.
"Ben hazırım."
"Nereye gidiyoysun Aysu?" Anton bacaklarıma sarıldığında onun boyuna çatmak için dizlerim üste oturdum.
"Benim gitmem gerek bebeğim." Solgun yüzünü okşayıp yanaklarına öpücükler kondurdum.
"Onlayla mı gidiyoysun? Neden gidiyoysun?" Vermek için cevabım yokdu.
"Peki biy daha ne zaman celeceksin?"
"Sık sık geleceğim prensim benim." Diye sıkıca sarıldım ona.
"10 gün sonra ameliyat olunacak. Endişelenmeniz gereken durum yok. En iyi hastanede en iyi doktorlarla geçecek ameliyat. Tüm sürecde lazımı olucak para karşılanacak ve yapılması gereken şeylerle Sergey ilgilenecek kendisi. Siz sadece haber gönderildiği an hastaneye gideceksiniz." Pakhan sözünü bitirip ayağa kalkdı. "Hadi gidelim." Arkasına bile dönmeden kapıya taraf gidip çıktı evden.
~Viktor~
Arabaya bindiğimizden beri sessizce dışarıyı izliyordu. Eve gittiğimizde konuşmamız gereken önemli konuların olacağı için şimdilik bir şeyler söylemiyordum.
Araba evin önünde durduğunda derince nefes üfleyip arabadan indi. Ben de arkasıyca indim. Etrafına bakınıp eve adımlamaya başladı. Aniden bir şey görmüş olucak ki, evin arka tarafına iyice bakmak için biraz daha eğildi.
"O ne?" Parmağıyla gösterdiyi yere baktım.
"Sera. Çiçekler için." Anlamış gibi kafasıyla olumladı. "Görmek ister misin?"
"Evet ama, şimdi değil." Eve adımladı.
Beraber çalışma odasına geçtiğimizde Mariadan bize atıştırmalık bir şeyler getirmesini istedim ve 10 dakika içinde yiyecekleri sehpaya bırakıp gitmişdi. İkimizde kanepelere karşı karşıya oturmuşduk. Artık sessizliği bitirmek istiyordum.
"Yeni evine hoş geldin. Zamanla alışacaksın. Sana evi gezdiririm. Bir şeyler lazım olursa Sergeye ve Mariaya yaklaşmaktan çekinme. Onlar benim en yakınlarım."
"Yakınların.." diye mırıldandı. "Peki sen her yakınını iyice tanıyor musun?" Diye sordu aniden.
"Tabi. Hem de hepsini. Hem de her şeylerini." Konu hoşuna gitmiş olucak ki, sağ ayağını sol ayağının üstüne atıp kollarını da göğsünün altında bağladı.
"Emin misin peki?"
"Hem de çok." Yine bir gülümseme sundu. Birşeyler karıştırmaya çalışıyor.
"Peki o zaman öyle olsun. Ama ben sana öyle her yakınım dediğine güvenme derim. İnsanın en yakınları en büyük düşmanları ola bilirler."
"Haklısın tabi. O yüzden en yakınlarımı seçtiğimde hep 100 kez araştırırım."
"Yakınlarını araştırırsın da peki ya aileni? Aile üyelerimizi kendimiz seçemiyoruz yakınımızda tutmak istediklerimiz gibi."
"Evet. Öyle de. Ne demek istiyorsun?" Ben de onun gibi rahatca geriye yaslanıp sol ayağımı sağ ayağımın üstüne attım.
"Anlaşma yapalım." Aniden dedi yüzündeki sırıtması durdu ve ciddi bir görünüm aldı. "Bu anlaşma senin için çok önemli inan bana. Ve bu bilgi senin için bir milyon dolardan bile çok paha eder ama ben onun karşılığında bu bilgiyi seninle bölüşeceğim."
"Ha yani sen aramızdaki anlaşmayı yok etmek için başka bir anlaşma yapmak istiyorsun." Hiç düşünmeden olumlu cevap verdi.
"Ama malasef malysh, seni benden ala bilecek öyle bir bilgi yok." Kaşları çatıldı hızla.
"Ama bu bilgi senin için çok önemli. Senin hayatın bile söz konusu ola bilir."
"Nasıl bir bilgi bu? Nerden duydun?"
"Şu beni kaçıran bok çuvalından."
"Hm.. ne duymuşsun?"
"Hayır diyemem. Anlaşma yapmadık."
"Bebeğim senle anlaşma yapmaya ihtiyacım yok. Çünke diyeceğin her hangi bir şeyi ben artık bilmiş olacağım."
"Bunu bilmediğine eminim. Sana ihanet ediyorlar." Dediğinde kahkaha atmaya başlamışdım. Bilmediğim bir şey sanki.
"Güzelim ben etrafımdaki her kesi tanırım dedim ya. Kimler yapıyor? Hayır bir şey deme." Konuşmak istediğinde susturdum. "Hadi ben sayayım sana. Ama yalnız sana sayacağım bunları bildiğimi hiç kimse bilmiyor bile. Fyodor, seni evine götüren Lev," sadalıyordum rahatca, çünkü onların bana ihanetini biliyordum ve onların da icabına çok iyi bakıyordum. Dediğim bu tanıdıklarıyla üz mimikleri şaşırsa da beklediğim tepkiyi hala göremedim. "Ya belki ismini duymak istediğin Vladimir?" Evet tam da beklediğim tepki. Kollarını açıp hemen öne doğru oturdu. Bu halleri çok tatlı ve komikdi.
"Sen.. sen biliyor musun? Nerden? Peki nasıl? Nasıl hala da yakınında tutuyorsun?"
"Çok safsın malysh. Bu işler sen bildiğin gibi ilerlemiyor işte. Bazen sana ihanet edeni, düşmanını yakınında tutman gerekiyor hepsini içten çökertesin diye. Etrafımdaki her kesin ne mal olduğunu düşündüğünden de çok iyi biliyorum. Çünkü onları bana ihanet etmeleri için onlara ben oynadım ve kimin neyi seçtiğini gördüm. Neden bunu yapıyorlar biliyor musun?"
"Pakhanlık için." Mırıldandığında sırıtarak kafamla olumladım.
"Afferim malysh. Öyle tabi. Onların her şeyi, her bilgisi bende olduğu için bu noktadayım ve yıllardır da beni ve krallığımı yok etmek istiyorlar. Ya da benim yerime geçmek. Çünkü biliyorlar ki, istediğim an onları yer yüzünden silirim." Gözleri hayretle büyümüşdü. Küçük ağzı bile açık kalmışdı. Ve braketlerinin görünüşü daha da tatlı bir görünüm katıyordu ona. Anlamıyorum bu kızda beni çeken ne var? Ve neden yalnız onu istiyorum?..
"Son kozum da böyle gitti dimi?"
Sorduğunda kıkırtılarla olumladım. Bu sessizlik daha fazla uzanmasın diye önümdeki belgeleri alıp onun önüne bıraktım.
"Bunlar ne?"
"Evlilik sözleşmesi. Kadınım olmanı istiyorum. Benimle evlenir misin?"
~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~
Nasılsınız canlarım?¿
Umarım bu bölümü de beğenmişsiniz.
Sizin oy ve yorunlarınız beni o kadar mutlu ediyor kiii...🥹🥹🥹🥹
Oy ve yorumlarınızı bekliyor olucağım..
💭☆