İçeriğe geç

Katliam

Bölüm 1 · 9 dk okuma

Katliam

Bölüm 1

1.Bölüm: Yaratık

Her zamanki gibi üniversitenin yolunda ilerliyordum. Üniversite evime fazla uzak değildi. O yüzden yürüyebiliyordum ama baya yorucuydu. Üniversite öğrencisiydim ben, tıp okuyorum. Ailemizde bu bölümü okuyan bir tek ben vardım. Şu an ikinci senemdeyim. Mutluyum hayatımda hiçbir sıkıntı yok. Bir tane abim iki tanede kardeşim var. Aslında onları hep zorbalarım ama severimde. Kardeşimler sonuçta canımdan bir parçalar onları da seviyorum.

Köşeyi döndüğümde sonunda üniversite görünmüştü. Ama okula girmeden önce markete uğrayacaktım. Markete girdiğimde hemen dolaplara doğru gittim ve iki şişe soğuk su aldım. Kasaya doğru ilerlerken bizim bölümden bir kızı görüp baş selamı verdim. Oda gülümseyerek baş selamı verdi. Kasada parayı ödedikten sonra koştur koştur üniversiteye gittim çünkü geç kalıyordum. Bahçeye girince derin bir nefes aldım ve daha hızlı koşmaya başladım. Hemen binaya girdim ve merdivenleri üçer üçer çıkmaya başladım. İkinci kata geldiğimde duvara yaslandım. Biraz dinlendikten sonra sol tarafta kalan lavaboya doğru yürümeye başladım. Yürürken de etrafa bakıyordum. Görsel hafızam baya iyi olduğu için bir şeyin yeri değişirse hemen fark ederim. Koridor aynıydı, bir değişiklik yoktu. Hemen lavaboya girdim ve elimi yüzümü yıkadım. Ardından çantamdan parfümümü çıkarıp sıktım. Makyajımıda tazeledik ten sonra lavabonun kapısını açıp dışarı çıktım. Tam adımımı atıyordum ki inleme gibi bir ses duydum ve durmak zorunda kaldım. Kafamı sesin geldiği yöne çevirince bir kızın bir çocuğu köşeye sıkıştırıp öptüğünü gördüm. Bu görüntüye karşı yüzümü buruşturup ilerlemeye başladım. İğrençti. Benim hayatımda aşka yer yoktu. En azından şimdilik. Önce mesleğimi başarıyla yapmalıydım sonra aşk gelmeliydi. Ben düşüncelerle boğuşurken başka bir ses geldi kulağıma. Bir çığlık sesi. Yardım ister gibi bağırıyordu. Arkamı döndüğümde kimseyi göremedim önce. Ama daha demin gördüğüm çift gözüme takıldı. Bir gariplik vardı. Bu bir öpüşme olamazdı. Sanki adam acı çekiyor gibiydi. Sürekli kıza tekmeler savuruyordu ama kız milim kıpırdamıyordu. Onlara doğru biraz yaklaşmaya başladım. Daha beşinci adımımı atmadan bir şey oldu. Yere kan damladı. Önce bir damla ardından iki, üç ve böyle devam etti. Kanın damladığı yerden kafamı kaldırıp adama baktığımda olduğum yerde durmak zorunda kaldım. Adam bana bakıyordu. Asıl sıkıntı bu değildi. Adamın yüzü kanla doluydu. Adam ona baktığımı fark edince yavaş yavaş elini kaldırdı ve çığlık atmaya başladı.

''Lütfen yardım et!'' ben buna seyirci kalamazdım. Anlık bir cesaretle hemen onlara doğru koşmaya başladım. Onlar koridorun diğer ucundaydı. Koşmaya devam ettim. Adamın yanına gelince durdum ve hiç düşünmeden kolunu tuttum. Onu kendime doğru çekip kurtaracaktım. Ama yapmaman gereken bir şey yaptım. O kıza baktım.

Ağzı kanla doluydu, gözleri bembeyazdı. Ruhsuz gibiydi. Teni bembeyazdı aynı gözleri gibi. Kız hiç bir şey yokmuş gibi adamı ısırmaya devam ediyordu. Bu... Bu canilikti. Bunu nasıl yapabilirdi? Aklıma gelen düşünceyle durdum. Eğer bu adama yardım edersem kız beni de ısırabilirdi. Adamın kolundan hemen elimi çektim. Ve geri geri adımlar atmaya başladım. Ama ben geri geri giderken bir şeyler olmaya başladı. Adam bir anda kurtulmaya çalışmak için attığı tekmeleri durdurdu. Eli yavaşça sol yanına düştü ve bir anda kafasını yere eğdi. Ne olduğunu anlamak içi biraz yaklaştım ona. Tam dibindeyken durdum. Kız beni görmüyordu anlaşılan çünkü hiç saldırmıyordu. Ben adamı incelerken bir anda kafasını kaldırıp titremeye başladı. Deli gibi titriyordu. Bu beni biraz korkuttuğu için geri çekildim. Adam titremeye devam ederken bir şeyler mırıldanıyordu ama tam olarak anlamıyordum.

''Ne demeye çalışıyorsunuz?'' vicdansız değildim ama bende korkuyordum. Ben konuştuğum anda titremesi kesildi. Bir heykel gibi hiç kıpırdamadan durmaya başladı. Ben ne dedim de bu adam bu hale geldi diye düşünürken konuştu.

''Git buradan.'' bu dediğiyle afallamıştım. Neden gitmeliydim ki? İyi durumda değildi görmüyor muydu? Ben konuşmak için ağzımı araladığım anda bağırıp üstüme atladı.

''Sana buradan git dedim!'' adam bana doğru atladığı an bir kaç adım geri atarak kurtulmuştum. Ardından hemen kaçmaya başladım. Deli gibi koşuyordum oda peşimden geliyordu. Merdivenlere doğru yöneldim hemen. Aşağı kata inip bahçeye çıkmalıydım.

Ben merdivenlerden inerken birisi yukarı çıkıyordu. Hemen çığlık atmaya başladım.

"Yukarı çıkma! Çabuk aşağıya in!'' bana tip tip bakıp çıkmaya devam etti. Koşmaya devam edecektim ama onun öylece gitmesine izin veremezdim O adam biraz geride kalmıştı. Hala vaktim vardı.

''Bak yukarıda yaratık gibi bir şey var. Bende tam anlamadım ne olduğunu. Buradan hemen gitmeliyiz lütfen daha fazla çıkma.'' bana bakmaya başladı. Sanki ciddi miyim değil miyim diye bakıyordu. Biraz beni süzdü. Hadi ama vaktimiz yok diyorum şunun yavaşlığına bak. Beni süzmesi bitince konuşmaya başladı.

''Dalga mı geçiyorsun sen benimle? Derse yet-'' o daha sözünü bitiremeden merdivenin başında biri belirdi. O adamdı bu ama bizi görmüyordu. Aynı diğer kız gibi. Burnuyla etrafı koklamaya başladı. Kokumuzu alıyor olmalıydı. Lavaboda parfüm sıktığım aklıma gelince küfür ettim içimden. Yanımdaki çocuk tam bağıracağı an ağzını kapattım ve hemen köşeye çektim.

''Şimdi inandın mı bana? Çabuk beni takip et.'' gözleri fal taşı gibi açıktı anlaşılan korkmuştu. Başıyla hemen beni onayladı ve elimi tuttu. Normalde izin veremezdim böyle birşeye ama bulunduğumuz duruma bakınca götümüzden kan alınacak gibiydi o yüzden sormadım. Ve yavaş yavaş yürümeye başladık. Benim bastığım yerlere basıyordu. İkimizde korkudan ne yaptığımızı bilmiyorduk ki. Daha sadece beş adım atmıştık ama yanımdaki çocuk yere telefonunu düşürmüştü. Sınırlı bir şekilde başımı kaldırdım ve yanımdaki çocuğa baktım. Korkulu bir şekilde bana bakıyordu. Bakışlarımızı yaratığa çevirdiğimizde bize bakıyordu. Ama görmediğine eminim. Sadece burada olduğumuzu biliyordu.

''Sakin ol bizi görmüyor sa-'' Daha sözümü bitirmemiştim, bir anda yardım çığlıkları atmaya başladı.

''Yardın edin! Kurtarın bizi!'' sakinleştirme çabalarım işe yaramamıştı. İşe yaramadığı gibi daha çok korkutmuştu. Hızlı düşünmeliydim yoksa yakalanacaktık.

''3 deyince koşacağız tamam mı?'' beni hemen onayladı ve derin nefesler aldı. Korkmakta haklıydı bir şey diyemezdim. Ben konuşmaya başlamadan yaratık hareketlendi hızlı olmalıydık.

''1... 2 ve 3!'' 3'ü söylerken bağırmıştım. Hemen koşmaya başladık çünkü yaratık sesimizi duyar duymaz peşimizden gelmeye başladı.

Merdivenleri bu sefer dörder dörder iniyordum. Beşer beşer de olurdu yoksa canımız götümüzden çıkacaktı. Merdivenleri bitirdiğimde koridorda son sürat koşmaya başladım. Aynı anda da sağıma soluma bakıyordum gelen var mı diye. Çok şükür kimse yoktu. Bu konuyu müdürle konuşmamız gerekiyordu. Bu okulda bulunan kimse güvende değildi.

...

Binadan çıkmıştık. Yanımdaki çocuk hala beni takip ediyordu. O yaratıklarda binada kalmıştı. Göremediği için sıkıntı yoktu. Ama eğer ses duyarsa hemen birilerini yakalayabilirdi. Hızlı olmalıydık. Hızlı adımlarla müdürün odasına doğru ilerliyordum. Kafamın içinde bir sürü senaryo dönüyordu. Ya bütün herkes yaratığa dönüşürse o zaman ne yapacaktık? Bunları düşünmek için daha erkendi. Sadece iki kişi yaratık olmuştu.

Dekanın odasının önüne gelmiştik. Tam kapıyı açmak için kolu tutacaktımki biri elimi tuttu. Kimin tuttuğuna bakmak için sağıma döndüğümde yanımdaki çocuk olduğunu gördüm. Kaşlarımı havaya kaldırdım sorgularcasına.

''Ne oldu? Bırak da dekana söyleyelim.'' ben elimi çekip kapıyı tıklatmaya yeniden hazırlanırken o bir daha bileğimi tuttu. Bu sefer sinirli bir şekilde ona döndüğümde bana telaşlı bir şekilde bakıyordu. Ne var dercesine kafamı salladım.

''Dekana söyleyemeyiz.'' Ne diyordu bu? Dekana söylemeyip ne yapacaktık acaba? Belki haklı bir sebebi vardır diye düşündüm. O yüzden konuşması için bekledim.

''Eğer bunu d söylersek bize yardım etmeye bilir. Geçen sene olan bir olay vardı hatırlıyor musun? Üniversiteli bir kız sinirlenip bir çocuğu bıçaklamıştı. Onu müdüre gidip bizzat söyleyen bendim. Ama beklediğim gibi sonuçlanmadı bu konuşma. Önce beni tehdit etti bu olayı kimseye söylememem için. Eğer söylersem ne yapıp edip okuldan attıracaktı beni. Bende mecburen kabul etmek zorunda kaldım. Bunu neden yaptığını sorduğumda bana 'Üniversitrmin sizin gibi ergenler yüzünden davalık edemem' dedi. O günden beri bir kaç olaya daha şahitlik ettim ama müdüre söylemedim. Bence bunu da söylemeyelim. Öğrenciler arasında yayalım sadece. Kendilerine dikkat etsinler.'' haklıydı. Bu müdürü bende tanırdım. Baya bir şerefsizliği vardı. Ama yaratığı görünce kafam tamamen karıştığı için unutmuştum. Öğrencilere yaysak elbet öğretmenlerin kulağına gidecekti. Bizde bunu olabildiğince geciktirecektik.

''Haklısın bunu söyleyemeyiz. Gel şu köşeye geçip konuşalım.'' beni başıyla onaylayıp hemen arkamdan geldi. Köşeye geldiğimiz an konuşmaya başladım.

''Bunu elbet bir kaç kişi daha öğrenmiştir ve öğreneceklerde. Yakında bütün ülke öğrenecek. Hafife alınacak bir şey değil bu. Ama şuan bizi burası ilgilendiriyor. Bu günden başlayalım. Önce tanıdığın insanlara söyle onlarda başkalarına bu böylece yayılıp gidecek. Ama kesinlikle müdürün kulağına gitmemeli. Müdüre söyleyeceğini düşündüğün kişiler var mı?'' biraz düşündü önce sonra konuşmaya başladı.

''Bir kaç kişi var baya yalaka öğrenciler. Onlar kesinlikle söylerler. Onların bunu bilmemesi gerek.''

''Kesinlikle. Bu konuşmayı hiç yapmadık. O yaratıkları hiç görmedik, duymadık bize başka insanlar söylediler. Bunları kabul ediyorsan başlayalım.''

''Başlayalım.''

...

Kardeşlerimin sınfına doğru ilerliyordum. İlk önce onlara sonrada abime söyleyecektim. İlk onlara söylememin sebebi eğer olur da herkese söylemeden bu iş müdürün kulağına giderse hemen kaçacaktık. Abim kurtulurdu ama onlar pek kurtulacak tipler değildi. Yaklaşık yarım saattir sınıfın kapısında bekliyordum. Kardeşlerim aynı dersleri alıyorlardı. Aynı bölümdelerdi zaten.

Ders bitmişti. Herkes çıkıyordu. Bende hızlıca ayaklandım ve çıkmalarını beklemeye başladım. Bir kaç kişi bana bakıyordu ve hakkımda konuşuyordu. Neden burada olduğumu düşünüyorlardı büyük ihtimalle. Çok sıcak kanlı olduğum için herkes tanırdı beni.

Ben bunları düşünürken Mine ile Bartu sınıftan çıkmıştı bile. Hemen yanlarına doğru ilerledim ve konuşmaya başladım.

''Mine ile Bartu. Hemen benimle geliyorsunuz.''

...

''Sen ciddi misin Defne?'' başımla onayladım söylediğini. bunları konuşurken aynı zamanda da abimin şuan olduğu sınıfa doğru yürüyorduk. Ona da anlatmalıydık ve burayı hemen terk etmeliydik bence ama herkese söyleyeceğiz diye anlaşma yapmıştık.

''Defne bu okula gelmeye devam edecek miyiz?''

''Sadece bir kaç gün daha geleceğiz sonrada gideceğiz.'' beni başlarıyla onaylayıp takip etmeye başladılar. Mine ile Bartu ikizdi. Aynı zekaya, aynı kişilik ve dış görünüş özelliklerine sahiplerdi. Tek fark Bartu sarışındı.

Abimin sınıfının önündeydik kendi kendime konuşurken ona abi derdim ama normalde adıyla seslenirdim. Buna gıcık olurdu ama yapardım. Amacım zaten gıcık etmekti.

Kapıdan içeri girdiğimizde abimi en arka sırada bir arkadaşıyla konuşurken gördük ve hemen yanına gittik. Ona yaklaştığımızı görünce meraklı bakışları bize döndü. Konuşmamızı bekledi.

''Berk hemen bizimle gelmen lazım. Çabuk ol.''

''Neden'' kaşları çatıldı. Ya sabır.

''Çok önemli bir konu var Berk. Değil mi Mine?'' abim Mineyi çok severdi. O ne derse yapardı. O yüzden Mineyi bir koz gibi kullanırdık.

''Evet abi çok önemli gelmen lazım.'' abimin hemen bakışları yumuşadı. Başıyla onaylayıp bizimle gelmeye başladı.

''Sadece Mine için geliyorum bu arada yanlış anlamayın.'' Bu dediğine gülmekten başka bir şey yapamadım. Ne diyebilirim ki klasik abiler.

''Mine sen anlat sadece seni dinler o.''

...

''Yani okulda bir yaratık var öyle mi?''

"Evet. Hala anlamadın mı? "

''Düzgün anlatsaydın anlardık. "

"Gayette düzgün anlattım.Anlamayan sensin. '' kavga ederken beş yaşındaki çocuklar gibi olurduk genelde. Hepsi abimin suçu.

''Kavga etmeyi bırakında ne yapacağız onu konuşalım.''

''Sen istersin de susmaz mıyız abim benim.'' Bartu ile ben bu ikisine yandan yandan bakıp aynı anda göz devirdik. Çekemiyorduk onları.

''Yarın okula gelip herkese duyurmalıyız. Bu yaratıkları kendi gözüyle görüp de öğrenen bir kaç kişi vardır zaten. O yüzden üçümüz anlatırken abim müdürün olduğu katta nöbet tutacak. Elbet müdüre söylemek isteyen çıkacaktır çünkü.'' hepsi bu söylediğimi kabul etti.

''Yalnız sadece bir günümüz var. Yarından sonra neler olacak hiç bir şey bilmiyorum.''

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.