-Derste-
Yaralarım hala iyileşmemişti. Sargılarla etrafta geziyorum.Bu aralar sürekli Boranın bana baktığını hissediyorum, sürekli birbirine değiyo gözlerimiz.Bende farklı değildim ama sürekli kendimi ona bakarken buluyodum.Odaklanamadım.Saate baktım daha 5 dakika vardı. Ateşe bi bakış attım sanki durumumu anlayıp konuştu:
-Hocam, dedi ayağa kalkarak ve ekledi şu soruya bakar mısınız?
Kitabını hocanın yanına götürüp 5 dakikayı bize boş geçirticekti. Ateş olmasa biz napardık bilemiyorum. Başımı masaya yatırdım, başım Boraya dönüktü. Bana döndü. Başını diğer tarafa çevirip güldü sonra bana döndü ve konuştu:
-Ben ders işlemeyi sevdiğini sanardım
-Ben de sen hiç gülmezsin sanardım
-Ben de sadece sana güldüğümü anladın sanmıştım
-Sen bana mı yürüyosun yine?
-Sence?
-Bence mi? o nasıl soru ya dediğimde başını benim gibi sıraya yatırdı birbirimize bakıyoduk.
-Sence nasıl bi soru Kızıl Kraliçe?
-Sen yine benimle oyun oynuyosun
-Bilmem öyle mi yapıyorum?
Zil çaldı. Ayağa kalkıp sınıftan çıktı. Bende Kayra ile birlikte atış dersine geçtim. Arkamızdan Bora ve Ateş geldi. Hoca yoklama almaya başladı. İsimleri sırayla söylüyodu.Hocanın sesi benim düşüncelerimden uyandırdı:
-Zeynep Kayra Kırıcı
-Burdaa diye cevapladı Kayra. İkinci bi ismi olduğunu bilmiyodum. Hocanın sesi yine yükseldi:
-Ahmet Bora Kırıcı
-Burda dedi Bora. Kardeşler sonuçta olabilir dedim ama kafamda bi soru vardı...
-Asel Bulut
-Burda diye cevapladım hocayı. Eşleşme yapmaya başladık:
-Sena ve Demir,Ateş ve Kayra vee Bora ile Asel
Hay şansımı seveyim...
Bi kere olsun Kayrayla olamam dimi hayaller Kayra Hayatlar Bora.Boranın yanına gittim. Bana silahın nasıl tutulacağını gösterdi.Sonrasında hedef aldım eli benim elimin üstünde silahı tutuyordu.Diğer eliyle kafamı düzeltip elini belime koydu.O an cidden kalbim yerinden çıkacaktı. O an aklıma geldi sordum:
-Neden ilk ismini kullanmıyosun?
-Babam kullanırdı ilk isimlerimizi hatta o koymuş ilk adımı.
-Ne güzel
-Hı Hı tabi harika.
O anda tetiğe bastık. Pat. Tam on ikiden.
-Sanırım anladın atmasını diyip yan tarafımda boş olan kısıma geçti.
-Peki söylesene Babanla aran iyi miydi?
-Eğer Babalar çocuğunu dövünce araları iyi oluyosa evet dedi yutkunarak.
-Özür dilerim ben öyle demek ist-
-Evet biliyorum özür dilemene de gerek yok sonuçta dünyada minyonlarca dövülen çocuk var dimi?
-Peki annen?
-Ölmüş...Beni doğururken...dedi tekrar yutkunarak.
-Kayra... dedim sanki anlamış gibi cevapladı:
-Kayra annemi görmedi aynı benim gibi sadece fotoğraflardan gördü zaten Kayranın annesi de farklı bir kadındı .Babam onu dövmesin diye ben kendimi dövdürtürdüm. Kayra dayanamazdı...En azından o zamanlar.
Tetiğe bastı. Pat. Tam on ikiden.
O an fark ettim. Zil çalmıştı ama biz fark etmemiştik.O anda sordum Boraya:
-Bana Katil olmayı öğretir misin? dediğimde şaşkınlıkla yüzüme baktı sonra aynıs sınıfta sırada yaptığı gibi güldü ve cevapladı:
-Öğretirim
-Öğretiriz dedi kapının dışından gelen iki ses. Ateş ve Kayra.Ateş kapıya yaslanmıştı. Kayrada Kapının diğer tarafına. O an anladım. Doğru yerdeydim.
-Hiç sanmıyorum dedi diğer taraftan bi ses. Bu ses çok tanıdık diye düşündüm arkamı dönmeden önce.
-Seni tekrar görmek çok güzel babasının kızı...pardon babasının kızı desek yanlış olurdu...
yazardan:şimdilik bu bölümle idare edelim söz veriyorum sonraki daha uzun olucak ve evet geri döndüm belki sınav senem diye uzun aralarla atarım ama lütfen anlayın sizi seviyoruuumm

