7. Bölüm: İşkence
Pişmanlık hiçbir işe yaramaz...
Yola çıkmamızın üstünden neredeyse beş saat geçmişti. Gözlerimi açık tutmakta zorlanıyordum ama uyumayada korkuyordum.
Sonunda araba durduğunda bir deponun önündeydik. Doruk arabadan indi ve benim kapıma yöneldi neredeyse kolumu kıracak kadar sert çektikten sonra beni depoya kadar neredeyse sürükleyerek götürdü ve ellerimi açtı. Beni bir yere bağlamasını beklerdim ama yapmadı. Depoya soktuktan sonra kendiside girdi ve kapıyı kilitledi.
Depoya göz gezdirdiğimdi hiç iç açıcı bir görsel yoktu. İki kişilik yatak, bir küvet, iki kişilik ikişer koltuk ve bir el lavobosu. Başka hiçbirşey yok ve içerisi buz gibi.
"Ee geçsene niye dikiliyorsun ayakta?" Dedi ve koltuğa yayılarak oturdu. Bende koltuktan uzakta kalan yatağın üstüne oturdum ve olabildiğince Doruk'a bakmadım. Görmek istemiyorum çünkü.
Doruk telefonuyla ilgilenirken zihnimi kurcalayan soruyu sordum. "Beni niye kaçırdın? Onlardan biri olduğum için mi, yoksa keyfi mi?" Cevabını biliyordum ama belki daha açıklar diye sormuştum. "Onlardan biri olduğun için." Telefondan kafasını kaldırmadan konuşmaya devam etti. "Onları seçmeseydin, ölmeyi seçseydin emin ol daha mutlu olurdun." Hayır olmazdım. Ölmek beni mutlu etmezdi.
"Hayır. Bence doğru şeyi seçtim."
"Sence doğru şey ama emin ol en yakın zamanda ölmek için yalvarır bile olocaksın. Ve belki bunu ben değil Kuzey yapacak." Yapmaz, yani eminim değil mi?
"Ama korkma Kuzey'e yalvarmaya gerek kalmayacak bana yalvaracaksın."
"Niye orda öldürmedin?"
"Çok soru soruyorsun Mavi." O zaman hazır olsun ona işkencem çenem olucak.
"Cevaplamak zorundasın. Eğer beni kaçırdıysan çenemide çekmek zorundasın." Kafasını iki yana sallayarak gülümsedi. Mümkünse sen gülme diyemedim.
"Seni orda öldürseydim Kuzey hiç düşünmeden benide öldürürdü, ama onun zaaflarını kullanarak ondan uzaklaşıp işimi sonraya saklayabilirdim." Zaaf? Ben mi Kuzey'in zaafıyım? Tabiikide hayır, ben Kuzey'in zaafı olamam.
"Ben ve Kuzey'in zaafı olmak? Hayel kuruyorsun." Dedim.
"Emin ol sen artık onun en büyük zaafısın. Onla düşman olmadan önce onu çok iyi tanıdım ben. Artık sen onun için daha ayrı bir yerdesin. Kalbinde." Bakmakla yetindim. Cevap vermek istemedim, çünkü gerçek değildi. Ben Kuzey'in arkadaşını öldürmüştüm, onun beni sevmesi imkansız gibi bir şeydi. Konuyu değiştirmek için yeni bir soruya yöneldim.
"Kuzey ile neden düşmansın?" Bir süre cevap vermedi, gözleri uzaklara daldı. Aralarında geçen şeyin Doruk'u üzdüğü belliydi.
"Boşver." Diyerek kestirip attı. Omuz silkerek önüme döndüm.
Yapacak hiçbir şey yoktu ve acıkmıştımda ve uykumda vardı. Ve, ve, ve...
"Acıktım. İşkence yöntemi olarak lütfen beni açlıkla sınamayı düşünme. Bu sefer hiç susmam."
Dalga geçer gibi güldü. "Emin ol ölmeden önce sana en sevdiğin şeyleri ısmarlayacağım. Ama işkence yöntemi olarak daha acı verecek şeyler yapacağım. Mesela bu küvet onun için var." Gözlerim korkuyla açıldı. Umarım yatakta onların arasında değildir.
"Yemek söylerim." Dedi ve kalkıp depodan çıktı. İçerisi iyice soğumaya başladığı için yataktaki yorgana sarılarak biraz uzanmak istedim. Ama farkında olmadan uyuya kalmıştım.
✿
Sabah uyandığımda yatakta oturan Doruk'u gördüğüm için ister istemez korktum ve çığlık attım.
Kulaklarını kapatarak "Ne bağırıyorsun be?" Dediğinde yüzüne sert bir bakıs attım.
"Sen ne yapıyorsun asıl burda. Tepemde dikilirsen tabii korkarım koltuk var ya." Diye çıkıştığımda güldü. "Açım dedin bende çorba getirdim daha ne istiyorsun? Canın acımadan önce biraz karnın doysun bari. Gerçi az sonra yeterince su yutacaksın ama olsun." Dedi ve çorbayı tepsiyle yatağa bırakıp koltuklara geçti.
Başta yemeği yesem mi yemesem mi diye arada kalsamda aç olduğum için yemek zorundayıdım. Zaten Kuzey'gil beni bulmazsa büyük ihtimal ölücektim o yüzden daha fazla beklemek istemedim.
Yaklaşık yarım saat sonra ben yemeğimi yemiş kenara çekilmiştim. İkimizde konuşmuyorduk ve konuşmayada gerek olduğunu düşünmüyorum. Ama bir süre sonra sessizliği bozan Doruk oldu. "Hazır mısın Mavi Er?" Korkmuyorum, korkmuyorum...
"Neye?" Sesin titrememeli. "İşkenceye." Diye net bir şekilde söyledi. Korkuyorum, korkuyorum...
Yüzüne bakmakla yetindim. Tek kelime etmedim. O da yavaş adımlarla yanıma geldi ve üzerime eğildi. Gri kaçmak istedim ama çenemi kavradığı için yapamadım. "Boğulmaya hazır mısın Mavi Er?" Yakın olduğu için nefesi yüzüme çarpıyordu.
Çenemi bırakıp benden uzaklaştı ve küzetin yanına gitti. Suyu açtı. Küvet tamamen dolduğunda ise yanıma gelip beni kolumdan çekti ve küvetin başına getirdi. Ensemi sertçe büyük elleriyle kavradığı için hareket edemez durumdaydım. "Derin nefes al Mavi." Dedi ve başımı suya sontu. Bunu aniden yaptığı için farkında olmadan nefes almaya çalışmış ve fazla su yutmuştum. Umarım bu küveti tamamen bana içirmeyi düşünmüyordur. Ardından başımı tekrar çıkardı ve beş saniye izin verdi ve tekrar suya soktu. Bunu tekrar, tekrar... Ve tekrar yaptı. Artık göğsümde bir ağrı hissetmeye başlamıştım, kulaklarım suyla tıkanmıştı ve burnum yanıyordu. Son çıkarmasında ensemi bırakmıştı ve ben ayakta duramadığı için yere yığıldım. Gözlerimi kapattım ve uzun süre açmadım. Yerde yankılanan ve kulağıma bir uğultu gibi gelen ayakkabı sesi benden uzaklaştığını açıklıyordu. Nefes almak bile çile gelmeye başlamıştı son bir kaç dakikadır. Gözlerimi ovalayarak açmaya çalıştım. Derin nefesler almaya devam ediyordum ve bu benim başımın yattığım yerde bile dönmesine neden oluyordu. Hafif doğrulup yanımdaki küvete sırtımı yasladım. Etrafıma bakmak istedim ama çok geçmeden gözlerim kapandı ve bilincini açık tutamaz hale geldim.
✿
Uyandığımda depodaki yatağa yatırılmış ve üzerim örtülmüş haldeydim.
Saçlarım ıslak bırakıldığı için ve içerisi soğuk olduğu için başım ağrıyordu.
Doğrulmak istedim ama pek başarılı olamadım. Sanki birisi benim omuzlarıma ağırlık koymuştu ve benim kalkmamı engelliyordu. Kendimi daha fazla zorlayamadım ve yatağa geri yattım.
İçerisi sessizdi yani Doruk burda değildi. İnşallah da bir daha gelmez.
Gözlerimi açabilmiştim ve tavanla bakışmaya başladım. Tavanda camlar olduğunu bile yeni görüyordum.
Yarım saat kadar tavanı izledikten sonra kendimi daha iyi hissettiğim düşünüp yatak başlığına sırtımı dayayacak şekilde oturdum.
Küvet tarafına baktığımda hâlâ etrafında dışarı sıçramış sular vardı ve küvet dolu bir şekilde duruyordu.
Umarım ikinci bir kez yapmayı düşünmüyordur yoksa ciğerlerimide küvete bırakacaktım.
Kapı açıldığında korku dolu bakışlarım oraya döndü. Doruk sanki bir şeyden korkuyormuş gibi arkasına bakarak içeri girdi ve bana yaklaştı. Korktuğum için yerimde kıpırdandım. Beni başta bağladığı iplerle tekrar bağlamaya başladı. "Ne oluyor?" Kekeleyerek sorduğum soruyla ilk önce bana baktı ve ipi bağlamaya devam etti. "Lanet olası Kuzey geliyor!" Kuzey Karlıdağ beni bulmuştu.
İpi bağladıktan sonra beni ayağa kaldırdı ve her zamanki gibi sürükleyerek götürmeye kalktı ama bu sefer direnmeye çalıştım, çünkü Kuzey'e zaman kazandırmalıydım.
"Eğer biraz daha oyalamaya kalkarsan ve burdan sağ çıkarsam emin ol seni yaşatmam Mavi! Şimdi düzgünce yür-" lafı yarıda kesildi çünkü kapı büyük bir gürültüyle açıldı. İkimizinde bakışları oraya döndü. Ama tek fark ben mutlu bakarken o korkak bakıyordu.
Kuzey ve diğerleri Doruk'a silah doğrulturken Doruk beni hedef almıştı.
Benim ellerim bağlı ve Doruk neredeyse öldürecek gibi boğazıma abandığı için hareket bile edmiyordum.
"Ya ölürsün, yada kızı bize verirsin. Seç birini Doruk." Doruk'u ona yaptığını yapıyordu. Tek fark o Doruk'u kendi canı ile tehdit ediyordu.
"Dört kişiyiz Doruk şansını zorlama istersen." Bu sefer konuşan Yiğit'ti.
Doruk bir anda teslim olur gibi beni bıraktı ve geri çekildi. "Sessizce çekip gideceksiniz. Anlaştık mı? Yoksa hem benim hemde Mavi'nin cenazesi çıkar buradan." Hepsi başıyla onayladı. Doruk kenara çekilde, hâlâ tetikte duruyordu.
Kuzey beni elimden tutup kendine çekti ve dışarı çıkardı. Ani sarılmasını beklemiyordum. Diğerleride dışarı çıktı ve sessizce arabalara geçti.
"O it sana ne yaptı, ve neden saçların ıslak?" Derken saçlarımla uğraşıyordu. "Önemli bir şey değil." Diyerek kestirip attım şuan burda anlatamazdım. Çünkü Doruk yakınımızdaydı onu öldürmesi bir dakikasını alırdı sadece.
"Emin misin? Küvet vardı." Endişeli olduğu sesinden belliydi. Benim için endişeleniyordu.
"Eminim Kuzey." Dedidim ve ondan ayrıldım. "Gitsek artık." Dedim ve arabaya yöneldim. O da arkamdan yavaş adımlarla sürücü koltuğuna geçti. Arabada sadece ikimiz olduğumuz için öne oturmuştum.
"Bana ne yaptığını bir bir eksiksiz anlatacaksın ve bende ona göre çekeceği cezayı arttıracağım."
"Bir şey yapmaya zamanı olmadı ki." Yaptı ama boşver.
"Aynen Mavi sende kaçırılmamış gibi günlü duşunu aldığın için ıslaksın." Anlatsam ne yapar ki acaba?
"Tamam anlatacağım ama burda değil evde." Dedim ve beni onaylamak için başını salladı.
✿
Beş saatlik yolu sadece uyuyarak geçirmiştim. Kuzey'le konuşmamıştım, o da yola odaklanmıştı zaten.
Eve vardığımızda ise direk lavaboya girdim çünkü iki gündür tutuyordum.
İşlerimi hallettikten sonra odama gidecektim ki Kuzey beni yanına çağırdı.
"Evde anlatacağım dedin, hadi anlat." Kurtulmanın yolu var mı?
"Çok bir şey yapamadı klasik boğma yöntemi." Sanki normal günlük rutin anlatır gibi söylemiştim. "O klasik boğma yöntemini kullanma hakkını ona kim verdi? Mavi o sana bir şey yapmamalıydı. En büyük hatayı başta sana dokunarak bile yaptı. Bir de üstüne boğmaya kalktı, ne yapayım ben? Ne yaparsa yapsın deyip kenara mı çekileyim?" Haklı.
"Öldüremiyorum da." Diyerek ofladı. "Neden?" Diye sorduğumda bir süre cevap vermedi. "Kardeşim çünkü."
Doruk onun kardeşiydi.
İki düşman kardeş...
Bölüm sonu