İçeriğe geç

Katilin İmkansız Aşkı

Bölüm 2 · 4 dk okuma

Katilin İmkansız Aşkı

Bölüm 2

Ölecek miyim?

2. Bölüm: Ölecek miyim?

Yanlışlıkla olan şeyleri de sen yapmışsındır değil mi?...

"Cem'in katili olmamalıydın."

Hayır ama hepsinin ölmüş olması gerekiyordu.

Cem'in öldüğü gün:

"İşte, seri katillerin evi burası."

"Ben daha berbat bir şey bekliyordum. Neyse ev benim için önemli değil. Melek'i onlar öldürdü yani eminsin değil mi? Yanlış kişilerle uğraşmak istemiyorum."

"Tabii kızım ben yanlışlık yapmam."

"Aynen, o yüzden geçen karşındaki adamı ayı sanıp omzundan vurmuştun değil mi. Ya boş yapma Poyraz. Senin kendin yanlış zaten."

Bana attığı bakış gülmeye değer bir bakıştı. Kahkaha attığımda eliyle ağzımı kapattı.

"Kızım manyak mısın sen? Yakalatacaksın bizi."

"Adıüstü dört tane seri katil ne yapabilirler ki?"

Diye dalgaya vurarak cevap verdim.

"Yok senin psikolağa gözükmen lanzım. Ne mi yapabilirler? Sayayım, bize ölene kadar işkence yapabilirler yada direk işi kökten halledelim uğraşmayalım diyerek bizi öldürebilirler Mavi. Bak şimdi senden ricam Orkun gelene kadar sakin dur o da gelsin zaten işimizi hallediceğiz."

Öldüremezler ama neyse.

"Aklınızda bir plan var mı yoksa ben kendi ilkel yöntemlerim ile halledeyim mi?"

"Senin planlarına kalırsak 'yok ben bunlara işkence yapacağım' diye tutturursun 1 haftada anca öldürürüz planımız var yani."

Ne var vücütlarında biraz delik açmak istiyorsam.

"Ee plan ne anlatmayı düşünüyor musunuz paşa hazretleri?"

"Tabii hemen anlatayım prensesim. Şimdi bu evi biz etraftan inceledik ve bir arka kapısı var...."

Poyraz uzun uzun planı anlattı bende onu dinledim. Kısaca planı özetlersek onları direk öldürmekti ama bana kalırsa bıçakla delik deşik etmek daha iyi. Tabii eğer bunu yaparsam Poyraz'dan büyük azar iştirdim o yüzden yapacak bir şey yok.

"Bamm!!"

Arkamda Orkun'un beni korkutması ile tiz bir çığlık attım. Tam sırasıydı çünkü camı açmışlardı! Kesin duydular, burdan döndükten sonra kesinlik Orkun için hiç iyi olmayacak.

Poyraz ile ikimiz korku ile eve baktık. İçerde hareketlenme olmuştu. Orkun'u kolundan yakalayıp ıssız ormanın içine doğru koşmaya başladım Poyraz'da hemen yanımızdaydı.

Ev ıssız bir ormanın tam ortasındaydı. Tabii burda işlerini daha kolay halledebildikleri için. Ev iki katlı dışı tahtayla süslenmişti, eve birleşik bir şekilde küçük kömürlük olduğunu düşündüğüm bir yer vardı, ve evet en seveceğim yer, depo, kömürlüğe yakın arazide çelik kapısı olan bir depo vardı, işkence deposu.

İnsanların ilk önce kaza yapmalarını sağlıyorlar ve arabadan onları çıkartıp depoya getiriyorlardı. Ve işlerini haldip, işkencelerini yaptıktan sonra öldürüp geri arabaya götürüyorlardı. Akıllıca çalışıyorlardı aslında, bu yöntemle asla yakalanamazlardı.

Ormanın içinde ilerledikten sonra soluklanmaya başladık. Orkun'a çatık kaşlarla bakıyordum.

"Ne var?" Diye sorduğunda sakin kalmaya çalışıyordum.

"Senin yüzünden yakalanıyorduk farkında mısın?"

"Ne biliyim ben sesi duyacaklarını. Şaka yapmak istemiştim sadece."

"Orkun, mümkünse sen şaka yapmamaya çalış."

Bana göz devirdiğinde sırtımı ağaca yasladım.

Yakınlarda duyduğum ayak sesiyle yerimde irkildim. Poyraz ile Orkun'u susturduktan sonra dinlemeye başladım. Evet eminim ya bir hayvan yada katillerden biri.

"Birileri geliyor hemen gi-"

Havaya doğru bir silah patladı. Yerimde hafif sıçradığımda Poyraz ile Orkun silahlarını çıkartıp korumaya geçti. Bende belimdeki silahı çıkartıp sesin geldiğini düşündüğüm yere tuttum ve rastgele ateş ettim. Ve acı dolu bir çığlık sesi. Ben birini vurmayı şuan için düşünmüyordum.

Ateş ettiğim yerde hareketlilik oldu Poyraz ve Orkun'da birer ağacın arkasına yerleşip sesin geldiği yöne bakmaya başladılar.

Ateş etmeye başladılar, savaş ilan ediyorlardı.

Kısa süreli bir çatışmadan sonra mermim bitmişti. Karşı tarafta bir kişi daha vurmuştuk.

"Mermim bitti." Dediğimde Poyraz gitmemi söyledi. Dediğini yaptım onların halledebileceğini biliyordum.

En iyi zamanı kolladım ve ağacın arkasından koşarak yola doğru gittim. Arabayı çalıştırıp gaza bastım. Bu onlar için bir uyarı niteliğinde olsun artık. Bir dahakine Orkun korkutmaya çalışmazsa onların sonunu yazacağım.

Günümüz:

"Yanlışlıkla vurmuştum."

"Amacın zaten bizi öldürmek değilmiydi? Arkadaşın Melek'in intikamı için."

"Bir dakika beni suçlama hakkı size nereden geliyor? Sizde Melek'i öldürdünüz."

"Evet ama bizim bir sebebimiz vardı."

"Bizimde bir sebebimiz var."

"İkimizin de bir sebebi var evet ama, sen Melek'in gerçek yüzünü biliyor musun?"

"Tabikiide biliyorum o benim en yakın arkadaşımdı."

"Sana üzülüyorum onu tanımıyorsun."

Melek'i konuşmak canımı yakıyordu, çocukluğumuzdan beri arkadaştık ve onu özlüyordum. Ölümünün ardından bir hafta geçmişti, onu kimin öldürdüğünü bulmamız biraz zor olmuştu.

"Eğer o Orkun denen çocuk seni korkutmasaydı bir saat içinde bizi öldürmüştünüz, tabii başaramazdınız. Karşınızda sizden güçlü dört tane erkek varken işiniz zor."

"Ama birinizi öldürebildim."

"Şans. Zaten bunun bedelini ağır ödeyeceksin. Sevdiklerin zarar gördükten sonra nasıl bu kadar sakin olabilirsin bilemem artık."

Hayır bir kişiyi daha kaldıramam.

"Şu ipleri biraz gevşeltebilir misin? Yoksa çözdüğünde hiçbir yerimi kullanamayacağım."

"Hayır."

Ona göz devirerek karşılık verdim.

"Zaten diğerleri geldikten sonra seni çözmek zorunda kalacağım."

"Seni öldürmemden korkuyorsun değil mi?"

"Yaralı olmasam çözerdim."

"İkinci vurduğum kişi sen miydin? İyi vurmak istediğim kişiyi tutturmuşum. Şu yüzündeki maskeyi çıkartmayı düşünüyor musun, bununla seni ciddiye alamıyorum da."

Yüzündeki maskeyi çıkarttıktan sonra nutkum tutuldu. Ben onu tanıyorum. Kuzey Karlıdağ sınıfın en sessiz ve en akıllısı, genellikle bütün derslerde ya birinci yada ikinci olur. Asla üçten fazlasını görmedim.

Çeşke hayat seçimindede bu kadar akıllı olsa.

Yüzüme sırıtarak bakıyordu. "Selam Mavi. Beni görmeyi beklemiyordum değil mi? Farkındayım şaşırdın sınıftan birininin çıkmasını beklemezdim."

Evet beklemiyordum, özelliklede Kuzey'in çıkmasını asla beklemezdim.

"Hayat seçimindede çeşke derslerindeki kadar aklını kullansaydın."

"Ben de kendimi buna layık gördüm."

"Malsın."

Diyerek karşılık verdim cevap vermeden oturduğu sandalyeye biraz daha yayıldı ve telefonunu çıkarıp ilgilenmeye başladı.

İp çok rahatsız ediyordu bu yüzden sürekli yerimde kımıldıyordum. Bu onu rahatsız etmiş gibi ayağa kalktı ve ipi biraz gevşeltti.

"Vay be acıdın galiba."

"İstersen daha çok sıkabilirim."

Göz devirerek "Yok kalsın." Diyerek karşılık verdim. Karşımdaki sandalyeye geri oturduğunda telefonunu çıkarmadan "Melek'in gerçek yüzünü anlatsana, birazda senden duyalım o zaman." Dedim.

Belkide bunu hiç dememeliydim.

BÖLÜM SONU

Bölüm sonu

1 yorum