Aynı günler, aynı dakikalar, aynı saniyeler, birbirlerini ardı ardına tekrarlıyorlar.
Sadece 5 saatlik uykumla sabahın 6.30unda kalktım. Üstümü değiştirdim. Çantamı hazırladım ve evdeki kimseye haber vermeden evden çıktım. Yürüyerek okulun yolunu tuttum. Size garip geldi değil mi? Evdeki kimseye haber vermedim ve okula yürüyerek gidiyorum. Kimseye haber vermedim çünkü gerek yoktu. Beni umursamıyorlar bile. Okuldamıyım, evde miyim, öldüm mü, kaldım, mı kimsenin umrunda değilse bende söylemezdim. Kimseye kendimi zorla baktırtamam ki sonuç olarak.Ailem bırakmıyor servis de yok. Bana para harcayacaklarına ikizim olan Enes'e gider bir iki çift ayakkabı daha alabilirlerdi. Ben fazlalıktım. Enes'in eskilerini giyiyordum. Böyle bir haldeydim.
Okula vardım. Oturdum ve kitabımı açtım. Etrafımda sesler yükseliyor konuşmalar gülüşmeler kavga etmeler giderek artıyordu. Bense hepsine kulaklarımı kapamıştım çünkü daha fazla kanamalarını incinmelerini istemiyordum. Daldığım bu derin ve lanet olsasıca çukurdan kafamı çıkartmama sebep olan tek ses ise dersin başladığını bildiren zil sesiydi...
Yürüyerek eve gidiyorum. Okulda hiçbir şey olmadı. Kitap okudum ve kulaklarımı dünyaya kapamama rağmen uğultu lar duydum. Büyük günüm böyleydi. Fotoğraf çektiler, gitmedim, belki birisi beni 'sende gel, ' diyerek çağırır diye ama çağırmadılar hoca bile. Adım koskocaman 10 saatte sadece 1 kez telefuz edildi oda yoklama alınırken. Böyle bir kızdım. Adım Kavin'di. Adımın anlamı bile bir aydınlık içerisinde iken ben nasıl bu kadar karanlık olabiliyordum ki.
Eve geldim anahtarı anahtar deliğine sokarken büyük bir nefes alıp verdim ve girdim. Enes eve gelmişti bile çünkü onu ailem almıştı. Bende odama gittim kimseye birşey demeden. Kapımı kilitledim ve kendimi yatağa atıp ağlamaya başladım. Günlük rutinim di. Eve gelir gelmez ağlar içimi boşaltırdım. Tabii ki de sessizce ağlardım. Ağlamam geçtikten sonra ise masaya oturdum ve eğitim sisteminin bize zorla dayatarak ezberlettikleri işime yaramayacak-öldükten sonra ne işe yarar- bilgileri ezberlemeye başladım. Yani ders çalıştım sizin anlayacağınız şekilde. Saat 22.00 olmuştu. Evet uzun zaman aralıksız ders çalışabiliyordum çünkü aklımı oyalayan acılarımı unutturan kafamı dağıtan bir aktiviteydi. Müzik dinledim kitap okudum ve uyudum. Daha doğrusu yatağa girdim saat 00.00 da yatakta tavanla bakışıyordum. 1.30 kadar yani 1 buçuk saat boyunca tava baktım döndüm dolandım ve zihnimdeki sesi susturarak uyumaya çalıştım. Susmuyordu orası ayrı. Daha sonra uyudum. Aslında uyumadım. 24 saatte sadece 5 saat uyumuş olduğumdan dayanamadım ve gözlerimi kapattım.