İçeriğe geç

Katilim için

Bölüm 2 · 15 dk okuma

Katilim için

Bölüm 2

Bölüm 1

O gündü hayatımın dönüm noktası o çıkma teklifini kabul ettiğim gün. Bunca yıllık hayatımın aşkının hayatım olduğu gündü o gün. Ve daha bilmediğim bir sürü şeyin başlangıcı.

Yine Banu ile birlikteydik bu gece bizde kalmıştı. Ama gel çok eğlenceli olur demiştim. Ama öyle olmamıştı. Sabaha kadar telefon bakıp kurt bakışlılarımızla konuşmuştuk çünkü bugün çok önemli bir şey vardı. DÖRTLÜ DATE. İlk değildi ama bu sefer hayır her sefer heycanlanıyordum. Ne kadar aradan iki yıl geçmiş olsada . Saat sabahın yedisiydi ve evde sadece ben uyanıktım . Annemle babam uyuyor ,kardeşim sabaha kadar oyun oynadığı için oda uyuyordu ,Banu da en son Korel'le yazışırken uyuya kalmıştı. Ben ise sabaha kadar Barkın ile yazışıp, biraz instada gezip ,biraz brawl stars oynayıp hala ayıktım.

Aniden dışarıdan sesler gelmeye başladı ama seslere bakılırsa annem ile babam çıkıyordu. Annem ile babam aynı yerde çalışıyordu ama anne ve baba gibi değillerdi. Sanki dünyalarında ben yada kardeşim Ömer yoktu sadece ikisine ait bir dünyaydı bir gün bizi bırakıp gitseler şaşırmazdım yani çünkü zaten bunca zaman hayatımızda yoklardı. Ömer benimle büyümüştü bense tek başıma ... Herşeyin ilkini tek başıma yaşadım . İlk aşkım ,ilk sevgilim ,ilk date anım ve daha çoğu şeyi tek başıma yaşadım. Ama Ömer'in böyle bir sorunu yoktu. İlk aşkı İlayda açılmasına ben yardımcı olmuştum ,ilk sevgilisi İlayda evet çıkma teklifi kabul edilmişti , ilk date anısı eve geldiği andan itibaren bir hafta bunu dinlemiştim, ilk kazığı bir hafta odasından çıkmamıştı ve annemler bu bir hafta Ömer'in okula gitmediğini fark etmemişlerdi bile ben ise onun için kendi sosyal hayatımı bile yok saydım evet bazen kavga ediyor olabilirdik ona hakaretler ediyor olabilirdim ama her zaman benden başka kimsesinin olmadığı bilincindeydim. Onu asla kırmamaya annemlerin konusunu açmamaya ve eski sevgilisi ona göre şeytan kadın olan İlayda... Böyleydi onun hayatı odasındaki bilgisayardan yan odasında yaşamaya çalışan ablası yani bana kadar bilirdim o anlatmazdı ama ben anlardım ben büyütmüştüm onu ne kadar aramızda 5 yaş olsa bile .

Banu ben bunları düşünürken uyanmıştı bile ''Günaydın.'' dedi uykulu bir ses tonuyla sabah yeni uyandığında genelde sarhoş gibi olurdu . Bugünde beni şaşırtmamıştı daha ayılması için bir saate ihtiyacı vardı. O sırada odanın kapısı tıklatıldı Ömer olması lazımdı çünkü evde başka kimse yoktu. Kapıya doğru yönelip kapıyı açtım ve yanılmamıştım . ''Ne oldu bücür? Ablan olduğu aklına mı geldi?'' severdim Ömer ile uğraşmayı ben onu ne kadar zorbalarsam zorbalıyım o bana hiç bir şey yapmazdı zaten daha on üç yaşında sayılırdı . ''Abla şakanın sırası mı ya ?'' diye isyan etmeye başladı . İçerde daha yeni uyanmaya başlıyan Banu'ya ufak bir bakış atıp kapıyı kapatıp koridora çıktım. '' Bence evet ama ne oldu bir şey var sende?'' bir gariplik vardı ama hayırlısı. ''Batu yazdı sabah bana evet abla Barkın abinin kardeşi olan Batu bugün buluşucakmışsınız benim canım sıkıldı bende gelicem sende gelsene dedi .'' şaşırmıştım çünkü Ömer'in hiç arkadaşı yoktu sevmezdi sadece sanaldan konuştuğu iki üç kişi olduğunu biliyorum ve bu teklife heycanlanması beni mutlu etmişti .''Eeee sen en dedin?'' hala şaşkındım anlayamadığım bir şekilde içimde bir burukluk vardı.'' Ablama sormam lazım dedim.'' içimdeki duygu gittikçe garipleşiyordu .''Gelmek istiyor musun peki bücürüm?'' gelmek istemesi iyi bir şey olurdu çünkü tanırdım Batu'yu iyi çocuktu benden bir buçuk yaş küçüktü. '' Bilmem.'' dedi utangaç utangaç ''Tamam ben seni anladım hazırlan ben sana çıkarken haber veririm.'' dedim ve heycanla odasına gidiyordu .''Ha bu arada aç mısın?'' diye sordum çünkü o benim ne de olsa yavrumdu. ''Teşekkür ederim ama aç değilim bücürüm dün gece yedim.'' diye ordan bağırarak odasına giriyordu ki ''Eğer-'' ''Eğer acıkırsam mutfak aşağıda biliyorum abla!'' demesi bir oldu. Eşek büyümüştü .

Odaya girdim. Banu uyanmıştı daha doğrusu ayılmıştı. Elinde telefonla büyük ihtimalle biricik sevdiğiyle konuşuyordu. Peki benim sevdiceğim onunki uyandıysa benimki de uyanmıştır diye düşünerek Barkın'a yazma kararı aldım. Ve whatsapptan ''Kurt bakışlımmm'' giriyordum ki okunmamış bir mesajla karşılaştım.

Kurt bakışlımmm

''Günaydınnnnnn ama benim günüm aymadı çünkü sen daha uyanmadınnn''

Ne boş edebiyat yapıyordu bu

Siz

''Ayan kimdi günle beraber siksinlerdi''

Kurt bakışlımmm

''Sen dün gece uyuduğuna emin misin yavrum?''

Siz

''Harbi sen uyuduğumu nerden çıkardın YAVRUM?''

Kurt bakışlımmm

''Ayıl öyle gel o zaman YAVRUM!!''

Biraz abarttın sanki kızım ha? Yoooo gayet normalim o beni böyle seviyor bi kere canım iç sesim kıskanma senin yoksa ben napıyım. Bi dakika seninde oluyor mantıken, sanırım delirdim kendi kendime konuşuyorum. En iyisi susmak . Mesaja ifade bırakıp asıl önemli işim olan yemek yemeye karar verdim.

Banu'ya aç olup olmadığını sorduğumda aç olmadığını söyledi.Ardından Ömer'in odasına gittim. Aç olmadığını söylemişti ama ben ablaydım .Teyze anne yarısı olabilirdi ama abla olmak . Anneden bile öteydi ya da hayat bize bana ablalığı bu şekilde sunmuştu. Belki de ablalık bu kadar sorumluluk getiren bişey değildi belki de ablalık sadece kardeşinle aynı anneden olmayı gerektiriyordu. ''KARDEŞ'' bildiğim kadarıyla aynı karında doğanlar kardeş olurdu biz Ömer'le aynı karından doğmuştuk ve kardeştik ama mesela Banu'yla aynı karından doğmamıza rağmen yine kardeştik . Hayat böyleydi bazen olmadık yerlerden olmadık insanlar çıkarabiliyordu .Her anlamda hem iyi hem kötü... Ömer'in odasına geldiğimde kapıyı çalmak ve odaya baskın yapmak arasında kaldım. Sanırım kapıyı çalarsam ölme ihtimalim düşerdi.Kapıyı çalıp Ömere seslenicektim ki ondan yükselen sesle anlık bir bocaladım.

''Ablacım daha demin dedim ya aç değilim diye acıkırsam söylerim tamam mı ? Şimdi çıkta oyun oyniyim hayatımın neşe kaynağı olan kadınım olur mu?'' demesi garibime gitmişti gerçekten hayatındaki yerimin bu kadar fazla olduğunu düşünmüyordum. Ben nasıl bırakıp üniversite okuycaktım bana bu kadar bağlı olması hiç iyi gibi durmuyodu ama burdaki sorun tek o değildi bende ona bağlıydım . Her zaman hep aklım onda kalırdı ,herşey de o gelirdi aklıma , hep ya bişey olduysa diye içimde bir his olurdu evde olduğunu bilsem bile merak ederdim. Ablaydım ben sadece bir abla ama Ömer için sadece bir abla değildim belki de bir abladan daha fazlasıydım hem de çok çok fazlasıydım. Ne diyeceğimi bilemeyip kafamı sallayıp odadan çıktım.Sanırım büyümüştü ben ne kadar kabul edemesem de büyümüştü hem de fazlasıyla elimde büyümüştü sıpa .

Merdivenlerden aşağıdaki mutfağa doğru ilerledim. Amerikan bir mutfaktı karşıda televizyon duruyordu ordan kendi spotify listemi açıp yemek yapmaya başladım. Ben ne yapıcam diye düşünürken telefonuma mesaj geldi. Mesaj Ömer'dendi.

Orangutan

''Patates kızart abla'' bi dakika ne?

Siz

''Bi dakika ne nasıl lan psikopat manyak çip mi taktın bana ? SAPIKKKKK''

Orangutan

''Abla çip falan yerleştirmedim deli misin? Hani çok çok sevdiğin ve bana zorla okuttuğun kitapta bir söz var hatırlatıyım.''

''Ben seni ezbere biliyorum...''

'' şimdi patates soymaya da üşenirsin sen ''

'' Timur kılıklı dolapta var dondurucuda hazır onları airfyera koy''

''on beş dakika yüzseksen derece ''

'' ama sen çok kızarmış sveresin 18 dakikada pişirebilirsin''

'' afiyet olsun'' nasıl yapıyodu bunu ya tam pateteslerin kaçıncı katta olduğunu soruyordum ki tekrar çevrim içi olup yazmaya başladı yazsın sonra sorarım diye düşündüm.

yazıyor...

''ikinci kat dipdeki sol köşe abla''

Siz

''e yuh ama''

Orangutan

'':)'' gerçekten bu kadarı sinir bozucu oluyodu ama olsun o benim kardeşimdi bilmeliydi bunları ama sorsak doğum günümü karıştırıdı yada karıştırmazmıydı bilmiyorum sanırım karıştırırdı . Onun verdiği talimatları yerine getirmeden önce şarkı açmalıydım.

Hande Yener-Sopa

Güzel şarkıydı sevdiğim bir şarkı. Patatesleri alıp dondurucudan aldıktan sonra Ömer'in dediklerini yapıp beklemeye başladım. O sırada Banu aşağı indi eşyalarını toplamıştı. Büyük ihtimalle burda olabilceğimi tahmin ettiği için direk buraya yöneldi. '' Eeee şey sana söz verdim biliyorum ama Korel aradı baş başa kahvaltı yapalım dedi. Zaten Ömer'de gelecekmiş sen onla geçsen olur muuuu? Lütfennnn.'' çok tatlıydı başıma belaydı. Biz öğleden sonra piknik tarzı bir date olmasını planlıyorduk aslında Banu'nun gitmesi bı tık işime gelir miydi? Fazlasıyla Barkını eve çağırıp tatlı yapabilirdik. Kızım sabah çocuğa sövmedin mi sen? Sövmüştüm doğru ama o beni takmıyordu yani ona sövmemi, hakaretlerimi hiçbirini sadece iyi taraflarımı görüyordu. Bu benim gibi inatçı biri için çok iyi bir şeydi mesela sinirlendiğim zaman gözüm hiç bir şey görmezken herkes ben sakinleştirmeye çalışırken o kimseye zarar vermiceğim bir dağ evine götürüp orda sinirimi atmamı sağlıyordu. Çünkü biliyordu ben insanların bana sakin ol demesiyle sakinleşmezdim. Sinirimi atmadan asla sakinleşmezdim hemde ya beni sinirlendiren kişiye aynısını yapar yada iki katını yapardım. Ben buydum Barkın beni böyle kabul ettiği içinde beni alttan aldığı için de çok şanslıydım. Banu bana öyle ne diyeciğim diye bakarken ben zaten onu kafamda postalamıştım bile niye hala burdaydı?

''Ay Banu git nereye gidiceksen. Dikkat ama tamam mı ? O Korel denen sevgiline söyle iyi baksın sana sonra bozuşuruz.''

'' Ayyy tişikür ederim söz bi dahakine senle bs dediğin oyunu oynucaz ay valla öpücem gel buraya.''

'' Hiç almıyım Banu bence sen ben fikir değiştirmeden ilerle. Bak kapı orda güzelim hadi yavrucum işim gücüm var.''

'' Gidiyorum patateslerin olmak üzere bu arada .''

'' Banu defol!''

'' Tamam be çıktık ne yapıcaksan artık.'' dedi imalı bir şekilde ayağımdaki pandufu ona doğru fırlatmamla kahkalar eşliğinde çıkmıştı. Deliydi falan ama seviyordum. Çok tatlıydı mesela. Tam Barkın'ı ararken arkadan yükselen sesle arkama döndüm patateslerim olmuştu. Barkın'ı bir köşeye bırakıp patateslerime tabak alıp patateslerimi tabağa koyduktan sonra bilgisayarımdan bir dizi açıp onu izlemeye başladım. Yemek yemek 10 dakika olabilirdi ama dizi izlerken 40 dakika oluyordu bu benim sorunum değildi . Yemeğimi yiyip ve günlük dizi dozu aldığımda yediklerimi toplayıp. Barkın'ı arama kararı alıp yine telefonuma yöneliyordum ki kapı çaldı. LANET OLSUN ARAMIYORUM BARKIN'I FALAN. Ben kapıyı açmak için kapıya yönelirken Ömer benden önce davranıp koşa koşa yukarıdan aşağı tam anlamıyla ışınlanıp kapıyı açtı . Anlık bir şok geçirsemde bozuntuya vermeden sadece bir ikazda bulundum. Sabahın köründe kim gelmiş olabilirdi ki? Ve Ömer bu kişi için niye ışınlanmayı bulmuştu? O kapıyı açarken ben kimin geldiğini görmek için oraya doğru ilerliyordum ve buraya gelen kişinin şifreyi bilmesi gerekiyordu ve şifreyi sadece annem,babam,Ömer ve ben biliyorduk. Bir dakika şifreyi bilen biri daha vardı ne olur bunu yapmış olsun diye dua ederken beklediğim sima kapıda görününce anlamıştım iyi dostlar edindiğimi. Banu Korel ile kahvaltıya falan gitmemişti hepsi Barkın'ın planıydı Batu ile gelmişlerdi . Yuh bu kadarını planlayıp Ömer'i postalayabiliyordu resmen . Ömer geldiklerini biliyordu büyük ihtimalle ki hazırlanıp inmişti. Batu ile Ömer çıkarken benim bakışlarım Barkın'daydı. Kapyı kapatıp bana doğru geliyordu.

'' Nasıl beğendim mi sürprizimi ?'' kapıyı kapatıp bana daha çok yaklaşırken ben gözlerine bakmakla meşgüldüm çok güzel gözleri vardı. Ve ses tonu bunu derkenki ses tonu öyle güzel ve manipülatifti ki bu ses tonunu üstüme alabilirdim. Bana biraz daha ilerlerken aramızda bir adımdan da az bir mesafe vardı. Parfümü çok güzeldi güzel bir tercihti. Her şeyi tam benim için yapılmış gibiydi o ise ellerini belime dolayıp yanağıma minik bir öpücük kondurup elimden tutup televizyonun oradaki koltuğa ilerledi tabi elimi tuttuğu için bende onla ilerlemek zorunda kaldım. Kendini koltuğa bırakıp beni yanına çekti evet sanki sabah ben sövmüyormuşum gibi şuan dip dibeydik. Çünkü telefondan bu kadar etkili olmuyordu. O an aklıma direk daha deminki tatlı fikri geldi.Hemen yönümü ona çevirdim bu teklifi ret ederse onu gerçekten dövebilirdim. Ben daha soru sormadan o konuştu.

'' Heh söyle ne yapalım ne yapmak istiyorsun hemen yapalım.'' sanırım Barkın'ı yanlış tanımışım.

''Tatlı yapalım mı ?''

'' Tatlı mı o nerden çıktı şimdi ?''

''Öğleden sonra yeriz olmaz mı ?''

''Yani olurda canın tatlı çektiyse gidelim alalım ne istiyorsan.''

'' Salak yapmak diyorum ne alması bende biliyorum almasını herhalde tama yapmayalım tatlı falan.'' diyerek yanından ayaklanmaya çalıştım tabi ki bu taktik her zaman işe yarardı.

'' Tamam gel buraya küsme hemen ne tatlısı yapıcaz söyle.'' heh şöyle yola gel aslanım.

''Kalpli kurabiye.''

'' O ne be?''

''Sence ne olabilir kalpli kurabiye kelimeler kurabiye ve kalp olduğuna göre senin kalbini deşip kurabiyeye katıcam Barkın o yüzden senle yapmak istiyorum seni seçtim pikaçu.'' dalga geçtiğimi anladığı için oda işi şakasına vuramaya devam etti. Elini kalbinin üzerine koyarak.

'' Hayır buna izin veremem daha çok gencim ne olur acıyın bana majesteleri size kalp bulurum ama ne olur beni bağışlayın size yalvarıyorum.'' sırtına hafifçe vurumamla en sonunda dayanamayıp gülmeye başladı. Bir şey diyim mi gülüşü bile güzeldi. Hem de fazlasıyla ve beni en mutlu eden şey bu gülüşü sadece bana gösteriyor olmasıydı dışardan çok soğuk duran ama bana güneşten bile sıcak olan biriydi Barkın. Ama ben onun aksine herkese enerji dağıtan herkesle uyum sağlayan biriydim. Ve bende sadece sinirli yüzümü Barkın'a gösterirdim zıt kutuplardık hem de çok zıt ama birbirini tamamlayan zıt kutuplar. Böyleydi bizim ilişkimiz ben ona bağırıp çağırırdım ama günün sonunda yine tek limanım o olurdu . Onun ise tek gemisi ben. Sakin değildi ilişkimiz gayet hareketliydi ama her şeye rağmen çekilebilirdi. Çünkü birbirimizi anlıyorduk daha doğrusu o beni anlıyordu hep alttan alan oydu hep benim yangınıma su dökende oydu kısacası hep oydu her şeyiyle oydu benim için sadece oydu. Hayat karşıma onu çıkarmıştı hatta çıkartmakla kalmayıp kavuşturmuştu ya da ben öyle sanıyordum. Belli bir süre onun gülüşünü izledim çok salak saçma espriler yapmama rağmen gülerdi o bana hep gülerdi sadece bana . Onu ömür boyu izleyebilirdim ömrümün sonuna kadar hemde. Bana çıkma teklifi etmeden önce bu kadar sevdiğimi bilmiyodum bu kadar sevildiğimide.

Yavaş yavaş gülmesi ufak kıkırtılara dönüşürken kolundan tutup mutfağa soktum. Ama büyük bir sorun vardı ben kurabiye yapmasını bilmiyordum anlık bir gazla söylemiştim. Hatta Barkın'ın bunu kabul etmesini bile düşünmüyordum. O ret eder bende bende iki trip atarım ve sonra barışırız benim aklımdaki senaryo buydu şuan mutfakta olmak değildi mesela . Ufak bir sorun daha ben bunu Barkın'a nasıl söyliyecektim hiçbir fikrim yoktu o sırada Barkın bana döndü bende ona döndüm.

''Hiç bir şey bilmiyorsun dimi?'' dedi hafif sırıtarak öyleydi hiç bir şey bilmiyordum. Öyle ki kendisi benden daha hamarat olabilirdi. Ben bakışlarımı onun yüzüne çevirerek melül bir bakışla kafamı salladım. Öyleydi gerçek manada hiç bir şey bilmiyordum. Sanırım Ömer'in bu kadar iyi yemek yapabilmesi benim yemek yapamamdan kaynaklıydı şimdi fark ediyordum da sabahki talimatları olmasa aç kalırdım ya da Banu patateslerimi söylemese onu unutup Barkın ile konuşur onadan bişeyler alıp bize gelmesini söylerdim . İyi insanlar biriktirmişim. O sırada Barkın bana bakıp tam olarak e şimdi napıcaz bakışı atıyordu. Bilmiyordum telefondan açarsam Barkın belki bir şeyler yapabilirdi . İnstaya girip bir yerlere kaydettiğim tarifi açıp Barkın'a gösterdim. Çok büyük bir dikkatle izleyip video bittiğindeyse e kolaymış bu ne var bunda demesiyle ufak çaplı bir şok yaşasam da onu izlemeye başladım. O ise ful odak malzemeleri diziyordu. Ben ise ful odak onu izliyordum. O büyük ihtimalle ne yapıcağını kafasında kurmuştu bile .

'' Eeeee napıcaz şimdi?'' dedim tezgahın üzerine kurulurken.

''Kurabiye istemedin mi sana kurabiye yapıcam.''

'' Barkın?''

''Efendim.''

'' Evi yakmazsın dimi?''

''Ben zaten yanmışım ev yansa ne olur ki ? Şimdi bırak onu bunu hadi kurabiye yapıcaz.''

''Bende mi?''

'' Zaten sen istedin diye yapıyoruz ya yardım ediceksin bana. Korkma evi yakmana izin vermem.''

''O zaman yardım ederim timam.'' diyerek tezgahtan indim. Ve ona doğru yöneldim.

'' E şimdi napıcam ben?''

''İlk olarak çırpma makinesini bulabilirsin mesela elimizle yoğurmayalım he ama eğer sen çok iste-''

''Şurada olucaktı bekle.'' arkamızda bir raftaydı oraya doğru ilerlerken hangi dolapta olduğunu bilmediğimi fark ettim. Sanırım Ömer bana çip yerleştirmemişti sadece beni tanıyordu. Ben dolapları tek tek açarken sonunda üçünçü dolapta en üst katta aradığım makineyle göz göze gelmiştik . Ama bir sorun vardı boyum yetmiyordu yetmiyeceğini bile bile uzanmayı denedim. Umut fakirin ekmeği mi neydi işte ondan. Tam o sırada bigboyum arkadan gelip tek hamlede ordan aldı ne kadar karizmatik ya hem hamarat, hem yakışıklı, hem becerikli, hem uzun, hem sevgilim daha ne adam olana çok bile. O makineyi kurarken bende ölçülere baktım bi kere bakmam hepsini hatırlamam için yeterliydi yani zekiydim hakkımı kimse yiyemezdi. Ama hamarat değildim işte bide o olsa tam olurdu.

'' Tamam bu hazır gel şimdi malzemeleri koyalım.''

''Hemen ilk olarak kalbinizden başlayalım.''

''Buyrun kaseye girin o zaman hanımefendi.''

''Allah Allah ya yemezler dön önüne açtım bak telefonu ordan hadi .''

''Görende ben istedim sanır he.''

'' Yapmıcak mısın yani?''

'' Yok yapıcam ama seninde öğrenmeni istiyorum beni izle.''

'' Seni mi tarifi mi?''

'' Tarifi Asu tarifi .''

''Ben seni izlemek istiyosam?''

''O zaman ilk tarifi öğren günün geri kalanında beraberiz zaten.''

''Emredersiniz.''

''Rica ederim ben emir vermem özelliklede sana.''

''Bu güzeldi.''

''Senin kadar değil güzelim.''

''Senden hızlısı Türk Hava Yolları öyle diyim.''

''Onada meydan okuruz sen merak etme.''

''Ona ne şüphe.''

''Hadi çok oyalandık başlayalım.'' diyerek malzemeleri tek tek bana ciddiyetle bana anlatarak kaseye koymaya başladı. Kısa bir süre hepsini tek tek koyup karıştırmıştı ama çok vıcık bir hamur olmuştu ama laf edemezdim çünkü vazgeçerse gerçekten kalbini sökebilirdim Bu yaşansın istemezdim. Zaten kısa bir süre sonra biraz daha malzeme ekleyip kurtardı eğer hayatınız boka sarıyorsa şansız değilsiniz sadece bir Barkinito'nuz yok .

'' Hamurumuz hazır şekillendirmeyi sen yapıcaksın kalpli kurabiye isteyen sensin.''

''Ama ben nasıl yapıcam bilmiyorum ki.''

''Sen ben olmasam napıcaktın acaba?''

''Sen olmazsan bende olmazdım. Ya da yeni bir Barkinito bulurdum yani yine bulurdum seni.''

''Gerçekten bulur muydun Asu? Eğer ben gitsem gerçekten beni bulur muydun? Vazgeçmez miydin benden?''

''Vazgeçmezdim senden asla.''

''Ya ben artık eski Barkın olmazsam ya o zaman beni tanıyamazsan Asu.''

''Hissederim.''

''Ne?''

''Hissederim Barkın ben hep hissederim.''

''Ya yanılırsa hislerin yani?''

''Benim hislerim beni yanıltmaz Barkın ama eğer gerçekten bir gün beni bırakıp gidersen o gün gerçekten kalbini deşip kurabiye yaparım haberin olsun.'' güldü her zamanki gibi yine bana güldü kendi öz kardeşine bile gülmeyen adam bana güldü biliyordum o beni bırakamazdı bırakamazdı peşinde o kadar kız varken beni seçmişti hem niye bıraksın ki? Peki ben niye onu seçmiştim peşimde o kadar erkek varken? Bilmiyordum onu ilk tanıdığım günden beri aklımdan çıkmıyor, rüyalarıma giriyor, hayallerime atlıyordu bu iş böyleyken ben nasıl onu seçmeyebilirdim ki.

''Bence kalbim elden gitmeden şu kurabiyeyi yapalım.''

''Bence de.'' yine o şekillendirdi amacım birlikte yapmaktı ama Barkın'dan çok benim evi yakma ihtimalim olduğu için Barkın yaptı ama ben napabilirdim hamarat olmamak benim sorunum değildi.Yooo gayet de senin sorunun. Bizde biliyoruz iç sesim bozma beni rica ediyorum. O kurabiyeleri şekillendirmeye başlamıştı ona gösterdiğim videoda böyle şekil vermiyordu ama ben tam olarak yaptığı şekilde istiyordum zaten o beni ben konuşmadan anlıyordu belki de bu yüzden ilişkimiz bu kadar iyiydi belki de ben Barkın'ı bu yüzden seçmiştim, bu yüzden sevmiştim, bu yüzden sevilmiştim.

''Bunlar hazır.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.