İçeriğe geç

Katil AŞK

Bölüm 34 · 2 dk okuma

Katil AŞK

Bölüm 34

Seul’de Son Ziyafet ve Altın Kadehler

Üç gün sonra... Seul, Geum-sa Ana Malikanesi.

Malikanenin devasa kabul salonunda, yirmi metre uzunluğundaki siyah mermer masanın etrafında Asya, Avrupa ve Amerika yeraltı dünyasını yöneten Yedi Konsey’in kalan altı lideri oturuyordu. Etraflarında kendi özel korumaları vardı ama ortamdaki gerilim hava kadar ağırdı.

Masanın baş tarafındaki çift kanatlı kapılar açıldı.

Taehyung, üzerine tam oturan dikişli kapkara takımı, yakasındaki altın yılan iğnesi ve soğuk asaletiyle salona girdi. Sol yanında Park Jimin, sağ yanında ise zırhlı operasyon kıyafetiyle Kim Namjoon duruyordu.

Taehyung masanın başındaki taht benzeri koltuğuna oturdu. Ancak yalnız değildi. Yanındaki koltuğa, koyu kırmızı kadife ceketinin içinde bir prens gibi duran Jeon Jungkook oturdu. Jungkook’un sol parmağındaki siyah pırlantalı mühür yüzük, masadaki tüm klan liderlerinin gözlerini kamaştırıyordu.

Konseyin en kıdemli üyesi olan İngiliz kartel lideri Lord Sterling kadehini sertçe masaya vurdu.

"Bizi ayağına kadar çağırdın Kim Taehyung!" dedi Sterling, aksanlı sesiyle. "Gölge Adası’nı yıktın, Vance’i öldürdün! Elimdeki verilerle bizi tehdit ediyorsun. Ne istiyorsun?"

Taehyung masadaki altın kadehinden bir yudum aldı. Bakışlarını tek tek masadaki altı liderin üzerinde gezdirdi.

"İstediğim şey çok basit Sterling," dedi Taehyung. Sesi, salondaki tüm kristal avizeleri titretecek bir otoriteyle yankılandı. "Yedi Konsey bu gece feshedilecek. Kore, Çin, Japonya ve tüm Asya deniz ticaret hatları tamamen Geum-sa’nın kontrolüne geçecek. Sizler ise kendi ülkelerinize dönüp bize yıllık verginizi ödeyeceksiniz."

Masada bir anda bağrışmalar ve küfürler yükseldi. Italian kartel temsilcisi ayağa fırladı. "Sen çıldırmışsın! Biz dünya yeraltı dünyasını yönetiyoruz! Tek bir Seul klanına boyun eğeceğimizi mi sanıyorsun?!"

Jungkook sakin bir şekilde öne eğildi. Masanın ortasına küçük, siyah bir flaş bellek bıraktı.

"Bu bellekte," dedi Jungkook, sesi buz gibi bir netlikle salonda çınlayarak, "her birinizin hükümetlerinize, ailelerinize ve rakiplerinize karşı işlediğiniz gizli suikastların ve hesapların orijinal kayıtları var. Eğer beş dakika içinde o fesih sözleşmesini imzalamazsanız... bu veriler tek bir tuşla tüm dünyaya yayılacak."

Liderlerin yüzü sapsarı kesildi. İntikam ve hırsla dolu bakışlar, Jungkook’un üzerindeki mühür yüzüğe ve arkada bekleyen Geum-sa timine kaydı.

Lord Sterling titreyen elleriyle masadaki kalemi aldı. "Sen sadece bir mafya lideri değilsin Kim Taehyung... Yanındaki bu ressamla birlikte bir imparatorluk kurmuşsunuz."

Sterling sözleşmeye ilk imzayı attı. Ardından diğer beş lider çaresizlik içinde sırayla belgeleri imzaladılar.

Taehyung ayağa kalktı. Kadehini havaya kaldırdı.

"Ziyafet bitti," dedi Taehyung. "Şehrimden defolun."

Gece yarısı... Malikanenin terası.

Seul’ün neon ışıkları ayaklarının altında bir deniz gibi uzanıyordu. Rüzgar hafifçe eserken, Seul yeraltı dünyası tarihinin en sakin ve en mutlak hakimiyet dönemine girmişti.

Taehyung arkadan yaklaşıp kollarını Jungkook’un beline doladı. Jungkook başını Taehyung’un geniş göğsüne dayadı.

"Bitti değil mi Taehyung?" dedi Jungkook. "Artık kaçmak, savaşmak ya da kaybetmek korkusu yok."

Taehyung, Jungkook’un yüzünü kendine çevirdi. Ressamının dudaklarına derin, huzurlu ve sonsuz bir öpücük kondurdu.

"Bitti ressam," dedi Taehyung. "Savaş bitti. Şimdi sadece seninle kuracağımız o sonsuz krallık başladı."

Seul’ün ışıkları altında, kanla yazılan ve aşkla mühürlenen iki ruhun hikayesi, karanlığın en parlak zaferi olarak sonsuzluğa kazındı.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.