Yutkundum, bacaklarımdan aşağı doğru inen sıvının ne olduğunu bilmek Kılıç Bey'e yüzümü dönemeyeceğim dönersem pancar gibi kızaracağım anlamına geliyordu. Kendini benden uzaklaştırdığında yeni doğmuş ayakta duramayan ceylan gibi dizlerimin üstüne çöktüm.
Son söylediği o ahlaksız cümleden ziyade daha demin yaptıklarımızın şoku üstüme yeni oturmuştu. Birbirimizin en mahremiyet yerlerini görmüştük ve arkamdaki kişi asla bu tarz şeyleri yapmayı hayal etmeyeceğim bir adamdı.
Çekilen fermuar sesinin ardından gelen onun sesini işittim.
"Beni istemediğini biliyorum ama biz evlendik. Bu ne anlama geliyor biliyorsun değil mi?"
"Doğru biz evlendik. Siz bana tehditvari şekilde iki seçenek sundunuz ben de sizinle evlenmeyi seçtim." yutkundum hala yüzüne bakamıyor gözlerim duvarda dolanırken konuşuyordum. "Beni bir çocuk doğurmak için seçtiğinizi söylesenizde tek derdiniz Yücel'in canını yakmaktı. Yoksa etrafınızda size bacak açacak onca kadın arasından size göre kanı kirli bir kadını seçmeniz olur iş değil."
"O da bir etken elbet. Ama en çok Melek'in seni istemesinden ötürüydü. Ben sadece Melek'in istediğine uyuyorum. Senin paşa gönlünün beni sevip sevmemesi umrumda değil, sana geldiğimde bacaklarını açıp bana kendini sunman kafi. Bunu yaptığın müddetçe bu evde hanımcılık oynamaya devam edebilirsin."
Bildiğim gerçeklerin yüzüme vurulması beni pek etkilememişti. Fakat çok iyi anladığım bir şey vardı o da artık Şahbazoğlu oluşum. Piramitin en alt tabakasında olan benim, piramitin en üstüne sadece 1 günde çıkışımı göze alırsak vermem gereken önemli kararlar vardı bunlardan biri de arkamda duran adamı bedensel olarak memnun etmek zorundaydım.
"Yarın gece istediğinizi vereceğim." derken kendime artık yavaş yavaş gelebilmiştim.
"Göreceğim." der demez adım sesleri ve ardından kapının açılma sesi ile oda da bir boşluk oluştu.
Onun gidişinden sonra ayağa kalktım. Üstümde yarı açık geceliği düzeltmeden odanın banyosuna girdim. Suyu ılık bir ısıda ayarlar ayarlamaz üstümdeki geceliği çıkartıp suyun içine girdim. Bacağımın iç kısımları su yüzünden sızlamaya başladığından sürtüşmeden ötürü kızardığını fark ettim.
Bu geceyi ucuz hasarla atlatmanın verdiği zihin rahatlaması eşliğinde duş alırken yarın neler olacağını kestiremeyen beynimi yormak yerine sadece duştan sonra yatıp uyumayı hayal ettim.
╎ ┇ ︱ ┊
Oturduğum masada kahvaltı ediyordum. Yattığım odayı, üstüme giydiğim lüks kıyafetleri ve birsinin bana hizmet edip 'Zergül Hanım' diye seslenmesi garip hissettiriyordu. her an mutfağa gidip işlere karışma dürtüm bir yana sanki birisine hizmet etmem gerekiyormuş gibi hissediyordum.
Kılıç Bey'i bu sabah görmemiştim hizmetçilere sorduğumda gecenin bir vakti evden ayrıldığına dair duyumlar almıştım. Ona direk ismi ile hitap edemiyordum çünkü hala kendi olduğum konum çok farklı ve sıradışı hissettiriyordu ama konumumu korumak istiyorsam ona ismi ile hitap etmeli ve Bey'i çıkartmam gerektiğinin bilincindeydim.
Çayımı koyan hizmetçi ben ona baktığımda işini yapıyor ama ben gözlerimi çevirir çevirmez bana bakmaya başlıyordu ve arada onun bakışlarını yakalıyordum. Hizmetçilerin gözünde gördüğüm şey hasetlik kıskançlık ve asla yerinde dahi olamayacakları bir konumda beni görmelerini yadırgayan bakışlardı. Fakat hiçbiri bu hissettiklerini cümlelere dökemiyor sadece bakışlarla ifade edip duruyorlardı.
Zoru zoruna mideme indirdiğim peynir ile çayımı tutmak için elimi uzatmıştım içeriye giren hizmetçi ellerini önünde birleştirip "Zergül Hanım, Müge Hanım geldi. Buraya mı davet edeyim yoksa oturma odasına mı götürme mi istersiniz?"
"Buraya gönderebilirsin." sesim çok tiz çıkıyordu. İlk kez hanımcılık kavramını içimde sorguluyordum.
Kafa sallayıp göz önünden yok olan hizmetçinin ardından birkaç dakika sonra kapıda görünen Müge ile selamlaşmak için ayağa kalkmıştım ki eli ile oturmam gerektiğini işaret ederek yanı başımdaki sandalyeyi biraz geri çekip çantasını yemek masasının üstüne koyarak eteğini düzeltip sandalyeye oturdu.
"Hoşgeldin kahvaltı yaptın mı? yapmadı isen hizmetçilere söyleyeyim sana da servis açsınlar."
"Yiyip geldim." dedi kafa salladım.
Gözleri beni bir süzdükten sonra "Dün gece nasıl geçti?" diye sordu.
Boğazımdan aşağı doğru inen çayı az kalsın dün geceyi hatırlamakla geri püskürtecektim ki zoru zoruna yuttum.
"Yapamadık, canım çok acıdığı için durmak zorunda kaldı. " Evet sadece bunu bilmesi yeterdi. Mümkünse duvar meselesini duymasını istemiyordum.
Eli çenesine gitti düşünür gibiydi "Zergül, konumun için gece ilişkisi senin adına önemli. Kılıç Bey'i ne kadar memnun edersen statün o kadar artar."
Tam olarak içgüdülerimden geçenleri dışarıya vuruyordu. Eğer Kılıç Bey, beni 12 ailenin yaptığı özel partilere getirmezse kimse onun karısı konumda olmadığımı sadece gece yatağını ısıtmaya yarayan bir fahişe oluşumu düşünecekti.
Bu tarz konular bana yeniydi, statü falan. Eskiden sadece hizmetçilik ile ilgili konularla uğraşırdım fakat şimdi Şahbazoğlu ailesinin yeni gelini olmuştum bu yüzden bu konumu koruyabilmem için Kılıç Bey'i memnun etmek zorundaydım.
"Elimden geleni yapacağım. Bakalım işler benim aleyhime mi gidecek"
"Kahvaltını çabuk yapmanı öneririm ve mümkünse çok fazla şey yememeni öneririm sonradan hazımsızlık çekebilirsin."
kaşlarım havalandı. "Neden?"
"Sen yeni gelinsin. 12 aileden olan kadınlar büyük ihtimal bugün seni görmeye gelecektir. Dost düşman hepsinin yargılayıcı gözleriyle, seni ölçüp tartacak cümleleri ile karşı karşıya geleceksin. Melek bu eve ilk geldiğinde de aynısını yaptılar Melek çok fazla savunmasız olduğundan onların gazabına uğramış ve kimse ile arasını iyi tutamamıştı. Bu yüzden hep ben ve Yasmin'le zamanını geçirirdi. Onun haricinde hiçbir ak kemikli kadının onayını alamadı bilhassa 12 aile partilerinde dışlandı. "
Doğru, melek Hanım her daim yalnızdı. Bu yüzden Yasmin'e fazla düşkündü. Her geldiğinde onu hediyelere boğar ve onu kendi yanında tutmaya çalışırdı keza onu 12 ailenin hepsi düşman olarak görürdü. Şimdi ise suç ve ceza adı altındaki gözler bir mahkummuşum gibi yargılayacaklardı ama ben melek Hanım değildim. Onların zehirleri benim nazarımda tatlı bir şerbetten başka hiçbir şey değildi.
Çayımdan bir yudum alırken kendimden emin şekilde sırıttım. "İş oyun çevirmekse ne denli iyi bir aktör oluşumu biliyorsun."
"Bilmem mi hiç, Çağla konusundaki performansın alkışlanacak bir tiyatro karesiydi." memnuniyetle dudakları kıvrılmıştı.
Masanın üzerine koyduğu çantanın fermuarını açıp küçük bir dosya çıkardı. Meraklı bakışlarım dosyaya bakarken o da hemen dosyanın içinden çıkanları önüme koymakla meşguldü. Birkaç kadının fotoğrafı vardı ve birisini gözüm çok ısırmıştı. Nerde gördüm diye düşünürken gözlerimin önüne gelen sahnelerle hatırladım. Kılıç Bey'in beni karısı olarak ilan ettiği zaman sadece bana bakıp sessiz sessiz oturan bir kadın vardı. ilginç bir şekilde düşmancıl hiçbir şey sezememiştim ama aşırı derece rahatsız hissedici bir auraya sahipti.
Önce orta yaşlarda olduğunu düşündüğüm bir kadın resmini parmağı ile gösterdi. "Münevver Hanım, Zergül bu kadını ne yapıp ne edip tavlamaya bak. Bu kadının kocası 12 ailenin en güçlü erkeklerinden birisi. Eğer bu kadın ile bağını kuvvetlendirirsen bu erkeklerinde arasında bağ yaratmasına neden olacak ve yüksek sosyetedeki kadınların birkaçının sana çekilmesine neden olacaktır. " dedi ve başka bir resim gösterdi. "Candan Hanım, bu kadın giyimi ve kuşamı ile ak kemik kadınlar arasında baya popüler bir kadındır. Asıl işi şarap üretimi ama onunla bağ kurman bana ne fayda sağlayacak dersen onun giyindiği sponsorluğunu yaptığı bir giyim mağazası var kolay kolay kimsenin giyemeyeceği kopyasının dahi çıkarılırsa ölümle sonuçlanacağı bir marka. Bu kadını yanına çekersen kesinlikle seni markasından kıyafetlerle donatılmanı sağlayacaktır. Ola ki bu olursa ileri de kendi işinin patronu olma hayalin dahi olabilir. Ve bu kadını sponsorun yapabilirsen mükemmel bir şekilde para kaynağı elde edersin."
Ağzım açık şekilde Müge'yi dinliyordum. Bu kadar iyi planlar yapıp bu kadar geleceğe dair adım atışı beni şok etmişti ama daha çok kafamda sorguladığım soruyu sormadan edemedim.
"Senin benden nefret ettiğini sanıyordum?"
Odaklandığı işinden gözlerini alıp bana baktı. Müge zeki bir kadındı. Her zaman bunu fark etmeme rağmen o her zaman başkalarının yanında görünmez olmayı tercih ederdi.
"Sana senden nefret ediyorum dedim mi?"
Olumsuzca kafa salladım.
"O zaman nefret etmiyorum demektir."
Bazen şifresini çözemediğim tavırlarına anlam veremesemde Müge her zaman gözümde net bir kadın olmuştur. Benimle asla fiziksel görüntümle dalga geçmeyen biri varsa o da Müge'ydi. Bu yüzden ne yaparsa yapsın ona kızamıyordum. Kardeş ilişkimiz yoktu ama açık konuşayım kan çekiyor olayı gerçek birşeydi.
Gerçekten bazen Müge'ye bakarken tam karşımda oturan bir Kılıç Şahbazoğlu'nun kız versiyonunu görür gibi hissediyordum. Bu ikisi cidden benzer karakterlere sahipti hele ki gözüne batan şeyleri ortadan kaldırma konusunda.
"Aklında soru işareti kalmadı ise devam ediyorum?"
Olumluca kafa salladım. Bu tavrı bile direk Kılıç Bey'di. Lafı bitmeden başka bir konu açılmasına tahammülü yoktu. Ve son olarak o gün gördüğüm kadının resmine parmağını koydu. "Zergül, asıl seni sıkıntıya sokacak kadın bu."
"Neden?" sesimdeki merak yüzüme yansımıştı.
"Işıl, yüksek sosyeteyi elinde tutan asıl eleman bu. Tek bir lafı ile tüm kadınları sana düşman edecek kapasitede bir şeytan tüyü var. Ama asıl sıkıntı olan şey onun Kılıç Bey'e karşı takıntısı. Melek'i dibe çeken bu kadın oldu. Onu heryerde rezil etti buna dayanamayan Melek bir süreden sonra 12 aile partilerine katılmamaya ve evden dışarı çıkmamaya başladı. Kılıç Bey'i elde etme takıntısı yüzünden büyük ihtimal Melek'e yaptığı gibi seni de zorbalayacaktır ve kabuğuna çekilmene yol açacaktır." bana baktı ardından resme bakıp "Tabi senin kaç yıllık zorbalarla mücadele edişini görmediği için korkak bir kedi olduğunu varsayacağı kesin." dedi ve alay edercesine güldü.
Bak şimdi ilgimi çekmişti işte. Kılıç Bey'e olan takıntısı zerre bir taraflarıma takacağım bir konu değildi ama oturduğum postu da bu kadına kaptırırsam net gideceğim yer Iskarta olacaktı. Bu yüzden güzel bir tiyatro sahnesine uygun figüran olacağı kesindi.
"Bakalım kimin dişleri daha keskinmiş göreceğiz." nedense çok eğlenecekmiş gibi hissediyordum bu kadın konusunda gram korkum yoktu fakat ilk iki saydığı kadını yanıma çekmek çok zor olacaktı. Hele ki onların yaşadığı hayata bu kadar yabancı iken çok tökezleyeceğime emindim.
Hizmetçi içeri girip "Zergül Hanım, 12 aile üyesine mensup hanımefendiler geldi." dediğinde Müge çoktan resimleri çantasına koyuvermişti.
"Oturma odasına kadar eşlik et, ben de birazdan yanlarına geleceğim."
Müge ile aynı an da kalktığımızda hizmetçinin gidişinden emin olduktan sonra bana baktı. "Işıl'ı tanıyorsam kesinlikle kendi adamını villaya sokmuştur bir şeyler öğrenebilmek için ve çoktan gecenin bir yarısı Kılıç Bey'in evden çıktığını çoktan öğrenmiş ve sizin o işi yapamadığınızı düşünmüştür."
Herşeye kılıf bulabilen benim bu konuda da bir kılıfım vardı elbet. Boğazıma kadar düğümlediğim gömleği çıkarıp kare yakalı beyaz atletin uçlarını kalem eteğimin içine sokuşturarak düzenledim. O işi yapamasakta Kılıç Bey gözle görülecek birkaç yerime iz bıraktığı için şanslıydım. Hava soğuk olsa da villanın içi sıcak olduğundan kimse atletle oluşumu garipsemeyecekti.
Müge'nin gözleri önce omuzumdaki ısırık izine ardından boynumda emmekten ziyade daha çok sert tuttuğu için oluşmuş morluk izine kaydı. Dudaklarım ise dün fazla sömürdüğünden ötürü oluşan şişkinlik yerli yerinde durmaktaydı.
"İş görür." deyip göz kırktı. Ben ise o ara pis pis sırıtmakla meşguldüm.
Hiç zaman kaybetmeden olduğumuz konumdan ayrılıp büyük salona doğru ilerledik. Kapıdan içeri girdiğimde ise beni karşılayan şey 5 kadının karşılıklı bir şekilde oturuşu idi. 11 ailenin sadece yarısı geldiğine göre diğer yarısı başka bir zamanı kollamakta demekti.
Beni fark eden bu 5 kadının ilk işi beni tepeden aşağı süzmek oldu. Ayak bileklerime kadar inen bal köpüğü rengindeki kara kalem eteğim belimde bir kemerle tutturulmaktaydı. Kare yakalı kalın askılı beyaz atletim ve onu sabit tutan kahverengi kemer vardı. Kare atletin açıkta bıraktığı gerdanımı yükselten büyük göğüslerim dolgunluklarını önüne sererken saçlarım geriye doğru taranmış ve açık bırakılarak incilerle döşenmiş bir taç takmaktaydım. Daha hiçbir takıya sahip olamadığımdan ötürü gerdanlığım ve bileklerim boş kalsa da annemden yadigar inci küpelerim ile gayet şık durduğumun bilincindeydim.
Müge'nin gösterdiğim 3 kadından sadece ikisi buradaydı. Işıl ve Candan. Münevver Hanım'ın burada olmaması ise beni rahatlatmıştı çünkü onun konumu Kılıç ve benim için önemli bir mertebedeydi.
Yüzüme iliştirdiğim samimiyetsiz gülüşle onlara doğru yaklaştım ve her birinin gözüne bakarak "Evime hoşgeldiniz." dedim. Hiçbir tereddüte sahip olmayan sesim onlara koz vermeye niyetli değildi. Kara kemik olduğum için beni ezilmesi gereken bir böcek olarak gördüklerine emindim.
Boş kalan iki kişilik koltuğa Müge ile birlikte otururken onunda hoşgeldiniz dediğini işitiyordum.
Masaların üstünde gördüğüm kahvelere bakılırsa çoktan ev sahibesini beklemeden siparişler verilmişti.
"Hoşgördük." diye konuşan ilk kişi Candan Hanım oldu. Yüzünde ister istemez bir yargılama vardı belli ki kara kemik oluşum onu rahatsız ediyordu.
Fakat beni sarsmadı. Yargılaması işime gelir eğer o yargıları ileri de tek tek kırabilirsem bu benim ihtilalim olacaktı hem de Candan Hanım bana tamamıyla kol kanat gerecekti.
"Belli ki geceniz zorlu geçmiş ama sizi pek neşeli gördüm. Şaşırdım doğrusu." diye konuşan kişi Işıl'dı. Omzunda biten kısa saçları kavisli kaşları, mavi gözleri vardı. Muntazam bir elbise ile tam karşımda oturuyor ve gözleri beni yakmak kül etmek istercesine boynum ve omzun arasında gitgel yapıyordu.
Daha çok öfkesini harmalamak ister gibi "Biraz öyle oldu ama ne yaparsın Kılıç kolay tatmin olabilen bir adam değil fakat karısına karşı da aşırı derece de cinsel tansiyonu yükselten cümlelerde bulunduğundan ötürü her gecemizi iple çekmekten kendimi alamıyorum. Bu neşemin sebebi de tam olarak buradan gelmekte."
Evet, yalanın topuğuna biraz sıkmış olabilirim. Kılıç ve cinsel tansiyonu çıkartan cümleler mi bu kelimeleri kurarken dahi götümle gülmek istedim.
İşaret parmağının olduğu tırnağı ile baş parmağının tırnak bölgesindeki eti koparmaya çalıştığını fark ettiğimi gördüğünde buna son verdi. Daha demin beni öldürmek ister gibi bakan suratı hızla değişmiş samimiyet kazanmıştı.
"Anlıyorum. Umarım birlikteliğiniz kalıcı olur."
Olmayacağını mı söylemek istiyordu? Neyim ben birkaç posta kullanılıp sonra kullanılmaz hale gelen prezervatif falan mı?
Konuşmak için ağzımı açtığımda ise o benden hızlı davrandı. "Ama ne yazık, görüyorum ki Kılıç sana bir alyans dahi almamış." yüzü endişeli gibiydi ama içten içe yatan manaları anlayan beynimden ötürü bacak bacak üzerine atıp bir elimi utanmışçasına yanağımın üzerine koydum ve yalandan bakışlarımı kaçırdım.
"Kılıç, bana özel bir alyans yaptıracağını söylemişti. O yüzden bir süre parmaklarım boş kalacak. O kadar ona yapılmış bir alyansı alalım dememe rağmen dinlemedi."
Bir yalan daha sıktım. Tabi bu yalanın kötü kısmı öyle bir leyin olmayılından ötürüydü. Gerçekten Kılıç Bey'in bana bir alyans yaptırmasını sağlamalıydım. Acaba bu akşam o geldiğinde bir cilveleşsem mi? Bu kadına karşı kaybetmek istemiyordum.
Dudaklarını yaladı sakin kalmaya çalışır gibi bir hali vardı. "O zaman, 3 gün sonra düzenlenecek 12 aile partisinde o yüzüğü görmeyi çok isteriz. Bakalım Kılıç karısına ne kadar önem veriyormuş."
Şimdi şişenin üzerine oturdun Zergül. 3 gün kısa bir zamandı Kılıç Bey'i nasıl ikna edecektim bir yüzük için? Neyse bu sonraki iş olduğundan çokta kasmadım. Elbet bir yolunu bulacaktım.
Neyse ki o Işıl denilen sıfatını klozete bastığımın kadını susmuştu. Bu yüzden onunla çok uğraşmak zorunda kalmamıştım. ya diğer kadınların yanında dikkat çekmek istemiyordu ya da aklında başka planlar yatmakta idi. Kestiremiyordum.
Candan Hanım'la az uz konuşmuş fakat kadının ilgilisini üstümde tutamamıştım çünkü Işıl buna müsaade etmemiş ve kadınla anlamadığım moda olaylarından konuşmuştu.
Belli ki etrafımda Işıl olduğu müddetçe ne Münevver ile ne de Canan ile konuşmam zorlaşacaktı. Bu yüzden Işıl'ın gözünün değmediği bir gün de hünerlerimi ortaya çıkaracaktım şu an salak bir aşık gibi davranmak en iyisiydi. En azından düşmanlarımın ne derece ileri seviye zorbalıkların olduğunu görebilir ve adımımı ona göre atabilirdim.
Çok geçmedi 2 saat süre gelen gelin ziyareti bitmiş 5 kadın evlerine doğru yol almıştı. Müge ile birbirmizide baktık.
"Nasıldım? idare edebildim mi?"
"İlk güne nazaran iyiydin ama şu attığın yalanları gerçekleştiremezsen halin duman."
Evet, en önemli şey tam olarak buydu.
Hizmetçi yanımıza yaklaşıp "Hediyeleri odanıza mı götürelim yoksa önce açmak mı istersiniz?" diye sorduğunda hiç düşünmeden "Açacağım. çekilebilirsin." diye komut verdim.
Hizmetçi gitmişti yeni geline verilen hediyeleri tek tek açtım. Hangi aileden oldukları üzerlerinde yazıyordu ama ben sadece Işıl'ın verdiği hediyeyle ilgilendiğimden büyük kutuyu elime alıp Müge'nin yanına oturdum ve kutuyu kucağıma koydum.
Fiyongunu çözerken onun gibi bir kadının bana nasıl bir hediye vereceğini düşünmeden edemiyordum.
"Kesin hizmetçi elbisesi falan vermiştir." diyen Müge'ye "Beklerim ondan öyle bir seviyesizlik." diyerek yanıt verdim. Kutunun kapağını açtığımda ise burnuma dolan koku yüzünden ve gördüğüm şey yüzünden kutuyu refleks gereği yere attım. Kafası olmayan ölü bir kedi vardı, bir bacağı kırılmış bir kedi."
Kutunun içinde kedinin yanında sayfam bir poşette duran bir notta vardı. Burnumun direğini umursamadan onu elime aldım kandan zoru zoruna okunsa da yazan şuydu;
"Ben, çözemediğim düğümleri keserim."
Not da bu yazıyordu. Bozuntuya vermedim Müge'ye notu uzattım. Elimden alıp kendisi de okuduğunda dehşetle baktı. "Senin kuyunu kazacak gibi."
"O kazdığı kuyuya onu gömerim."
Madem hiç elde etmek istemediğim bu soyismi almıştım. O zaman Kılıç Bey'in karısı olmaya yaraşır bir sadist olacaktım
╵ 〡 〢 ╹ ╻
Ve bir bölümü daha bitirmiş bulunmaktayım. 11.bölüm +18 bir bölüm olacak :)
Sizce kitap nasıl gidiyor?
İleride Zergül ve Kılıç'ın ilişkisi nasıl olacak?
Batur karakteri size göre nasıl biri?
Müge ve Kılıç sizce birbirine kişilik olarak benziyor mu?
Bu soruları yanıtlamayı unutmayın ve beni instagramdan takip etmeyi de unutmayın. Kasatura için açılmış instagram grubumuza sizi bekliyorum. ❤️
İNSTAGRAM; draculessaa
Yeni bölüme kadar aşk ve sağlıkla