İçeriğe geç

Kasabada Doktor Oyunu

Bölüm 2 · 6 dk okuma

Kasabada Doktor Oyunu

Bölüm 2

1. Bölüm: Yeni Kararlar

İyi okumalar^^

______

Çantamdan çıkardığım suyu aldığım gibi kafama diktim. Hava sıcacıktı! Ve bilin bakalım kim bu havada alışverişe çıktı?

Yaprak, Yaşam and me...

İngilizcem bu kadarına yetiyor, idare edin dostlarım...

"Sizin aklınıza uydum ya, artık kendime de bir şey demiyorum!" Diyerek isyanlarını hiç çekinmeden dile getiren Yaprağa döndüm.

"Az hava aldık, kötü mü oldu?"

"Sen hiç konuşma Sera, bu fikri senin ortaya koyduğunu biliyorum!"

"Aman ne zırladın be, yakınlarda bir kafe gördüm. Dinlenelim biraz, hesaplar benden." Diyerek tartışmaya son verdim.

Bahsettiğim kafeye ellerimizde poşetlerle birlikte girdik. Cam kenarında boş bir masaya göz kestidiğimde ilerlemeye başladım. Kızlarda peşimden gelirken kafeye göz gezdirdim.

Tatlı bir yere benziyordu, umarım fiyatları da öyledir. Artistlikte bir yere kadar dostlarım...

Hepimiz yerleşince garson yanımıza geldi. Siparişlerimizi verdikten sonra gözlerim Yaşam'ı buldu. Dalgın görünüyordu bugün.

Tam ne olduğunu soracakken duyduğum ses ile şaşkınlıkla masamızın başında dikilen sarışın kadına döndüm.

Sevcan hocam?

"Selam kızlar, nasılsınız? Sizi uzun zamandır görmüyordum, Üçünüzü burada görmek ne güzel!"

Üçümüz de bir anda ayaklandık şaşkınca.

Hızlıca Sevcan hocaya sarılan ilk Yaşamdı. Yaşam'ı ben ve Yaprak takip ettik.

Üniversite de en sevdiğimiz hocalardan biriydi. Atandığı için uzun zamandır görüşemiyorduk. Şimdi Sevcan Hoca'yi karşımızda görmek, masadaki bütün negatif enerjiyi yok etmişti.

"Hocam bize eşlik etmek ister misiniz?"

"Aslında fena olmaz, yalnız takılmanın biraz sıkıcı olduğunu keşfettim az önce." Dedi gülerek.

Sevcan Hoca ile birlikte bol kahkahalı bir sohbeti eşliğinde, içeceklerimizi içerken Sevcan Hoca'nın telefonu çaldı.

Sevcan Hoca ekrana bakınca yüzü asıldı.

"Alo."

"..."

"Sanırım o iş iptal olacak. Öğrenciler yanaşmıyor bu fikire. Tatillerinde olmak istemiyorlar haklı olarak."

"..."

"Biliyorum çok aradım birilerini ama yok. Eksiğiz. 3-4 öğrenci daha bulsak çok iyi olurdu. Bir şehir aralığını kapatmış olurduk ama yapacak bir şey yok. Uşak iptal oldu maalesef."

"..."

"Görüşürüz."

Sevcan Hoca telefonu kapattıktan sonra konuşmaya başladı.

"Pardon kızlar, önemliydi. Ne diyorduk?"

Sesi buruk çıkınca karşımda oturan Yaprak ve Yaşam ile göz göze geldik. Aynı şeyi düşünüyorduk.

Ne olmuştu birdenbire?

"Hocam sizin canınız niye sıkıldı bir anda?"

Yaprağın sorusu ile Sevcan Hoca derin bir nefes aldı.

"Köylerdeki, kasabalardaki çocukları tiyatro ile tanıştırmak istiyorduk. Birkaç şehir seçtik. Oralara öğrencilerimi gönderebilirim ama Uşak dışarda kalıyor. Gidecek birileri yok. Yaz tatiline planlamıştık ama öğrencilerin başka planları olduğu için bu fikire pek de yaklaşmıyorlar. Oysa en çokta oraya heveslenmiştim..."

Ne diyeceğimi bilemezken kızlarla tekrar göz göze geldim. Yaşam masaya bakarak dalgın bir şekilde üzgünce mırıldandığında heyecanla yerinde kıpırdadı Sevcan Hoca.

"Kırşehir olsaydı, başkaları yerine biz giderdik belki. Zaten yaz tatili için nenemin evine gidecektik."

"Kırşehir mi! Ciddi misin? Kırşehir'e gidecek öğrencilerimi Uşağa gönderebilirim. Evet evet bunu yapabilirim! Bunu benim için yapar mısınız?"

Üçümüz de şaşkınca Sevcan Hoca'ya şaşkınca bakarken kulağa kötü bir fikir gibi gelmiyordu.

"Aslında çok iyi olur! Ne dersin Yaprak?" Diyerek lafa atladım. Bakışlarım Yaprağı bulunca kararsız gibi duruyordu. Hadi ama...

"Fena olmaz ama oraya Hazar ve Görkem de gelecek. Yani oraya birlikte takılmak için gidiyoruz. Onlar da aramızda olsa güzel olur. Onlara da fikrini sorsak?"

"Hazar ve Görkem kim? Onlarda mı tiyatro ve oyunculuk okuyorlar?"

"Yani hocam siz tanırsınız Hazar ve Görkem'i. Hazar bir puan alabilemek için size çikolata paketi yaptırmıştı. Siz vermemekte ısrarcı olunca peşinizi bir hafta boyunca bırakmayınca da Görkem almıştı onu peşinizden. Unutmuş olmazsınız..." Diyerek gülmeye başladı Yaprak.

Yaprak ile beraber ben ve Yaşam da gülmeye başladık. Unutulmaz bir gündü. Bir hafta diyip geçtiğimize bakmayın dostlarım. Sevcan Hoca'nın alt sınıflarda ki derslerine mi girmedi, her sabah kahve mi götürmedi, öğle yemeğini kendi cebinden mi sipariş etmedi siz düşünün artık...

"Unutur muyum ben o sıpaları? Hele o Hazar hiç gözükmesin gözüme." Dedi şaka ile karışık. Hepimiz tekrar gülmeye başladık.

Birkaç saat de proje hakkında konuştuktan sonra kalktık.

Bir aylık maaşım gitti dostlarım.

_____

"Ay çok eğleneceğiz!"

Yaşam'ın heyecanlı sesi ile gülümsedim.

Çocuk gibiydi kuşum...

Şimdi bizim evde -Yaprak, Yaşam ve benim evimde-, otururken Hazar ile Görkem'i de çağırmış bu konuyu tartışmıştık uzunca bir süre. Hazar zaten dünden razıydı. Görkem ise çocuklar için her şeyi yapmaya hazır.

Çocukları çok seviyordu yakışıklımız.

"Ne zaman yola çıkacağız?" Görkem'in sorusu için cevap verecekken Yaşam atladı konuşmaya. Sesi mahcup çıkıyordu.

"Müsaitseniz bugün biletleri yarın için alıyorum diyince bende heyecan ile olur dedim ama yeti-"

"İyi halt yemişsin. Ne yapacağız biz yarına kadar. Hazar ile ben için demiyorum, siz kızların alacakları bitmez ki! Uçağa geç kalırız!" Diyerek Yaşam'a çıkıştı Görkem.

Ne bu atar?

Yaprak kardeşine böyle davranmasından elbet hoşlanmadığı için konuşacakken Yaşam tekrar lafa atladı.

"Zaten alışverişten dönmüştük. Dert ettiğin buysa eğer..." Diye sinirle konuşarak arkasına döndüğü gibi topuklarını yere vura vura odasına gitti.

"Kardeşimle derdin ne Görkem?"

Oturduğum koltukta gergince dizimi sallamaya başladım. Yaprağın sesi, sinirli olduğu hâlde sakim çıkıyorsa arkanıza bakmadan kaçın dostlarım.

Görkem'e baktığımda onunda durgun olduğunu gördüm. Bir şey kaçırmıştım. Evet evet, kesinlikle bir şey kaçırmıştım.

Allah'ım neden hep geriden geliyorum?

Yaprak beklenti ile Görkem'e bakarken Hazar konuşmaya başladı.

"Dedemin beni doğurduğunu söyleseler inanırdım ama bu sarı cadıya hak vereceğimi asla inanmazdım."

"Komik değil Hazar. Cidden değil. Git mutfakta utan ve mümkünse bir daha gelme. Al o hakkını da kendine sakla"

"Ben gidiyorum. Yaşam'la da hiçbir derdim yok Yaprak. Sadece her lafa atlaması başımıza sürekli dert açıyor ve bu çok sinir bozucu."

Diyerek ayağa kalktı Görkem. Kapıyı çarpıp çıktığında Hazar konuşmaya başladı.

"Ergen ya."

Yaprak da bir şey demeden kalkıp Yaşam ile paylaştığı odasına gitti.

Hazar ile aynı anda "Ergenler ya." Dediğimizde sırtım.

Hazar'a dönüp, "Gel biz de yemek yiyelim," dedim.

"Yemin ediyorum bir akıllı sensin," diyerek ayağa kalktık eş zamanlı.

Mutfağa doğru yürürken konuşmaya devam etti.

"Hayır sonunda evleneceklerini, Yaprağın eniştesinin burnundan getireceğini bir biz mi biliyoruz anlamıyorum ki..."

"Hazarım o değil de yemekler bize kaldı."

"He valla!"

Mutfağa girip dolaptan annemin yaptığı dolmayı çıkardım. Ocakta ısıtmaya başladığım da eş zamanlı olarak Hazar'a da pilavı ısıtmasını söyledim. İtiraz etmeden yaparken, hızlıca çoban salatası yapıp oturma odasında yer sofrası kurdum.

Yaprak ve Yaşam yemek istemediklerini söyleyince Hazar ile sofrayı yalayıp yuttuk.

Ardından Hazar da evine gidince evde bir sessizlik oldu. Yapacak bir şey olmadığı için yarın yola çıkacağımızdan dolayı çantamı hazırladım. Ardından yatağa girerek uykunun kollarına bıraktım kendimi.

_____

"Kalkın ey ahali!" Diyerek Yaprağın yatağında zıplayan kim sizce?

Sera Bağdaç, o kişi ben oluyorum dostlarım.

"Sera ishal ol inşallah!" Oluyor mu Yaprakcığım böyle, cık cık cık...

"Ahalin batsın, lan kalk yatağımdan!"

"Robot beyinliler uçağa geç kalıcağız haydi!",

Baktım uyanmıyorlar, banyodaki kovaya taşıyabileceğim şekilde su doldurup odaya götürdüm. Fakat beklemediğimi şekilde uyanmışlardı bile. Ben elimde kovayla kapı eşiğinde dururken yatağını düzeltmekte olan iki kardeş elimdeki kovaya bir de bana bakıyorlardı.

"Sen o suyu üzerimize mi dökecektin?"

Evet.

"Yoo ne alakası var, çiçekleri sulayacaktım."

Sizde bir çiceksiniz diyormuşum bir de...

"Yalan söyleme, sanki daha önce yapmadığın şey Sera!"

Ya ne alaka, ne alaka?

Kovayı bıraktığım gibi odama gidecekken ensemden tutan bir adet elle durmak zorunda kalmıştım.

"Kaçma kaçma gel buraya. Yaşam dök şu suyu kafasından aşağı."

"Hay hay." Diyerek kovayı yerden alıp üzerime doğru gelen Yaşam'a döndüm.

"Gelme üzerime, katil! Allah'ım sen beni kardeş istilasından kor-"

Üzerime dökülen buz gibi suyla ellerimi havada birleştirerek yüzüme sürdüm.

"Elhamdülillah. Allah cezanızı alsın pis katiller!"

Dediklerimi umursamadan hazırlanmaya başladılar.

______

Uçağa binmiştik dostlarım. Yaşam ile Görkem, Hazar ile ben yan yana otururken Yaprak tek başınaydı.

Bilin bakalım şu saniyede kim heyecandan ölmek üzere?

Hazarım ve ben.

Hazar yeride hafifçe doğrularak arkada oturan bizimkilere doğru, "Heyecan var mı lan düdükler?"

Bizimkilerden ses çıkmayınca, "Heyecanınız gözümü yaşatıyor!" Diyerek tekrardan yerine düzgünce oturdu.

Ardından bana dönerek, "Bunlar ne tür bir sülük? Hayır merak ettiğimden değil, bütün ruhumu emiyorlar da ondan sordum."

"Valla bende bilmiyorum ne tür sülük olduklarını ama benim ruh elveda bile etmeden terk etti beni."

Cidden ne olmuştu bunlara birdenbire?

Kırşehir'e varınca bakacaktım artık ne yapacağıma. Uçakta Yaşam ve Görkem'i yan yana oturtabilmekten başka bir şey gelmemişti elimden.

Gözlerimi bulutlara çevirerek onları izlemenin sefasını sürdüm.

İçimde kıpır kıpır şeyler vardı. Ne olduğunu kestiremiyordum ama sanki Kırşehir'den dönüş yolunda hiçbir şey eskisi gibi olmayacaktı.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.