_________________🎭_________________
Henüz ergenlik çağımdayken bir dizi görmüştüm. Dizide genel olarak film ve dizilerin kamera arkasında ne tür zorluklar çektiğini, aslında oyunculuk yapmaktan da fazlasını yaptıklarını konu alıyordu. İlk önce çok da ilgimi çekmemişti, ta ki şu sözlerden sonra.
"Oyunculuk yapmak bir meslekten daha fazlasıdır. Çocuklar oyunlar oynar, büyür ve oyun oynamayı bırakır. Çünkü bir gün yetişkin olurlar ve yetişkinlerin oyun oynamadıklarını düşünürler. Oysa biz oyuncular büyüdükçe daha çok oyun oynuyoruz. Hepimizin çocukluktan kalan bir çok meslek hayali vardır. Kimi doktor, kimi polis, kimi anne*... Fakat biz aynı anda bir sürü mesleğe sahip olabiliyoruz. Biz oyunlar oynayarak içimizdeki çocuğu yaşatabiliyoruz. Biz bir çocuktan daha fazlası olabiliyoruz..."
O gün şaşkınlıktan ağzım açık, ağzımdan akan salya ile bön bön televizyon ekranına bakıyordum. Çok etkilemişti beni bu konuşma. Oyunculuk saçma gelmezdi belki bana ama dikkatimi çektiğini de söyleyemezdim. Oyunculuğa o zaman merak sarmıştım işte.
Şimdi 24 yaşındayım. Okulumu bitireli 2 yıl falan oluyor. Pişman mıyım? Asla. Tiyatro ve Oyunculuk bölümünü bitirdiğim ve kalbimin sesini dinlediğim için kendim ile gurur bile duyuyorum.
Yaprak'ın bana seslenmesiyle daldığım düşüncelerden sıyrıldım. Yaklaşık iki dakikadır elimde öküz kafasıyla -kostüm parçası- üzerimdeki öküz kostümüne bakıyordum.
Cidden mi? Bence bir öküzden çok daha fazlasıyım! Öyle olmalıyım...
Sıkıntıyla nefes vererek daha fazla oyalanmadan sahnenin arkasına geçtim. Sıram gelmek üzereydi.
Burası annemin müdürlük yaptığı, Yetimhane Yurduydu. Henüz okula başlamamış minikler vardı burada. Ablaları okula giderken çok sıkılıyorlarmış. Bizde böyle bir çözüm bulduk. Haftada en az iki kere oyun düzenlerdik. Biri minikeler için, diğeri ise okula gidip kaçıran ablaları için hafta sonuydu.
Şimdi de hafta sonunda düzenlediğimiz Tiyatro günlerinden birindeydik. Bu arada bana eşlik eden dostlarımı söylemeden geçmek istemem, çünkü benim için gerçekten önemliler.
Yaprak ve Yaşam kardeşler. Yaprak 23, Yaşam 22 yaşında. Okula erken başlama durumu olduğu için aynı anda üniversiteyi bitirdik hepimiz. Aramızda en küçüğü Yaşam. Yaprak ve Yaşam'ı en iyi şu şekilde tarif edebilirim; Anne ve çocuk. Yaprak ne kadar uyanık ve olgunsa, Yaşam o kadar saf ve çocuksuydu. Kardeş olmalarının yanında birbirlerini gerçekten tamamlıyordu.
Görkem Karaduman 24 yaşında. Görkem'i anlatmak zor. Farklı. Normal zamanda güldüğüne nadiren rastlarsın ama bir çocuk görür, o da çocuk olur. Bu sefer yüzünden gülümsemesi eksik olmaz. Çok sadık bir arkadaş olduğunu demeden de geçemeyeceğim.
Ve son olarak,
Hazar Deniz, 23 yaşında. Tam bir şebek! Tatlı olanından. Neşe kaynakcığımız olur kendisi.
Sahnenin bana geldiğini fark ettiğimde son bir kez üzerime çekin düzen verdim ve hâlâ elimde duran öküz kafasını kafama taktım. Ardından sahneye adımladım.
_________________🎭_________________
Giriş diye kısa ♡