"Oturma odasında, annemgili beklerken koltuğa uzandım. Üşüyordum ama onca koşuşturmadan sonra hareket edecek gücüm kalmamıştı. Koltukta vücudumu iki büklüm yapıp dizlerime sarıldım. Yaklaşık yarım saat sonra kapı açılma sesiyle ayaklandım. Kapıya doğru yürüdüm, annemle babam gelmişti." Sonunda, diye geçirdim içimden. Annem yanıma gelip bir şeyler yiyip yemediğimi sordu. Ben de dünden kalan pizzayı yediğimi söyledim. Annem, "Tamam bekle," deyip mutfağa doğru yürüdü.
Babam yanıma gelip iyi olup olmadığımı sordu. "İyiyim baba, sadece biraz yorgunum," diye cevap verdim. Babam neden yorgun olduğumu sorunca, olan biteni anlattım. Babam bana bakarak, "Bence sen kafanda kurmuşsun, Zümra," dedi.
Haklı olabilirdi. Çünkü biraz kafada kuran bir kızdım. Belki sadece bir hayaldi diye kendimi geçiştirdim. Üç dakika sonra annem yanıma bir bardak su ve hapla geldi. Annemin getirdiği hapı içtim ve dinlenmek için yukarı kata çıktım.
Odama girdim ve kapıyı kapattım. Telefonu alıp yatağıma attım kendimi. Dizi açıp izlemeye başladım. Tam bir bölüm sonra uyumaya karar verdim. Kalkıp telefonumu şarja taktım, ışığı kapatıp yatağıma geçtim ve sonunda uykuya daldım. Birkaç gün sonra iyileştim.
20.06.2025
Bir iki haftamız gezmeyle geçmişti. Haziranın son günlerini dinlenerek geçirecektik.
Odamdan aşağı, annemle babamın yanına indim. Her zamanki oturma odasındaydılar; orası onların mekânı gibi bir yer olmuştu. İçeri girdim ve babamın yanına oturdum. Annem ve babam, Temmuz ayı için plan yapıyorlardı. Annem bana dönüp, "Bugün için de bir planım var: yetimhaneyi ziyarete gideceğiz," dedi.
Heyecanla, "Ne zaman?" diye sordum. Annem ise, "Birazdan gideriz," diye cevap verdi. Çok heyecanlanmıştım. Hemen odama gidip üstümü değiştirdim.
Telefonumun kamerasını açıp masanın üstüne koyarak açık kahve saçlarımı taradım. "Saçlarımı örsem mi yoksa at kuyruğu mu yapsam?" diye kısa süreli bir kararsızlık yaşadıktan sonra açık bırakmaya karar verdim. Tamamen hazırlandıktan sonra merdivenlerden koşar adımlarla indim ve anneme, "Anne, hadi gitmiyor muyuz?" diye sordum.
Annem, "Ne bu acele?" diye sordu. Ben sadece, "Yetimhaneyi merak ediyorum," dedim.
"Tamam o zaman, ayakkabılarımızı giyelim," dedi. Heyecanla ayakkabılarımı giydim ve kendimi dışarı attım. Evin biraz ötesine gidip annemin de ayakkabılarını giymesini bekledim.
Annem de ayakkabılarını giydi. Önümüzde iki mil yürüme mesafesi vardı ama olsun. Annemle yürümeye başladık.
Kırk beş dakika sonra varmıştık. Yorulmuştuk ama değmişti. Yetimhane güzel gözüküyordu. Dışı bebek mavisiydi, sarmaşıklar yoktu ve içeriden tatlı bir koku geliyordu. Üç katlı bir köşktü, çok güzel görünüyordu. İki üst kattaki pencerede açık pembe renginde şeker begonvil vardı. Annem kapının yanında duran zili çaldı.