İçeriğe geç

Karşı Kapı

Bölüm 17 · 6 dk okuma

Karşı Kapı

Bölüm 17

Bir Adım Kala

Zeynep telefonuna gelen “bekliyorum” mesajını görünce ayaklandı. Zehraların evinde buluşmak üzere sözleşmişlerdi. Üzerine bir sweet, altına bir etek giyip başörtüsünü bağladı. Kapının yanından anahtarını aldı.

–Ben çıktım!

Arkadan Halime seslendi:

– Nereye Zeynep?

– Zehra'nın evine gidiyorum!

Konuşmanın uzamasına fırsat vermeden çıktı. Yolda seri adımlarla yürüyor çabucak eve varmaya çalışıyordu. Eve erken dönmesi gerekeceğinden vaktini iyi değerlendirmeliydi. 5 dakika sonra Zehra'nın evinin kapısındaydı.

Zehra kapıyı daha Zeynep zile dokunmadan açtı, sanki eli kapı kolunda bekliyormuş gibi bir hali vardı. Zeynep’i içeri çeker çekmez kapıyı kapattı ve fısıltıyla sordu:

– Zeynep nerede kaldın? Ayşe içeride çatladı meraktan.

Zeynep nefes nefese içeri girdi, ayakkabılarını bir kenara fırlatırken üzerindeki baskıyı atmaya çalışıyordu. Holdeki aynada başörtüsünü hafifçe düzeltti, nefesini düzene sokmaya çalışıyordu.

– Abim içeride şekerpareye dalmasa hayatta salmazdı beni. ‘Nereye?’ diye sordu, Zehralara dedim ama çok inanmadı. Boş boş kuruntu yapıyor.

Ayşe Zeynep'in sesini duyunca fırladı.

– Geldi gönüllerin sultanı! Halime teyzemler gelmiş, neler oldu anlat bize de.

– Allah'a şükür geldiler gelmesine de anneme bir haller olmuş. Yemek sofrasında sorduğu ilk şey "var mı biri" oldu.

Zehra'nın yüzü gülümsemesiyle kaplandı.

– Heeyyt Halime teyzem be! İşini biliyor bu kadın. Ali dedin İnşallah.

– Zehra saçmalama istersen. Ali biri mi? Hem abim, babam var masada. Bizim ev sizin gibi kızlar mekanı değil.

– Ali biri mi ne demek ya. İddiayı kaybettin hatırlatırım.

Ayşe böldü:

– He ya Zeynep. Ne yaptın hediye işini?

– Bilmem, daha düşünmedim.

Zehra konunun dağılmasına tepki gösterdi.

– Sözünü tutacaksın ha haberin olsun. Ayşe konuyu saptırma sende dur iki dakika. Zeynep tamam annene söylemedin ama bahsetmişsindir heralde.

– Dün Alilere gittik zaten annemle. Amaç Sevil teyzeyle tanışmaktı. Tanıştılar orda biraz.

– Heh. Sevil teyzeyle iyi anlaşır zaten Halime teyze.

– Anlaştılar gerçekten. Ama sonrası daha önemli. Abimler Ali çıkarken yanlarına çağırıp sorguya çekmişler çocuğu.

Ayşe:

– Ahmet abinin dikkatini mi çektiniz hemen

– Elleri cebinde kasıla kasıla yürüdüyse çekmiştir tabii. Hiç sevmez öyle şeyleri.

Konuşmalar uzadı gitti. Bir buçuk saat sonra asıl buluşma sebeplerini hatırladılar. Beraber prova yapmak. Replikler dün gece çalışılmıştı. Tek sorun eksik elemanlardı. Mert zaten gelemezdi, oturduğu yer buraya epeyce uzaktı. Onur desen numarası yoktu. Ayşe Zeynep'i dürttü.

– Ali'yi ara Onur ile beraber gelsin.

Zeynep Ayşe'ye boş boş baktı.

– Ali niye geliyor anlamadım?

Aslında anlamıştı. Ama doğru anlamadığını umuyordu.

– Mert gelmeye-

– Tamam.

Doğru anlamıştı. Bir süre gereksiz olduğuna dair kızları ikna etmeye çalışsa da nafile. Sonunda arayıp ikisini de eve çağırdılar. 15-20 dakika sonra çocuklar kapıda bitti. Zeynep telefonu cebine attı. Kapı çaldı. Üçü aynı anda birbirine baktı.

Ayşe sırıtmaya başladı.

– Geldiler.

Zehra direkt kapıya yürüdü. Ali ve Onur kapının önünde duruyordu.

Ali içeri bakıp kaşını kaldırdı.

– Baskın mı var?

Zehra kenara çekildi.

– Girin dedik, sorguya almayacağız.

Onur rahat rahat içeri geçti. Ali daha sonra girdi. Gözleri direkt Zeynep’i buldu. Bir saniyeliğine.

Zeynep de baktı.

Ayşe bunu gördü. Sırıttı.

– Ailelerin tanışması etkili olmuş galiba

Zeynep hemen toparladı.

– Boş yapma Ayşe, oturun.

Ali ayakkabılarını çıkarırken mırıldandı:

– Zaten boş yapmaya çağrıldık herhalde.

Zehra gülerek kapıyı örttü.

– Hayır, prova yapıcaz.

Onur güldü.

– Eksik kadroyla mı?

Ayşe omuz silkti.

– İdare edin artık.

Harkes tiyatroda ki düzene göre oturdu. Tek fark Mert'in yerinde Ali vardı

– Hadi başlayın.

Kısa bir sessizlik oldu. Kimse başlamadı. Onur şaşırdı.

– Ezber yaptık dediniz?

Ayşe Zeynep’e baktı.

– Başla.

Zeynep kağıdı eline aldı. Ama okumadı.

Gözleri istemsizce Ali’ye kaydı. Onun burda olması garip geliyordu. Ali de ona bakıyordu.

Yakalandılar.

Zeynep hemen kağıda döndü.

– Şey… nereden başlıyorduk?

Ali hafifçe sırıttı.

– Unuttun mu?

– Hayır.

– Emin misin?

Zeynep kağıdı masaya bıraktı.

– Sen başla.

Ali arkasına yaslandı.

– Ben izlemeye gelmiştim aslında.

Zehra araya girdi.

– Yok, artık kadrodasın.

Ali kaşlarını kaldırdı.

– Kim dedi?

Ayşe:

– Biz dedik.

Onur kahkaha attı.

– Hoş geldin Ali.

Ali gözlerini Zeynep’e çevirdi.

– Sen bir şey demeyecek misin?

Zeynep arkasına yaslandı.

– İtiraz etmedim.

Bu cümle sadeydi ama Ali’nin yüzündeki ifade değişti. Hafif ama net.

Zehra ellerini çırptı.

– Tamam drama yeter, sahne!

Prova başladı. Replikler olabildiğince ezbere okunuyordu. Yorum katmada birbirlerine yardımcı oluyorlardı. Hatta Ali bile az buçuk bir şeyler ezberlemişti. Kavga eden çift rolüne şüphesiz Mert'ten daha çok yakışmıştı. Sıra kilit sahneye geldi: sarılma sahnesi. Sözde hediyeleşmeden sonra Zeynep ayağa kalktı. Sarılmak için tatlı tatlı yürüdü. Aynı ilk provada olduğu gibi. Ali kollarını açmış bekliyordu, yüzündeki gülümseme rol değil gerçekti. Bunun için oldukça heyecanlıydı. Zeynep sonuna kadar Ali'nin yanına gitti. Tam sarılacakken tek elini Ali'ye doğru dur işareti yapar gibi gibi uzattı.

– Tamam yeter bu kadar.

Arkasını dönüp geri oturduğu yere doğru ilerledi. Ali'nin gülümsemesi düştü. Kollarını geri indirdi. Ellerini birleştirdi, hayal kırıklığı içindeydi. Ayşe oturduğu yerden kahkaha attı. Masada Gülen tek kişi oydu.

Provadan sonra biraz sohbet edildi. Daha sonra erkekler evden kovuldu. Ama Zeynep de erkeklerle beraber evden çıkmak zorundaydı. O kovulmadı, sadece vakti gelmişti. Zehraların evinden çıkınca Onur farklı sokakta olan evine gitmek için yolu değiştirdi. Şimdi dönüş yolunda sadece Ali ve Zeynep vardı. Ali söze girdi

– Provada neden sarılmadın? Öyle zannetmiştim.

– Bir de sarılacak mıydım? Bunu soracak kadar tanıyamadın mı beni?

Ali bu söze alınmıştı. Prova yaparken de mesafeyi korumasına laf yoktu ama karşısındaki Mert iken hiç böyle değildi. Kendisinin orda olması hiç fark etmeksizin rahatça gidip sarılmıştı o çocuğa.

– Tanıdım zannediyorum.

– Ali dram yaratma şuan. Konu senle ilgili değil.

Ali buna inanmamıştı. Konuyu şakaya vurup kırgınlığını geride bırakmak istedi.

–Rol yaparken bile araya mesafe koyuyorsan, mimar olunca senin etrafına duvar örmeme gerek kalmayacak desene?

– Duvarları sen örüyorsun Ali, ben sadece çarpma diye durduruyorum.

Konuşmaları Ahmet'in sesi ile bölündü. Balkondan seslendi:

– Zeynep! Bir bakkala gidi-

Sesi düştü. Ali'yi kast ederek

– Yine mi sen?

Zeynep diyaloğun devamını anladı, fırsat vermeden

– Evet, ne lazım bakkaldan?

Küçüklüğünden beri güzel kaleciydi zaten.

Ahmet balkondan kaşlarını iyice çatarak aşağıya, Ali’ye doğru baktı. Ali ise refleks olarak ellerini cebinden çıkardı, hazır ola geçmese de duruşunu dikleştirdi. Ahmet bardağındaki çayın son yudumunu gürültüyle çekip seslendi:

– İki ekmek, bir de süzme peynir al gel madem.

Sonra bakışlarını Ali’nin üzerinden çekmeden ekledi:

– Ali! Sen de gel yardım et kıza, taşıyamaz o şimdi ağır gelir.

Zeynep’in gözleri fal taşı gibi açıldı. Abisi Ali’yi bizzat yanına mı katıyordu yoksa bir sınamamıyıdı. Ali ise beklemediği bu pas karşısında kısa bir an duraksadı ama hemen toparladı.

– Geliyorum abi, ayıp ettin.

Bakkala doğru yürürken aralarındaki mesafe, balkonun görüş açısından çıkana kadar birer metreydi. Köşeyi döner dönmez Ali derin bir nefes verdi. Zeynep Ali'ye dikkatlice baktı.

– İnşallah bunun bir deneme olduğunu anlamışsındır. Peynir kaç gram sanki de taşıyamayacağım.

– Anladım, anlamaz olur muyum? İşini hızlı haller de eve gidelim.

Kırgınlığı hala üzerindeydi, ama korku kırgınlığın önüne geçiyordu. Dönüşte torbayı Ali taşıdı. Ahmet abi hala balkondan ayrılmamış bakkal yolunu gözlüyordu. Evin önüne gelindiğinde Ali torbayı Zeynep'e verip Ahmet'e "Allah'a emanet abi" dedi ve gitti. Tehlike son buldu.

Zeynep eve girdiğinde poşetleri mutfak tezgahına sertçe bıraktı. Ahmet, balkon kapısını gıcırdatarak içeri girdi; üzerinde hala o "gözüm üzerinde" havası vardı.

— Ne o? Yol bitmedi bir türlü bakkaldan buraya. Peynir mayalanmıştır o zamana, dedi Ahmet, mutfak kapısına yaslanıp Zeynep’i süzerek.

Zeynep arkasını dönmeden, peynir kutusunu dolaba yerleştirdi.

— Peynir bitmişti, yenisini kestiler abi.

— Bana bak Zeynep, şu Ali denen tiple fazla yanyana durma. Eli ayağı dolaşıyor yanında. Bir şey var o çocukta. Bir daha bakkala çakkala giderken de onu yanına katma, ben hallederim.

Zeynep mutfaktan çıkarken abisinin omzuna hafifçe çarpıp geçti.

— Sen çocuğu taktın peşime. Kimsenin öyle bir niyeti yoktu. Hem kiminle yürüryeceğimi de sana sormayacağım.

Odasına çıkıp kapıyı ayağıyla iterek ka

pattı. Çantasını yatağın üzerine fırlattı. Pencerenin önünde oturup düşüncelerine boğuldu. Harbiden şu hediye işini napıcaktı?

Bölüm sonu

Sonraki bölüm kilitli

18. bölümü 5 jetonla uygulamada açabilir, kaldığın yerden devam edebilirsin.

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.