Ceyda, korkuyla dolmuş adımlarını hızlandırarak ormandan çıkmaya çalışıyordu. Beril ve Gizem, peşinden koşuyor ama Ceyda'nın içindeki korku, onları geride bırakıyordu. Zihnindeki sesler, sürekli olarak "Beni takip et..." diyordu. Bir şeyler yanlış gidiyordu. O varlık, Ceyda'yı takip ediyordu, ama ne kadar uzaklaşmaya çalışsa da, o korkunç ses yine yakından duyuluyordu.
“Ceyda, dur!” diye bağırdı Gizem. Ama Ceyda, hiç durmadan ilerliyordu. “Gizim, bırak beni! Buradan gitmemiz gerek!”
Ceyda'nın gözlerinde, bir boşluk vardı. Sanki her şey kaybolmuş gibiydi. Gizem ve Beril, Ceyda'yı yakalamaya çalışırken, Ceyda'nın gözleri tekrar karanlıkta silueti fark etti. O figür, şimdi daha yakın görünüyordu.
Birden, ormanın derinliklerinden bir çığlık duyuldu. Yasemin'in sesiydi.
Ceyda, istemsizce dönerek o yöne bakmaya çalıştı. “Yasemin!” diye bağırdı ama bir cevap alamadı. Ses, gitgide daha uzaklaşıyor ve karanlık içinde kayboluyordu. Ceyda, hızla sesin geldiği yöne doğru koşmaya başladı, ama her adımında, o ses daha da gürleşiyor, daha da kafa karıştırıcı hale geliyordu. “Buradayım… Buradayım…”
Beril ve Gizem de peşinden geliyorlardı, ama Ceyda hızla ilerledikçe onlar geride kalıyordu.
“Ceyda, dur!” Gizem, Ceyda’nın kolunu çekerek onu durdurmaya çalıştı. “Bu bir tuzak olabilir, Ceyda! O figür… biz… biz buna dayanamayız!”
Ama Ceyda, ona rağmen direndi. “Hayır! Yasemin’i bulmalıyız!” dedi. Kafasında sesler yankılanırken, gözleri bir kez daha karanlıkta kayboldu.
Beril, biraz daha korkarak, “Ceyda, bu kadar ileri gitmemeliyiz!” diye seslendi. “Biz de kayboluruz.”
Fakat Ceyda, tam o anda bir şey fark etti. O figür, bir adım daha atmıştı ve Ceyda’ya doğru ilerliyordu. Ama bu figür, bir insan gibi değildi. Yavaşça, kolları uzandı, ama sanki hareket etmiyor gibiydi. Sadece duruyor, Ceyda’yı izliyordu.
Ceyda'nın içindeki korku, daha da büyüdü. Artık bu varlık gerçekti. Sadece bir hayalet değil, bir şey daha fazlasıydı. Bir şey Ceyda’yı çağırıyordu.
Beril ve Gizem, sonunda Ceyda’yı yakalayarak, “Hadi, geri dönmeliyiz! Artık çok geç!” dediler, ama Ceyda, neredeyse görmezden gelerek onlara dönüp, “Bu sadece bir hayalet değil! Bunu anlamalısınız! Bunu çözmeliyiz!” dedi.
Bir an için, Ceyda, o figürle göz göze geldi. Ama ne kadar korkmuşsa da, bir şey fark etti. O varlık, Ceyda’nın içindeki bir boşluğu hissediyordu, onun korkusunu… Ama bu, aynı zamanda bir çağrıydı. O figür, Ceyda’yı bekliyordu.
“Yasemin!” diye bağırdı Ceyda, ama bir cevap alamadı. O anda, aniden bir şey oldu. Ceyda’nın gözleri, birdenbire karardı.
Beril, “Ceyda!” diye bağırarak onu sarmaya çalıştı. Gizem, şokla Ceyda’nın yüzüne bakarken, gözlerinde bir şeyler vardı. O bir boşluktu. Ceyda, ormanın derinliklerine kayboluyordu. O varlık, Ceyda’yı almak için daha da yaklaşıyordu.
“Beril, onu durdurmalıyız!” Gizem, paniğe kapılmış bir şekilde, Ceyda’yı sıkıca tutarak, “Ceyda, ne olur bana bak! Bizi bırakma!” dedi.
Ceyda’nın gözleri donuklaşmıştı, ama bir an için, gözleri yeniden parladı. “Beni takip et…”
O anda, Gizem ve Beril, birden bir şok yaşadılar. Ceyda, gözlerini tamamen kapatarak bir adım daha attı ve bir anda kayboldu. Bir anda, karanlıkta kaybolmuştu.
Gizem ve Beril, Ceyda’nın kaybolduğuna inanamıyorlardı. Her şey o kadar hızlı oldu ki, ne olduğunu anlayamadılar.
Yasemin’in çığlıkları artık duyulmuyordu, ama her şeyin gerisinde bir şey vardı.
Ceyda kaybolmuştu.
Ama ne kadar korkmuşlarsa da, bir çözüm bulmak zorundaydılar. Bir şeyin onları beklediğini biliyorlardı. O figür, o karanlık varlık, Ceyda’yı çağırıyor ve onlara bir şey anlatmak istiyordu. Ama neydi o şey? Ve Yasemin? O da kaybolmuş muydu?