Uçağını beklerken gergindi. Sanki aldığı nefes ciğerlerine ulaşmıyor, boğazında düğümleniyordu. Hayatında ilk defa kalbinin sesini dinleyecekti. Doğru bir karar mıydı, emin değildi. Ama yapılması gerekenin bu olduğuna inanıyordu. Herkesi, her şeyi geride bırakıp yeni bir hayata başlayacaktı. Sahi geride bıraktığı kim vardı ki? Yıllarca onu yok sayan babası mı? Arkadaşlık adı altında kendisini kullanan insanlar mı? Kimi geride bırakıyordu belki de geçmişini. Bunca yıldır yaptığı her şey babasının onu fark etmesi içindi. Onun sevgisini kazanmak için çalışmış, başarılı olmuştu. Bir kere başını okşayıp "Aferin" desin diye yapmıştı her şeyi. Ama artık buna ihtiyacı yoktu. Babasının parasını da sevgisini de istemiyordu. Bu yüzdendi zaten sadece bir sırt çantasıyla hiç bilmediği topraklara gitmesi. Anons sesi duyulduğunda, elindeki bileti sıktığını fark etti. Artık geri dönüş yoktu. Ayağa kalktı, sırt çantasının askısını düzeltti ve ağır adımlarla kapıya doğru ilerledi. Biletini uzatırken ellerinin hafifçe titrediğini fark etti ama umursamadı. İçine yerleşen kaygıyı bastırmaya çalışarak uçağa doğru ilerledi. Dar koridordan geçip koltuk numarasını bulduğunda, pencere kenarındaki koltuğuna oturdu. Uçak henüz havalanmamıştı ama çoktan içini bir sıkışmışlık hissi kaplamıştı. Farkında olmadan tırnaklarını kumaşa geçirdi. Sakinleşmeye ihtiyacı vardı. Kulaklıklarını takıp müzik açtı. Ve işte o an... İlk notalar çalındığında, yıllardır kaçmaya çalıştığı geçmişi zihninde belirdi. Yağmurlu bir akşamüstü. Okuldan eve dönmüştü. Kapıyı açtığında içerisi karanlıktı. Annesi çoktan ölmüştü, babası ise eve uğramıyordu bile. Yalnızdı. Küçük bir çocuktan beklenmeyecek kadar yalnız. O gün, sessizliği bastırmak için müzik açmıştı. Aynı yalnızlık, aynı soğukluktu şimdi hissettiği. Peki şimdi ne olacaktı? Babasından kaçtığında her şeyin biteceğini düşünmüştü ama hiçbir şey bitmemişti. Öğrendiği gerçekler onu boğuyor nefes almasına engel oluyordu. O gün bunların hiçbiri olmasaydı annesi ve kardeşi yanında olacaktı belki de. Kardeşi olacağını bile şimdi öğreniyordu ya en çok içini yakan buydu. Küçükken hep yakarmıştı Allah’a, bu kocaman dünyada tek başına olduğu için. Babası vardı ama yoktu. Eylül çok sonradan anlamıştı annesinin öldüğü gün babasını da kaybettiğini. Sahi babası yokluğunu farketmiş miydi? Eve bir not bırakmıştı aslında ama babası belki de günler sonra fark edecekti. Notu bulduğundaysa o çoktan gitmiş olacaktı. Belki babası onu bulmaya gelirdi. Yokluğunda onu özlerdi. Tabi bunlar içindeki küçük Eylül'ün hayalleriydi. Babası onu özlese bile ne değişecekti ki araya giren mesafeler gerçekleri değiştirebilecek miydi? Yaşadıklarını unutturabilecek miydi? Hiç sanmıyordu. Pencereye döndü. Uçak yavaşça hareketlenirken, İstanbul’un ışıkları gözlerinin önünden kayıp gidiyordu. Arkasında bıraktığı her şey küçülüyordu. İçinde bir yerler sızladı. Ama umut doluydu artık her şey çok güzel olacaktı. Buna tüm kalbiyle inanıyordu. ❄️ Bu benim ilk kitabım. Lütfen yorumlarınızı belirtin ve beni destekleyin. Şimdiden çok teşekkür ederim.
Bölüm 1
Bölüm Bir: Giriş
Bölüm sonu
0 yorum
Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.