İçeriğe geç

Kardeşim

Bölüm 2 · 3 dk okuma

Kardeşim

Bölüm 2

İntikamın Başı

Devran, kardeşinin odasındaki o hüzünlü sessizliği bir bıçak gibi kesti. Çağan'ın yatağının altındaki gizli bölmede sakladığı, ekranı kısmen çatlamış o telefonu eline aldı. Şifreyi tahmin etmek zor olmadı; Çağan'ın okul numarasının son haneleriydi.

​Ekran aydınlandığında Devran’ın gözleri doldu ama hemen o duyguyu boğazına gömdü. WhatsApp konuşmalarına daldı. Çağan’ın o "zengin" çocuklara yaranmak için nasıl çırpındığını, kolejdeki dışlanmışlığını okudukça Devran’ın yumrukları sıkılıyordu. En son mesajlar ise korkunç bir netlikteydi: "Abi, mal hazır. Yeri getirdim. Parayı almam lazım, aileme bakmam lazım." Cevap ise tek bir isimden geliyordu: Kefo.

​Devran, telefonun konum ve ağ geçmişine sızdı. Kefo ile olan son görüşme trafiği, telefonun sinyalinin Kıbrıs'taki bir baz istasyonundan yönlendirildiğini gösteriyordu.

​"Hakan!" diye bağırdı Devran, sesi artık bir celladın soğukluğunu taşıyordu. "Bavulunu hazırla. Kıbrıs'a gidiyoruz."

​Kıbrıs’ın nemli ve ağır havası Devran'ın yüzüne çarptığında, tek düşündüğü kardeşinin o ormandaki cansız bedeniydi.

​Kıbrıs’ın nemli ve ağır havası Devran’ın ciğerlerine dolduğunda, sadece kardeşinin ormandaki o son anlarını düşünüyordu. Kefo’nun izini bulmak aylarını almıştı. Yerel bağlantıları kullanarak, Kefo’nun artık basit bir torbacı olmadığını, Girne’nin en karanlık kumarhanelerinden birinde yönetici pozisyonunda olduğunu öğrenmişti.

​Kumarhaneye girmek kolaydı, zor olan içeride Kefo ile aynı masaya oturabilmekti. Devran ve Hakan, üzerlerinde en şık takım elbiseleriyle içeri girdiklerinde, içerideki yoğun duman ve paranın kokusu Devran’ın içindeki o öfkeyi sadece biraz daha keskinleştirmişti.

​Devran, gözlerini bir an bile ayırmadan salonu taradı. Ve onu gördü. Kefo, özel bölmedeki "ağa" masasında oturuyordu. Önünde yığınla para ve fişler vardı. Devran, Hakan’a "Gözünü dört aç, tek bir yanlış hareket her şeyi bozar," diye fısıldadı.

​Masaya yaklaştıklarında, Kefo tam o sırada oyunu yönetiyordu. Masanın başında, bölgenin en büyük isimlerinden biri olan "Baron" oturuyordu. Devran, masadaki boş koltuğa sanki hiçbir şeyden haberi yokmuş gibi ağır adımlarla gitti ve oturdu.

​Kefo, masaya oturan bu yabancıya şöyle bir baktı. Gözlerini kısarak, "Yerimiz dolu dostum, başka masaya geç," dedi, sesi küçümseyiciydi.

​Devran ise hiç istifini bozmadı. Masanın ortasına, bir servet değerinde çip yığdı. "Şansımı denemeye geldim, burası en yüksek limitli masa değil mi?" dedi, yüzünde hafif, sahte bir gülümsemeyle. Kefo, masadaki o parayı görünce duraksadı, ardından Baron'a bakıp, "Oturabilir," diyerek onay verdi.

​Oyun okeydi. Taşlar tıkırtıyla dizilirken Devran’ın elleri bir an bile titremiyordu. Kefo, karşısındaki bu adamın gözlerindeki o yabancı ifadeyi çözmeye çalışıyordu ama Devran ona hiçbir ipucu vermiyordu.

​Oyunun ortasında, Devran sanki tesadüfenmiş gibi ceketinin iç cebinden bir çakmak çıkarmaya çalışırken, o gün Çağan’ın masasında bulduğu ama kimseye söylemediği, ucu kırık küçük bir kurşun kalemi masanın üzerine düşürdü. Kalem, Kefo’nun önündeki kadehine çarparak yere düştü.

​Kefo kaleme baktı, elini uzatıp yerden aldı. "Kalemini düşürdün yabancı," dedi, kalemi masaya bırakırken.

​Devran, Kefo’nun gözlerinin içine derin ve ifadesiz bir şekilde baktı. "O kalem artık lazım değil," dedi Devran, sesi sanki mezarın içinden geliyormuş gibi soğuktu. "Zaten sahibi artık hiçbir şey yazamayacak."

​Kefo, Devran’ın bu sözündeki tuhaflığı sezer gibi oldu. Kaşlarını çattı. "Ne saçmalıyorsun sen?"

​Devran sadece gülümsedi ve elindeki okey taşlarını masaya vurdu. "Oyunumuza dönelim Kefo. Bakalım bu elin sonunda kimin hanesine 'kayıp' yazılacak?"

​Devran’ın amacı onu hemen öldürmek ya da deşifre olmak değildi. Onu yavaş yavaş, kendi kurduğu o sahte lüks imparatorluğun içinde boğmak, her hamlesinde ensesinde olduğunu hissettirmek istiyordu. Masadaki gerilim yükselirken, Kefo karşısındaki bu adamdan artık ciddi bir şekilde rahatsız olmaya başlamıştı. Devran ise, elindeki son taşı sanki bir tetik çekiyormuş gibi yavaşça masaya sürdü.

​Bu, bir intikamın başlangıcıydı; ama henüz sadece ilk hamle. Kefo, henüz karşısında oturan adamın, kardeşini mezara gönderen abisi olduğunu aklının ucundan bile geçiremiyordu. Devran ise sabırla, avını köşeye sıkıştıracağı o son ana kadar beklemeye kararlıydı

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.