İçeriğe geç

Kardelen Fırtınası / Gerçek Ailem

Bölüm 2 · 3 dk okuma

Kardelen Fırtınası / Gerçek Ailem

Bölüm 2

Bilinmeyen araç

… Merdivenlerden inip mutfağa gittiğimde annem çoktan masayı kurmaya başlamıştı. Gülümseyerek yanına ilerleyip kollarımı arkadan doladığımda annem irkilirken, hızla bana dönmüş ve beni gördüğünde kaşlarını çatıp söylenmeye başlamıştı

— Kardelen! Kaç defa diyeceğim sana, arkamdan yaklaşma diye kızım! İnadına mı yapıyorsun sen!? Ayrıca niye her yerin ıslak senin!?

Annemin sözleriyle hafifçe sırıtırken tam cevap vereceğim sırada arkamızdan duyduğumuz sesle ikimiz de irkilip oraya dönmüştük.

— Bilmiyor musun bizim çocukları Sevda? Durmuyorlar ki yerinde. Kime çekmiş bu tembellikleri, anlamadım ki…

Annemle aynı anda babama işaret parmaklarımızı çevirdik.

— Tabii ki de sana!

Annemle gülmeye başladığımızda babam da homurdanıp yanımıza gelmişti.

— Sen de mi beni yalnız bırakıyorsun kızım? Yazık değil mi şu babana? Zaten kimi kimsesi yok…

Babamın sözleriyle gülerken koşarak yanına gidip boynuna sarılmış ve yanaklarına öpücük kondurmaya başlamıştım.

— Olur mu öyle şey baba? Sen olmadan olmaz bu evin tadı tuzu.

— Ooo, başladın mı yalakalığa çakma sarışın?

Abim, mutfağın kapı girişine yaslanmış, sırıtarak bizi izliyordu. Sarışın lafına sinir olduğumu bilerek takmıştı bu lakabı.

— Sarışın değilim abi ben, kumralım kumral. Hayır, o beynin almıyor ki bunu.

— Sarışınsın işte kızım, sen kabullenemiyorsun.

— Abi, bak yemin ederim, gece uyurken sarıya boyarım saçlarını. Civciv gibi gezersin ortalıkta. O zaman görürsün sarışını.

Abim tehdidime gülmeye başlarken babam çoktan abimin yanına gidip kafasının arkasına vurmuştu.

— Üzmeyin benim kızımı, yolarım saçlarını, demir!

— Çocuklara dokun, bak sabaha kahvaltı. Buluyor musun, Baran Bey?

Babamın bakışları hızla anneme dönerken çoktan başını eğmişti.

— Olur mu hanım, şaka yapmıştım ben.

Abimle ikimiz de başımızı eğip alttan sırıtırken gülmemek için zor duruyorduk. Babam bizi fark ettiğinde kaşlarını çatarak ikimize bakmıştı.

— Siz ikinizin bugün harçlık günüydü, değil mi? Bence yeter o harçlıklar size bir hafta daha.

Babamın tehdidini anladığımızda ikimiz de hızla sırıtmayı keserken panikle babama bakmıştık.

— Yok, babam, olur mu öyle şey? Kardelen yüzünden benim harçlığım niye kesiliyor ya!?

— Ben ne yaptım abi!? Hep sen başlattın.

— Sus, abiye cevap verilmez.

— Asıl kardeş kurban edilmez, kardeş katili!

— Çocuklar!

Annemin sesiyle ikimiz de hızla bakışlarımızı ona çevirirken kaşlarını çatarak bize baktığında biz de babam gibi susup önümüze dönmüştük.

— Pardon anne…

— Kardelen başlattı.

— Demir!

Annem bıkkın bir nefes verirken hem söyleniyor hem de hazırladığı kahvaltıları masaya diziyordu.

— Kim başlattıysa başlattı, derhâl masaya! Saat kaç, biliyor musunuz siz!?

Abimle aynı anda bakışlarımız saate kayarken saatin sekize yaklaştığını fark ettiğimizde hızla ilerleyip sofraya oturmuş ve ne varsa ağzımıza tıkmaya başlamıştık. Babam da masanın başına otururken gülerek bizi izliyordu.

abimle bir şeyler atıştırdıktan sonra ben okula hazırlanmak için odama koşarken, o da hastane stajına yetişmek için hazırlanmaya odasına gitmişti.

Odama gittiğimde olabildiğince vakit kaybetmeden okul kıyafetlerimi giyip saçlarımı at kuyruğu yapmış ve örmüştüm. Çantamı hazırladıktan sonra odadan çıktığımızda abimle ikimiz de koridorda karşılaşmış ve merdivenlerden aşağı inip babamın yanına uğramistik. Babam ikimize de harçlık verdikten sonra bize birkaç nasihat vermeyi de ihmal etmemişti. Tabii ne kadarını dinledik, orası da ayrı bir meseleydi.

Evden çıktığımızda abim ilerleyip motoruna binerken ben de arkasına binmiştim. Abim binbir emekle biriktirmişti bu motoru almak için parayı. Babam da kalan paranın üstünü tamamladığında abimin ilk göz bebeği olmuştu bu motor. Siyah ve gerçekten güzel bir motordu.

Abim en başta kendi kaskını, sonra da benim kaskımı takmıştı.

— Bana bak, sarışın. Yolda giderken düzgün tutmazsan düşersin. Ne ben seni tanıyorum ne de sen beni. Duydun mu?

— Onu değil ama biraz daha konuşursan yarın motorunu çizilmiş hâlde bulacağını duydum, abicim.

Abim kaşlarını çatarken ben de kaşlarımı çatarak ona baktım. Abim bu hâlimi gördüğünde en sonunda dayanamayıp sırıtırken başımdaki kaska vurup önüne dönmüş ve motoru çalıştırmıştı. Ben de aynı şekilde omzuna vururken sonunda hareket etmiştik.

Ama tam evin önünden ayrıldığımız sırada dikiz aynasından arkamızdan gelen pahalı SUV aracı gördüğümde kaşlarımı çatmıştım. Daha dikkatli inceleyemeden köşeyi döndüğümüzde araç görüş açımdan çıkmıştı.

Acaba bu kadar pahalı aracın böyle bir mahallede ne işi vardı? Bir de kim bilir ne kadarlık bir şeydi. Büyük ihtimalle tatil için ev kiralamaya gelen zenginlerden biridir diye düşündüm ve en sonunda yola ve okula odaklandım.

Bakalım bugün okulda bizi neler bekliyordu…

Bölüm sonu

3 yorum