Kolumu çekiştiren kişiden dolayı öylece kalakaldığımı anladım. Şokun ve hayal kırıklığının içinde ne kadar hapsolduğumu anlayamamıştım. Yolun ne kadar sürdüğünü ve ne kadar yol geldiğimizi anlayamadım. Araba bir ara üç katlı bir evin önünde durdu. Kocam olacak seçilen kişi koluma girip beni arabadan indirdi. Eve yaklaştık ve en ön kapıdan içeri girdik. Zemin katın kapısını açıp beni içeri götürdü. Ben hem korkuyor hem de ne yapacağımı bilmiyordum. Peşimizden gelen kişiler yukarı çıktı ama biz bu adamla zemin katta kaldık. Bunlar akraba gibi değil birer yabancı gibilerdi aralarında bir samimiyet görememiştim.
Kapıyı kapattı ve bana döndü. Ben ise korkudan yerimden kıpırdayamıyordum. İçeriye yönelmem için beklediyse de ben bunu yapamadım. Buradan çıkmak istiyordum. Onunla aynı evde durmak istemiyordum. Ben yerimden kıpırdayamayınca kolumu tutup beni içeri itti ve kapıyı kapattı. Yatak odası diyebileceğim bir odaya soktu.
Bu andan sonra bende kayışlar koptu. Koşup kapıdan çıkmak istedim ama adam önüme geçti. Ben ona yalvarıyor, buradan çıkmak istediğimi söylüyordum ama beni duymuyordu ya da ailem gibi duymak istemiyordu. Adama yalvarıyordum beni bıraksın diye, ayaklarına kapandım. Oysa kollarımdan tutup beni yatağın üzerine attı. Ben kalkmaya çalışırken üzerime çıktı ve kalkmama izin vermedi. Gözyaşlarım yüzümün tamamını ıslatmış, görüş açımı kapatıyordu. Çırpınıyor, adamın altından kurtulmaya çalışıyordum ama gücüm yetersiz kalıyordu. Bir ara yüzüme yediğim sert tokatla bilincimi kaybettim ve onun dışında bir şey hatırlamıyordum.
Ne kadar bilincim kapalı kalmıştı bilmeden gözlerimi araladım. Bana ne olmuştu bilmiyordum ama kasıklarımda inanılmaz bir ağrı vardı. Adam odada yoktu, gitmişti. Kendimi zor da olsa doğrulttum ve üzerimdeki gelinliğin parçalandığını gördüm. Ve bir detay daha vardı: Gelinlik kıpkırmızıydı. Ben bunu giydiğimde beyazdı ama şimdi kırmızıya dönmüştü. Bacak arasındaki sızıyı hissedip oraya baktığımda asıl sebebi anladım. Bundan sonrası içimden kopan çığlıktı. Annemin bana gerçekten kefen giydirdiğiydi. Beni bir cehenneme attığıydı.
Avazım çıktığı kadar bağırdım, feryadım odada duvarlara çarpıyor ve çaresizliğim kulağıma geri geliyordu. Bana ne yaptılar bilmiyordum ama ne yapılırsa hem ruhum hem de bedenim kanıyordu. Feryadımın arasından o adam içeri girdi ve bana vurmaya başladı. Tokat atıyor, ben feryat ettikçe daha çok sinirleniyordu. Saçımdan sürükleyip yataktan yere düşürdü ve bana o yerde tekmeler savurmaya başladı. Kendimi korumak için yerde bacaklarımı kendime çekerek cenin şeklini aldım.














