🍷🍷
Elimdeki sigarayı son kez içime çektim, bir sigara bağımlısı olmamıştım hiç bir zaman sadece gergin olduğum anlarda içerdim. Beni rahatlatmak yerine daha çok gerdiğini bilmeme rağmen, kendimce beynimi kandırıyordum. Tabi bu konuda daha başarılı olduğum söylenemezdi.
İçime çektiğim dumanı, salarak serbest bıraktım. Duman önce özgürlüğüne kavuştu, sonrada yok olmaya mahkum oldu.
Benim hikayemde bu duman misali gibiydi, önce esir altındaydım. Özgür bırakıldım. Şimdide yok olamaya mahkumum.
Elimdeki sigara çöpünü yere attım. Sonrada topuklu ayakkabılarımla ezdim. Yaslandığım arabadan sırtımı ayırıp etrafa baktım. Otoparkta hiç kimse yoktu. Yani kimse beni görmüyordu. Eğilip sigara çöpünü ellime alıp, biraz ilerdeki çöp kutusuna attım.
Eğer bir siğara yaktıysam söndürürdüm. Eğer söndürdüysem ezerdim. Eğer ezdiysem ortdan kaldırırdım. Yaptığım bu muamele sadece sigaraya yaptığım özgün bir şey değildi. Hayatımın her alanında bunu yapardım. Bir cesedi mesala ortalık yerde bırakmak olmazdı. Çevreye duyarlı olmak gerekliydi değil mi?
Biraz ilerledikten sonra asansöre binmek için, düğmeye bastım. Yaklaşık 21 saniye sonra asansör açıldı. İçeriden sarışın uzun boylu genç bir kadın çıktı. Yüzüme bile bakmadan geçip gitti. Sanki ben meraklıyım senin çirkin yüzüne bakmaya, hemen şimdi çarpılabilirdim.
Çünkü kadın çok güzel bir yüze sahipti. Kıvrımlı çekici bir vücuda sahip olduğundan bahsetmek bile istemiyorum. Her neyse asansöre binip 4. Kattın düğmesine bastım. Bir kaç saniye sonra asansör kapandı. Asansördeki aynadan yüzüme baktım
Yukarıda ikna etmem gereken biri vardı. Ama ben oldukça rahatım. Sanki ikna edilmesi imkansız biri değilmiş gibi, onu nasıl ikna ediceğim hakkında hiç bir fikrim yoktu. Tek bildiğim ister güzellikle gerekirse zorla....
Derin bir nefes alıp açılan asansörden dışarı çıktım. Kazamız mübarek olsun...
🍷🍷
Ocağın altını kıstıktan sonra, yaprak saramalar pişene kadar. Salona geçmeye karar verdim. Yakışıklı baş savcım masaya kırmızı iki mum koydu. "Sen ve mum hayırdır?" Dedim yakışıklı Okan kesinlikle romantik bir adam değildi. Bana dönüp gülümsedi.
"Sen seviyorsun diye koymuştum, mum ışığı, kırmızı şarap birde, arka fonda klasik müzik, bu senin romantizim anlayışın değil mi?" Elbette öyleydi ama bunu sadece aşık olduğum adam yapsa romantik olurdu.
"Beni etkilemek için yapıyorsan baştan söyleyeyim, hukukçular daima bana itici gelir" dedim. Benim şakayla söylediğim sözleri o pek ciddiye almış olacaki, şaşkınlıkla kaşlarını kaldırmıştı.
"Sevdiğin adamın bir savcı olduğunu, işine de çok düşükün olduğunu biliyorsun değil mi?" Ekin yazıcı, ona aşık değildim. Bunu hiç bir zaman anlamıyacaktı değil mi?
"Ona aşık olmadığımı ne zaman anlayacaksın?" Dedim keskin bir dille, bana eliyle gel işareti yaptı. Biraz tereddüte kalsamda, yanına doğru adımladım. Tam karşısında durduğumda, elini çenemin altına koydu, ve naif bir şekilde okşadı.
"Ona nasıl baktığını gördüm Kardelen, sen hala Merte aşıksın" dedi. Bu doğruydu ben Merte aşıktım Ekine değil, aynı beden ama farklı kişiliklerden bahsediyorduk. Ekinin hiç bir hatırasında yoktum. Oysa Mert'in hayatını merkeziydim.
Mert hafızasını kaybetmesiyle, sadece beni unutmamıştı aynı zamanda kendisinide unutmuştu. O benim herşeyimdi bir zamanlar, şimdi olduğu kişiyle hiç bir şeyim.
"O artık mert değil, Ekin ben onun hayatında eski bir mahkumdan başka bir şey değilim, oda benim hayatımda, aleyhime dava açan bir savcıdan başkası değil" dedim.
Çenemdeki elinin baskısı biraz daha arttı. "Buna inanmamı bekleme Kardelen, o hafızasını kaybederek seni unutmuş olabilir ama sen ona hep aynı bakıyorsun" dedi.
"Bunu nerden biliyorum biliyor musun?" Derin bir nefes alıp bir tık daha yaklaştı bana, nefeslerimiz bir birine çarpıyordu. Ve bu beni oldukça rahatsız ediyordu. Olduğumuz konum çok yanlıştı.
"Çünkü bende sana tam olarak öyle bakıyorum. Ne kadar görmezden gelsende, sana aşık olduğumu biliyorsun?" Sözleri deprem etkisi yarattı içimde, bana karşı bir şeyler hissetiğini biliyordum ama daha önce hiç bu kadar açık konuşmamıştı.
Ellinin üzerine ellimi koyup, çenemi ellerinden kurtardım. Ortalığın kahsvetini dağitmak adına konuyu başka tarafa çekmem gerekiyordu. "Bunu öğrendiğim iyi oldu, artık seni parmağımda oynatabilirim" dedim alayla, derin bir iç çekip
"Yemekler belkide pişmiştir, gidip kontrol etsene " dedi. Ortamı galiba daha çok germiştim. En iyi yol kaçmak. Yemeğe bakmak için mutfağa geçtim.
🍷🍷
Yemeklerimizi yedikten sonra, L koltukta oturmuştum. Okan bir elinde şarap şişesi diğer elinde ise iki kadehle içeri girdi. Kadehlere şarap doldurduktan sonra, yanıma oturup kadehlerden birini bana uzattı.
Tam dibime oturup bir kolunu omuzuma atıp, beni kendine çekti. Sert göğüsüne daha da sindim. Okan benim Kahramanımdı. Eğer hala yaşıyorsam bu onun sayesindeydi. Beni seviyordu ama ben ona karşılık veremiyordum.
Onu yalandan sevmiş gibi yapamazdım. O her zaman Benden daha iylerine layıktı.
Elimdeki kadehten bir kaç yudum aldım. Kırmızı şarabın ağzımda bıraktığı tada bayılıyordum.
"Bu sabah neredeydin?" Dedi mayhoş bir sesle, hafiften sarhoş olmaya başlamıştı. Yemekte ben iki kadeh içerken, kalan şişenin tamamını o içmişti.
"Aybora şirketine gittim" dedim. Anlamaz gözlerle bana baktı. "Neden?" Dedi.
"Biliyorsun ki o aleme ayak basmam için, masadan biri olmam gerekiyor. Bende Efken Ayboraya ortaklık teklif ettim" dedim. Aybora mafya cemiyetinde büyük bir isimdi, Aybora kardeşler olarak bilinirlerdi. Üçüz kardeşlerdi, ve üçüde erkekti. Dün aralarında en olğun olanla konuşmuştum.
"Peki sonuç" diye sordu uykulu bir sesle, eminim bugün oda çok yorulmuştu. Sesindeki yorgunluk bana bile bulaşıyordu.
"Ona babasının intikamını alacağımı söyledim, ilgilenmediğini söyledi, babasının kötü olduğunu hep bilirdimde, ailesinede kötü olduğunu hiç düşünmemiştim" demeki baba yarası tek bende yoktu.
Sahi ne çok özlemiştim babamı, bana hiç bakmayan yeşil gözlerini, sarılarak içime çekemediğim güzel kokusunu, özlemek az kalırdı.
Sözlerime devam ettim. "Bende Efekene şey dedim, onun kalp hastası olan nişanlısı varya, durumu bu aralar pek iyiye gitmiyormuş, bu yüzden bende onun ihtiyacı olan uyumlu kalbi bulduğumu, eğer tekilfi kabul ederse, ona kabi temin edeceğimi söyledim"
Bana uykulu bir şekilde gülümsedi. "Bunda sorun ne Kardelen" ona bir sorun olduğunu söylemememe rağmen hemen anlamıştı bir sorun olduğunu.
"Nasıl anlıyorsun hemen beni" dedim sitem eder bir şekilde, dudaklarını yalayıp "oda bende kalsın, söyle bakalım tam olarak sorun ne?" Derin bir çektim.
"Temin ediceğim bir kalp yok, ona uyumlu bir kalp buldum derken tamamen yalan söyledim. Ve acilen bir kalp bulmam gerekli" dedim.
Gözleri kapalı bir şekilde "tamam" dedi.
Sabah konuştuklarımızı hatırladığında canımı okuyacaktı. Onu çekiştire çekiştire odasına götürdüm, yatağa kandini atığında, benide yanında sürüklemişti.
"Beraber uyuyalım güzelim" genelde olsa redderdim ama şuan en az onun kadar uykuluydum. Ve odam alt kataydı.
Ona biraz daha yaklaşıp sarıldım. Ellini belime koyup daha sıkı sarıldı bana, 'eğer bir gün Merti unutmayı başarmış ve sende bana hala aynı bakıyor olursan Okan seni reddetmiycem' dedim içimden
Gözlerim bir kaç dakika sonra karanlığa esir oldu.....
İyi okumalar...🍷