Final bölümünü dediğim gibi kısa bir sürede getirdim.
Umarım seversiniz
Çok şaşıracaksınız bir final oldu
Haydi alın peçeteleri gelin.
Çok tutmadan sizi bölüme alayım
Bu bölümü ilk kelimemden son kelimeme kadar yanımda olan bütün okurlarıma ithaf ediyorum.
Final "Aşka Veda"
Bölüm şarkılarımız
Deniz Seki : Hayallerim Hayal Oldu
Sezen Aksu : Son Bakış

Bütün hikayelerde birazcık ölür kadınlar...
Acılar körpe yüreğimde derin oyuklar açmadan önce inanmıştım mutluğun varlığına.
Şiddetli bir rüzgar esiyor, mutluğumu beraberinde götürüyor. İçimde ki mutluğun son parçasında fırtınaya birlikte yok oldu...
Masalara inanmıştım bi zamanlar...
Şimdi bir masalın sonunu kötü biteceğini duydum.
Şimdi yüreğimde acıların asla silinmeyeceğini duydum.
Bir kabusun içinde mutluğu aradığımı fark ettim.
Yanlış olan benim duygularım değildi. Yanlış olan tek şey bana söylenmeyen gerçeklerdir. En mutlu hissettiğim o saniye beni yıkmaktı o doğrular.
Pelin söyledikleri kulaklarımda yankılanıyor. Ben şok olmuş bir şekilde ona bakıyorum. Onun gözleri yaşlı. Suçlu gözlerle bakıyor bana.
" Böyle bir şey olamaz" dedim aslında o değil kendimle konuşuyordum. Sesiz fısıltıyla. Bu duyduklarım gerçek değildi. Olmamalıydı.
Bir daha yıkılmazdım. Bir daha kimsesiz kalamazdım.
Başka bir şey demeden sarsak adımlarla, Pelin 'in yanında geçip gittim. Sanırım artık kabul ettim bu duyduklarım gerçek. Ben yine kabusun içine hapsuldum.
" Deniz çok özür dilerim ama söylemek zorundaydım. Bunu senden daha fazla saklıyamazdım." dediğinde. Arkamı dönüp boş gözlerle yüzüne baktım. O ağlıyor. Ben ise sadece boş gözlerle bakıyorum.
Hiç bir şey demeden arkamı tekrar dönüp, yürümeye devam ettim. Gözlerimde tek bir yaş yoktu. Duygularım yoktu yanımda. Sadece yürüyorum. Adım atacak halim yok. Her an yere düşücek gibiyim.
Mekana girmek yerine önünden geçip gittim. Bir harabeden farksız bir haldeyim. İçimde dışımda yangın yeri.
Pelin 'de ne peşimden geldi nede başka bir şey söyledi. Zaten yeterince yıkmıştı beni. Benden sürekli Ömer' den uzak durmam söylemesi bu yüzdendir demek.
Ona acı vereceğimizi ima etmişti ama ben aldırmadım. Beni koruduğu sandım. Ama öyle değilmiş. Onu asla affetmiyecem. Bana o gün ima etmek yerine doğrudan söyleseydi o gerçeği bu gün bu kadar yıkılmış olmazdım.
Ben derin düşüncelere dalıp giderken.
" Deniz nereye gidiyorsun" duyduğum tanıdık sesle olduğum yerde durdum. Ömer 'di bana seslenen.
Arkamı dönüp. Biraz geriden hızlı adımlarla yanıma geliyor. Bana gelişini izledim. Onsuz nasıl bir hiç olduğumu anladım.
Yanıma vardığında. Hiç tereddüt etmeden. Kollarımı boynuna doladığım gibi onu öptüm. Bir kaç saniye yaşadığı şaşkınlığı atlatan Ömer bana karşılık verdi. Sokakağın ortasında olmak umrumda değildi. Kimse umrumda değildi. Onunda değildi.
Tek istediğim onu daha çok sevebilmek. Ona daha fazla dokunabilmek. Belkide daha çok öpmek. Çünkü bütün hücrelerimde sadece onun aşkı geziyor. Soluğumda bir tek onun kokusu kalsın istiyorum...
Dudaklarımız ayrıldığında alnını alnıma yasladı. Verdiği soluklar hala tenime çarpıyor. Onun kokusunu soluyordum.
" Seni öpmek istiyordum ama sokak ortasında değil. Fakat çılgın bir sevgilim var. "
dediğinde sesinde ki alay bile beni güldürmedi. İçimde o kadar büyük bir yangın vardı. Nasıl sönecek bilmiyorum. Ömer 'in yüzüne baktığımda onu ne kadar çok sevdiğimi bir kere daha anladım.
Bana söylediği soruyu es geçerek.
" Sarılsana bana böyle sımsıkı" dedim. Zar zor konuşarak sesimde ölmüş bir kadın can çekişiyordu.
Dediğimi yaptı beni sımsıkı sardı.
" Sen iyi misin?" dedi. Endişeyle. Bi şeylerin ters gittiğini sezmiş gibi
" İyiyim. Sadece beni sevmene ihtiyacım var. Hemde çok." dedim. Hüzünlü bir sesle tonuyla. Belkide bu onu son görüşüm. Son sarılmışım bile olabilir
" Gel benimle " dedikten sonra benden ayrıldı. Sıcaklığında koptum. Buz gibiydi şimdi hava. Serin bir sonbahar gecesi değildi. Kış ortasında buz gibi havaydı.
Beni götürdüğü yere doğru onunla birlikte gittim.
Sesiz bir sokağa girdiğimizde. Durup bana döndü.
" Şimdi bana neyin olduğu söylecek misin? Dediğinde oldukça ciddiydi.
" Annemle tartıştım. Ona kızdım. Hepsi bu. " dedim yalan söyleyerek. İlk kez yalan söylüyorum birinin yüzüne karşı.
Yalanda iyiyim demeler dışında bu ilk oldu.
Bir süre yüzüme baktı.
" Artık sana sarılabilir misin" dediğimde. Gülümsedi. Aramızda ki mesafeyi kapatıp bana sarıldı. Bende ona sımsıkı sarıldım. Kokusunu içime doya doya çektim. Boynuna bir sürü buse bıraktım.
Şimdi karanlık ve ıssız bir sokakta sarmaş dolaş sarılıyoruz. Karanlığa meydan okuduk. Ama kader bize büyük bir oyun oynadı. Dedim ya kaderi isyan değiştirmiyor diye. İçimde kıyamet koparken. Acıdan ölürken. Benim aklım yalnızca bu adamda. Benim Herşeyim...
♠️
Şüan Ömer ile birlikte arabasında evime doğru gidiyoruz. Hiç bir şey söylemeden başımı koltuğa yaslamış onun güzel yüzünü izliyorum. O ise dikkatle yolla bakıyor. Böyle geçerken radyoda yabancı bir şarkı çalıyor. Ben sadece onu izliyorum. Yüzünde ki her ayrıntıyı beynime kazımak istiyorum. Burnumda kokusu. Gözlerimde yüzü sonsuza kadar sürsün istiyorum.
Sonra Deniz Seki 'nin o bilindik şarkısı çaldı.
Duyduğunda içine hüzün dolduran şarkısı
Aynen şöyle diyordu.
Ayrılmamız imkansızdı
Nasıl sevdik birbirimizi
Ayrılmamız imkansızdı
Nasıl sevdik birbirimizi
Söz vermedik hiç biz birbirimize
Bu hayat nasıl bir araya getirdi ikimizi de?
Bu hayat nasıl bir araya getirdi ikimizi de?
Tesellisi yok bu aşkın
Çaresizim biliyorum
Ağlamadan çalamaz hiçbir saz
Seni hâlâ seviyorum
Ölüyorum, ölüyorum
Çaresizim biliyorum
Ağlamadan çalamaz hiçbir saz
Seni hâlâ seviyorum
Hayallerim hayal oldu
Sence bu son reva mıydı?
Hayallerim hayal oldu
Bu son bu aşka reva mıydı?
Söz vermedik hiç biz birbirimize
Bu hayat nasıl bir araya getirdi ikimizi de?
Bu hayat nasıl bir araya getirdi ikimizi de?
Tesellisi yok bu aşkın
Çaresizim biliyorum
Ağlamadan çalamaz hiçbir saz
Seni hâlâ seviyorum
Ölüyorum, ölüyorum
Diyordu şarkının sözleri ağlama isteği uyandırdı bende. Şarkının bütün sözleri ezberimde. Onun güzel yüzüne bakarak fısıldadım bu şarkıyı.
Şarkı bizi anlatıyordu. İmkansızlar ayırdı bizi biliyorum. Onu izlemeye öyle bir dalmıştım ki evin önüne geldiğimi fark etmedim.
Araba durunca fark ettim. Ondan ayrılmak çok zordu. Gülümseyerek yüzüne baktım.
" Beni iki dakika bekle sana bir şey verecem" dediğimde
" Tamam. Beklerim" dedi.
Arabanın kapısını açıp, indim hızlı adımlarla eve girdim. Ortada kimse yoktu muhtemelen anne ve babam yatıyor. Sessizce odama çıktım. Kitaplarım arkasında tutuğum defterimi çıkardım.
Her satırını Ömer 'i düşleyerek yazdığım bu defter artık ondan kalmalıydı. Kalemi alıp hızla bir kaç şey daha yazdım en son sayfasına. Sonra defteri bakıp yine hızlıca evden çıktım. Arabanın kapısını açıp tekrar bindim. Ellimde ki defteri ona uzattığımda anlamıyarak yüzüme baktı.
" Bu defterde yazılan her şey sadece senin için yazıldı. Her kelimesini sadece seni düşünerek yazdım. Şimdi bu defter artık sende kalmalı.
Hem böylelikle sana karşı hangi tarihte ne hissettiğimi öğrenebilirsin. Ve ne zaman kızdığımı ve kırıldığımı. Ama sakın üzülme sana kırgın değilim artık. " dedim yüzüme zoraki bir tebessüm kondururken.
" Peki neden şimdi bana veriyorsun. " dedi tereddüt ederek. Yüzünde korku vardı.
" Artık yanımdasın ondan olabilir mi? " dedim gözlerine bakarken. Ellimi uzatıp yeni çıkmış sakallarına dokundum. Başımı koltuğa yaslamışım. Oda hiç bir söylemeden gözlerimin içine baktı baktı. Bilmem ne kadar süre öyle birbirimize baktık. Ona yaklaşıp yanağını öptüm.
" Seni çok seviyorum " dedim kokusunu biraz daha içime çekerken. Dudağınada bir öpücük kondurduktan sonra geri çekildim.
" Ben artık gideyim. Görüşürüz" dedim. Gözlerine bakarken. Elimden tutu küçük bir öpücük kondurduktan sonra geri çekildi.
" Annenle aranı düzeltmiş ol yarın tamam mı?" dediğinde saçıma öpücük kondurdu.
" Tamam. Düzeltirim. İyi geceler" dedim hüzünle.
" İyi geceler" dedi düz bir ses tonuyla.
Başka bir şey söylemeden kapıyı açıp dışarıya çıktım. O arabayı çalıştırıp gitti. Ben arkasından baka kaldım. O gitti sokak bomboştu. O gitti....
Gözyaşlarım istemsizce gözlerimden akmaya başladı.
" Neden. Neden neden..." Kadere isyan etmekten başka bir şey dökülmedi dilimden.
Boş sokakta yapa yalnız kaldım. Dizlerimin üstüne çöküp hıçkıra hıçkıra ağlamaya başladım. Sesim boş sokakta yankılanıyor.
" Ben Ömer olmadan başka bir yerde nasıl nefes alacam " diye fısıldadım kendi kendime.
Ağladıkça ağladım. Yüreğim sökülüyordu.
" Keşke başka bir yolu olsaydı seni bırakmak zorunda kalmasaydım." dedim kendi kendime.
Saçlarım yüzüme yapışmış. Hıçkırlarım dinmiyor.
Bu bir vedaydı. Aşka vedaydı... Hemde sonsuza kadar.
Bilmem kaç saat ağladıktan sonra ayağa kalktım diz çöktüğüm zeminden. Sarsak adımlarla eve doğru yürüme başladım. Gözyaşlarım hiç dinmedi. Yüreğim daha beter yandı...
Sevgilim hoşçakal seni çok sevdim.
Bana çok kızamazsın umarım.
Kader bizim aramızda bir düğüm. İstesekte çözemeyiz. Biliyorum seni sonsuza kadar kaybettim. Bir gün geri dönersem ben affetmiyeceksin asla... Ama o gün geldiğinde beni hala çok sevmeni istiyorum bencilce.
Demir kapıdan geçtim. Taşlı yoldan geçip evin kapısına vardım. Kapıyı açıp içeriye girdim kapıyı ardımdan örtükten sonra.
Sarsak adımlarla merdivenlerden çıkmaya başladım. Saçlarım dağılmış bitmiş halde odamın kapısını açtığım gibi içeriye girdim. Odanın ortasında öylece dikilmeye başladım. Üstümdeki elbiseyi çıkardım. Dolapta siyah pantolonumu ve
Mavi gömleğimi çıkardım onları yatağun üstüne bıraktıktan sonra. Elbisemi dolaba koydum özenle. Sonra pantolonumu ve gömleğimi giyindim. Banyoya girdim. Aynada ki eski Deniz 'e nefretle baktım. Tarağı aldım, saçlarımı açıp taradım. At kuyruğu yaptım. Yüzümde ki makyajıda çıkardıktan sonra tekrar kendime baktım.
İçimde büyük bir öfke vardı bu kadar çaresiz olmak beni öldürüyordu.
Yüzümde eski Deniz' i görmek beni öldürüyordu.
O paramparça olmuş kadın benim en büyük yaram. Benim en büyük zayıflığım...
" Senden nefret ediyorum." diye bağırmaya başladım aynada ki bene. O kadar delirip kendimi kaybettim ki.
Ömer 'in öptüğü ellimi yumruk yaptığım gibi
aynaya vurdum. Ayna dağılıp yere döküldü hiç acı hissetmedim.
Tıpkı rüyamda gördüğum gibi bütün darbeler sadece kalbimin acıtıyor. Bir tek o kanıyordu.
Ellimde ki kan etrafa dökülüyor. Ben sadece boş gözlerle duvara bakıyorum. Cam parçaları etrafa saçılmış. Ellimde ki kanlar onun üstüne bulaşmış.
Bir kaç dakika geçmedi ki odamın kapısı açıldı. Muhtemelen gürültüyü duyan annem ve babam buraya geldi.
İçimde ki acıyla baş başa kaldım. Ellimde ki acı hiç bir şeydi.
Banyonun kapısı sertce açıldı.
" Deniz! Ne oldu burada kızım" diyen anneme hiç bir şey söylemedim. Annem babama seslendi korkuyla. Yanıma gelip ellimi tutu.
" Bebeğim neyin var ne oluyor? Korkutuyorsun beni?" Dedi annem endişe ve korkuyla. Bense hissizce yüzüne baktım konuşmadım.
Ellimi bulduğu havluyla sarmaya başladı endişeyle. Beni banyodan çıkardı. Ben hiç bir şey söylemiyorum sanki bütün kelimeler bitti. Hepsini başkaları kullandı. Bana sadece susmak düştü.
Yatağıma oturtu beni . Koşarak odadan çıktı. Bir kaç dakika sonra geri döndü. Beni kolumdan tutugu gibi yürümeye başladı. Muhtemelen hastaneye gidecektik. Hiç bir şey söylemedim.
Susmayı tercih ettim.
Arabaya binerken. Hastanede ellimde dikiş atılırken bile sadece sustum. Doktorun dediklerini duymadım sadece yerdeki beyaz fayansa bakıyorum. Ağlıyamadım bile.
İşimiz bitince toparlanıp.,hastaneden çıktık. Tekrar arabaya bindiğimizda, annem ve babamın hiç bir sözüne cevap vermedim. eve gelene kadar . Odama geçtim arkamdan annemde geldi.
Yatağıma oturup, sessizce ağlamaya başladım.
Annemde baş ucumda oturdu. Ben ağladıkça oda susup beni dinledi. Konuşmayacağım biliyor. Babam muhtemelen odanın dışında annemin benimle konuşmasını bekliyor. Neden bu halle geldiğimi merak ediyorlar.
Ama sorsa bile cevap vermeyeceğim bildiği için oda susmayı seçti.
Bir süre öyle sadece ağladıktan sonra. Anneme döndüm yaşlı gözlerle. Ağlamaktan çatalaşmış sesimle
" Uykum var yatacam. Beni yalnız bırakabilir misin?" dediğimde annem yüzüme baktı bir kaç saniye sonra hiç bir şey demeden yatağımdan kalktı. Bana hüzünlü bir bakış attı.
" Sabah konuşacaz mutlaka Kacışın yok" dedikten sonra küçük adımlarla odamı terk etti.
Bu benim ilk bu hale gelişim değildi. Daha önce çok böyle olmuştum. Yıkılmış paramparça oluşum ilk değildi. Bütün acılarım ilk değildi.
Annem gidince yorganı üstümden çekip. Ayağa kalktım hızla. Yürüyerek dolabıma vardım. Elbise dolabımı açtım arka kısmında ki içki şişelerini hepsin çıkarıp yatağıma dizdim.
Pek içmedim . Sadece bu gün her şeyden kurtulmak istiyorum.
Sonra bende oturup, bir tanesin açtım. Ve içmeye başladım. Her şeyi bir süreliğinede olsa unutmaya ihtiyacım vardı benim bu gün Herşeyi unutmaya ihtiyacım var.
Bir, iki... Şişe olarak devam ettim.
Ama hala unutamıyorum. Aklım karma karışık ama içimde ki acı bir an olsun geçmedi.
Sanırım ruhumda ki acıyı içki unuturmuyor...
Nedenler içinde kayboldum
Bir çıkış bulamıyorum
Tek bildiğim içimde ki dinmek bilmeyen bir ateş var. Beni yakan.
Ben içtikçe kafam güzel oldu ama kalbim daha çok yandı. Yataktan kalktım. Ama yürüyemiyordum bile. Sarsak adımlarla odadan çıktım. Merdivenleride birer birer inip koridora çıktım. Orayıda geçip dış kapıya vardım. Vestiyerde duran arabamın anahtarını alıp kapıyı açtım. Güneş daha yeni doğuyor. Dışarıya soğuk bir rüzgar esiyor.
Ama bana etki etmedi. İçim hala kanıyor...
Saçlarım uçuştu. Sarsak adımlarla yürüyerek Arabama vardım. kapısını açtığım gibi içeriye girdim. Arabayı çalıştırıp bahçeden çıktım. Kafam Oldukça karışık yol karışık. Gözlerim bulanık görüyor artık. Sokaklar sokakları kovaladı. Sonunda
Bir sokağa geldiğimde, arabayı bırakıp yürümeye başladım. Biraz yürüdükten sonra mezarlıklar göründü. Sarsak Sarsak yürüyerek mezarlığın girişine geldim. Aynen öyle yürüyerek ablamın mezarına kadar gelip baş ucunda oturdum.
" Abla ben geldim." dedim ağlıyarak sonra içimdekileri ona anlatmak istedim.
"Yine hiç bir şeyi başaramadım" dedim bu sefer kendime kızarak. "Yine olmaya birine aşık oldum."
Sözümü bitirdiğimde başımı mezarının toprağına koydum. Ellerimle toprağını okşamaya başladım.
" Abla benim canım çok yanıyor. Neden bütün dünya benim mutsuz olmam için ugraşıyor sanki.
Neden bütün acıların tek adresi benim körpe yüreğim? Sen burada olsaydın saçlarımı okşardın. Her şey geçecek derdin. Beni avuturdun ama hiç bir şey geçmiyor. Öyle değil mi? Sende yoksun zaten "
dediğimde tekrar ağlamaya başladım.
Başım ablamın mezarında boyluca toprağa uzanmış ağlıyorum.
" Abla hayat bana çok acımasız davrandı. Bende Ömer 'i bile aldı. Ben nasıl yaşıyacam şimdi anlat bana öğret bana nasıl yaşıyacam şimdi. Nasıl nefes alacam bir daha nasıl gülecem ben. Sol yanım yokken..."
Hayat bana acımasız davranmıştı . Bir mezarda teselli buluyordum. Ölmüş ablamın mezarında teselli aradım. Beni bu acıdan kurtaracak bir kaç cümle aradım ama yoktu. Kendim konuşup kendim cevap buldukça bunaldım nefes alamaz oldum.
Hayal kırıklığı ile dolu bir geçmişim var. Her sokağında acı her yolunda keder... Benim hayatım acıdan ibaret. Sevmek yasak bana acılar taşıyamıyacım kadar fazla... Veryansın ediyorum geçmişe.
Şimdi burada ölmek istedim ben ilk kez ölmeyi diledim. Ölünce insan huzura kavuşturdu bende huzuru diledim ilk kez. Ablamın yanında sonsuzluğa gömülmek istedim.
İçimdekilerden kurtulmak istedim.
Sesizce ağladım bir süre. Sonra ayağa kalktım.
Etraf dönüyordu ama biraz daha iyiydim. Yine aynı şekilde yürüyerek ablanım mezarını terk ettim. Tozlu yoldan geçerek dışarıya çıktım. Zar zor yürürek Arabama ulaştım. Kapısını açıp bindim.
Bir süre ellerimi başımla sımsıkı tutup bekledim. Beynim susmuyordu. Artık bu yaşadıklarım çok fazlaydı diyor. Sen bunları hak etmedin diyor.
Acılardan kurtulmalısın. Saçlarımda ki tokayı çekip çıkardım. Başımda çok şiddetli bir ağrı vardı beni öldürür çinsten.
Ayabayı çalıştırıp yolla devam ettim. Yol boyu beynim susmadı. Bana hep ölümü fısıldadı.
Acılarının ilaçı ölüm dedi. Sesizce veda ett dedi.
Sadece izin kalsın.
Hiç kimse unutmasın seni.
Sana yaşattıklarını unutmasınlar dedi.
Senin bir suçun yok onlar seni vurdu dedi.
Onların hançeri saplı sırtına, senin suçun ne?
Ölüm senin yolun dedi.
Bir saat belkide daha fazla gittiğim arabamla şile 'ye vardım. Karşıda ki uçuruma baktım. Sonra bir içki daha açtım. Onuda içmeye başladım.
Bir saat kadar ellimde ki içkiyi içip. Boş gözlerle denizi izlemeye başladım.
Ruhumda derin bir sızı vardı. Sırtımda günahım olmayanın bir suç vardı. Ben yapmadım ama ucu bana dokunan hata yüreğimi söken bir günah...
Bedeli sadece benim omuzlarıma kalan.
Sanki sırtımda az yük varmış gibi birde başka bir yük eklendi.
Şimdi ancak ölüm kurtarır beni bu ikilemden
Sonra Ömer geldi aklıma birden. Ona aynı acıyı yaşatacak mıydık bir daha? Belkide benim ölmeme düşündüğüm kadar çok üzülmüyecek.
Belki sadece sıradan bir habermiş gibi okuyup geçecek. Bütün gerçekleri öğrenince. Suçu olmayan bir suçlu olmuştum. Haberi yoktu hiç bi şeyden yüreğimin.
Ama Pelin 'i asla effetmiyecektim hemde asla.
Onun bunları bilip susması çok yaktı beni. Eğer önceden söyleseydi bu kadar paramparça olmazdım. Sorsan herkes kendine göre haklı.
Peki bana ne olacak diye avazım çıktığı kadar bağırmak istiyorum.
Bu dünyanın acısını neden sadece ben çekiyorum demek istiyorum .
Kader neden payıma sadece kederi bıraktığına yanmak istiyorum.
Ben acılardan boğuldum şimdi sessizce. Ölmek istiyorum...
Evet karar verdim. Ben ölmek istiyorum...
Bütün gemiler battı limanlar yandı umutlar öldü. Yaşamak için hiç bir sebep kalmadı. Ömer 'i kaybettim ben. Daha yaşayıp ne yapacağım ben?
Onun bana bakışları olmadan nefes alamam. Ona dokunmadan duramam. Ama ben
Onun acılarına dokunmam ki. Benim acılarım ona bulaşırdı. Öyle değil mi?
Onu sadece sevmek istiyorum....
Ben bu hayata sadece Ömer 'i istedim oda bana yasaktın.
Ben seni sevmeye tövbeli sen bana yasaksın. Bu saatten sonra sevgilim.
Sahnede nefret kaldı acı kaldı, keder kaldı.
Haydi tekrar çek filmi. Nerede kaldı mutluluk
Hangi acının pencesinden can veriyor kim bilir.
O perde kapandı bu filmde acıya yenildi...
Arabadan indim ellimde içki şişemle birlikte sarsak adımlarımla tozlu yoldan küçük adımlarla yürüyerek uçuruma vardım. Ellerimi hava kaldırıp esen rüzgara karşı. Saçlarımı açtım esen rüzgar karşı savurdum.
Ellimde ki şişeden içmeye devam ettim. Şişe bittene kadar. Orada ne kadar öylece kaldım hatırlamıyorum. Taki arkamdan annemin çığlığını duyana kadar. Başımı sesin geldiği tarafa doğru çevirdiğimde annem babam ve polisler vardı. Annemin yüzünde ki acı olmak istemediğim hiç.
Onun ikinci kere yakmak istedim hiç. Ama içimde garip bir bitmişlik var. Sanki buradan vazgeçsem hayata hiç nefes alamıyacam gibi
İçimde ki his benim ölmemi istiyorum. Bende ona uyuyorum sadece. Sanki ölmem gerektiğini söyleyen biri var içimde.
Anneme bakmayı bırakıp. Uçurumdan aşağıya baktığımda hiç korkunç gelmedi bana aksine beni içine çekiyor. Sanki benim ait olduğum yer orası gibiydi. Sonra beynimin bir yerlerinden bir söz yankılandı.
Denizler her zaman uçurumun kenarında olur.
Bu sözü neden hatırlıyorum bilmiyorum ama aynen öyle bende öyle hissediyordum. Kendimi bu dünyaya ait hissedemiyorum artık.
Rüzgar saçlarımı savurdukça aklım uçuyor gibi hissediyorum.
" Deniz böyle bir şeyi sakın yapma" diyordu annem acıyla. Aslında çok şey diyordu. Ama ben sadece bu kelimede kaldım.
" Deniz kızım gel konuşalım. Anlat bana ne olduğunu ben bulacam çaresini ama sakın yapma" dedi babam ölüm gibi acı bir ses tonuyla. Ben daha önce babamı bu kadar korkmuş görmedim.
Hiç bir şey söylemedim. Ellerimle başımı ovdum. İçimde çok kötü bir his vardı. Neden üzgün olduğumu bilemez halde karıştı bir an aklım.
Ruhum karanlık bir yerde tutsak.
İçimde kalbimin derinliğinde derin bir acı var.
Ruhumdan külle çeviren...
Sesizce veda etmek istiyorum. Acılarıma.
Kalbim acıların ellerinde bir ölü.
Herkese karşı içimde çok büyük bir öfke var. Beni kandıran herkese karşı.
Onlardan sonsuza kadar kurtulmak istiyordum.
Beni yakanı yakmaya bile gücüm kalmadı.
Mektuplar bırakmadan veda ediyorum. Son satırı hüzün kokan...
Annemin ve babamın yakarışlarını duymamazlıktan geliyorum. Biliyorum bu yaptığım belkide çok yanlış ama benide hiç bir doğru bulmadı zaten.
Annemi üzmemeye yemin ederdim küçükken hep. Ablam öldüğünde annemin her gece sabahlara kadar ağladığında şahit olduğumda, dedim ki kendi kendime." Deniz anneni asla üzmiyeceksin tamam mı?"
Onu günlerce hatta aylarca ağladığına şahit olmuştum. Onu üzmeyeyim dedim ben paramparça oldum daha iyileşemem.
Ama ben artık yaşamak istemiyorum.
Ömer 'in beni sevmemesine dayanmam ki.
Onun beni sevmemesi benim ölmem demekti zaten. Öylede olacak birazdan.
Duygularımın yoğunluğu altında eziliyordum.
Nefes alamaz hale geldim.
Ellerimle öne düşen saçlarımı düzelttim. Rüzgarın yüzüme çarpmasına izin verdim.
Annem ve babam beni nasıl bulmuştu hiç bir fikrim yok. Bunu düşünmek için de zamanım yok.
Annemin gözü önünde ölüme gitmek içimde derin bir acı daha oluşturdu. Nefes almakta güçlük çektim. Rüzgar esiyor ama ben nefes alamıyorum.
O kadar kötü bir durumdayım.
Annemi ve babamı görmek beni çok sarstı ama asla çaydırmadı beni ölümden. Başım şiddetli bir şekilde ağrıyor. Bazen ne yapacağımı ben bile bilmiyorum. Sanki ne aklım nede kalbim devrede. İçimde başka biri var o konuşuyor. Ben ona uyuyorum.
Anneme dönmek yüzünü son kere görmek için
Başımı arkama doğru çevirdiğim. Ömer karşımdaydı. Bana bakıyordu. Gözlerinde derin bir hüzün vardı. Bakışlarında ise sadece korku. Beni kaybetme korkusu.
Oysa biz birbirimizi çoktan kaybetmiştik.
Ama bu gerçek mi bilmiyorum
Yoksa beynim bana oyun mu oynuyor?
Neden Sesizce geldi ki. Yada o nasıl buldu beni?
Peki bu kadar yakınıma nasıl geldi de ben fark edemedim. Dudaklarını aralayıp konuşmaya başladı.
" Neden Deniz? Neden? Bunu neden yapıyorsun?" dedi. Bakışlarında korku sesinde yansımıştı. Ama benim bir cevabım yok. Neden? Bende çok sordum kendime neden dedim.
Beni neden yaktınız. Geçmişim sırlarla dolu sanırım ben en acısını ilk duydum. Beni en çok öldüreni duydum. Yüreğimi paramparça edeni.
Beni ölüme sürükleyeni mi desem.
Bence en doğrusu beni ölüme sürükleyeni.
Benden cevap alamayınca
bir adım bana yaklaşıp
Ellerini uzat bana nefes kadar yakın. Bi o kadar da uzaktı bana... ellerimde ateş var eğer onun ellerini tutarsam ona da bulaşır. Ateş sonra ikimizde kül olana kadar yakardı .. Ben onu yakamam ki o bunu bilmiyor. Oysa benim yanmam sakınılmazdı.
Ben iki şekilde yanacaktım. O yanmasın... Yeterdi o yanmasın.
Acıma dokunmuştu sözleri bir zamanlar. Ama o iyileştirdi. Bense kanattacam onu bilmeden.
Sesizce veda edecem bu dünyaya. Cümleler yok kelimeler yok bir tek veda var... Yalnız o var.
Sana bi mektup birakma şansım olsaydı bu satırlarla başlardım ; biz aynı acının kubanlarıydık,
İkimizinde yarası bir. Belki şifa olurdun sen bana ben de sana merhem.
Ama nasıl söylerdim.
Seni yakan acı benimle diye. Bende sana merhem olmazmış. Senin karanlığın benim yakınım diye...
Ama
Varsın katilim sana olan sevdam olsun sevgilim, ziyanı yok.
Diye bitiririm.
Bize mutlu son yokmuş . Aslında bize son bile yokmuş, bize yarım kalmak varmış.
Belki de bu hikaye yarım olarak bitecek. Ve asla tamamlanmayacak...
Sana yarım kalmış kelimeler biraktığım için üzgünüm. Ben o kelimelere nokta koymaya korktum. Sonları sevmediğimden.
Şimdi seni karanlık bir sokakta bütün kelimelerin tüketildiği bi caddede bi başına bırakıp gidiyorum.
Benim sonum bi uçurum dibi. Senin bitmek bilmeyen karanlık caddeler. o karanlıktan kurtul olur mu? Sevgilim.
Ve her kadın için gözyaşı dökme. Seni seven kadın... çocukların annesine için sakla gözyaşlarını.
İşte burada da seninle yollarımız ayrılıyor... Bende sana yar olmazmış.
Bunu sende anlıyacaksın. Ama ben öldükten sonra. Şimdi değil.
Benim senin canını çok yakacağımı bilmek yetmez mi ölmek için?...
Sen benim karanlıktan aydınlığa kavuşmayı düşlediğim tek adamsın. Ve hep öyle kalacaksın.
Ben artık nefes almasam bile. Ruhumda bu hep böyle olacak. Ve ben gidiyorum.
" Bana ağlama! Çünkü ben bu gün ölmeyecem. Bundan yıllar önce öldüm. Elimde tek bi mum ışıgı vardı bu güne kadar." ağlamaktan çatalaşmış sesim ile konuşmaya devam ettim.
" O mumu da söndürdüler. Anladın mı?
Onların karanlık tek bi sokakları yokken, benim bu hayatta yanan tek mumu söndürdüler. "elimle gözyaşlarımı silip başımı gökyüzüne doğru kaldırdım.
" Beni öldürdüler anlıyormusun? Beni bu gün bu uçurumun kenarında kimse geri çeviremez. "
Beni yalanlar kırgınlıklar bu hala getirdi geri dönüşü olmayan bir yoldayım. Gökyüzü karanlık tek bir ışık yok benim için. Soğuk bir rüzgar esiyor saçlarımı savuruyor.
Onun yüzüne dönüp baktığımda ise
Yüzüme hala hayret ve hayal kırıklığı ile bakıyordu. Çok endişeliydi Ağladığı için gözleri içi kırmızı olmuş. Saçları dağılmış bi şekilde bi kaç adım geride beni ikna etmek için kelimeler arıyordu . Korkuyordu bu hissedebiliyorum.
Onu o çok iyi tanıyordum.
Çünkü biliyor beni o uçurumdan kimse geri döndüremez artık.
Ama bilmiyordu ki ben bütün kelimeleri tüketim.
" Deniz bak haydi gel gidelim. Ne oldu bana anlat seni buraya kadar ne getirdi? Bana anlatabilirsin.
Ama buradan atlamayı aklından bile geçirme."
Dedikten sonra bi adım ileriye doğru geldi. Beni ikna etmek için sesi tonunu yumuşak tutuyordu.
Beni ikna edememekten çok korkuyordu.
" Gelme sakın! Buradan çıkış yok bana. Anladın mı?" dedim bağırarak bütün öfkeyimi çıkarmak ister gibi. O değildi bağırma. Beni bu kadar çaresiz bırakan herkeseydi.
Hani aşık olunca aşk herşeyi yenerdik.
Ben neden aşk uğruna ölüyorum.
Aşk bu değildi. Son sahne aynandığında aşıklar kavuşurdu.
Bizim aşkımız bir masaldı. Artık masalara da mı mutsuz sonlar bakıyor?
Vedalardan nefret ederim sonu ölümse eğer.
Rüyamda gördüm gibi her şey.
Denizler her zaman uçurumların dibinde olur demişti. Evet doğruydu bu söz.
Haftalar önce gördüğüm rüyayamı yaşıyorum. Onunla aramızda uçurum vardı. Benim ona ulaşmam için uçurumdan atlamam gerekiyordu.
Aynen öyle oldu ama bir eksik. Ondan ebediyen ayrılmam içindi bu uçurum.
Kelebeğinin kırık kanadı daha fazla dayanamıyor.
Sevgi iyikeştiremedi onu. Kum saatinin taneleri sadece canını acıttı kelebeğin. Onun artık uyuması gerekiyor. Huzurlu bir uykuya ihtiyacı var. Belkide sonsuz bir uykuya.
Acıya alışkın yüreğim ölmeyi istiyor artık.
Küf tutmuş sözcükle bizi kurtarmazdı. Tozlu sayfalar bir daha mutluluk yazmaz, bizim sayfamızda. Mürekkebi acılar öldürdü. Son satırı bile acıydı bizim hikayemizin.
Vefasız kelimeler değil. Sessizlik bu sefer sonumuz olacak. Ölmeyi dilememiştim hiç ondan önce.
Bir kördüğümde sıkışıp kaldım. Acılar boğazımda takılı gerçekler riyakar. Duygular meyus...
bir adım da uçurama doğru yaklaştım. Aklımda aylar önce okuduğum o şiir geldi. Çoğu yeri beni anımsatıyordu.
Çoğu kelimesi beni anlatıyordu.
Bazıları ise değil. Ben ölüme gidiyordum o ise ölüme değil.
Aynen şöyle diyordu.
Ben geç kalmayı hayat felsefesi haline getirmiş bir kadınım. sana da geç kaldığımın farkındayım. ama inan ki ilk kez bunu bilerek yapmadım. senin gibi bir adamın varlığından haberdar olsaydım yıllar önce doğar sana yıllar önce rastlar yıllar önce... bilmiyorum. sen ki başını dizime yaslayıp geçmişteki tüm hatalarını anlatırken sesi çatallaşan adam.seni sevmemek mümkün mü! seni bir anne şefkatiyle saramayacak kadar yorgun bir kadın olduğum için üzgünüm. üzgünüm bu kadar geciktiğim için. benden önce başka kadınların hayatına girip seni bu kadar yıpratmalarına, ağlatmalarına müsaade ettiğim için üzgünüm. donuk bakan gözlerin için üzgünüm. göğsünde bir cenin gibi kıvrılıp uyuyamayacağım her gece için de üzgünüm.
sana bu mektubu bir tren garından yazıyorum. yollar mıyım ya da sana ulaşır mı bilmiyorum. tek bildiğim hayatın beni her zaman ötelediği ve sana afilli bir veda etmem gerektiği. evet. gidiyorum. bundan böyle bir kabusla çarpıştığım gecelerde ne yapacağım konusunda en ufak bir fikrim bile yok. yalnız uyanacağım, arayacağım kimsem de yok. "sırtından kalçalarına dek bir şelale gibi dökülüyor" dediğin saçlarımı da kestim. üzgünüm. bir kadın gidişinin bileti olarak saçlarını kesermiş.
yalnız kadınlar kendi kendini teskin eder demişti annem, üç yıl evvel yani ölmeden önce. o da yalnız bir kadındı. bize rağmen.
biliyor musun ben çok adam incittim. daima içimden geçeni söyledim. "içi dışı bir" deyimini biraz fazla benimsedim belki bilmiyorum ama nazik olmak için süslü cümleler kuramadım hiç. yalancılığın nezaket adı altında pazarlanmasından hep nefret ettim. ben buyum işte. doğru söyleyen, dokuz köyden kovulan, bunu zerre umursamayan, kendi dünyasını inşa eden bir kadın. insanlar beni çok yaraladı. bunu yaparken yüzleri kızarmadı, gocunmadı hiçbiri. ben en azından dürüstlükle incitiyorum. incitmenin bile bi onuru olduğuna inanıyorum. mektubun bu kısmının seninle ilgisi olmadığını düşünebilirsin ama yanılıyorsun. ben inşa ettiğim dünyaya yalnızca seni dahil etmeyi diledim bugüne kadar. olmadı, olmayacak. bu yüzden kendi dünyamı terk ediyorum. dünya ancak ölürken terk edilmez, endişelenme, ölmüyorum. sadece kendime yeni bir gezegen aramak için yola koyuluyorum.
güzel gülüyorsun, bunu çok harcama olur mu? bir de basit kadınlar uğruna şiir yazma. benden sonra bir kadına şiir okuyacaksan mesela, bu çocuğunun annesi olsun en azından. hayatını adayacağın kadına içini aç. meyve soyarken yanlışlıkla el kayması sonucu oluşan küçük bir bıçak izi gibi kadınlarla değil de jilet izi gibi geçmeyecek olan kadınla uyu mesela. gözüm arkada kalmasın bu açıdan. seni doğru bir kadının yüreğine emanet ettiğimi bileyim. bana sık sık yaz diyebilmeyi isterdim. ama adresimi öğrenmene müsaade etmeyeceğim. biliyorum ki gelirsin. biliyorum ki "zaten geç kaldığını söylüyorsun, şimdi nasıl gitmekten söz edebilirsin!" der ve zorla geri getirirsin. ah, göğsündeki her yarayı merhametle öptüğüm... geç kalınan hiçbir hayat, hayat değildir. hayatın olmayı dilerdim.
sana son olarak bir şiirle veda edeceğim;
"...
Ve şimdi şöyle dua ediyorum Tanrı'ya:
Olanlar oldu tanrım
Bütün bu olanların ağırlığından beni kolla!
Kaybolmak istemiştim bir zamanlar
Kapının arkasında yokum demiştim
Ve divanın altında da.
Bulamazsınız ki artık beni,
Hayatın ortasında.
Kaybolmak istemiştim bir zamanlar
Beni kimse bulamazdı
Tanrı'nın arkasına saklansam.
O Kocamandı, en kocamandı o.
Bir kız çocuğunun hayalleri kadar.
Bir zamanlar kendimi
Bulunmaz Hint kumaşı sanmıştım.
Kaç metredir benim yokluğum?
Benden daha çok var sanmıştım.
Benim yokluğumdan dünyaya
Bir elbise çıkar sanmıştım.
Dünyanın çıplaklığına bakmaya utanmadan
Sonunda ben de alıştım.
Ah...dedim sonra,
Ah! "
-Mavi Tuğba Karademir
Ve Sevgilim sana bir şiirde ben yazdım.
Bu şiir başka bir adama yazıldı ben sana okudum. Ama ben sana yazdım. Onun her kelimesi yalnızca sendin. Buradan aşağıya atlamadan önce, sana yazdığım şiirin yeri söyleyeceğim .
O kelimeler sana yazıldı aşkım. Onlar senin adınla mühürlü, kokuna tutsak kelimeler, satırlar sadece sen.
Ben ölümün kolarındayım beni alamıyacaksın sevgilim.
Bu sefer sevgini kurtarmıyor beni.
Ben sana ulaştıkça seni de kendimide yaktım. Sonunun ölüme meyil olacak bir sevgi...
Sırtımda sevdiklerimin hançeri ile ölecem.
Sevgi insanı kör ediyor.
Ve ben göremedim sırtımda ki hançeri.
Bakışlarımı gökyüzünden çekip Ömer 'e çevirdim.
Kurumuş boğazıma kısık sesle konuşmaya başladım.
" Odamda çalışma masamın üstünde kitaplarımın arkasında siyah bir defter var. Onu al o senin."
Dediğimde. Beni anlamamıyordu. Haklıydı günler önce her şey çok güzel giderken şimdi bir uçurumun kenarında son sözlerimi bir sarf ediyorum. Polislerin zorla tutuğu anne ve babama baktım. İkiside oldukça kötüydü annemin çığlıkları içimi acıtıyor. Bakışlarımı hemen başka tarafa çevirdim içimden binlerce kez özür diledim onlardan.
" Özür dilerim. Sizi ikinci kere aynı acıyı yaşatacağım için. Beni affedin" dedim olabildikçe yüksel sesle.
Sonra denize baktım.
Ömer hiç bir şey söylememişti. Ona da ikinci kere aynı acıyı yaşatacaktım.
" Özür dilerim. Böyle olsun istemezdim. Her şey güzel olacak sandım ama öyle değilmiş.
Sevgi bazen kırabiliyormuş. Hata öldürebiliyormuş. Yani her şeyin sonu ölüm onu anladım." dedim titreyen sesimle yüzüne bakamıyorum bir kaç adım ötemdeydi. Kokusu burnuma gelebilecek kadar yakın. Beni bu uçurumdan alamıyacak kadar uzaktı aslında.
" Neden ya neden kafayı yiyecem bana bir şey söyle. " dedi bağırarak.
" Bana bir şey söyle yalvarırım. Beni öldürme gidişinle. Bana aynı acıyı bir daha yaşatma."
Dediğinde darmadağındı sesinde sezdiğim tek duygu acıydı.
" Bizim hikayemizde mutluluk yok! Bizim hikayemizde sadece acı var ölüm var. " dedim sessizce. Feryat ederek. Kadere isyan edemezdim. Çünkü kaderi isyan değiştirmiyor.
Ona sırtımı döndüm.
Kulağımı bütün seslere kapattım. O söyleyemedim o cümle yüreğimi yaktı. Ruhumu küle çevirdiği... Şimdi acılardan sessizce kurtulma vakti ben acılardan kaçmazdım hiç. Durup savaşırdım. Payıma düşen acıyı çekip ayağa kalkardım. Ama benim payıma düşen acı hiç bitmedi. Sürekli daha fazla oldu. Ve ben yoruldu. Hiç bir sokakta ışık yok. Hiç bir şehirde güneş doğmuyor. Ben artık sessizce veda etmek istiyorum acılarıma.
Sevgilim
Kanadı kırık kelebeğin aşka uçması yanlıştı. Kırık kanatları onun denizin dibine yolladı. Sevginin kollarına değil.
Kanatları kırıldı yara bandı yetmedi iyileşmesine...
" Ablamı çok özledim ben. Ben artık dayanamıyorum" dediğimde hıçkıra hıçkıra ağlıyorum.
Ben bu dünyada bir yere ait olmadım hiç payım sadece acılar düştü. Mutluğu göremeden ölecem.
" Hoşçakal. Bunu unutma sakın seni çok sevdim."
Cümlemi bitirir bitirmez.
" Deniz bunu sakın yapma! Ben sensiz yaşayamam."
Bende seninle birlikte olursam yaşıyamam. Diyemedim.
Gözlerimin önünde acı çekmesine dayamadım.
Ona tekrar sırtımı döndüm.
Acılar karıştığında ruhuma çok küçüktüm.
Şimdi büyüdüm ve acılardan kurtulamadım.
Beni hiç affetmiyecek. Onu yarı yolda bıraktığım için. Oysa yarı yolda bırakılan hep ben oluyordum.
İnsanoğlu bu herkesin içinde varmış bir kötülük.
Bende kendim için onu yarı yolda bırakacam.
Annemin acı çığlıklarına kulağımı tıkadım.
Babamın yalvarışları. Ömer 'in paramparça olmuşluğu ile bırakıp gidiyorum.
Gözlerim acı ile yandı başım dönüyordu. Tekrar arkamı döndüm o güzel yüzünü son kere görmek için. Başımı çevirip baktığımda Ömer yoktu. Bu nasıl olur az önce buradaydı. Onunla konuştum oda benimle konuştu. Bana bu yaptığımı yapmamam gerektiğini söyledi. Zaten o defterinde ona vermiştim. Her şey o defterde yazıyordu. Bunların hepsi benim hayalım mıydı?
Delliriyormuydum yoksa o kadar çok mu içtim.
Ellerimle yüzümü ovuşturdum. Etrafa tekrar baktım kimse yoktu. İleride annem ve babam tek vardı. Onları da polis tutmuş zaten.
Nasıl dedim ben deliriyormuyum? Ömer yokmuydu hiç? O buraya hiç mi gelmedi?
Aklımda binlerce soru ama cevabı yok hepsi eksik.
Ömer buraya hiç gelmedi bunlar hepsi benim hayalim.
Ölünce beni görmesin istedim ama, ölünce son kere görmek istedim o güzel yüzünü.
Son kes herkese bakıp veda ettikten sonra hiç düşünmeden kendimi boşluğa bıraktım.
Suyun içine düşerken hiç kurtulmak için çırpınmadım.
Ölmek için bekledim.
Yarım hikayeler hiç tamamlanmadı. Başka hikayeler oldu. Ama o hikaye hep yarım kaldı.
Ya kelebek sonsuzluğa aşık olursa demiştim ya, kelebeğin sonsuzluğu dilemeye hakkı yokmuş. O sadece ömrünün yettiği yere kadar yaşarmış.
Hoşçakal herşeyim.
Seni solumda bıraktım
Onları arkamda.
Acıları ruhuma seni soluma gömdüm.
Feryat etti bu gece bütün sevgi tomurcukları.
Bir ayaza kurban gitti, yeni açmış çiçek.
Bir günaha bedel gitti çok seven kadın.
Ve aynı acıya tekrar düştü adam...
Bir yaz günü başlayıp serin bir sonbahar günü bitti bu film...
Bu hikaye bizim hikayemiz değil sevgilim. Başkaların açtığı yaralara ilaç arıyoruz...
🌑 ⏳🌕
Ne diyeceğimi bilmiyorum. O kadar çok şey söyleceğim. Ama hepsi az kalır sanırım.
İlk kelimeleri yazdığımda buraya kadar geleceğimi hayal edememiştim.
Yazmayı sevdiğim için geldim. Ben mutluyum yazdıklarımı sizlerle buluşturduğum için.
Umarım sizde okuduğunuzda. Aynı şeyleri düşünürsünüz
Birinci kitabın sonuna geldik.
Ne düşünüyorsunuz?
Böyle bir finali bekliyormuydunuz?
Biliyorum fazla kafa karıştırıcı bir final oldu. Ama ikinci kitapta her şeyi daha iyi anlayacaksınız.
İlk kelimemden son kelimene kadar yanımda olan herkese teşekkür ederim.
Hepinizi çok seviyorum. Yanımda olup bana destek verdiğiniz için 🖤