İyi okumalar canlar ❤️
Multimedya Deniz
Oy ve yorumlarınızı eksik etmeyin
Adele - someone like you
Demet Akalın - Damga damga
Kelimeler esir etsede beni. Sustum geçmişime inat sustum...
Ama geçmiş ben sustuğımda geçmiyor.
Bi günah gibi. Yada Bi nefes gibi hep ensemde.
Kaçamıyorum... Ruhum o virane karanlıktan çıkamıyor bir türü ışığa.
Boğazımı acıtan hiç bir kelimeyi yutamıyorum..
Ben hep geçmişten gelen acılarım ve yıkımlarımla başbaşa kalmak zorundaydım...
Her şey son bulacaktır. Ve ben o viraneden sapa sağlam çıkacam.
Bu gün bütün savaşlardan sağ çıkacaktım...
Korktuğumu belli etmemek için oturduğum koltukta dik durdum.
Sonra karşımda ki siyah arabanın kapısı açıldı, benden çantamda telefonumu aramaya başladım, o sırada arabadan inenin, Kerem olduğunu görmemle çantama ugraşmayı bıraktım. Benim onunla konuşacak hiç bir şeyim kalmamıştı.
Peki o zaman onun burada ne işi vardı. Benimle daha ne Konuşacaktı. Daha ne kadar dibe batacaktı.
Arabadan inip kapıyı kapatıp dogruca bana baktı. Gelmedi olduğu yerde öylece bana bakmayı sürdürdü bi kaç saniye. Bende ona baktım. Görmeyeli
Zayıflamıştı. Üstünde lacivert birtakım vardı. Muhtemelen babasının şirketinde çalışmaya başlamış. Kıyafetlerine de beli oluyor. Çünkü bu kadar resmi giyinmeyi hiç sevmezdi. En azında ben öyle biliyordum o zamanlar...
Hayatımı darmaduman edene Bi zamanlar her şeyim demişim...
Ne acı bi cümle.
Onun yüzünü görmeye tahammülüm yoktu, ama yolumu kapatmış mecbur bi iki kelime edecektim.
Belki tebrik ederim. Sonuçta beni aldattığı ile nişanlandı. Bi tebrigi hak etti.
Öylece arabanın kapısına yaslanmış benim arabadan çıkmamı bekliyor.
Kendimi toparlayıp arabanın kapısını açıp kendimi dışarıya attım.
Esen rüzgardan dolayı saçlarım yüzüme gelmişti. Onları parmaklarım ile düzeltip olduğum yerde dikilip. Onun benim ayağıma gelmesini bekledim. Ama oda gelmedi.
Aramızdaki aptak sensizliğe bi son verdim.
" Yolunu mu şaşırdın benim karşıma çıkmaman lazımdı." dediğimde bakışları dogruca gözlerimi buldu. Ela gözlerinde çöken hüzün bana kadar ulaşmıştı. Ama umrumda olmadı dogrusu.
" Seninle konuşmam lazımdı." demesiyle ellerimi gögsümün altında birleştirip, ilgisizce etrafa bakınmaya başladım. Yüzüne bile bakmadan.
" Ben konuşmak istiyor gibi mi görünüyorum?"
Yaslandığın arabanın kapısından bir iki adım ileriye gelip konuşmaya başladı.
" Ben nereden başlıyacağımı bilmiyorum."
" Eee o zaman neden yolumu kesiyorsun." dedim sesimde ki öfkeye mani olamadım. Beni ne kadar kırdığını farkında değildi, bilseydi eğer bu gün hiç bi şey olmamış gibi karşıma geçmezdi.
" Senden nasıl özür dileyeceğim bilmiyorum. Ama beni affetmeni istiyorum. "
Sözleri beni çileden çıkardı! Ama sakin olmaya özen gösterdim. Gözlerimi gözlerine dikip öfkeyle konuşmaya başladım.
" Seni affetmeni neden istiyorsun. Bu neyi değiştirecek. SENİ AFFETMEM NEYİ DEĞİŞTİRECEK. "
Dedim artık bağırıyordum. Bütün hıncımı ondan aldım. Sözlerimi tekrarlıyarak.
O bana göre oldukça sakindi.
Bana dogru bi kaç adım atarak önümde durdu.
" Maksadın ne senin? Neredeyse iki yıl olacak, benden aff dilemek için neden bu gün geldin? "
Sol eli ile sakallarını sıvazkadıktan sonra gerğin bir nefes aldı.
" Benim amacım geçmişi deşmek değil. Sadece..."
Dedikten sonra sustu, elleri ile saçlarını düzeltirken sonra, benden bi kaç adım uzaklaştı.
Neden iki yıl sonra yeni benden özür dilemek için çıktı karşıma aklım almıyordu.
" Sadece ne, ne istiyorsun. Çekil karşımdan! "
Dedikten sonra bende ondan bi kaç adım uzaklaştım.
" Çünkü seni hala çok sevdiğimi anladım."
Dediğinde duyduğum şey ile bi kaç saniye öylece bom boş yüzüne bakmaya başladım.
" Sarhoş falan mısın? Kaybol gitt lan.
Buna iki yıl sonra fark etmen de bi garip."
Arkamı dönüp arabaya dogru yürümeye başlamıştım ki onun sesi ile olduğum yerde kaldım.
" Seninle konuşmamız bitmeden hiç bir yere gidemezsin!"
Sinirle yüzüne döndüm.
"Sen kendini ne sanıyorsun?
Sen kimsin? Çekil önümden yoksa bu yaptığının bebelini çok ağır bir şekilde ödersin"
Dedim kendimden emin bi şekilde.
Aslında neye güvendiğim bende bilmiyorum, ama neyse en azında korkutmaya deneye bilirdim.
Yüzüme alayla baktı.
" Ne yapacaksın? Çok merak ettim doğrusu"
Dedi kendini arabaya yaslayıp bana sırıtarak bakmaya devam etti.
Bana Bi zarar vermiyeceginden emindim. Ama ne konuşmak istiyor?
" Söyle bakalım nedir derdin? Sadece beş dakikan var. Başka istersen."
Yüzündeki sinir bozucu sırıtma kayboldu, yerine ciddi bir ifade aldı. Yaslandığın arabadan geri çekildi. Bana dogru yürümeye başladı. Bende oldugu yerden, iki elimi gögsümün altında birleştirmiş ona bakıyorum umursamaz Bi tavır takınup beklemeye başladım. Aramızda biraz mesafe bırakıp yüzüme bakıp, konuşmaya başladı.
" Sana bir özür borcuyum. Belkide fazlası. Ama şunu bilmeni isterim ki, ben seni üzmek istemedim hiç."
Sözünü bitirdiğinde hala yüzüme bakmayı sürdürüyordu. Ben ise sağa sola bakıp oyalanıyorum.
" Bittiyse gidiyorum."
Dedikten sonra yüzüne baktım. Sahte bi mahçup ifade dişinda başka bir şey yoktu yüzünde.
" Bana Bi cevap vermşyecekmisin?
Tamam kabul şerefsizin tekiyim ama seni çok sevdim. Sadece her şey çok karışıktı. Bi an yanlış duyguların peşinden gittim. "
Sözleri bittiğinde yüksek sesle gülmeye başladım.
" Şerefsiz olduğunu kabul ediyorsun.
Sen tam bi pisliksin. Ömrümde görüp göreceğim en büyük şerefsiz sendin.
Şimdi boş yapmada çekil önümden! "
Sözlerim onu sinirlendirmişti.
" Seni hala çok seviyorum tamam mı?" dedi bağırarak.
Bense sadece gülmekle yetindim.
Bu onu dahada çileden çıkardı.
" Ama ben seni sevmiyorum. Hemde hiç hatta senden tiksiniyorum. Anladın mı? TİKSİNİYORUM! "
Yüzüne bağırmak söyledim.
Bu onu dahada sinirlendirdi. Sıktığı yumruklarında da beli oluyordu.
" O adam yüzünden öyle söylüyorsun."
Dedi kendi kendine. O adam dediği kim bilmiyordum gerçektende.
" Ne Adamı kimden bahsediyorsun? "
İki elinin arasına aldığı yüzünü, evlerinin arasında çıkartıp yüzüme baktı.
" Sen gittinde buradan."
Durdu sesinde tuhaf Bi tını vardı sonra konuşmaya devam etti. Bundan iki hafta önce, bende peşine düşüp geldim. Seni gördüm. Bi adamın omzuna başını yaslamıştın. Bunu nasıl yaptın? "
Soran gözlerle yüzüme baktığında afaladım. Bi kaç saniye yüzüne boş gözlerle bakmayı kesip.
" Burda seni ilgilendiren bir konu yok ortada. Yanlış mı hatırlıyorum? "
Dedim tek kaşımı kaldırıp, dogruca yüzüne bakmaya devam ettim.
Ve konuşmaya devam ettim.
" Tabi ya sen sadece seni seveyim istedin. Sürekli arkandan ağlıyayım. Seni hiç unutmayayım ama sen başkası ile evlen. Çok güzel değil mi?
Sen kimsin? Seni neden unutamıyayım ki?"
Dedim gülümseyerek. Yüzüne alayla bakmaya başladım.
Yüzüne gülerek bakmaya başladığımda sinirlendiği her halinden belli. Sıktığı yumrugu belli.
" Senden özür dilemeye çalışıyorum burda. " dedi yüzünde ki siniri sesinde yansımıştı.
Gülerek konuşmaya başladım.
" Senin altı boş özürun hiç bir şeyi değiştirmiyor farkında değilmisin?"
Son sözü söyleyip gitmeyi planlıyorum.
" Sen eskisi gibi olmamızı istiyorsun ama ne senden bana nede benden sana yar olur..."
Dedim yüzüne en sert ifademle bakmaya devam ederek. Sesimde aynı şekilde sert tutmaya özen göstermeye başarmıştım.
" Beni bırakıp ona gittin. Şimdi de onu bırakıp bana geri mi döneceksin. İşte biz böylesine ŞEREFSİZ diyoruz "
Dedim özelikle şerefsiz kelimesinin altını bastıra bastıra söyledim.
Yüzüme hayal kırıklığı ile bakıp gözlerini kaçırdı.
" Ne diyorsan haklısın, bunu biliyorum. Ben sadece özür dilemek istiyorum seni kırdığım için. "
Dedi elliyle saçları karıştırıp. Etrafa bakıp.
" Bende diyorum ki boş özürün hiç bir şeye yaramıyor. Bitti mi konuşman çünkü ben oldukça sıkıldım."
Dedim etrafa ilgisizce bakmaya devam ederken. Tek ayağımı yere ritmik bir şeykilde vurmaya başladım.
" Peki seni daha çok tutmıyacam.
Benden sıkılacağını tahmin etmedim"
Sözü ağzına tıktım.
"Bunca şeyden sonra... Bunca yaşanmışlıktan sonra sence hala seninle aynı yerde kalmak beni mutlu edebilir mi? Daha fazla saçmalama!"
Dedikten sonra arabaya doğru yürümeye başladım.
" O adamı seviyor musun?"
Duyduğum soruyla olduğum yerde kaldım. Arkamı dönmeden
" Sence seni ilgilendirir mi? "
Dedim olduğum yerde durarak. Gelecek cevabı bekledim.
" Yani seviyorsun bunu mu anlamalıyım?"
" Keşke onu senden önce tanısaydım.
İnsanlara güvenim varken...
Şüphesiz koşardım ona o zaman..."
Dedim bu sefer oldum yerde arkamı dönüp yüzüne baktım. Yüzündeki ifadeyi merek ediyordum çünkü.
Yüzünde hiç bir ifade yok bom boş bakıyordu yüzüme. Hiç şaşırmadı.
" Zaten koşuyorsun bundan emin ol.
Koşulsuz şartsız... "
Dedikten sonra oda benim gibi arabasına yürümeye başladı. Arkası dönükken konuşmaya başladı.
" Ben... Benden bu kadar nefret etmeni istemedim. Seni çok kırdım ama yinede benden nefret etmeni istemedim. Buraya senden beni affetmeni istemek için geldim. Ama sen herşeyden çoktan gitmişsin...
Yaptığım şerefsizlikten sonra benden bu erken gitmen beni paramparça etti... Belkide karşına hiç çıkmam gerekiyordu. Ve haklısın senden bana yar olmaz. Hoşçakal.... "
Dedikten sonra arabasına binip son gaz geçip gitti. Bende olduğum yerde kaldım. Ne yani benden özür dileyince herşeyin geçeceğini mi sanıyordu?
Üstelik nişanlıyken. Bu ne kadar da yüzüs bir haraket..
Bende arabama doğru yürümeye başladım. Su birikintisine basmaya özen gösterip arabama geçtim.
Biraz boş gözlerle etrafı izlemeye başladım. O sırada telefonumun mesaj sesi ile oraya döndüm. Diyer koltukta duran çantamı aldığım gibi fermuarını açıp, içindeki telefonumu alıp ekranını açtım. Mesaj annemdendi.
Bebeğim deden halanın evinden geldi. Gidecekmiş, neredeysen eve gel çabuk
Mesajı okuduktan sonra bende cevap yazdım.
Tamam geliyorum annecim
Yazdıktan sonra telefonu tekrar çantama koydum. Mezarlığa gitmekten vazgeçip, eve gitmek için arabayı çalıştırdım. Bi kaç sokak geçtikten sonra radyoyu açtım.
Bir kaç yabancı şarkı çaldı. Kafamı dağıtmak için açmıştım kafam kesinlikle orada değildi. Beni unutmadığını söylüyor... Çok sevdiği falan söylüyor. şimdi oda benim gibi yansın istiyorum.
Sonra beni çok etkileyen bir şarkıya denk geldim. Az önce dediğim sözlerin benzeri vardı.
Ayne şöyle diyordu.
Mutsuzluktan ölen ilk insan
Tabi ben olmazsam, sensin sen
Anladıysan
Yalnızlıktan, vefasızlıktan
Payımı aldım ben
Sıra senin
Misli misli
Bu yara neymiş anla
Birazda sen ağla
Muma dönüp ömrüm
Erisin aşkımla damla damla
Benim adım var hala
Silinmez de asla
Yüreğinin üstünde acıtan harflerle
Damga damga...
Böyle devam ediyordu. Aceba onunda yüreğinin üstünde hala adım var mı?
O var diyor ama yok biliyorum.
Çünkü onun gibiler yüreğinde birinin adı nasıl taşınır bilmez...
Acıtmadan sevmek nedir de bilmezler. Onlar sadece kırıp dökerler... Sonra bir daha toparlıyamazla o kırıklıkları...
Bende artık bizim sokga gelmiştim.
Bizim evin sokağına ne zaman gelsem hep aynı yere bakarım. Düşüp dizimi kanatığım yer. Unutmamanız nedeni o zaman ablam yaşıyordu. Belkide sebebi buydu. Ne zaman gelsem ondan istemsizce gözüm oraya kayıyor. Maziyi unutmak konusunda çok beceriksizim.
Arabayı park edip, arabadan çıktım. Üstümü başımı düzeltirken sonra beyaz çantamı koluma takıp, çakıl taşlı yoldan geçip evin kapısına vardım. O sırada kapı açıldı birden. Karşımda Buse vardı.
" Hoşgeldiniz Deniz hanım" dedikten sonra kapının önünde çıkıp benim geçmem için yer bıraktı.
"Hoşbulduk canım" dedim gülümsüyerek.
" Annemler nerede?"
" Salondalar efendim"
Bende başımla onu onayladıktan sonra ağır adımlarla solanona doğru yürümeye başladım. İçeride babamın ve dedemin sesleri geliyordu. Muhtemelen dedem Bi şeyler anlatıyor babamda gülüyor
Babamda artık iyiydi. Her şey yolunda gibi. En azından şimdilik.
Yanlarına vardığımda kendimi kuyu mavi renginde ki koltuga attım.
Bu gün gerçekten çok yoruldum. Bedenen değil fakat ruhen oldukça yoruldum. Ama bi şeyden mutluyum, geçmişteki bi konuyu geçmişe ebediyen gömdüm
" Dede ya nereye gidiyorsun hemen. Ben seni özlerim hem." dedim. Dedeme bakarak.
" Gitmem gerekiyor. Güzel kızım. Senin de okulunda olmasaydı senide götürürdüm."
Omuzlarım sirkeleyip koltuğa yaslandım.
" Sen burda kal! ben gelemiyorum biliyorsun." dedim son kes şansımı deneyerek çünkü biliyorum gidecem diyorsa gider. Bende sanırım bu inat konuda dedeme çektim. Aman neyse
" Burda değildin hiç halamın evindeydi. Ve uyuz kuzenimin yandaydın"
Dedem gülerek bana baktı.
" uyuz mu? Dedi sözümü yenileyerek.
" Evet uyuz. Yani onun kuzenim olduğunu kimse bilmiyor. Dogrusu dede bunu daha bende kabul etmiş değilim. Ona sükekli okuldan arkadaşım diyorum. "
Dedem
" Serkan' a arkaşım mı diyorsun? "
" İsteyerek olmuyor. Ben bazen unutuyorum onun benim kuzenim olduğunu. Kendi kendime bile arkadaşım diyorum. "
Dedem gülmekle yetindi. Babamda ona eşlik etti.
O gün hastanede bilerek arkadaşım demiştim Serkan için.
Sadece öyle söylemek istedim...
Bi kaç saat oturup dedemle konuşup gülmüştüm onu gerçekten de çok seviyorum. Benim arkadaşım gibi. Sonra dedemle vedalaşmak zorunda kaldım. Onun hiç gitmesini istemiyorum ama ne yapalım her şey istediğimiz gibi olmuyor.
Vedaları hiç sevmem arkasında sadece hüzün bıraktığı için...
Dedem gittikten sonra bende salonda oturdum. Annemle birlikle. Babam ise çalışma odasında haletmesi gereken işleri varmış. Aslında kendini yormasın istemesemde babam durmuyor ki.
Annem eline aldığı dergiyi karıştırıp duruyor bense koltukta uzanıp camdan dışarıya bakıyorum. Rüzgar esiyor ağaçların yapraklarının savruluşlarını izliyorum. Biraz dışarıyı izledikten sonra anneme döndüm, hala aynı dergiyi karıştırıp duruyor. Ne arıyor bende bilmiyorum sormayın.
" Anne ne yapıyorsun bırak şunu ben senin yerine yoruldum." dedim oflıyarak. Annem daha cevap vermeden. Buse sesi ile ona döndük.
Yemek hazır olduğunu söyledi. Böylelikle annemde cevap vermeden gidecek sandım ama öyle olmadı. Dergiyi masaya bırakıp bana döndüm.
" Bi şey aradığım yok şü şeye gıcık oldum. "dedi. Bi şey anlamadım.
" neye gıcık oldun "
Annemin cevap
" Aman şü şey işte Neriman 'a "
Dedikten yemek masasına yürüdü. Yalnız kadına şey diyor. Hiç Bi şey anlamdım ama neyse. Bende oturduğum koltuktan kalkıp yemek masasına yürüdüm bende. Masaya oturduktan bir kaç dakika sonra babamda geldi. Sesiz sedasız bitten yemekten sonra bende artık odama geçtim. Bi kaç saat geçti ama ben odamı özledim. İçimden
Sonunda odama geldim dedim. Kendimi yatağa attım bi süre öylece tavanı izledikten sonra. Yataktan doğruldum.
Komodinin üstünde duran telefonumu alıp. WhatsApp girdim. Ömer 'in profilini merak edip fotoğrafı tıkladım. Arkandan çekilmiş siyah bir fotoğrafı vardı. O olduğunda emindim. Sonra profilinden çıkıp telefonunu yataga attım. Saçlarımı iki elimle düzeltirken sonra
elime telefonu tekrar alıp.
Ömer 'i aramak yada aramakla kararsızdım.
Sonra telefonu alıp numarayı tıklayıp kulağıma verdim. En fazla ne olabilir di ki en fazla. Bi kaç saniye sonra açıldı. Ama açan Ömer değildi. Açan Bi kadındı. Ömer' in sesi değildi. Hiç bilmediğim bir kadının sesiydi.
Telefonu hiç konuşmadan kapattım.
Yatağa gelişi güzel bir şekilde fırlatıktan sonra oda volta atmaya başladım. Bu kadın kimdi? Aklımda tek soru. Bu erkekler hep böyle mi yapar? Yada böyle yapanlar mı beni buluyor? Anlamıyorum ki o sırada odamın kapısını çaldı.
" Gir"
Dedim. Kapıya doğru baktığımda gelen Pelin' di
" Ben geldim" dedi şen şakrak bir sesle içeriye girerken.
" Hoşgeldin. Gel otursan şüraya."
Gelip çalışma masamda ki sandalyeyi çekip oturdu. Yüzüme şüphe ile bakmaya başladı. Çünkü gerğinliğim sanırım ona kadar ulaşmıştı.
" Bi şey mi oldu gerginsin" dedi ciddi bi ifadeyle.
Yatagıma oturup, Pelin 'in yüzüne bakmaya başladım.
"Yok bi şey" dedim ama o inanmadı. Bunu yüzünden anlıyabiliyorum.
Siyah kıvırcık saçlarını düzeltip yüzüme baktı tekrar.
" Ben ikna olmadım. Deniz sana neler oluyor? Anlatacak mısın artık benide yorma artık ne dersin?" kesinlikle ondan kurtuluş yok. Bunu anladım.
" Az önce Ömer 'i aradım ve bir kadın açtı ona şaşırdım sadece."
Dedim etrafa ilgisizce bakmaya başladım.
" Şaşıdın mı yoksa kızdın mı? "dedi imayla. Sesinde kızgınlık vardı. Onun adı geçtiğinde bile geriliyor, bu gözle görülür.
Benden Bi şeyler saklıyor bundan artık eminim. Onu zorlama kararı aldım. Yüzüne dogru öfke ile konuşmaya başladım. Amacım onu sevdiğigimi söylediğimde Pelin 'in tepkisi ne olacak. Maalesef bütün söyleyeceklerim. Yalandan ibaret değil...
" Özledim onu.. "dedim. Tek nefeste bunu daha önce kendime bile itiraf edememişken. Belkide sadece onunla olan zamanı, belkide doğrudan onu..
" Bu saçma sapan mantık cümlerini susturacak kadar.... Duygularıma esir olacak kadar da çok... "diyerek oturduğum yatağımdan kalkıp, iki elimle yüzümü ovuşturup. Tekrar gözlerimi tam karşımda bana afalamış bir şekilde bana bakan Pelin 'e çevirdim. Bi kaç saniye sonra kendini toparlayıp, oda benim gibi oturdugu sandalyeden hızla kakıp. Tam önümde durdu. Öfke ile konuşmaya başladı.
" Aklın karışmış seni. Sadece bu!"
Sözünü bitirir bitirmez. Kalktığı sandalyeye tekrar oturdu. Oldukça stresli görünüyor. Başını iki elinin arasına alıp doğruca boş duvara bakıyor. Böyle davranması oldukça saçmaydı.
" Aklımın karıştığı falan yok. Ama kalbim için aynı şeyi diyemiyecem. "
Dedim. Oldukça yorulmuş bi ses tonuyla. Artık çok yorulmuşum. Pelin başını iki elinde kurtarıp yüzüme baktı. Sanki Bi şey diyecek gibi oldu. Ama söylemekten vazgeçti. Gözlerini kapatıp bi kaç saniye sonra, gözlerini açıp, boş duvara bakmaya devam ederken konuşmaya başladı.
" O senin başını yasladığın omzun sahip olamaz. Sana yemin edebilir bunun için" sonra ağzında Bi şeyler geveledi ama ne dediğini anlamadım.
Neden böyle düşünüyor hiç bilmiyorum. Onun neden Ömer 'e karşı neden bu kadar öfke dolu olduğunu bilmiyorum.
" Bunu da nerden çıkardın. Onu tanımıyorsun, ona karşı neden bu kadar öfkelisin bilmek istiyorum?"
Dedim sesimde ki hayal kırıklığını gizliyemedim. Neden bana karşı bu kadar iyi davranan birinin benden uzak durmasını istiyor ki.
O bana iyi geliyordu...
Yada boş verin zaten çekip giden o değil miydi?
Beni böylece bırakıp giden... O nun takendisiydi.
Ama biliyorum. Kesin bi şeyler yapıyor. Ve benim bulaşmamamı istemediği Bi şeyler.
Ama buna hakkı yoktu. Bu kadar alışmışken ona şimdi çekip gitmesi.
İhanetti bana... Öyle hissediyorum.
Şimdi burda olsaydı. Onu bütün öfkem dinene kadar yumruklamak istiyorum.
Mantığı bu söylerken.
Neden duygularım.
Onsuzluk ölüm gibi diye fısıldıyor...
"Ona öfkeli değilim Deniz, benim tek derdim arkadaşımı korumak. Ondan sana Yar olmaz! Anladın mı? "
Dedi bütün öfkesini kusar gibi. Yüzüme. İyide ben hiçbir şey anlamıyorum. Neden?
" Ondan bana Yar olmayacağını nerden biliyorsun? Pelin benden ne saklıyorsun? "dedim tam önünde dururken artık sakin kalamıyordum öfke ile yüzüne bakmaya devam ederken. Ondan Bi cevap bekler gibi yüzüne bakmaya devam ettim.
" Bi şey bildiğim yok! Sadece bi daha üzülmenden korkuyorum. Tamam mı? "
O sözlerini bitirdikten sonra. İlgisiz e etrafına bakmaya devam etti.
Bu sözleri kesinlikle boş değildi Bi şeyler biliyordu. Ama ne? Benim bilmediğim Bi şeyler.
" İkna olmadım. Benden Bi şeyler saklıyorsun söylede kurtulalım ikimizde. " dedikten sonra kendimi yatağa bıraktım. Bu gün olanlar her şey çok fazlaydı...
Beni çok yordu. Olanlar yalanlar.
Hala ayakta dikilip etrafa ilgisizce bakmaya devam ederken konuşmaya başladı.
" Bi şey bilmiyorum diyorum neden direniyorsun ki. "
Dedi az önce söylediğini tekrarlıyarak.
" Tamam. Beni biraz yalnız bırakırmısın?
Sözümü bitirip, Oturduğum yataktan kalkıp. Ağır adımlarla balkon kapısını ulaştım. Kapıyı açıp kendimi balkona attım.
Pelin' ni odamda bıraktım.
Hava serindi. Üşütmüyordu ama serindi. Bi kaç dakika sonra odamın kapısı açıldı. Muhtemelen Pelin çıktı.
Aklıma yatmıyan bi şeyler var. Benden saklanan Bi şeyler...
Kendimi demir korkuluklar yaslanmış dışarıyı izlemeye başladım.
Karşı tarafta geçen arabalara baktım.
Onu aramak istiyorum hemde şimdi.
Bunun saçma bi düşünce olduğunu düşünüp vazgeçtim.
Kim bilir o kızla ne yapıyor şimdi.
Onunda omzuna başını koymasına izin veriyormudur?
Yada onunda saçlarını okşuyormudur?
Beni nefessiz birakan o soyuyu sordum kendime.
Ya onu seviyorumdur?
Sonra vazgeçtim. Her şey çok saçma ilerliyor. Ömer benden birden neden bu kadar uzaklaştı. Bu soruyu günde bin kere soruyorum belki kendime ama bi cevap bulamıyorum.
Onu sevmesin istiyorum. Beni de sevmesin ama kimseyi de sevmesin.
Gittiğimde başımı yaslıyacagım bi omzu olsun istiyorum. Sadece benim için...
Ben en çok onunlayken mutluydum.
Beni bir tek o anladı.
Herkes bi şeylerin peşindeyken o beni mutlu etti. Çıkarsız... Nedensiz... Öylesine...
Peki ya Ömer 'i aradığımda neden Bi kız açtı. O kız kim?
Az önce saçma sapan konuşup durdum. Bana ne oluyor öyle?
Neden onun yalnızca benimle ilgilensin istiyorum?
Neden omzunda bir tek ben başımı yaslamak istiyorum?
Bütün bu sorulara bir cevabım yok.
Yok... Allah kahretsin ki yok.
Bu düşünceleri kafamdan hemen silip balkondan çıktım. Odaya girdiğimde birden Bi ürperti geldi. Sanırım havalar artık iyice serinlemişti.
Çalışma masama oturup. Ders notlarımı alıp çalışmaya başladım.
Bu hukuk bölümü gerçekten çok, ama ben bu kadar çok çalışmasaydım zordu bu yıl son yıl olması.
Bi süre tutugum notlarımı tekrarladıktan sonra. Telefonumun sesi ile arkama döndüm. Komodinin üzerindeydi. Ayağa kalkıp bir kaç adımda yanına ulaştım.
Ekrana baktığımda kayıtlı olmayan bir numaraydı.
Açıp kulağıma verdim.
Ben hiç bir şey demeden karşıdan gelen konuşmayı dinlemeye başladım.
Uzun zamandır bildiğim ama dilenndirmediğim bir gerçeği söyledi.
Bildiğim ama bilmediğim bir gerçek...
Bilmediğim değilde kabul edemediğim bir gerçek...
Benim kuytu karanlıkta Bi acım var içimi delip deşen...
BÖLÜM SONU
Tamam farkındayım yine heyecanlı bir yerde bitirdim huyum kurumasın kjkkjjj
Sizce Deniz 'in bildiği gerçek ne?
Bölümle ilgili yorumlarınızı alayım.
İki kitap olmasını planlıyorum o yüzden size bir soru soracam
Sizce birinci kitabın son beş bölümünü on bin kelime olmasını planlıyorum sizcede uygunmudur?
Seviliyorsunuz canlar ❤️
Umarım beğenirsiniz 🌸
Gelecek bölümde görüşürüz.
Birinci kitabın finali 25.bölümde olacak. Bu bilgiyi verdikten sonra gideyim artık kjjkkk