İçeriğe geç

Karanlıkta İmkansız Bir Aşk

Bölüm 1 · 2 dk okuma

Karanlıkta İmkansız Bir Aşk

Bölüm 1

Kayıp Çocuklar

KARANLIKTA İMKÂNSIZ BİR AŞK

1. Bölüm — Kayıp Çocuklar

Yağmur, şehrin bütün seslerini içine çekmişti.

Yetimhanenin eski duvarlarına vuran damlalar, içerideki çocukların sessizliğine karışıyordu.

Bazı çocuklar ailelerini hatırlıyordu.

Bazıları ise hatırlamamak için çabalıyordu.

Küçük kız, pencerenin önünde oturmuş dışarıyı izliyordu.

Kimseyle konuşmazdı.

Kimseye güvenmezdi.

Çünkü küçük yaşında öğrendiği tek şey buydu:

İnsanlar giderdi.

Kapı açıldı.

Küçük bir çocuk içeri girdi. Elinde iki tane şeker vardı.

Sessizce kızın yanına oturdu.

Bir süre konuşmadılar.

Sonra çocuk şekeri uzattı.

"Al."

Kız ona baktı.

"İstemiyorum."

Çocuk omuzlarını kaldırdı.

"Ben de istemiyorum zaten."

Kız ilk kez şaşırdı.

"Neden bana veriyorsun o zaman?"

Çocuk biraz düşündü.

"Çünkü ikimiz de istemiyorsak, paylaşabiliriz."

Kız fark etmeden küçük bir gülümseme gösterdi.

İlk defa biri onun yanında sessiz kalmayı biliyordu.

Günler geçti.

İkisi artık hep yan yanaydı.

Çocuk, kız ağladığında konuşmazdı.

Sadece yanında otururdu.

Kız korktuğunda elini tutardı.

Bir gece, herkes uyurken koridora çıktılar.

Pencerenin önünde oturdular.

Çocuk gökyüzüne baktı.

"Hiç ailen olsaydı nasıl olurdu?"

Kız uzun süre cevap vermedi.

Sonra fısıldadı:

"Bilmem."

"Hatırlamıyor musun?"

Kız başını salladı.

"Hatırladığım tek şey... birinin bana sarıldığı."

Çocuk sessizleşti.

Çünkü onun da hatırladığı tek şey buydu.

Bir ses.

Küçük kız, günlerdir çocuğun bileğindeki pusulayı izliyordu.

"Sen onu neden hep yanında taşıyorsun?"

Çocuk pusulaya baktı.

"Çünkü babamdan kalan tek şey bu."

Kız sustu.

Bir süre sonra kendi bileğine baktı.

Orada ince işlemeli küçük bir bileklik vardı.

Çocuk fark etti.

"O da mı senin?"

Kız başını salladı.

"Babam bana vermişti."

Parmakları bilekliğin üzerinde gezindi.

"Bir gün kaybolursam, bunu bana ait olduğumu hatırlatsın diye."

Çocuk dikkatle dinledi.

Kız bilekliği çıkardı.

"Al."

Çocuk şaşırdı.

"Hayır, bu senin."

"Artık senin."

"Neden?"

Kız omuzlarını kaldırdı.

"Çünkü sen benim kaybolduğumda bulacağım kişisin."

Çocuk gülümsedi.

"O zaman sen de benim pusulamı al."

İkisi de ellerindeki eşyaya baktı.

Sanki küçük ellerinde sadece bir bileklik ve pusula değil, birbirlerine verdikleri bir söz vardı.

Çocuk ciddi bir yüz ifadesiyle:

"Biz büyüyünce de arkadaş olacağız, değil mi?"

Kız başını salladı.

"Olacağız."

"Hiç ayrılmayacağız?"

Kız biraz düşündü.

"Hiç."

Çocuk elini uzattı.

"Söz mü?"

Kız küçük parmağını onun parmağına doladı.

"Söz."

O gün iki çocuk, hayatlarının en büyük sözünü verdiklerini bilmiyordu.

Bölüm sonu

2 yorum