Hilal'in çağırdığı yere geldiğimde aslında buranın yarım bırakılmış bir bina olduğunu gördüm. İçeri girdiğimde "Hilal?" Diye seslendim ama birini görmedim. "İnci burdayım." Dediğimde ona doğru döndüm. Demek ki yüzüme bakabilecek kadar haysiyetsizdi. "Hilal bir tek soru sormak için geldim neden buraya getirdin?" Cevap vermedi. Soluk alıp konuşmaya devam ettim. "Ne kadar kötü birisin sana bakınca ölen kadınından söyledikleri aklıma geliyor." Dedim ve ona yakınlaştım. Nefes alıp vermem zorlaşmıştı. Rutubetli ve kirli bir yerdi bunu duvardaki sarıldıktan anlıyordum. "O ne dedi biliyor musun 'Bana yardım edin İnci Savcım, Katil beni öldürecek.' Bense senden adamın suçlu olmadığını söylememe rağmen hapise attın kadının kocasını." Dedim bağırarak sesim yankılanıyordu. Hilal bu sefer konuşmaya başladı "O adamı baştan beri suçlu bulan sendin ama bir anda fikrin değişti, onu içeri attıktan sonra cinayet izleyemedim değil mi?" Dediğinde dedikleri karşısında gözlerim fal taşı gibi açıldı. En iyi arkadaşım beni katil olmakla suçluyordu. "Hem o kadın en son kimle görüştü? Peki ölen her bir kadın en son kiminle görüştü? Ah yanlış mı hatırlıyorum seninle." Dedi ve silahını bana doğrulttu. "Dünyadan bir katil eksilecek. " Dediğinde dizlerim titrediğini ona göstermemek için dilimi ısırıyordum. "Beni öldürdüğünde dünyadan bir masum gidecek senin gibi yeni bir katil çıkacak Hilal." Ağzıma kan tadı gelince dilimi daha çok ısırmadım. Hilal ise gülerek "Masum mu anca sen şeytan olursun bense bir katil değil melek olarak kalacağım." Dedi soluk verdim ve "Unutma Hilal ölüm de bir melek." Arkamı döndüm ve çıkmak için yürüdüm. Ama o anda sırtımda sert bir acı hissettim. Elimi sırtıma götürdüm ve elime gelen kanı bir süre izledim. Hilal'e baktığımda gözünden bir damla yaş düştü.
"İ-inci"
"Beni vuran mermi olsa canımı yakmazdı Hilal."
"Ben özür dilerim."
Gözüm siyahlara büründü...