İçeriğe geç

KARANLIK TESLİMAT

Bölüm 3 · 9 dk okuma

KARANLIK TESLİMAT

Bölüm 3

BÖLÜM 3

(Görsel stefan ve love ile teslimat adresi gidecek patronun birlikte büyüdüğü öz olmayan kardesi damonnn.)

Lara’nın Ağzından

Müzik yavaşlamış, kalabalık dağılmıştı. Dans edenler birer birer çıkıyordu. Avril ayakkabılarını eline almış, Caroline koluna girmişti. Hep birlikte gülerken ben hâlâ telefonuma bakıyordum.

Stefan’dan tek bir mesaj bile yoktu.

Gözlerim kapıda takılı kaldı, belki son anda gelir diye. Ama gelmedi. İçimde koca bir boşluk vardı. Gülmeye çalıştım, arkadaşlarım bir şey anlamasın diye. Ama içimden geçen tek cümle şuydu:

“Keşke burada olsaydın, Stefan.”

Vedalaştık, herkes evine dağıldı. Gece, ışıkların sönmesiyle daha da ağırlaştı. Eve dönerken sadece onun eksikliğini hissettim.

stefan'dan

Patronun masasından hafifçe eğilerek izin istedim.

“Bu geceyi burada bitirsem sorun olur mu?” dedim.

Gözlerindeki şüpheye rağmen elini kaldırıp onayladı. İçimde bir rahatlama yayıldı.

Kulübün ağır havasını ardımda bırakıp çıktım. Dışarıda gece serinliği yüzüme çarptığında, Lara’nın çoktan yola koyulduğunu hissettim. Direksiyona geçtiğimde motorun sesi geceyi yardı; şehrin ışıkları arasından onu bulmaya gittim.

Bir köşede yürürken yakaladım onu. Şaşkın bakışlarıyla önüme düştü. Ben siyah takım elbisemin içinde, bir gölge gibi belirmiştim.

“Geceyi yalnız bitireceğini mi sandın?” diye sordum.

Lara önce gülümsedi, sonra dudaklarını ısırıp başını yana eğdi. O an, sokaktan hafif bir müzik sesi geldi. Yakındaki bir kafeden taşan eski bir şarkı.

Elimi ona uzattım.

“Dans edelim.”

“Burada mı? Sokakta mı?” dedi, gülerek.

“Evet. Tam burada.”

Elini tuttum, kendime doğru çektim. Ayakkabılarımızın sesi taş kaldırımlara karıştı. Omzuna koyduğu başıyla bir süre etrafı unuttuk. Şehrin karmaşası arkamızda kalmıştı, sadece biz vardık.

O an sokak, kulüpten daha güzel bir sahneye dönüştü. Kimse izlemiyordu; kimse alkışlamıyordu. Ama biz, birbirimizin sessizliğinde dans ediyorduk.

&

Evin önüne gelmiştik. Lara arabadan indi, birkaç adım attı ama sonra durdu. Başını çevirip bana baktı. Gözlerinde hem özlem hem de sorgulayan bir parıltı vardı.

“Yukarı çıkmak ister misin?” dedi kısık bir sesle.

Bir an tereddüt ettim ama sonra başımı salladım. “Evet.”

Merdivenlerden sessizce çıktık. Evin içinde annesinin uyuduğunu hissettiren bir sessizlik vardı. Lara odasına girdi, ben de arkasından. İçeri adımımı atar atmaz kapıyı kapattı ve kilitledi.

bana yaslandı. Sesinde kırgınlıkla karışık bir özlem vardı:

“Stefan… bugün çok şey düşündüm. Bana bazen kayboluyormuşsun gibi geliyor. Ama şu an sadece yanımda olmanı istiyorum.”

Yüzüm ona yaklaştı. Ellerimi beline koydum. İçimden geçen tek şey, ona kaybolmadığımı, hep yanında olduğumu göstermekti.Onun gözlerinin içine baktığımda tüm maskelerim düşüyordu. Lara’ya her dokunuşumda daha çok bağlanıyordum. Dudaklarıma o kadar yakındı ki… kendimi geri çekmek istedim ama yapamadım.

“Lara…” dedim boğuk bir sesle. Kalbim hızla çarpıyordu. “Sana dokunmamak için kendimi zor tutuyorum. Seni öyle çok arzuluyorum ki…”

Parmaklarımı yanağında gezdirdim, titrediğini hissettim. Dudaklarına kapandığımda içimdeki bütün fırtınalar koptu. Daha derin, daha sert öptüm. O an yalnızca o ve ben vardık.

Alnımı onun alnına yasladım, nefesim birbirine karışırken fısıldadım:

“Bunu sadece istemiyorum. Sana sahip olmayı hayal ediyorum, her anını, her nefesini. Hep seninle olmak…”

Ona bakarken gözlerinde aynı ateşi gördüm. Bu beni delirtiyordu.

lara'dan

Sabahın ilk ışıkları perde aralığından içeri süzülüyordu. Stefan’ın kolu hâlâ üzerimdeydi, nefesleri boynuma vuruyordu. Gözlerimi açtım, bir süre sadece onun huzurlu yüzünü izledim. Dün gecenin büyüsü hâlâ üzerimdeydi.

Tam ona dokunmak isterken Stefan da kıpırdandı, gözlerini açtı. Bana bakıp gülümsedi.

“Günaydın, güzelim.” dedi uykulu sesiyle.

Ben de hafif gülümserken, odadaki garip sessizlik dikkatimi çekti. O an hissettim… bir şey doğru değildi.

Başımı çevirdiğimde sandalyede oturanı gördüm.

Love.

Stefan da bakışlarımı takip etti, gözleri büyüdü. Love sessizce oturuyordu. Yüzünde tuhaf bir ifade vardı; kızgınlık mıydı, hayal kırıklığı mı, yoksa sadece boşluk mu… ayırt edemedim. Üzerimize çarşafı çektik.

Elinde yarısı sönmüş bir sigara, gözleri ikimize dikilmişti.

Odanın içindeki hava bir anda buz kesmişti.

Stefan’ın gözleri Love’a kilitlendi, nefesi aniden ağırlaştı. O an ayağa kalkmak ister gibi doğruldu, ama Love sakince konuştu:

“Arkadaşın seni bekliyor, Stefan. Patronun adamı sabah erkenden kapıya geldi, bir dosya götürmen gerekiyormuş.”

Sigarasından derin bir nefes aldı, gözlerini Stefan’dan ayırmadı.

"Biizmevi nerden biliyor?" Dedim. Stefan bilmem işaretiyapuyordu . "Arabası kapıda ondandır belki." Dedi love alayla.

Stefan kısa bir an donakaldı, sonra yüzüne soğukkanlı bir maske yerleştirdi. Başını yavaşça salladı.

“Anladım…” dedi, sesi sert ama kontrollüydü. kısa bir bakış attı bana ,onun gözlerimdeki şaşkınlığı ve endişeyi görmezden gelmeye çalışarak ayağa kalktı. "Arkanı mı dönsen?" Dedi love'a love sinsi gülümseme ile odadan çıktı.

"Her şey yolunda mı?"

Stefan gelip sarıldı saçlarımı koklayıp, "hemde her şey sadece geleceğimiz için çabalıyorum ve ablan da ablalık yapıyor sanırım" dedi yanağımı öpüp.

stefandan.

Evden çıkıp arabaya bindim o sırada patron arıyordu "buyrun" diye açtım telefonu. "Bugün önemli bir gün stefan. size aynı kandan olmadığım ama birlikte büyüdüğüm kardeşim eşlik edecek." Yine kimi başımıza sarıyor aq lavuğu. "Tabii nasılsın isterseniz." "Onu kulübün önünden alın." "Geliyorum patron"

Love ile anlaşmıştık iki sokak ötede bekliyordum. takımın ceketi ve kravatı lara odasında bıraktım siyah kumas üstüne beyaz gömleğim vardı. Arabaya love'ın binmesiyle gözüm ona döndü. Siyah bir askılı body siyah kot giymişti. "Fazla değil mi?" Memnuniyetsiz suratla bana dönüp. "Bilmediğin işlere karışma ufaklık" dedi ve arabada yayıldı. Klübe doğru sürmeye başladım. "Partomun üvey kardesi varmış onu alacağız."

"Üvey değil manevi denir ona" ters ters baktı ve "aynı şey".

Kulübün önüne gelip beklemeye başladık.

Dışarıdaki ışık altında netçe gördüm. Adam siyah kot pantolon, üzerine beyaz tişört giymişti. Omzuna attığı deri ceket ona daha da asi bir hava katıyordu. Sanki kulübün değil de başka bir dünyanın adamıydı.

Yanımıza doğru yürüdü. Yavaş, emin, dikkat çekici… Adımlarındaki özgüven her hareketinden taşarken, gözleri doğrudan bizim arabaya kilitlendi.

Love, camdan bakarken dudaklarının kenarında belli belirsiz bir tebessüm belirdi. Gözlerini kısıp fısıldadı:

— “İşte, bahsettikleri Damon bu olmalı.”

Ben direksiyona yaslanıp kaşlarımı çattım.

— “Karizması varsa da işimize yaramaz. Patronun manevi kardeşiymiş. Beladan başka bir şey getireceğini sanmıyorum.”

Kapı açıldı, Damon öne eğilip içeri baktı. Gözleri önce bana, sonra Love’a kaydı. Hafifçe gülümsedi.

— “Görünüşe göre yol arkadaşlarım sizsiniz.”

Love, sesi yumuşak ama merak dolu bir tonda yanıtladı:

— “Öyle görünüyor.”

Ben ise sadece direksiyona vurup kısa bir baş selamı verdim.

Love gerginlikle arkaya doğru geçti. Damon dedikleri öne oturdu. Ve sigara yaktı. Bende sürmeye başladım o adrese.

Damon camdan dışarı bakarken dudaklarında yarım bir gülümseme vardı. Sessizliği bozup bana dönerek konuştu:

— “Stefan, senin için zeki bir adammışsın diyorlar. Hatta fazlasıyla dikkatliymişsin. Doğru mu?”

Direksiyonu sıkı kavradım, kısa bir bakış attım.

— “Ne kadar doğru olduğunu zaman gösterir.”

Damon kahkaha attı, kafasını iki yana sallayarak sigarasını söndürdü.

— “Cevaplara bak. Alçakgönüllülük numarası yapıyorsun ama derinlerde fazlasıyla zekisin. Hoşuma gitti.”

O sırada arka koltuktan Love homurdandı.

— “çok konuşup fazla laf yapmasan keske."

Damon dikiz aynasından gözlerini Love’a dikti, dudak kenarıyla sırıttı.

— “Ah… işte beklediğim enerji. Sen biraz dikenli bir güle benziyorsun, değil mi?”

Love gözlerini devirerek kollarını kavuşturdu.

— “Dikenlerimden canın yanabilir, haberin olsun.”

Damon hafifçe arkasına döndü, gözlerini onun üzerinde gezdirip alaycı bir gülüşle karşılık verdi:

— “Yanarsa yansın. Güzel bir şey için acıya katlanmaya değer.”

Love bir an duraksadı ama yüzünde hafif kızgın, hafif eğlenmiş bir ifade belirdi.

— “nesin sen baş belası falan mı?”

Damon dudaklarını ısırıp gülümseyerek fısıldadı:

— “Kesinlikle.”

Arabada hava giderek elektriklenmişti, ben ise direksiyona odaklanmaya çalışırken kafamda tek bir düşünce vardı: Bunlar daha ilk günden birbirini boğazlayacak… ya da çok daha karışık bir şeye dönüşecek.

Orman yoluna girerken Damon cebinden bi kutusu çıkardı bazı h*planı içti

Kafamı sağa çevirdim bunlar bunsuz hiçbir şey yapamayacak kadar vasıfsızlardı .

Love elini uzatıp kutudan h*ptan aldı. Aynadan ona dik dik bakmaya başladım. "Ne tir tir mi titriyim?" Dedi love.

"Sen de istemez misin?" Dedi Damon. "Ben böyle şeylerin kölesi olmam." Damon gülümseyerek kafasını salladı ve kutuyu cebine koydu.

Adamlar teslimat için bizi bekliyordu. Arabayı durdum ama farlar açıktı diğer arabalarında. Damon kendinden emin bir şekilde indi.

Love ürkek duruyordu ona yakın durdum. Bir adam yaklaştı "sayım yapacağız eksik çıkmaz umarım." Damon'ın suratı cok fazla ciddiydi. "Umarım. hepiniz evinize sağ salim gitmelisiniz." Dedi

&

Sayım uzun sürenin ardından bitmişti. Bir adam damon'a çantayı verdi.

''Say bakalım stefan Umarım eksik çıkmaz" dedi adamlara dönüp çantayı bana uzatarak.

Elinden aldığım çantayı arabanın bagajın üstüne koydum ve kapağı açtım. Çantayı ağzına kadar euro,dolar doluydu balya balya. Saymaya başladım.

25dk sonra

"Tamam damon" damon bana dönüp kafasıyla onayladı.

"Müdürümüz seni görecek." Dedi adam damona. Damon yanlız kalmasın diye yanına geçtim. Gülümseyerek farların ordan gelen adamı bekledik yüzü seçilmiyordu. Geniş yapılı bir adamdı orta yaşlı biriydi.

Damon gülerken bi anda yüzünden silindi o gülümsemesi sanki masum bi çocuk gibi bakmaya başladı. Ardından yüzü sertleşti kinle bakmaya başladı.

"Burayı unutma. Sana söz kafanı bu ağaçta sergileyeceğim." Dedi

Has**ktr

Dönüp şaşkın bi şekilde ona baktık love da bakıyordu. Bizi burda öldürseler için güzel konuşuyordu.

Arkasını dönüp arabaya yürüdü bizde arkasından.

"Seni de sevgilin gibi ö**düreceğim ." Dedi ben tam o sırada çantayı almıştım. Love ise arabaya biniyordu,damon ön kapıyı açmıştı. Şeytani bir gülüşle arabaya bindi. Direksiyona geçtiğimde yüzüne baktım gözleri kıpkırmızıydı. Bir hikayesi vardı.

&

Yarım saattir evde patronun bekliyorduk. Herkes bi köşede yatıyordu gözüm ağırlaşmıştı.

1saat sonra

Gözümü açtığımda birden toplandım uyumuş kalmışım.

patron bizi si*memiş olsa bari diye içimden geçirdim. Diğerleri yoktu diğer odaya girdim.

Girdiğim anda gördüklerim hem hayalkırıklığı hem de ölümdü.

Damon love'ın üstündeydi bildiğimiz manzara birden toplandılar

"Napıyosunuz lan siz?" Diyerek içeri girdim. Damon hala alaycı gülümsemedeydi. Love panik olmuştu.

"Sonunuzu mu getirmeye çalışıyorsunuz amk"

"Stefa.."

"Sakın!" Diye bağırmış bulundum love'a

''Sakin ol patron." Dedi damon. O sırada odaya patron adamları ile girdi.

"Bu gidişle patron sen olacaksın"" dedi bana ve koltuğa oturdu.

Hepimize korku girmişti. "Ne oluyor?"

"Stefan fazla kontrolcü abim sanki" dedi damon.

"O yüzden benimle" diye ekledi patron kafamla teşekkür ettim.

"Payınızı bi kaç güne vericem biraz dağılmamız lazım. Love seni kal bu gece." Deyince patron lafa atıldım.

"Annesi arıyor patron." Bana bakıp kafasıyla onayladı "o halde git bugün"

Love'a sert bakıyordu.

Oradan çıkıp çağırdıkları taksiye bindik.

"Stefan."

Yolu izlerken "bişey deme love. Kafam senin saçmalıklarını kaldıramaz" dönene kadar sessizlik.

Eve vardığımızda annesi açtı kapıyı

"Lara yokmu?" Dedim. Arkadaşında kaldığını söyleyip içeri geçti. Sinirle larayı aradım . Love da bekkliyordu.

"Neredesin sen?"

"Noluyo askım" daha da sinirlenmiştşm "lara neredesin dedim sana" sesim yükselmişti. Love bana sert bakıyordu

"Caroline ile oturuyoruz." Dedi, "eve gelmeyecek misin?"

"Burada kalıyorum sevgilim" demesine daha sakin bir şekilde "tamam dikkat et sabah bize gel" deyip kapadım. Kapayınca aradı açmadım.

"Kardeşime Düzgün davran"

"Yeterince sinirliyim üstüme gelme" deyip evin yolunu tuttum

Love’dan

Bütün gece kafamın içinde aynı cümle dönüp durdu: “Sonunuzu mu getirmeye çalışıyorsunuz?” Stefan’ın o öfkeyle bağırışı hâlâ kulağımda çınlıyordu. Ama dürüst olayım, bana komik bile gelmişti. Fazla kontrolcüydü. Patronun söylediği gibi, abisiymiş gibi davranıyordu. Oysa ben kimsenin çocuğu değilim.

Damon’a gelince… o adamın içindeki karanlığı gördüm. Yüzündeki alaycı gülümseme, gözlerindeki öfke… Ve yine de inanılmaz bir çekim vardı. Tehlike kokuyordu, evet. Ama tehlikenin bana hep çekici geldiğini inkâr edemem.

Yolda yürürken sigaramın dumanını havaya savurdum. Adımlarım sertti, omuzlarım dik. Bu şehirde kimseye eğilmem. Stefan’ın gerginliği de, patronun soğuk bakışları da umurumda değildi. Benim yolum benim kurallarımla çizilir.

Evin kapısına geldiğimde tokmağı iki kez vurdum. İçeriden beklediğim ses geldi:

— “Hoş geldin, sevgilim.”

Kapıyı açtığında yüzünde özlem vardı. İçeri girdim, üzerimdeki bütün öfke ve yorgunluk kapının dışında kaldı.

Odada birbirimize sarıldığımız an, gecenin tüm ağırlığı silindi. Dudakları boynumda gezinirken gözlerimi kapattım, parmaklarım saçlarına kenetlendi. Tenindeki sıcaklık damarlarımı tutuşturuyordu.

Nefesim kesik kesik çıkarken dudaklarımdan istemsiz bir inilti koptu:

— “Ah… Jack…”

BÖLÜM SONU.

love karakteri ve umursamzlığıbeni benden alıyor. Nasıl bulunduz bu bölümü? Bakalım lara bu duruma ne tepki verecek? Heyecannn

Bölüm sonu

5 yorum