"Ezgi koş! Acele et!"
Bir taraftan koşup bir taraftan da Ezgi'ye bağırıyordum. Adamlar ile aramıza çok mesafe girmişti ama her an o mesafeyi kapatabilirlerdi.
"Deniyorum Yosun ama çok yoruldum artık!"
"Dayan kardeşim, dayan!"
Hızımı daha da arttırıp sokağın sonundan sola döndüğümde sert bir bedene çarptım. İkimiz birden yere düşerken belimde bir kol hissettim.
"Ahh!"
Kafamı kaldırıp arkama baktığımda Ezgi'yi göremeyince telaşlandım. Önüme döndüğümde ise adamın bileğimi tuttuğunu ve doğruluğunu gördüm. Başından beri kafasının açısından dolayı gözlerini kapatan adam gözlerini açıp gözlerimin içine baktı. Gözlerindeki sert bakışla korktum. Sanki beni öldürmek ister gibi bakıyordu. Korkuyla yutkundum.
"Önüne bakmak nedir bilir misin sen?"
"Ben gerçekten çok özür dilerim görmedim sizi. Acelem vardı ve Ezgi ile-..." derken hâlâ Ezgi'yi aramadığım aklıma geldiğinde hızla ayağa kalktım.
"Ezgi! Ezgi neredesin?! Ezgi ses ver!" sokağın sonuna kadar koşmaya başladığımda adamın arkamdan 'bekle' dediğini duymuştum ama duramazdım. Ezgi.. Kardeşim neredeydi?
___________________________________________________
Saatlerdir sokaklarda bir o yana bir bu yana koşup duruyordum ama Ezgi hiçbir yerde yoktu. Ne Ezgi ne de az önce bizi kovalayan adamlar. Belki de okulda, kütüphanede kalmasaydık o olaya şahit olmazdık.
Ama artık çok geç ve Ezgi.. Ezgi yok..
Bu zamana kadar zorla tuttuğum göz yaşlarım yanaklarımdan bir bir akmaya başladı. Ellerimle yüzümü kapatıp olduğum yere çöktüm. Neredeydi? Yoksa o adamlar onu almış mıydı? Ona ne yaparlardı ki? Her şeyi?
Daha şiddetli ağlarken dizlerimin üzerine düştüm.
Kaç dakikada ya da kaç saattir orada öylece oturup ağladım bilmiyorum. Kalkıp Ezgi'yi aramam gerekiyordu ama o hiçbir yerde yoktu.
Parlak bir ışık ve ardından gelen korna sesiyle kafamı kaldırdığımda karşımdan gelen arabayı gördüm. Ölecek miydim? Sonum böyle mi olacaktı yani? Peki ya Ezgi? Ona ne olacaktı?
Parlak ışık nedeniyle gözlerim kapanmışken araba ani bir frenle durdu.
Kapalı gözlerimden yaşlar akıyordu. Arabanın kapısının açıldığını duydum. Gözlerimi açmadım. Bana yaklaşan adım sesleri işittim. Gözlerimi açmadım.
Belki de o adamlar gelip beni bulmuştu ve beni de götüreceklerdi. Ezgi'me, kardeşime kavuşurdum ben de.
"Buldum seni." diyen ses ile gözlerimi daha da sıktım.
Yüzünü görmek istemiyordum. İğrenç bir insandı o. O ara sokakta gördüklerimden sonra...
Kollarımda baskı hissederken yavaşça ayağa kaldırdı. Karşısında, ayakta dikelirken sıcak nefesi yüzüme çarpıyordu. Midem bulanırken yüzümü buruşturdum.
"Gözlerini açmayı düşünmüyor musun sakar kız?"
Sakar mı?
Gözlerimi yavaşça açarken karşımdaki adama baktım. Az önce sokağın köşesinde çarpıştığım adamdı. Adam burnumun dibine girmişti.
Az önce midemi bulandıran sıcak nefes şimdi de nefes alış-verişimi hızlandırmıştı.
Geriye doğru bir adım atarken kolumdan tutup peşinde sürüklemeye başladı.
"Hey! Bırak beni!"
Beni arabasına bindirip çıkmama fırsat vermeden kapıyı kilitledi. Şoför koltuğuna otururken kısa bir an kilidi açıp oturdu ve tekrar kilitledi.
Zorla oturtulduğum koltukta yan bir şekilde dönerek adama bağırmaya başladım.
"Sen kim olduğunu sanıyorsun ya?! Aç kapıyı ineceğim ben!"
"Kes sesini yoksa ben keseceğim!"
Birden bağırmasıyla yerime sindim. Korkuyordum. Düştüğümüz zaman da beni öldürecek gibi bakıyordu zaten. Bana ne yapacaktı?