Laboratuvar sessizliğe gömülmüştü.
Aras’ın gözleri karşısındaki kadından ayrılmıyordu.
“…Anne?”
Kadın kılıcını yere indirdi.
Yüzünde yılların yorgunluğu vardı.
Gözlerinden yaş süzüldü.
“Evet…”
“Ben annenim.”
Aras’ın dizleri titremeye başladı.
“Ama… bana öldüğünü söylediler.”
Kadın başını eğdi.
“Çünkü seni korumak için ölmek zorundaydım.”
Tam o sırada Adrian’ın kahkahası bütün laboratuvarda yankılandı.
“Ne kadar dokunaklı…”
“Eğer aile buluşmanız bittiyse…”
“…oyuna devam edelim.”
Duvarlar bir anda açıldı.
Yeni Titan birlikleri laboratuvara girmeye başladı.
Hayalet Timi ateş açtı.
Silah sesleri binayı doldurdu.
Defne, Aras’ı kolundan çekti.
“Buradan çıkmalıyız!”
Ama Aras yerinden kıpırdamadı.
“Bunca yıl neredeydin?”
Annesi derin bir nefes aldı.
“Kaçıyordum.”
“Adrian beni öldürmek istedi.”
“Çünkü…”
“…Protokol’ü durdurabilecek tek kişi bendim.”
Omega sessizce onları izliyordu.
İlk kez gözlerindeki kırmızı ışık zayıflamaya başladı.
Aras ona baktı.
“Sen neden bize yardım ediyorsun?”
Omega birkaç saniye sustu.
“Çünkü ben hiçbir zaman kötü olmak istemedim.”
“Ben…”
“…sadece senin yerine yaşamaya zorlandım.”
Aras’ın boğazı düğümlendi.
Karşısındaki düşman değil…
Kendisi gibi yıllarca deneylerde büyümüş bir çocuktu.
Bir anda Defne’nin telsizi çaldı.
Sessizce konuştu.
“Evet…”
“Tamam.”
“Anlaşıldı.”
Konuşma biter bitmez yüzü değişti.
Soğuktu.
İfadesizdi.
Kaan bunu fark etti.
“Defne?”
Defne yavaşça döndü.
Belindeki tabancayı çıkardı.
Ve…
Silahı Aras’a doğrulttu.
Laboratuvarda herkes dondu.
“Defne…”
“Ne yapıyorsun?”
Defne’nin gözlerinden yaş aktı.
“Özür dilerim.”
“Başka seçeneğim yoktu.”
Tam o anda Adrian’ın sesi duyuldu.
“Görevini tamamla.”
Defne gözlerini kapattı.
Tetiğe bastı.
BANG!
Kurşun Aras’a doğru ilerledi.
Tam isabet edecekken…
Omega kendini Aras’ın önüne attı.
Kurşun onun göğsüne saplandı.
Omega dizlerinin üzerine çöktü.
Aras çığlık attı.
“OMEGA!”
Defne ağlıyordu.
“Ben bunu yapmak istemedim!”
Kaan öfkeyle bağırdı.
“Bize ihanet ettin!”
Defne silahını yere attı.
“Adrian kardeşimi kaçırdı.”
“Eğer emrini dinlemezsem…”
“…onu öldürecekti.”
Laboratuvar sessizleşti.
Aras ilk kez Defne’nin gözlerindeki çaresizliği gördü.
Tam o sırada Adrian’ın sesi yeniden yükseldi.
“Artık ona ihtiyacım kalmadı.”
Bir ekran açıldı.
Defne’nin kardeşi sandalyeye bağlıydı.
Adrian parmaklarını şıklattı.
Ekran karardı.
Defne’nin yüzü bembeyaz oldu.
“Hayır…”
“Hayır…”
Adrian soğuk bir sesle konuştu.
“Yalan söylemeyi hiç sevmem.”
“Kardeşin zaten bu sabah öldü.”
Defne olduğu yere yığıldı.
Adrian onu başından beri kandırmıştı.
Omega son nefesini vermek üzereydi.
Aras onun yanına çöktü.
“Dayan…”
Omega güçlükle gülümsedi.
“Aras…”
“Sen özgürsün.”
“Ama ben…”
“…hiç yaşayamadım.”
Aras’ın gözlerinden yaşlar akıyordu.
Omega cebinden küçük bir veri çipi çıkardı.
“Bunu al.”
“İçinde…”
“…Adrian’ın bütün sırları var.”
Aras çipi aldı.
Omega son kez gökyüzüne baktı.
“Keşke…”
“…gerçek kardeşin olabilseydim.”
Gözleri yavaşça kapandı.
Ve hareket etmeyi bıraktı.
O anda Aras’ın göğsündeki sembol yeniden parladı.
Bu kez kırmızı değil…
Maviydi.
Bütün Titanlar aynı anda durdu.
Sanki yeni bir emir bekliyorlardı.
Aras ayağa kalktı.
Gözlerindeki ifade tamamen değişmişti.
Artık korkmuyordu.
Öfkeliydi.
Ve tek bir cümle söyledi:
“Adrian… Bu savaşı sen başlattın.”
“Bitirecek olan da ben olacağım.”
Tam o sırada laboratuvarın en büyük kapısı büyük bir gürültüyle açıldı.
İçeriden devasa siyah bir zırhlı Titan çıktı.
Boyu neredeyse beş metreydi.
Göğsünde altın renkte tek bir kelime yazıyordu:
ALFA
Ve Adrian’ın sesi yankılandı:
“Gerçek savaş şimdi başlıyor…”
DEVAM EDECEK …