İçeriğe geç

Karanlık Miras

Bölüm 7 · 7 dk okuma

Karanlık Miras

Bölüm 7

Kaldığı Yerden

Lina uyandığında ev alışılmadık kadar sessizdi.

Mutfağa geçti.

Masanın üzerinde küçük bir not duruyordu.

"Minik yıldız,

Sen uyanmadan çıktım. Seni uyandırmaya kıyamadım.

Kendine iyi bak. Yakında yine görüşeceğiz.

– Olivia"

Lina istemsizce gülümsedi.

Notu dikkatlice katlayıp cebine koydu.

“Yine erkenci davranmış...”

Hazırlanıp evden çıktı.

Kapının önünde siyah araba çoktan bekliyordu.

Şoför kapıyı açıp gülümseyerek,

“Günaydın Bayan Lina.”

“Günaydın, Ethan.”

Ethan arabaya binmesini beklerken Lina bir an durdu.

“Ethan, sence bugün okula gitmesem fark ederler mi?”

Ethan hiç düşünmeden cevap verdi.

“Profesörler eder.”

“Arkadaşlar?”

“Büyük ihtimalle onlar da.”

“Peki ya ödevler?”

“Onlar sizi asla unutmaz.”

Lina gülmeye başladı.

“İşte en korktuğum cevap buydu.”

Ethan omuz silkti.

“İsterseniz arabayı eve geri çevirebilirim.”

Lina başını iki yana salladı.

“Yok, vazgeçtim. Cesur olacağım.”

“İşte bu daha çok Bayan Lina'ya benziyor.”

İkisi de gülümseyince Ethan kapıyı kapattı.

Kısa bir yolculuğun ardından araba Blackwood'un demir kapılarının önünde durdu.

Lina iner inmez Maya koşarak yanına geldi.

“Yaşayan efsane geri döndü!”

Lina güldü.

“Bir gün gelmedim sadece.”

“Bir gün mü? Ben sıkıntıdan ölecektim.”

“Abartıyorsun.”

“Hiç abartmıyorum. Dün profesör seni iki kere sordu.”

“Gerçekten mi?”

“Evet. Bir de...” Maya etrafına bakıp sesini alçalttı. “Aras'la Sylan'a kavga yüzünden bir hafta boyunca birlikte nöbet görevi vermişler.”

Lina istemsizce güldü.

“Ciddi misin?”

“Hayatımda duyduğum en komik ceza.”

İkisi gülerken uzaktan ders zili çaldı.

Maya, Lina'nın koluna girdi.

“Bu sefer kavga çıkmadan sınıfa yetişelim.”

“Anlaştık.”

İkisi gülerek okul binasına doğru yürüdü.

Profesör henüz gelmemişti.

Maya çantasını sıraya bırakıp Lina'ya döndü.

“Dün yoktun ya... Gerçekten sıkıldım.”

“Bir gün gelmedim.”

“Bir gün bile fazla.”

Lina güldü.

“Abartmayı ne zaman bırakacaksın?”

“Hiçbir zaman.”

Tam o sırada sınıfın kapısı açıldı.

Aras içeri girdi.

Kolundaki sargı çıkarılmıştı.

Sınıfta boş yer olmasına rağmen Lina'nın olduğu tarafa kısa bir bakış attı.

Sonra en arka sıraya geçti.

Maya bunu fark edip Lina'nın kulağına eğildi.

“Bakıyor.”

“Bakmıyor.”

“Bayağı bakıyor.”

Lina gözlerini devirdi.

“Dersine baksana.”

Profesör sınıfa girince konuşmalar kesildi.

Ders beklenenden kısa sürdü.

Zil çaldığında Maya çantasını omzuna astı.

“Ben Rowan'ın maçını izlemeye gidiyorum.”

“Yine mi?”

“Çocuk sonunda bir şey kazanacak mı merak ediyorum.”

“Ya kazanırsa?”

“Bir hafta bununla övünür.”

“Ya kaybederse?”

Maya sırıttı.

“İşte o zaman daha eğlenceli.”

Lina kahkaha attı.

“Sen korkunç bir arkadaşsın.”

“Biliyorum.”

Maya el sallayıp koridora karıştı.

Sınıf yavaş yavaş boşalırken Lina da çıkmak için ayağı kalktı.

Tam kapıya yönelmişti ki...

"Lina."

Arkasını döndü.

Aras'tı.

İlk kez sesi her zamankinden daha sakindi.

“İki dakikan var mı?”

Lina birkaç saniye sustu.

“Ne için?”

"Konuşmak için.”

“Konuşacak bir şey kaldığını sanmıyorum.”

“Ben sanıyorum.”

Lina gözlerini kaçırdı.

“Aras... O gün söylediklerinden sonra sana güvenmem kolay değil.”

Aras başını hafifçe eğdi.

“Biliyorum.”

“Özür dilemeye gelmedim.”

Lina kaşlarını çattı.

“Çünkü özür, olanları değiştirmez.”

“Peki ne değiştirebilir?”

Aras ilk kez doğrudan gözlerinin içine baktı.

“Gerçek.”

Koridorda kısa bir sessizlik oldu.

Lina cevap vermedi.

“Şu an anlatamam.” dedi Aras. “Ama zamanı geldiğinde ilk sana anlatacağım.”

Lina derin bir nefes aldı.

“Umarım bu sefer gerçekten doğru zamanı beklersin.”

Bunu söyledikten sonra arkasını dönüp yürüdü.

Aras olduğu yerde kaldı.

Lina ise koridorun sonundaki eski merdivenlere yöneldi.

Adımlarını hızlandırdı.

Bu kez kimse onu çağırmıyordu.

Merak...

Onu yeniden arşive götürüyordu.

Lina eski taş merdivenlerden ağır ağır indi.

Arşiv her zamanki gibi sessizdi.

Elini siyah kitabın kapağına koyduğu anda kitap kendiliğinden açıldı.

Sayfalar rüzgâr yokken bile çevrilmeye başladı.

Son sayfada durdu.

İnce bir ışık kitabın içinden yükseldi.

Lina derin bir nefes aldı.

Gizli kapı yeniden açıldı.

Bu kez korkmadan içeri girdi.

Taş koridorun sonunda, zincirlerin arasında duran kadın yine oradaydı.

Uzun siyah saçları omuzlarından dökülüyor, gözleri ay ışığı gibi parlıyordu göğüs dekorteli

Beyaz elbisenin uçları aşağı kadar uzanıyordu.

Kadın hafifçe gülümsedi.

“Geleceğini biliyordum.”

“Beni gerçekten görebiliyor musun?”

“Hayır.”

“Peki nerede olduğumu nasıl biliyorsun?”

“Çünkü kader, attığın adımları benden önce fısıldıyor.”

Lina birkaç adım daha yaklaştı.

“Geçen sefer bana Ayın Varisi olduğumu söyledin.”

“Evet.”

“Buna hâlâ inanmıyorum.”

Kadın gülümsedi.

“İnanmak zorunda değilsin.”

“Öyleyse neden buradayım?”

“Çünkü kalbin, aklından daha cesur.”

Lina cevap veremedi.

Kadın zincirlerinden birini tuttu.

Demir halkalar hafifçe titreşti.

“Şu zincirleri görüyor musun?”

“Evet.”

“Bunlar demir değil.”

Lina şaşkınlıkla baktı.

“Peki ne?”

“Kan Yemini.”

“Kan Yemini...”

“Yıllar önce beni buraya insanlar hapsetmedi.”

“Kim yaptı?”

Kadın gözlerini kapattı.

“Varisler.”

Lina'nın nefesi kesildi.

“Annem de mi?”

Kadın başını yavaşça salladı.

“Annen... Son mühürü taşıyan kişiydi.”

Sessizlik çöktü.

Lina'nın boğazı düğümlendi.

“Annem kötü biri değildi.”

“Hayır.”

“Öyleyse neden...”

“Çünkü bazen doğru olan seçim... en acı olandır.”

Lina'nın gözleri doldu.

“Bana her şeyi anlat.”

Kadın başını iki yana salladı.

“Hayır.”

“Neden?”

“Çünkü öğrendiğin gerçekler sana ait olmalı. Ben sana yolu gösterebilirim... ama o yolu sen yürümelisin.”

Lina hayal kırıklığıyla yere baktı.

Tam arkasını dönecekken kadın onu durdurdu.

“Bekle.”

Lina dönüp baktı.

“Ellerini uzat.”

Lina tereddüt etti ama ellerini açtı.

Kadın avuçlarına baktı.

“Gücünü arama.”

“Peki ne yapacağım?”

“Dinle.”

“Neyi?”

Kadın gözlerini kapattı.

“Kendini.”

Arşiv yeniden sessizliğe gömüldü.

İlk başta hiçbir şey olmadı.

Sonra Lina'nın avuçlarının tam ortasında ince, gümüş renkli bir desen belirdi.

Bir hilal...

Hilalin etrafında, gözle zor seçilen yıldız çizgileri dolaşıyordu.

Lina nefesini tuttu.

“Bu... ne?”

Kadın ilk kez ciddi bir ifadeyle konuştu.

“Bu bir güç değil.”

“Öyleyse?”

“Bu, Ayın Varisi'nin mührü.”

“Ve bugün... seni ilk kez tanıdı.”

Lina, avucundaki gümüş hilale bakakaldı.

“Bu... gerçekten benim mi?”

Cadı başını hafifçe salladı.

“Hayır.”

Lina şaşkınlıkla ona baktı.

“Bu mühür sana ait değildi.”

“Ne demek istiyorsun?”

“Yüzyıllardır hiçbir mühür kimseye ait olmadı. Varisler değişir... Mühür kalır.”

Lina sessizce dinledi.

“Peki neden ben?”

“Çünkü seni seçti.”

“Ne zaman?”

Cadı'nın bakışları ağırlaştı.

“Doğduğun gün değil.”

“On yedinci yaş günüm mü?”

“Hayır.”

Lina'nın kaşları çatıldı.

“Her Ay Varisi, on yedinci büyük dolunayını gördüğünde uyanmaya başlar.”

“O yüzden mi son zamanlarda...”

“Evet.”

“Kitap seni bu yüzden çağırdı.”

“Ve beni gördün.”

“Çünkü artık zamanın geldi.”

Lina derin bir nefes aldı.

“Ne kadar zamanım var?”

Cadı ilk kez ciddi bir ifadeyle konuştu.

“Bir sonraki dolunaya kadar.”

Lina'nın yüzündeki ifade değişti.

“Sonra ne olacak?”

“Tutulma başlayacak.”

“Tutulma mı?”

“Üç gece sürecek.”

“Ve o üç gecede kaderin karar verecek.”

Lina yutkundu.

“Ya başarısız olursam?"

“Sen başarısız olmazsın.”

“Bunu nereden biliyorsun?”

“Bilmiyorum.”

Kadın hafifçe gülümsedi.

“İnanıyorum.”

Lina birkaç saniye sustu.

“Peki Aras?”

Kadının yüzündeki gülümseme silindi.

“Gecenin Varisi de aynı gece tamamen uyanacak.”

“Yani ikimiz...”

“Aynı kaderin iki yarısısınız.”

“Peki Sylan?”

Kadın zincirlerine baktı.

“O, bu hikâyenin kayıp parçası.”

“Kayıp parça?”

“Bir zamanlar koruması gereken şeyi kaybetti.”

“Ne kaybetti?”

“Bunu sana anlatacak kişi ben değilim.”

Sessizlik oldu.

Lina başını eğdi.

“Bütün cevapları neden vermiyorsun?”

Cadı yavaşça ayağa kalktı.

Zincirler ince bir ses çıkardı.

“Çünkü kader, hazır olmayan birine gerçeği vermez.”

Kadın avucunu demir parmaklıkların arasından uzattı.

“Şimdi gözlerini kapat.”

Lina tereddüt etti.

Sonra gözlerini kapadı.

“Kalbinin sesini dinle.”

İlk başta hiçbir şey olmadı.

Sonra göğsünün tam ortasında sıcak bir his yayıldı.

Sanki içinde yavaşça atan ikinci bir kalp vardı.

“Bu his...”

“Onu bastırma.”

“Kontrol edemiyorum.”

“Kontrol etmeye çalışma. "

" Peki ne yapacağım. "

" Onu tanıyacaksın. "

Lina gözlerini açtı.

Avucundaki hilal bu kez daha parlak yanıyordu.

Cadı gülümsedi.

" bugünden itibaren her gece dolunay doğmadan önce beş dakika burada olacaksın."

"Bana büyü mü öğreteceksin? "

"Hayır."

"Öyleyse!"

Kadın başını hafifçe eğdi.

"Ben sana büyü öğretmeyeceğim."

"Ben sana kendini öğreteceğim."

İki hafta göz açıp kapayıncaya kadar geçti.

Lina artık gücünü daha iyi kontrol edebiliyordu.

Avucundaki hilal istediğinde kısa süreliğine beliriyor, sonra yeniden kayboluyordu.

Okul ise her zamanki gibi hareketliydi.

Son dersin zili çalar çalmaz Maya ayağa fırladı.

“Haydi!”

“Nereye?”

“Spor salonuna.”

“Yine Rowan mı?”

“Bu sefer gerçekten son.”

Lina gülerek çantasını omzuna astı.

“İnanmıyorum ama geliyorum.”

Spor salonuna girdiklerinde basketbol antrenmanı devam ediyordu.

Sahanın ortasında Aras, takım arkadaşlarıyla maç yapıyordu.

Ter içinde kalmıştı ama her zamanki ciddi ifadesi yüzünden hiç yorulmuş gibi görünmüyordu.

Bir pası tek eliyle yakalayıp sayı yaptı.

Tribünlerden birkaç alkış yükseldi.

Maya dirseğiyle Lina'yı dürttü.

“Basketbol oynadığını bilmiyordum.”

“Ben de.”

Tam o sırada Rowan onları fark etti.

Topu arkadaşına atıp tribünlere doğru yürüdü.

“Demek yine geldiniz.”

Maya kollarını bağladı.

“Geçerken uğradık.”

“Yalan.”

“Neresi yalan?”

“Geçerken kim spor salonuna uğrar?”

Maya gülmemek için dudaklarını ısırdı.

“Belki ben.”

“Hiç inandırıcı değilsin.”

Lina ikisinin atışmasını izleyip gülümsedi.

“Ben dışarı çıkıyorum.”

Maya başını çevirdi.

“Beş dakika bekle, tamam mı?”

“Tamam.”

Lina spor salonundan çıkıp okul bahçesine geçti.

Hava serinlemişti.

Ağaçların arasından esen rüzgâr günün yorgunluğunu alıyordu.

Bir banka oturup gökyüzünü izledi.

İçinden ilk kez ne Aras'ı ne de cadıyı düşündü.

Sadece sessizliği dinledi.

Birkaç dakika sonra Maya koşarak geldi.

“Beklettim mi?”

“Biraz.”

“Rowan konuşmaya başlayınca susmuyor.”

Lina güldü.

“Anlamıştım.”

İkisi birlikte okul kapısına doğru yürüdüler.

Kapının önünde yolları ayrıldı.

“Yarın görüşürüz.” dedi Maya.

“Yarın.”

Lina, onu almaya gelen siyah arabaya binip evinin yolunu tuttu.

Bölüm sonu...

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.