Işığı yavaşça çekildi.
Aras gözlerini açtığında kendini ormanın çıkışında buldu.
Tam karşısındaki patikada bir siluet belirdi.
Lina.
İkisi de aynı anda birbirini gördü.
Lina'nın gözleri doldu.
Hiç düşünmeden koşmaya başladı.
"Aras!"
Aras da ona doğru yürüdü.
Lina gelip boynuna sıkıca sarıldı.
"Sen..."
"Nefes alıyorsun..."
Aras kollarını onun beline doladı.
Başını hafifçe eğip alnına, sonra da dudaklarına kısa ama özlem dolu bir öpücük kondurdu.
"Ah..."
"Tatlı Lina'm."
Lina gülmeye çalışırken gözyaşlarını silemedi.
"Seni kaybettim sandım."
Aras başını iki yana salladı.
"Ben de seni."
Bir süre birbirlerinden ayrılmadılar.
Sonra Lina geri çekilip yüzüne baktı.
"İyi misin?"
Aras hafifçe gülümsedi.
"Sanırım."
"Peki ya sen?"
Lina derin bir nefes verdi.
"Ben de... sanırım."
Tam o anda gökyüzündeki dolunay bembeyaz parladı.
Ormanın içinden buz gibi bir rüzgâr esti.
İkisinin gülümsemesi aynı anda kayboldu.
Uzakta dalların arasında karanlık gölgeler hareket etmeye başladı.
Son gecede... başlamıştı.
Şafak sökmeye başlamıştı.
Caelan son mumu söndürüp çantasına koydu.
Sylan da yerdeki eşyaları toplamaya başladı.
"Bir daha senin ritüeline gelirsem aklımı sorgula."
Tam o anda koridorun sonunda fısıltılar yükseldi.
İkisi aynı anda başını kaldırdı.
Onlarca ruh...
Yavaş adımlarla onlara doğru geliyordu.
Yüzleri vardı.
Ama gülümsemeleri normal değildi.
Sylan derin bir nefes aldı.
"...Kaçalım."
"Olur."
İkisi aynı anda dönüp koştu.
Kaleden çıkıp ormana daldıkları anda arkalarındaki çığlıklar daha da yaklaştı.
Sylan nefes nefese bağırdı.
"Koruyucu değil misin sen?"
Caelan hızını hiç kesmedi.
"Evet."
"E o zaman bir şey yap!"
"Yapıyorum."
"Ne yapıyorsun?"
"Kaçıyorum."
"Gerizekalı aptal..."
Tam o anda bir ruh Sylan'ın koluna dokundu.
Sylan'ın kolu buz kesildi.
"AAAA!"
"Kolum gitti!"
Caelan bir an bile dönmedi.
"Gitmedi."
"Bir dakika sonra bakarız."
"Bir DAKİKA sonra kolum kalırsa bakarsın!"
Önleri bir anda ruhlarla kapandı.
Sylan nefes nefese durdu.
"Tamam."
"Şimdi öldük."
Arkalarından yumuşak bir kadın sesi duyuldu.
"Abartıyorsun."
İkisi aynı anda döndü.
Beyaz elbiseli siyah saçlı kadın, elindeki küçük bakır kabın içine birkaç kuru ot bıraktı.
Yoğun gri duman yükseldi.
Ruhlar çığlık atarak geri çekildi.
Sylan gözlerini kocaman açtı.
"Biz bir saattir bundan mı kaçıyorduk?"
Kadın hafifçe gülümsedi.
"Hayır."
"Siz korkunuzdan kaçıyordunuz."
Sylan bir an sustu.
Sonra Caelan'a döndü.
"Bunu niye yanında taşımıyorsun?"
Caelan omuz silkti.
"Çantama sığmıyor."
"Yemin ederim seninle arkadaş olduğum güne lanet olsun."
"Arkadaş mıyız?"
Sylan bir an düşündü.
"...Şu an onu da sorguluyorum."
Kadın başını ormana çevirdi.
"Romantizmi sonra yaşarsınız."
"Koşun."
Sylan hiç itiraz etmedi.
"Bak bu kadın doğru konuşuyor."
İkisi aynı anda yeniden koşmaya başladı.
Kapı sertçe çalındı.
Bir saniye sonra kapı açıldı.
Aras'ın annesi ikisine şaşkınlıkla baktı.
"Geç kaldınız."
Sylan nefes nefese içeri daldı.
"Keşke tek derdimiz bu olsaydı."
Caelan ayakkabılarını bile çıkarmadan merdivenlere yöneldi.
"Aras'ın odası."
İkisi koşarak üst kata çıktı.
Kapıyı açar açmaz Caelan dizlerinin üzerine çöktü.
Çantasından beyaz, ince bir taş çıkardı ve yere peş peşe semboller çizmeye başladı.
Sylan kapıyı kilitledi.
Birkaç saniye sessizce onu izledi.
Sonra dayanamayıp sordu.
"Bir dakika..."
"Şimdi Lina gerçekten Aras'ı mı seviyor?"
Caelan'ın eli durdu.
Yavaşça başını kaldırdı.
"RUHLAR PEŞİMİZDE, SEN MAGAZİN PROGRAMI MI SUNUYORSUN?"
"Tamam tamam çiz picasso."
Caelan yerdeki taşı alıp hiç düşünmeden Sylan'ın kafasına fırlattı.
Tak!
"AH!"
"Canım!"
"Sus da çember eğri olmasın!"
Sylan kafasını ovuşturdu.
"Tamam..."
"Demek seviyor."
Caelan bu kez eline geçen küçük mumluğu kaldırdı.
Sylan iki adım geri sıçradı.
"Tamam tamam!"
"Sustum!"
Caelan homurdanarak son sembolü de tamamladı.
Çember soluk gümüş bir ışıkla parladı.
Bu kez sesi ciddileşti.
"Bu çember kapanmadan onları bulmalıyız."
"Yoksa..."
"...Lina ve Aras bu dünyaya bir daha dönemeyecek."
Odadaki bütün semboller aynı anda parladı.
İnce gümüş çizgiler birbirine bağlandı.
Çemberin tam ortasında ay ışığını andıran bir görüntü belirdi.
İlk başta bulanıktı.
Sonra yavaş yavaş netleşti.
Lina ve Aras...
İkisi de aynı patikada yürüyordu.
Sylan ekrana yaklaşır gibi eğildi.
"Yaşıyorlar."
Caelan başını salladı.
"Şimdilik."
Tam o anda görüntü titredi.
Çemberin kenarlarındaki semboller birer birer kararmaya başladı.
Caelan'ın yüzündeki ifade değişti.
"Hayır..."
Sylan ona baktı.
"Ne oldu?"
Caelan hızla çantasını karıştırmaya başladı.
"Çember dayanamayacak."
"Birisi..."
"...öbür taraftan geçmeye çalışıyor."
Odanın pencereleri aynı anda şiddetle sarsıldı.
Alt kattan cam kırılma sesi geldi.
Sylan irkildi.
"Lütfen bana bunun rüzgâr olduğunu söyle."
Caelan derin bir nefes aldı.
"Rüzgâr kapıyı çalmaz."
Tam o anda...
Tak.
Oda kapısına yavaşça biri vurdu.
İkisi de donup kaldı.
Çemberin üzerindeki semboller titremeye başladı.
Caelan yere eğilip son çizgiyi de tamamladı ve rahat bir nefes aldı.
Sylan kollarını bağladı.
"Hepsi bunun için miydi?"
Caelan başını bile kaldırmadı.
"Konuşmaya devam et."
Sylan omuz silkti.
"N'olacak?"
Caelan bu kez yavaşça başını kaldırdı.
Gözlerinde o alışılmış delice gülümseme vardı.
"Sen..."
"...görürsün."
"Sana göstereceğim."
Sylan'ın yüzündeki gülümseme yavaşça kayboldu.
Tam o anda çemberin ortasındaki ışık büyüdü.
Gümüş renkli ışık odanın tamamını kapladı.
İlk önce Aras'ın silueti belirdi.
Ardından Lina'nın.
Bir sonraki saniye ikisi de çemberin içine düştü.
Odadaki bütün semboller aynı anda söndü.
Dolunay sınavı sona ermişti.
Lina yavaşça gözlerini açtı.
"...Döndük."
Aras ayağa kalkıp etrafına baktı.
"Galiba."
Caelan derin bir nefes verdi.
"Tam zamanında."
Aras ve Lina bir süre sessiz kaldı.
Caelan yaşananları kısaca anlattı.
"Sınav sırasında gördükleriniz gerçekti. Her biriniz kendi korkularınızla yüzleştiniz."
Lina yorgun bir şekilde yatağın kenarına oturdu.
"Gerçekten bitti mi?"
Caelan başını salladı.
"Evet."
Lina derin bir nefes aldı.
Sonunda omuzlarındaki ağırlık biraz olsun hafiflemişti.
Yavaşça yatağa uzandı.
Aras ona baktı.
"Biraz dinlen."
Lina gözlerini kapattı.
Bu gece yaşananlardan sonra ilk kez kendini güvende hissediyordu.
Lina uykuya daldı.
Aras sessizce Caelan'a döndü.
"Anlattığına göre Sylan da seninleydi."
"Şimdi nerede?"
Caelan birkaç saniye düşündü.
Sonra kapıya doğru yürüdü.
"Gel."
Aras anlam veremeden peşinden gitti.
Koridorun sonunda büyük bir tablo vardı.
Caelan tabloyu yana çekti.
Aras olduğu yerde kaldı.
Sylan, tablonun arkasına bantlanmış şekilde duruyordu.
"CAELAN!"
Sylan sinirden yüzü kızarmıştı.
"BENİ TABLONUN ARKASINA NEDEN BANTLADIN?!"
Caelan ise karşısındaki sandalyeye oturmuş, sakin sakin su içiyordu.
"Çünkü kimse burada olduğunu fark etmez
Aras birkaç saniye sessiz kaldı.
"Sen..."
"Gerçekten bunu yaptın mı?"
Caelan başını salladı.
"Evet."
"Annen de gördü."
Aras şaşkınlıkla baktı.
"Ne?"
Caelan suyu masaya bıraktı.
"Gayet beğendi."
Sylan bağırdı.
"ARAS'IN ANNESİ BENİ TABLO SANDI!"
Aras elini yüzüne kapattı.
"Caelan..."
"Seninle ilgili artık hiçbir şeyi sorgulamıyorum."
Caelan gülümsedi.
"Bu olgunlaşma belirtisi."
Bölüm sonu...