Karanlık lord yine beni bulmuştu.Karşımdaki Karanlık lord'a şaşkın şaşkın bakıyordum.Benim arkamı dönmemle birlikte Su varisi (Marco) Karanlık lord'u gördüğüne sevinmiş gibiydi.Karanlık lord bana bakan gözlerini çekti ve kardeşim Marco'ya baktı.Marco'yu gördükten sonra el tokalaşarak selamlaştılar.Kafama takılan bir soru vardı.Karanlık lord varislerinde düşmanıydı hatta ve hatta bu evrendeki tüm canlıların düşmanıydı.O zaman Marco'nun Karanlık lord'la ne ilgisi vardı?Karanlık lord'la yaşanan en son olaydan sonra bana karşı tavırları aynıydı sanki hiçbir şey yaşanmamış gibiydi.Karanlık lord bana;
- "Neden buradasın Eura" dedi soğuk bir tavırla.
- "Peki ya sen neden buradasın?Bu seni ilgilendirmez" dedim.Bana karşılıklı cevap olaraksa Karanlık lord;
- "Sınırları aşma!" dedi ve ben şuanda emin oldum ki Karanlık lord tam bir aptaldı.Zaten bunu düşünüyordum.Her halinden belliydi.Ne diyordu bu?Sınırlar mı?
- "Ne sınırı-" dememle birlikte Karanlık lord lafımı kesmiş oldu ve beni kanatlarının ararsına alarak şatoyu terk etmemi sağladı.Şatonun etrafından bir anda gök yüzüne çıktık.Bağırmadan duramadım ve Su varisi sanki benim zorla götürüldüğümü hissetmiş gibi;
- "Ablaaaa!"diyerek bağırdı ona sadece gözlerimle bakmakla yetindim ancak o durmadı ve bizim peşimizden gelmeye çalıştı ama Su varisi maalesef ki uçmuyordu...
Karanlık lord'a neden böyle bir şey yaptığını sormak istiyordum ancak şuanda yükseklik korkum varken bunu sormaya cesaret edemiyordum.Karanlık lord beni niye uçuruyordu ki ben zaten uçabiliyordum.Sonuçta ben bir Güneş tanrısıydım.İlk defa kendi isteğimle uçacaktım ardındansa uzak yerlere kaçmayı düşünüyordum ama ben nasıl uçucaktım ki?Ayrıca Karanlık lord beni nereye götürüyordu?
Ben uçarken dikkat ettiğim bir şey vardı.Ben havanın güneşli olduğu zaman uçmuştum ancak sanki havalar bilerek yağıyordu bunu Karanlık lord yapmış olabilirmiydi?
Yani şuanda uçmayı denesem bile uçamazdım çünkü hava yağmurluydu ve şiddetli rüzgar esiyordu...
Bir süre sonra Karanlık lord'un sırtından hala inememiştim.Havada uçuyorduk ben ise bir yandan beni bırakması için yalvarıyorum ancak Karanlık lord sadece tek bir cevap veriyordu.Cezanı çekeceksin!
Yaklaşık on dakika sonra ölü cinlerin ve cesetlerin bulunduğu yani ilk geldiğim yere gelmiştik.Burası hala eskisi gibi aynı havayı veriyordu.Yine burası soğuk ve ürkütücüydü.Karanlık lord'u ilk defa bu kadar sinirli görüyordum ancak şatoda hiç de böyle değildi.
- "Seninle küçük bir oyun oynayacağız yeni Güneş Tanrıçamız.Oyun çok basit eğer ki oyunu kazanırsan serbestsin ama eğer ki kaybedersen o zaman ölürsün" dedi küçümseyici tavrıyla.Şimdi neyin cezasıydı ki bu?
- "Neden cezamı çekeceğim ki ben ne yaptım?" dedim ve Karanlık lord bana doğru baktı.Aman Tanrım!Ben Koskoca Karanlık lord'u büyü yaparak bayıltmıştım...
Karanlık lord sanki ona hiç soru sormamışım gibi konuşmaya devam etti.
- "Oyunun kuralları çok basit.Sadece ölmemen için tek yapman gereken beni yenmek.Herhangi bir kural yok.Beni yenersen özgürsün ama eğer ki ben kazanırsam sana önce öyle bir işkence çektiririm ki ölmekten beter olursun sonra büyü ile seni yavaşça yok ederim"
- "Anlaştık!" dedim.Bu savaşı benim kazanmama şansım yoktu.Ben her zaman istediğini alırım.
- "O ZAMAN SAVAŞ BAŞLASIN! " dedik aynı anda...