İçeriğe geç

Karanlık Gözlerimin Parlayan İncisi

Bölüm 1 · 1 dk okuma

Karanlık Gözlerimin Parlayan İncisi

Bölüm 1

Uğursuz Sabah

​Sabah alarmın sesiyle uyandığımda günün ne kadar felaket geçeceğini iç sesim bana zaten fısıldıyordu. Üzerime her zamanki gibi okulun o nefret ettiğim gri eteklerinden birini geçirdim. Aynaya baktığımda kahverengi saçlarımın uçlarındaki kırıklarla bakıştım; ben sıradan, hayatı kurallara göre yaşayan, kimsenin yüzüne bakmadığı yitik bir kızdım. Adım İncilâ ama herkes bana sadece "İnci" derdi. Tabii değer veren varsa o da ayrı konu.

​Okula vardığımda bahçedeki kalabalık her zamankinden daha gürültülüydü. Kafeteryanın önünden geçerken elindeki karton bardakla dalgın dalgın yürüyen Ecem'in bana çarpmasıyla, elindeki filtre kahve omzumdan aşağı süzülmeye başladı.

​"Ah, çok üzgünüm İnci! Görmedim," dedi Ecem, ama yüzündeki o sahte ifade her şeyi ele veriyordu. Üzerim sırılsıklam olmuştu. Gözlerimi kaçırıp başımı öne eğdim, tam arkamı dönüp tuvalete kaçacakken o koku burnuma doldu.

​Ağır bir tütün kokusu, pahalı odunsu bir parfümle karışmıştı.

​Koridorun sonundan gelen o tanıdık uğultu aniden kesildi. Herkes otomatik olarak iki yana çekilip yol açtı. O geliyordu. Atlas Karahan.

​Okulun arka sıralarının, kavgaların ve kuralsızlığın tek hakimi. Siyah deri ceketi her zamanki gibi üzerindeydi, saçları rüzgardan hafif dağılmıştı ve o keskin kahverengi gözleri doğrudan benim üzerimde sabitlenmişti. Kalbim göğüs kafesimi delecek gibi atmaya başladı. Nefesim kesildi; boğazım düğümlendi.

​Atlas yanımda durdu. Derin bir nefes alıp o kalın, pürüzlü sesiyle kulağıma doğru eğildi:

​"Üzerine kahve dökülmüş, küçük inci," diye fısıldadı, sesi resmen kemiklerime işliyordu. "Böyle dikkatsiz olmaya devam edersen, bir gün tamamen kaybolabilirsin."

​Başımı kaldıramadım. Gözlerine baktığım an eriyecektim sanki. O arkasını dönüp havalı adımlarla uzaklaşırken, ben sırılsıklam formam ve kalbimdeki o tarifsiz sızıyla öylece kalakalmıştım.

Bölüm sonu

1 yorum