İçeriğe geç

Karanlık gölgesindeki aşk

Bölüm 2 · 1 dk okuma

Karanlık gölgesindeki aşk

Bölüm 2

Bölüm: Savaşın Gölgesinde

Kral Alistair, şatonun dondurucu rüzgârla dövülen yüksek taş balkonunda durmuş, karlı dağların ardından doğan soluk güneşi izliyordu. Üzerindeki gümüş ve mavi işlemeli zırh, soğuk ışıkta kasvetli bir parıltı saçıyordu. Dalgalı sarı saçları rüzgârda savrulurken, yüz hatlarındaki o mermer gibi kusursuz ama sert ifade içindeki çatışmayı gizlemeye yetmiyordu. Göndermiş olduğu son barış elçisinin de elleri boş ve hırpalanmış dönmesi, durumun ciddiyetini bir kez daha kanıtlamıştı. Sınır Krallığı'nın yeni lideri Prenses Vesper, ondan ve halkından nefret etmeye yeminliydi. Alistair, krallığını korumak ve iki halk arasındaki kanlı husumeti bitirmek zorundaydı; fakat karşı tarafın inadı her geçen gün işleri daha da imkânsız kılıyordu.

Balkonun diğer ucunda duran Vesper ise koyu gri, pelerinli elbisesinin içinde taş bir heykel kadar sessizdi. Babasının ani ve şüpheli ölümü, omuzlarına kaldırılması güç bir taç yüklemişti. Alistair’in ne kadar karizmatik, akıllı ve yakışıklı bir kral olduğunu görmek onun öfkesini daha da körüklüyordu. Çünkü bu düşman adama karşı kalbinde beliren hafif bir yumuşama hissi bile ona babasının anısına bir ihanet gibi geliyordu. Avucunda sıktığı, siyaha çalan koyu kırmızı kış gülü, aralarındaki acımasız savaşın ve kırılgan gururların sessiz bir nişanesiydi.

Alistair, adımlarını yavaş ve sabırlı bir dikkatle atarak prensese doğru ilerledi. Aralarındaki mesafe azaldıkça soğuk havada buharlaşan nefesleri birbirine karışıyordu. Vesper, onun bu hamlesine karşılık geri çekilmek yerine başını dik tutarak gözlerinin içine baktı. Gözlerindeki öfke ve hüzün harmanlanmış, konuşacak bir tek kelime bile aralarındaki gerilimi azaltmaya yetmeyecek bir noktaya ulaşmıştı. İkisi de bu fırtınalı sabahın, sadece kılıçların değil, yüreklerin de kanayacağı uzun bir mücadelenin başlangıcı olduğunu çok iyi biliyordu.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.