İçeriğe geç

Karanlık Geçmiş ve Dönüm Noktası

Bölüm 8 · 4 dk okuma

Karanlık Geçmiş ve Dönüm Noktası

Bölüm 8

8. Bölüm *Tutunmak*

Hayata tutunmak. İki genç kızın birlikte yapacağı bir eylemdi.

Liyan ve Lavin nihayet ülkelerine dönmüşlerdi. Döndükleri zaman saat sabah 9.30 civarıydı. Fransa'dan erken saatte yola çıktıkları için kahvaltı yapmamışlardı. Önce havaalanında bulunmuşlar ardından uçağa binmislerdi. Daha sonra ülkelerine döndüklerinde bir restoranda güzel bir kahvaltı yapmışlardı. Kafaları çok uyuşuyordu. Sohbet edecek bir sürü konu buluyor, eğleniyorlardı. Kahvaltılarını yaptıktan sonra bir de ikram kahve içip Liyan'ın evine doğru yola çıktılar. İkisininde ailesi zengin olduğu için yani hem öz aileleri hem de Lavin'in koruyucu ailesi zengin oldukları için geçim sıkıntısı yaşamıyorlardı. Ailelerinin banka hesabında oldukça bol miktarda bir para vardı zaten. Tabii buna Lavin de dahil olunca ikisine de yetecek kadar paraları vardı. Lavin de üniversite okumuyordu. Aslında o da okumaya çok hevesliydi ama yaşadığı bunalımın sonucunda üniversite hayatına atılacak cesareti kendinde bulamamıştı. Konuşurken kararlaştırmışlardı. İkisi de üniversite okuyacaktı. Lavin de aslında yemek yapmayı severdi ama aşçılık okumak yerine mimarlık okumak istiyordu. Çevresinde gördüğü evlerin mimarisini her zaman çok sevmiş ve büyüyünce kendi de güzel dekoratifler yapmak istemişti. Böylelikle Liyan aşçılık Lavin de mimarlık okuyacaktı. Lavin hastalığından dolayı derslerinde çok fazla başarılı değildi ama ders çalışmayı severdi. Şimdi hastalığı hafiflediği için sıkı bir şekilde ders çalışabilecekti. Zaten kardeşi de ona ilaç gibi gelmişti. Normalde iki yabancı insanın bu kafar hızlı kaynaşması garipti ama onlar kardeş oldukları için içgüdüsel bir duyguyla çabucak kaynaşmışlardı.

Liyan ailesinin Lavin için yazdığı mektubu odasından alıp Lavin'e "Bu mektubu ailem seni bulunca sana vermem için yazmış." dedi ve mektubu kardeşine uzattı. Lavin önce bir şaşırdı, ailesinin ona mektup bıraktığını düşünmüyordu. Zarfı açtı, içinden mektubu çıkardı ve okumaya başladı. Mektupta şöyle yazıyordu: "Lavin, kızım merhaba. Bu mektubu babanla birlikte yazıyoruz. Sen çok küçükken hastalığından dolayı seni vermek zorunda kalmıştık. Seni asla vermek istemedik ama mecburduk. Lütfen bize bu yüzden darılma. Ablanın ismini baban koymuştu, senin isminde ablanın ismiyle bilakis uyumlu olması için ben koydum. Öncelikle her ne kadar az zaman geçirmiş olsak da seni çok sevdiğimizi bil canım kızım. Eğer bu mektubu okuyorsan biz hayatta değilizdir ama üzülme biz sizi yukarıdan izliyor olacağız. Bizim yokluğunuzu hissettirmemek için Liyan elinden geleni yapacaktır. Seni tam tanıyamadım ama muhtemelen sen de onun gibi güzel kalpli bir kızsın. Her ne olursan ol biz seni çok seviyoruz güzel kızım. Sana da vasiyetimiz şudur: Her ne olursa olsun ablanla birlik olmanızı, birbirinize sıkıca kenetlenmenizi ve birbirinize hep destek çıkmanızı istiyoruz. Ne olursa olsun birlikte Hayata tutunmanızı, Hayata her zaman güzel bakmanızı, tüm olumsuzluklara karşı birlikte göğüs germenizi istiyoruz. Seninle yapamasak da tıpkı bizim Liyan ile yaptığımız gibi. Birbirinizi üzmeyin canım kızım. Sizi seviyoruz... Annen ve baban" Lavin mektubu okurken çok duygulanmıştı, ister istemez gözlerinden yaşlar dökülüyordu. Ailesiyle zaman geçiremediği için çok üzgündü ama bir o kadar da mutluydu. Çünkü o kadar güzel bir ailesi vardı ki yokluklarını hissettirmiyorlardı. Bir de tabii ailesinin yokluğunu hissettirmeyecek bir ablası vardı. En azından istenmeyen çocuklardan değildi. Bu da onun için bir şanstı.. Liyan, Lavin'in yanına oturdu ve ona sarıldı. Liyan da duygulanmıştı. Birbirlerine bir daha ayrılmamak üzere sıkıca ve uzun uzun sarıldılar...

1 yıl sonra:

1 yıl boyunca Lavin ve Liyan derslerine çok sıkı hazırlanmışlardı. Sınav zamanı yaklaşıyordu yaklaşık 1 hafta vardı. Lavin'in tedavisi devam ediyordu ama neredeyse yok denilecek noktadaydı.

Bir sabah iki kardeş uyandı ardından kahvaltıya geçtiler. Liyan "Güzel uyudun mu bakalım prenses?" diye sordu. Liyan kardeşine prenses diye hitap etmeyi çok seviyordu. Lavin de bu lakabı çok seviyordu. Lavin "Prensesler gibi uyudum ablacığım." diye yanıt verdi. Aralarında bir yaş olsa da sonuçta ablasıydı ve ikiside bu durumdan rahatsız değildi. O yüzden Lavin Liyan'a abla diye hitap ediyordu. İkisi birlikte kahvaltılarını hazırladılar, Liyan yine annesinin özel omlet tarifinden yapmıştı. Lavin bu tadı annesinden özel olarak tatmayı çok isterdi ama ablasından yemek kısmet olmuştu. Kahvaltıda sohbet ediyorlardı. Liyan "Sence üniversite sınavını kazanabilecek miyiz?" dedi. Lavin "Bilmem, yani son girdiğimiz denemelere bakılırsa iyi bir sonuç çıkaracağımızı düşünüyorum." dedi. Liyan "Umarım. Bu üniversite bizim için güzel bir geleceğe işaret olabilir." dedi. Lavin de ona katıldı. Birlikte kahvaltılarını yaptılar. Liyan'ın 1 yıl önce listesine yazdığı maddelerden çoğu gerçekleşmişti. Belirlediği hedeflerini gerçekleştiriyorlardı. Ailesi ona ilham olmuştu. Her şey ailesiyle başlayıp bitmişti. Psikolog randevuları artık bitmişti. Neredeyse Ruhsal sağlığını tamamen düzeltmiş ve bu süreçte hiç ilaç kullanmamıştı, kullanmak da istemiyordu çünkü ilaçların insanları daha beter yaptığını biliyordu ve zaten bu yüzden psikiyatrist değil de psikoloğu tercih etmişti çünkü psikologlar ilaç yazamazdı. Kendine kardeşiyle beraber bir hobi de edinmişti. Okçuluk. Yaklaşık 5-6 ay önce Liyan ve kardeşi okçuluk kursuna yazılmışlardı. Çok iyi ok atabiliyorlardı. Şimdi geriye tek bir madde kalmıştı:Hayatına yön verecek bir şey bul...

Bölüm sonu

Sonraki bölüm kilitli

9. bölümü 5 jetonla uygulamada açabilir, kaldığın yerden devam edebilirsin.

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.