Lanet küre, bu sese hâlâ alışamadım. Bu saçma işlerle daha çok uğraşmak istemiyorum. Onlar kim oluyor da benim gibi birine bu saçma ayak işlerini yaptırıyorlar ?
" Olduğu yerden doğruldu ve bugünkü ölümlünün kim olacağını öğrenmek için upuzun sıranın arkasından yürümeye başladı. Evrende ondan çok vardı fakat hiçbiri o olamazdı. Adını bile bilmiyordu hiçbir duygu belirtisi vermiyordu fakat Ölüm Tanrısı olarak bahsedildiğine göre üstün biri olmalıydı. Bunu biliyordu ve bu bilinçle en öndeki genci yakasından tuttu."
Ölüm Tanrısı: Bunu kaç kere söylemem gerekiyor ? Bundan sonra ben gelince tam olarak burası boş olacak. Şimdi çekil ve kaybol.
"Herkes ve her şey sessizleşti sanki evrende bir kişi bile nefes almıyordu. Bu durum hoşuna gitmişcesine sırıttı fakat mutlu olduğu için değildi. O kesinlikle mutlu olmazdı, mutlu olmak ne demek bilmiyordu. Sadece istediği için gülümsemişti."
Ölüm Tanrısı: Ah şu aptallar gerçekten nasıl korkuyorlar, acaba korku nasıl bir şey ?
" Bu sırada Hyun-shik ona doğru gelmekteydi . O belki de konuştuğu tek kişiydi. Onu sevmiyordu zaten sevmenin ne olduğu hakkında fikri yoktu. Ona göre Hyun-shik çok bilmiş bir ihtiyardan öte değildi fakat onunla konuşmaktan çekinmiyordu."
Hyun-shik: Sence de abartmıyor musun ? O daha gencecik bir çocuk, biraz sakin olmalısın.
Ölüm Tanrısı: Bana yapmam gerekeni öğretmenden hoşlanmıyorum . Kim olduğu fark etmeksizin bana hürmet etmek zorunda. Bunu bilmeli.
" Hyun-shik her zamanki gibi olgun karşıladı ve sustu . Tartışmak ona göre bir iş değildi. Ortamın kötü ambiyansını değiştirmek için konuştu."
Hyun-shik: İş başına hadi Dünya 'ya dönelim . Yapacak işlerimiz var.
Ölüm Tanrısı: Malesef et yığınlarıyla ( ölümlüler onun için sadece bir et yığınıydı ) uğraşmamız lazım . Mutlak son Dünya'ya gelene kadar bu saçma işle uğraşıcaz.
"Hyun-shik ' e göre bu bir saygısızlıktı fakat sustu. Hyun-shik her şeyi biliyordu .