Rüyalarınızın gerçek olmasını isterdiniz değil mi? Aynı zamanda kabuslarınızın gerçek olmasından da korkardınız...
Korkularınızla yüzleşmeniz gerekir. Korktuğunuz şeyler genelde başınıza gelir bu da hayatın sizi korkularınızla yüzleştirme şeklidir...
Travmalarınızla kabuslarınız dosttur. Ne hakkında, hangi olayda travmanız varsa kabuslarınızı ziyaret eder, uykuları bile size zehir ederdi... Belki de uyusam geçer diye düşünürken o olayı tekrar tekrar yaşamamak için uyumaktan bile nefret edersiniz...
Peki ya kabuslarınız gerçek olursa? Bir gün sizde travma yaratan o yüzü görürseniz ve bunun kabus olamayacak kadar gerçek olduğunu düşünürseniz?
İşte o zaman sadece uyku değil yaşamak bile zehir olurdu insana...
Bana cehennemi yaşatan, hayatımın katili 5 yıl sonra yine karşımdaydı. Beni bulmuştu. Nasıl olabilirdi bu? Nasıl! Düşüncelerimi kontrol edemiyordum, kriz geçirmeye başlayacaktım. Hayır, hayır bu olamazdı. Ben eski, küçük Kumsal olamazdım...
Yaşadığım kabus gibi günlerin tekrarlanmasına izin vermemeliydim, buna müsaade etmemeliydim. Ama elimde değildi. Nefes alamadığımı hissetmeye başladım ve hayatımın katili bana doğru adımlamaya başladı. Bağırıyordum ama kimse gelmiyordu tıpkı eski günlerdeki gibi yapayalnızdım...
"HAYIR HAYIR YAKLAŞMA BANA GİT BURADAN İMDAT SESİMİ DUYAN YOKMU KURTARIN BENİ HAYIR DOKUNMA BANA!" Bağırıp kendimi tırnaklamaya başladım. Kriz geçiriyordum.
Bana iyice yaklaştığında iğrenç bir kahkaha attı. "Bu anlar sana bir şeyler hatırlattı mı bilmem ama bundan 4-5 yıl öncede yapayalnızdın sana yardım edecek kimse yoktu ve şimdide öylesin küçüğüm sen benimsin anla bunu." Kahkaha atmaya devam etti. Kolumu tuttu. "DOKUNMA BANA BIRAK BENİ BENDEN NE İSTİYORSUN?"
Bağırıyordum ki bir anda gözümü açtım ve rüya gördüğümü anladım. Defne, Işıl ve Gece kollarımı tutmuş kendimi çizmemi engellemeye çalışıyordu ve endişeli gözlerle bana bakıyorlardı.
Gözümü açtığımı gören kızlar bana sarıldılar deli gibi ağlamaya ve kriz geçirmeye başladım. Kendimi boğmaya başladım. Kızlar kollarımı tutarak buna engel olmaya çalıştılar berbat görünüyordum...
Ağlamaktan şişmiş gözler, tırnak izleriyle ve kanla dolmuş boyun ve kollar, yaralı bir kalp, tükenmiş bir bedenle nasıl toparlanacağımı bilmiyordum...
Geçmiş peşimi bırakmıyordu ruhumdaki yaralar ve izler kapanmıyordu ve her fırsatta bunu hatırlatıyorlardı, bana bunu yapan kişinin hala bulunamayıp serbest olması beni daha çok tetikliyordu.
Gece konuşmaya başladı. "Kumsal biz hep senin yanındayız bunu biliyorsun değil mi?" Defne devam etti."Evet senin ruhundaki izlerin geçmesi için elimizden geleni yaparız yeter ki sen iyi ol." Işıl gülümsedi. "Asıl aile yaraları saran değil midir? Biz aile olacağız. Birbirimizin yaralarını saracağız."
Sakinleşince konuşmaya başladım. "Teşekkür ederim iyi ki varsınız bana destek oluyorsunuz ve iyi geliyorsunuz sizi seviyorum."
Defne saçımı okşadı. "Sakin ol sadece bir kabus gördün. Ama eğer için rahat edecekse etrafı kontrol edip kamera kayıtlarına bakalım." Kafamı sallayarak onu onayladım.
Gece ve Defne etrafı kontrol etmeye başladılar. Camdan dışarıya baktılar, etrafta şüpheli bi durum yoktu, temizdi ama yine de kamera kayıtlarına bakmaya karar verdik.
Yurt müdürü bu tür olaylara alışık göründüğü için kamera kayıtlarına bakmamıza müsaade etti. Dördümüzde kayıtlara bakmaya başladık ama son 2 saattir etrafta hiçbir hareketlilik yoktu.
Odalarımızın olduğu koridordaki kamera kayıtlarınada baktık fakat temizdi. İçim rahatlamıştı ama hala korkuyordum ve titremeye devam ediyordum. Gece bana baktı. "Kamera kayıtları da temiz artık odamıza dönüp gönül rahatlığıyla uyuyabiliriz." Hepimiz sessiz kalıp kafamızı salladık odamıza geldiğimizde herkes teker teker uyumaya başladı. Ben karanlık düşüncelerimle baş başa kaldım ve yaklaşık 1 saat sonra gözyaşlarımla uykuya daldım.
Sabah Defnenin enerjik sesiyle uyandık."KALKIN KIZLARR OKUL VAKTİİİİ! "Her zaman ki gibi bağırmaya başladı."KIZIM BEN SANA SABAH SABAH BAĞIRMA DEMEDİM Mİ?" Gece yine sinirle karşılığını vermişti. Bende yatağımda sessizce onları izliyordum. Durgun olduğumu gören Işıl yanıma geldi. "Daha nasılsın iyi misin güzelim?" Gülümseyerek karşılık verdim. Hala sessiz kaldığımı görünce gelip bana sarıldı.
Güçlü ve ağır abi takılan bir kız olmasına rağmen içinde duygusal bir kişilik yattığına emindim. Hala birbirlerine laf atıp şakalaşan Gece ve Defne'ye baktım. Mutlu görünüyorlardı ama hepsinin bir sürü derdi vardı...
Hiçbiri yansıtmayıp hayatına bakmaya çalışıyordu keşke bende onlar gibi güçlü olsaydım...
Düşüncelerimi bir kenara bırakarak hazırlanmaya başladım. Kızlara baktığımda hazırlanıyorlardı ayna da yansımama baktığımda berbat görünüyordum. Yüzüme renk gelmesi amacıyla Defne'nin malzemelerinden kullanarak makyaj yapmaya başladım. Aynadan baktığımda biraz önceki görüntümden daha iyi göründüğümü fark ettim ve kızlara döndüğümde onlar da hazırdı. Defne koluma girdi ve yurttan çıktık, otobüse doğru ilerledik.
Otobüs beklerken önümüzde lüks bir araba durdu ve yavaşça camları açıldı. İçine baktığımızda İrem'in o iğrenç suratını gördük. Küçümseyici bakışlar atarak bizi süzüyordu. "Ayy şunlara bak ezikler acıyorum size." Kahkaha attı.
Bu sefer ezik gibi görünmek istemiyordum, hakkımı savunacaktım. Herkesten önce lafa atladım. "Aslında acınası durumda olan sensin, baksana sevgilin bile seni aldatmış baban da sana sevgi yerine para veriyor yazık acıyorum sana."
Ailesinden ne para ne sevgi gören ben demiştim bunları... Yaşadığım için can yakacak konuları biliyordum aslında. Bundan sonra ne benim ne de dostlarımın canını sıkana acımayacak bende hak ettiği gibi konuşacaktım. Olması gereken buydu...
Sinirle bakıp , camı kapatıp gitti. Defne yanıma geldi"Ooo Kumsal Hanım böyle yetenekleriniz vardı da bize niye hiç demediniz?" Bende gülümsedim sessiz kaldım fazlasıyla hak etmişti. Otobüs geldiğinde kartları çıkardık ve hepimiz bir köşeye çekildik. Otobüs okulun yakınlarında durunca, teker teker inmeye başladık. Okulun kapısından içeri geçtik. Zilin çalmasına 10 dakika vardı. Sınıfa geçmiş, yerlerimize oturmuştuk.
Sonunda ilk ders başlamıştı. Hoca sınıfa girdi, selam verdi. Tam derse başlayacaktık ki , biri sınıfa girdi. " Selam hocam! Ben yeni kaydoldum. Sınıfım burasıymış. Geçebilir miyim?"
Bizimkilere baktığımda, Işıl ve Anıl hem şaşkın hemde gergin olduklarını hissetmiştim.
"Tabi oğlum, kendini tanıt ve yerine geç." "Adım Rüzgar. Yakınlarda ki erkek yurdunda kalıyorum." Yan taraftaki en arka sıraya, yani Işıl ve Anıl'ın yan kısmına oturmuştu. Anıl elini yumruk yapmış, öfkeyle bakıyordu.
Hemen Defne'ye döndüm. "Bu çocuk kim? Işıl ve Anıl gergin görünüyorlar."
Tugay ve Yiğit'te aramızda bizi dinliyorlardı.
Gece baktı, "Bu çocuk Işıl'ın eski sevgilisi. Geçen Anıl ile kavga ettiler. Hatta Işıl ve Anıl'ın küsmeleri de bu çocukla alakalı. Detayları tenefüste Işıl anlatır." Ders başlamıştı. Önümüze dönüp, sessizce dersi dinlemeye başladık.
YAZARIN ANLATIMIYLA
Ders bitmiş, teneffüs zili çalmıştı. Rüzgar Işıl' a yaklaştı. "Özledin mi beni Işıl?" Anıl öfkeyle çocuğa bakıyor, fakat Işıl' ın son dediklerinden sonra müdahale edemiyordu.
Işıl sinirle konuştu." Konuşmamız gerekiyor, benimle gel."
Anıl sinirden deliye dönecekti. Işıl ve Rüzgar sınıftan çıkınca, Anıl sinirle sırasını devirip, sınıftan çıktı.
Tuvaletlerin olduğu koridora geçtiler.
" Delirdin mi sen Rüzgar? Amacın beni yakalatmak mı? İkimizide öldürtmek mi istiyorsun sen?" Işıl sinirle konuşuyordu. Rüzgar karşılık verdi. "Ya benimsin, ya da kara toprağın hesabı Işıl'ım." Rüzgar sırıttıkça Işıl daha çok sinirlendi.
" Bana Işıl'ım demeyi kes! Ayrıca sence ben senin kadar aptal mıyım? Yada korkak? Bana meydan mı okumak istiyorsun? Oyun mu oynamak istiyorsun? Bunun için cesur olmak gerekir. Ve sen gözüm dönünce kimseden korkmadığımı biliyorsun. Benimle savaşacak kadar cesur yada güçlü müsün?"
Rüzgar yaklaştı. " Konu aşkımsa, seninle bile savaşırım." Işıl sinirle kahkaha attı. "Konu dört ay öncede aşktı. O zaman ödün kopuyordu, ne oldu? Ne değişti?"
" Ben değiştim Işıl. Sana olan aşkımın farkına vardım. Sende bana olan aşkını fark edeceksin." Işıl konuştu.
" Fark ettim Rüzgar. Fark ettim. Ben sana aşık olmadığımı fark ettim." O sırada Su belirdi. "Ah pardon çiftleri rahatsız etmeyim ben..." Gülerek çıktı.
Işıl sinirle oradan ayrıldı ve sınıfa çıktı. Su'yun bir şeyler anlattığını duyunca durdu ve dinlemeye başladı.
"Ben tuvalete gidecektim bir de ne göreyim! Rüzgar Işıl'ı duvar kenarına sıkıştırmış sana aşık olduğumu fark ettim gibi bir şeyler söylüyordu. Işıl'da ben de fark ettim gibi bir şey dedi ama gerisini duyamadım."
Işıl derin bir nefes aldı. Bu kız akıllanmıyordu. Bie gün gerçekten elinde kalacaktı! Sakin olmaya çalışarak sınıfa girdi. "Tüh keşke biraz daha dinleseydin Su! En heyecanlı kısmı duyamamışsın... Bir dahakine konuşma bitene kadar dinle."
Korkuyla Işıl'a baktı. " E şey be-"
"Tamam kes sesini, uğraşamam şuan seninle." Tam yerine geçecekti ki Anıl'ın Suyun yanına oturduğunu gördü. Anıl' a dönüp baktı. " Duvar kenarına rahatça oturabilirsin artık. Ben Su ile oturacağım." Bu durum nedensizce Işıl'ın hoşuna gitmemişti. "Keyfin bilir." Duvar kenarına geçti ve kafasını sıraya koyarak, uyumaya başladı.
Son ders birbirleriyle kaynaşmaları için grupça birbirini tanıma ödevi verilmişti.
Ayaz, Kumsal, Tugay ve Gece 1.Grup Defne, Yiğit , Ezgi ve Enes 2.Grup Anıl, Işıl, Rüzgar ve Su 3.Grup
Okul çıkışı gruplar bir kafede buluşup, ödevi yapacaklardı.
1.GRUP: KUMSAL'IN ANLATIMIYLA
Hep birlikte kafeye gitmiştik. "Kızlar açsanız önce bir şeyler yiyelim." Regl oluyordum. Bu yüzden canım tatlı çekiyordu. Tatlı sipariş edip, hepsini afiyetle yemiştim. Ayaz bana baktı, "Kızım o kadar tatlı yenir mi?" Omuz silktim. " Ya ne yapayım canım tatlı istiyor." Gece gülümsedi. "Hadi başlayalım şu ödeve."
Ayaz bana soru sormaya başlamıştı. "Kendinde en sevmediğin özellikler?" Baktım. "Fazla korkak olmam, herkesten çekiniyor olmam ve de her şeyden utanmam." Ayaz bana baktı. "Peki kendinde en sevdiğin özellikler?" Biraz düşündüm. "Bilmiyorum" Ayaz düşünceli bir şekilde bana baktı. " Güzelsin, ayrıca çok kibarsın, iyi kalplisinde tabi birde tatlısın." Ben utanmış, kızarmaya başlamıştım.
Sıra bana geçti. Ayaz'a sormaya başladım. "Kendinde en sevmediğin özellikler?" Ayaz cevap verdi. "Bende bir tık çekingen ve utangaç birisiyim, duygularımı ifade etmekte zorlanıyorum. "Himm, en sevdiğin özellikler?" Düşünüp, bana baktı. "Sanırım bilmiyorum." Onu incelemeye başladım. "Yakışıklı, dostlarına sadık, cömert aynı zamanda kibar birisin." Gülümsedi. "Teşekkür ederim." İkimizde soruları sorup cevapları deftere not ediyorduk.
1. GRUP: GECE'NİN ANLATIMIYLA
Tugay'a soru sormaya başlamıştım. "Neler yapmaktan hoşlanırsın?" "Edebiyatla ilgileniyorum. Kitap okuyor, şiir yazıyorum." Şaşkınlıkla ona baktım. "Bu çok güzel. Umarım bir gün o şiirleri okuma şansım olur." Gülümsedi. "Elbet bir gün... Peki sen neler yaparsın?" Düşündüm. "Genellikle dans etmek hobimdir. Ayrıca senin gibi yazamasamda bende edebiyatla ilgilenirim." Bu şekilde sorularımızı sorup not ediyorduk. Konuştukça ne kadar çok ortak yönümüz olduğunu fark etmiştik. Ödev bitmesine rağmen konu konuyu açıyor, biz sohbet etmeye devam ediyorduk.
2.GRUP: DEFNE'NİN ANLATIMIYLA
Sinirle kahvemi yudumluyordum. Ezgi ve Enesin burada olması hoşuma gitmemişti. "Hızlıca şu ödevleri bitirip, gidelim. Yiğit haklıydı. Hemen soru sormaya başladım. Dönüp bana baktı.
"Karşı cinste aradığın karakter özellikleri?" Düşündü. "Mutlu, enerjik, güler yüzlü ve heyecan dolu olabilir." Benim karakterime çok uyuyordu. Hafifçe sırıtıp, ikinci soruyu sordum.
"Peki fiziksel olarak?" Önce iyice beni süzdü. " Boyun kaç senin?" Anlamsızca baktım." 1.67 falan..." Devam etti. "Kızıl, 1.67 boylarında, kahverengi gözlü, hafif dalgalı saçlı diyebiliriz." Göz kırptı.
Heyecandan yerimde duramıyordum. Resmen beni anlatmıştı. Ne demekti bu? Senden hoşlanıyorum mu demeye çalışıyordu?
Aynı soruları bana sormuştu.
" Benim enerjime uygun, enerjik, eğlenceli, sadık, uzun boylu, hafif dalgalı saçlı, gülüşü güzel erkeklerden hoşlanıyorum diyebiliriz." Sırıttı. Ödevi bitirene kadar bu şekilde devam ettik. Ezgi hanım arada atlayıp laf atmasa çok daha iyi olacaktı da neyse!
3.GRUP: IŞIL'IN ANLATIMIYLA
Kafeye giderken Su, birdenbire lafa atladı. " Ben Anıl ile eş olmak istiyorum. Eğer oda kabul ederse..." Anıl tam kabul edecekken ben konuştum. " Rüzgarı ondan daha iyi tanıyorum bizim eş olmamız saçma olur." Somurtarak bana bakmaya başladı. Haklı olduğum için kabul ettiler.
Tam o sırada Anıl bana sorularını sıraladı. " Benim hakkımda ne düşünüyorsun?" Düşündüm. " Öfke dolusun hep. Bence bunun sebebi diğer duygularının nasıl belli edemeyeceğinden kaynaklanıyor." Gülümsedi.
"Haklısın , nasıl yapacağımı bilmiyorum. Sevdiğimi nasıl belli ederim mesela? Yada kıskandığımı? Belkide üzüldüğümü? Ben sadece öfkelenmeyi biliyorum." Gülümsedim. " Belki bir gün biri sana öğretir, hissettirerek..."
Tebessüm etti. "Belki..." Bir soru daha sordu. "Bir gününü anlatsana nasıl geçiyor?" Anlatmaya başladım.
" Sabah okula geliyorum. Okul çıkışı işe gideceğim. 21.00-22.00 arası yurtta olacağım. 1-2 saatte de şarkı dinleyip, ödevleri yapar uyurum. Klasik ve sıkıcı biliyorum."
Sessizce cümlemi devam ettirdi. "Aynı zamanda yorucu ve yanlız." Anıl bana baktı. " Hadi beni bana anlat." Güldüm.
"İnatlaşmayı ve uğraşmayı seven, sinirli ve uykucu, umursamaz aynı zamanda korumacı birisin."
" Sıra sende hadi beni anlat!" Oda güldü.
"Aslında birbirimize benziyoruz. Sende inatlaşmayı ve uğraşmayı seviyorsun. Uykucusun. Uykun bölününce sinirleniyorsun. Umursamaz takılıyorsun ama sevdiklerini umursuyorsun. Ayrıca sen de çok korumacısın. Umursamaz davranırken, Kumsala bulaştılar diye nasıl koruduğunu gördük. Ha bir de öfkeliyken, ne dediğini bilmiyorsun tabii."
Bana kızıp, Suyun yanında oturduğunu hatırlamış, sinirle konuşmuştum. "Sende dinlemeden hemen ani karar veriyorsun sinirle."
" Neyse tamam sus." Sinirle devam ettim." Sustursana!"
Sırıttı. " Emin misin? Burada mı? Şimdi mi?"
Ben şaşkınlıkla baktım. "O anlamda demedim ya sussana!" Daha da sırıttı ve yüzüne sahte şaşırmış ifadesini koyarak konuştu. "Ha yani diğerlerinde o anlamda demiştin..."
Beni iyice sıkıştırınca ittim. " Ya git şuradan sinir etme beni sus artık." Göz kırptı. "Sustur artık!"
O sırada Su gelip sohbetimizi böldü. "Bizim ödevimiz bitti sizin ödevdi de bittiyse gidelim artık." Hep birlikte toparlanıp kafeden çıkmıştık.
Bu Su neden sürekli olur olmadık yerde atlıyordu ki? Böyle giderse bu kızı
YOK EDECEĞİM ARTIK!
YAZARIN ANLATIMIYLA
Kızlar yurda gelmişlerdi. Kumsal heyecanla kızların yanına gitti. " Biliyor musunuz? Ödevi yaparken Ayaz benim güzel ve tatlı olduğumu söyledi. Nedense içimde bir heyecan oluştu." Defne sırıttı. "O heyecan hoşlantı olmasın Kumsalcımm!" Kumsal utanmıştı. " Ya demesene öyle belki de arkadaşça dedi ben yanlış anladım." Defne güldü. "Öyle olsa bana da derdi ya da başka bir kıza da neden sana dedi bir düşün bakalım?"
Defne devam etti anlatmaya. " Bende Yiğit'e karşı cinste hoşlandığı kişilik ve dış görünüşü sorunca beni anlattı resmen. Ay acaba benden hoşlanıyor olabilir mi?" Kumsal heyecanlanmıştı. "Ya açıkça söylemiş çocuk resmen ay çok tatlısınız!" Kızlar heyecanla anlatmaya devam ediyorlardı.
Gece konuştu. "Bizimde Tugayla çok ortak yönümüz varmış. Çocuk şiir yazıyormuş ya çok güzel değil mi?" Işıl gülümsedi. "Belki bir gün o şiirler senin için yazılır Gece..." Gece omuz silkti. "Neden bana şiir yazsın ki sonuçta sadece arkadaşız." Işıl sırıttı. "Haklısın arkadaşsınız, yani şimdilik..." Kızlar gülerek anlatmaya, sohbet etmeye devam ettiler.
Işıl'da anlatmaya başladı. "Bizde Anıl'la birbirimizi anlattık. İlk günden kavgayla, nefretle başlamamızın sebebi belli oldu. O kadar benziyoruz ki birbirimize, ikimizde inatçı, sinirli..."
Defne göz kırptı. "Büyük aşklar kavga ve nefretle başlaaar!!!" Işıl güldü. "Hadi ama o sadece film ve kitaplarda olur Defne." Defne iyice güldü. "Benim aşk hakkındaki tecrübe ve bilgilerime göre bu şekildedir Işılcım bu konuda üstüme tanımıyorum, tavsiyelerimi dinleseniz iyi olur." Kızlar kahkaha atarak konuşmaya devam ediyorlardı.
Bir süre sonra hep birlikte odalarına geçip uyudular.
Saat: 03.42
Kumsal uyanmıştı. Uyku sersemliğiyle gözlerini ovuşturarak kalktı ve lavaboya gitti.
Ellerini yıkarken arkadan bir el ağzını kapattı. Aynadan baktığında onu gördü.
5 yıl önceki X maskeli hayatını mahvedip çocukluğunu elinden alan o canavar...
Demek ki dün gece gördüğü kabus değildi. O gerçekti, yıllar sonra Kumsal'ı bulmuş onun için gelmişti...
Geçmişten kurtulmak için gelen Kumsal, geçmişini de peşinde sürüklemişti.
Kurtuluş yoktu...