Geçmişte olanları silebilir ya da unutabilir miyiz? Bunu nasıl başaracaktık? Geçmişin yaralarını nasıl kapatacaktık?
Geçmişte yaşadıklarımız: İnsanlara olan güvenimizi, yaşam hevesimizi çocukluğumuzu elimizden alıp; Beynimizin içinde dönüp duruyor, rüyalarımızı ziyaret edip kabusa çeviriyordu.
Belki de geçmişteki yaralarımızı kabullenip ,onlarla yaşamaya alışırsak bir şeyleri atlatırdık.
Yeni bir sayfa açarak ,hayatımızda mutlu anların izlerini biriktirirsek, eski yaralar kapanır, birer iz olarak kalırdı...
Peki ya mutlu anlar nasıl biriktirecektik? Mutsuzluğa alışmış hayatımız mutluluğa da alışabilir miydi?
Geçmişte en güvendiklerimiz tarafından dışlanıp, hor görülüp, ihanete uğramışken nasıl hayatımıza mutlu anlar biriktirmemizi sağlasın diye güvenipte birilerini alacaktık ki?
Belki de biz hayatımıza almadan, onları hayatımızda bulacaktık bir anda...
Hatta kim bilir belki de hayatımızın merkezinde olmayı başaracaklardı...
Bu evden kurtuluyordum! Çekilen acılar, yapılan işkenceler bitse de izlerinin bedenimde ve ruhumda kalacağını biliyordum.
Ama umutla gidiyordum o şehre! Hayallerimi gerçekleştirip mutlu olacağım umuduyla...
İçimde bir heyecan vardı. Elime geçen bu fırsat sayesinde yeni bir sayfa açabilecektim. Hayatımı düzene sokabilecektim.
Yeni bir şehir, yeni okul, yeni arkadaşlar
ve yeni bir hayat...
Umarım ki yeni hayatımda mutluluk duygusunu tadabilirim. Zira yaklaşık beş yıldır çektiklerim yüzünden bu hissi unutmuştum...
Meslek sahibi olup, mutlu mesut hem sevdiğim mesleği yapıp, hem de para kazanmaktı dileğim.
Belki ileride bende aşık olur, güzel bir ilişki kurardım. Bu ihtimal bana çok uzak gelse de... Çünkü ben sevmeyi ve sevilmeyi unutmuş biriyim.
Umarım karşıma bana sevmeyi ve sevilmeyi hatırlatabilecek biri çıkar...
Valizimi almış, havalimanına gitmek için taksi çağırmıştım. Aceleyle taksiye bindim. Havalimanına gidiyordum. Hala inanamıyordum kurtulduğuma. Ben artık özgürdüm! Gözyaşlarıma engel olamıyordum. Kurtuluşumun sevinciydi bu gözyaşları...
Taksiden indim. Havalimanına gelmiştim. Derin bir nefes aldım ve uçağa binmek için ilerledim. Bir an dalgınlıkla bir adama çarpmıştım. "Pardon çok özür dilerim!" Adam bana baktı. "Sorun değil kızım." Silkelendim ve düşüncelerimden kurtulup yürümeye devam ettim.
Uçağa binmiştim. Cam kenarında yerime oturdum. Uçak havalandığında son kez çocukluğumun geçtiği, çocukluğumu elimden alan şehre baktım...
2 SAAT SONRA:
İzmir'deydim! Geldim ve şuan Konakta sahilin kenarında bir bankta oturuyordum. Denizin dalgalarını dinliyor, kokusunu içime çekiyordum.... Bu güzel huzur verici şehir umarım bana iyi gelirdi. Konumu açtım ve teyzemin benim için ayarladığı yurda gittim.
Yurda gelmiştim. Biraz dolaştıktan sonra odamı öğrendim ve gittim. Yurdun içi ve odaları gayet güzel ve temizdi. Çalışanlarda çok tatlıydı.
Odalarımız dört kişilikti. Odaya girdiğimde boş olan kenardaki yatağa doğru ilerledim. Sanırım benimle birlikte şuan üç kişiydik. Bir kişilik yer boştu odada. Oda arkadaşlarımla umarım iyi anlaşabilirim. Eğer kötü anlaşır ve zorbalanırsam, buradaki hayatımda zehir olurdu. Dışlanmaya alışıktım fakat zorbalıkla uğraşacak gücüm kalmamıştı.
Ben eşyalarımı dolabıma yerleştirirken, odaya iki kız girdi. Sanırım oda arkadaşlarım olmalıydılar.
Hafifçe kafamla selam verip gülümsedim. Beş yıldır sürekli dışlanıp, yalnız kaldığım için arkadaşlarımla nasıl iletişim kuracağım hakkında endişelerim vardı. Terslenmekten korkuyordum.
Hemen onlarda bana gülümsedi. "Gece baksana sonunda bir oda arkadaşımız daha geldi! Hoş geldin ben Defne." Çok samimi ve tatlı bir kıza benziyordu. İyi anlaşacağımızı düşünmüştüm. "Ee şey hoş buldum bende Kumsal." Çekindiğim için konuşmaya korkuyordum resmen. "Merhaba canım bende Gece. Tanıştığımıza memnun olduk." "Bende."
Hemen eşyalarımı yerleştirmeye devam ettim. "Bir şey sorabilir miyim?" Defne hemen bana döndü. "Elbette." "Yani ben İzmir'e yeni geldim buraları da pek bilmiyorum hangi okula gideceğim hakkında da bir fikrim yok..." "Biz her yeri gezdiririz sana burası çok güzel bir şehir. Eminim çok seversin!"
Gece konuşmaya başladı. "Okul konusunu da şöyle yapalım, bizimle aynı okula kaydettiririz seni de zaten okula kısa mesafe de ayrıca müdürle konuşur bizim sınıfa aldırırız seni."
Defne heyecanla konuştu. "Daha bizimde yurda geleli bir kaç gün oldu okula başlayamadık kayıt işlemlerinden seni de halleder beraber gideriz." "Tamam, teşekkür ederim."
Beraber yemekhaneye inmiştik. Sohbet ederek yemeklerimizi yedik. Gece ve Defne gerçekten çok güzel ve tatlılardı. Gece biraz daha ciddi duran, çok sevecen bir kızdı. Defne ise çok samimi, arkadaş canlısıydı. İkisiyle de arkadaş olmuştuk.
Buraya gelir gelmez arkadaş yapmış olmak beni mutlu etmişti. Uzun süredir yalnız kalan biri olarak şimdi iki güzel arkadaşım vardı ve bu çok güzel! Umarım yanlış bir şey yapıp ilk arkadaşlarımı kaybetmem...
Akşam olmuştu herkes odasına çekilmişti. Bizde kızlarla odada sohbet ediyorduk. "Kumsal anlatsana biraz kendini. Nereden geldin? Ailen nerede? Neden geldin?" Ben soruları duydukça gerilmiştim. Çünkü geçmişimi unutmak istiyorken ve geçmişimden dolayı sürekli yargılanıp dışlanıyorken yeni arkadaşlarıma anlatmak istemiyordum...
Gece gerildiğimi fark etti. "Defne kız yeni geldi daha bizi tanımıyor bu tarz özel soruları cevaplamak istemeyebilir. Üzerine gitme." Defne, Gece'nin haklı olduğunu anlayarak söze girdi. "Of kusura bakma. Ben bir tık meraklıyım da böyle soruyorum işte üst üste cevaplamak istemediklerini pas geçebilirsin." Gülümsedim, beni anladıkları için rahatlamıştım.
"Kayseri'den geldim. Ailem hala orada kalıyor. Buraya da okumaya geldim işte özel bir nedeni yok öylesine..." Defne anladığını belirtecek şekilde kafasını salladı. "Bende Hatay'dan geldim. Ailem şey vefat etti de o yüzden." Morali bozulmuştu. Destek olmak istediğimi belirtircesine omzunu sıvazladım. "Allah rahmet eylesin." Gece konuyu değiştirmek istercesine konuştu. "Benimkiler de işte boşandılar bende ikisi arasında bir ayrım yapmak istemediğimden, bu iki yıl boyunca yurtta okuyayım dedim. Hem sınav seneleri daha iyi olur diye."
İkisinin hayatı da zor olmalıydı. Defne ailesini kaybetmişti... Ne kötü bir durum , yalnız kalmış resmen. Gece ise ailesinin dağılışını kabullenememişti... Onlar az çok geçmişlerinden bahsetmişlerdi fakat ben bir sebebi yok diye yalan söylemiştim. Ama geçmişimden bahsetmek istemiyor, sanki hiçbir şey olmamış gibi hem onları hem kendimi kandırmak istiyordum...
Üçümüzde yataklarımıza geçtik. Uyumaya hazırlanıyorduk. Yarın beraber okula gidip kayıt işlemlerini halledecektik. Hızlıca pijamalarımı giyip yatağıma geçtim.
"HADİ KALKIN KIZLAR KAHVALTI YAPIP KAYIT İŞLEMLERİNİ YAPMALIYIZZZZ!!!" Gece sinirle kalktı. "Ne bağırıyorsun be kızım kalkıyoruz tamam!" Defne gülerek Gecenin yorganını çekiştirmeye başladı. "Hadi kalk kalk, bakın kahvaltı yapalım da gidelim artık." "Günaydın." Bende yatağımdan çıkmış yüzümü yıkamaya gidiyordum. "HIZLICA İNİN YEMEKHANEYE BEKLİYORUM SİZİ!" Geceyle beraber tamam diye bağırdıktan sonra hazırlanıp, aşağı kahvaltı etmeye gittik.
Üçlüce hızlı bir şekilde kahvaltı ettikten sonra hazırlanıp kayıt için okula gelmiştik.
"Bak burası okulun kantin kısmı. Şurada da diğer sınıflar var. Heh bizim sınıfımızda burada işte. Okulu gezip görmüştük bizde ama daha başlayamadık yarın üçlüce geleceğiz okula çok heyecanlıyım." Gülümsedim Defne'ye. "Güzel bir okulmuş." Gece okul hakkında ki düşüncelerini söylemeye başlamıştı.
"Evet okul güzel ama önemli olan öğrenci ve öğretmenler göreceğiz bakalım onlar ne kadar güzel... Unutmayın kızlar biz bu okula sınav puanlarımız, denemelerimiz sayesinde geldik fakat diğerleri öyle değil. Baba parasıyla gelen de var yani okulda zengin şımarık tiplerde olacak. Sakın onlarla ilgilenip bu güzel okulu kaçırmayalım. Biz sınavlarımıza odaklanıp üçlüce takılırız." "Haklısın Gece şimdi bir de o tiplerle uğraşacağız of hiç sevmem." Defne ve Gece'ye baktım. "Ya biz yurtta kalıyoruz diye bizi zorbalamaya kalkışırsalar?" Defne sinirle konuştu. "Onlar kim ki bizi zorbalayacaklar ya hem taş gibi, hem zeki kızlarız neyi zorbalıyorlar? Allah Allah!" Üçümüzde gülmeye başlamıştık. "Kızlar dediğim gibi kimseye bulaşmayın da karışmayın da onlarla ilgilenmediğiniz sürece bir sorun çıkmaz diye umuyorum. Her neyse hadi artık kitaplarımızı alalım da odamıza yerleştiririz." Beraber kitaplarımızı alıp yurda gitmiştik.
Odaya girdiğimizde boş olan yatak ve dolabın dolu olduğunu gördük. "Kızlar bakın boştu burası eşyalar var sanırım son oda arkadaşımızda geldi." Gece ve Defne hemen yanıma geldiler. "Evet gelmiş sonunda acaba kim ya çok merak ettim." Gece yatağına oturdu. "Bakalım gelir illa ki görürüz şimdi."
Bir süre sonra içeriye bir kız girdi. "Selam! Sen yenisin değil mi? bu odada mı kalacaksın? Ay adın ne? Nereden geldin? Ailen nerede?" Defne'nin soruları karşısında şaşıran kız oldukça yorgun gözüküyordu. "Sana da selam. Bir sakin mi olsan? Sorduğun bütün soruları unuttum şuan. Daha yavaş konuş." Yatağına doğru ilerledi ve oturdu. Defne'nin yüzü düşmüştü. Fakat hemen kendine geldi. "Şey kusura bakma bir an heyecanlandım. Yorgunsundur tabi sen." Gece lafa girdi.
"Merhaba ben Gece. Bu çok konuşan arkadaşımızda Defne Hanım işte bu sessiz şahısta Kumsalcık. Peki senin adın ne?" Biz gülerken yeni kız da mimik oynamamıştı. "Adım Işıl. Tanıştığıma memnum oldum fakat yorgunum bu yüzden izninizle uyumak istiyorum. "
Kafamızı sallayarak onayladık ve yataklarımıza doğru dağılacakken benim aklıma takılan soruyu sormadan edemedim. "Bir şey sorabilir miyim Işıl?" "Efendim?" "Sen hangi okula gideceksin?" "Bilmiyorum ki araştırmam gerekiyor." Defne hemen heyecanla konuştu. "Notların iyiyse bizim okula yarın kaydederiz. Kitaplarını müdürün odasından alır, hemen başlarsın bizimle beraber ne dersin?" Işıl sevinmiş bir yüz ifadesiyle konuştu. "Notlarım yeterince iyi o zaman yarın hallederiz."
Yatma vakti gelmişti. Hepimiz yataklarımıza çekildik ve uyumaya başladık.
"Hayır, bırak, dokunma! Anne, anne..."
Uyandığımda kan ter içinde kalmıştım. Gece, Defne ve Işıl yanıma gelmiş beni sakinleştirmeye çalışıyorlardı. "Kumsal sakin ol tamam mı sadece kabustu." Defne su getiriyor, sakinleştirmeye çalışıyordu beni. Gece yatağımın yanına oturup sarıldı. "Geçti canım bitti." Işıl yanıma yaklaştı. "Eğer yattığında uyumadan önce kötü, sende travma yaşatan ya da seni üzen bir şey düşünüyorsan kabus görme ihtimalin artar. Bu yüzden uyumaya çalışırken kötü şeyler düşünme. Neyse ben yatıyorum iyi geceler." Ben sakinleşince diğerleri de yataklarına geçtiler.
Defne çok samimi hemen herkesle kaynaşan tatlı bir kızken, Gece daha ağır başlı ve sakin ama en az Defne kadar arkadaş canlısıydı. Fakat Işıl onlardan daha farklı sert ve soğuk birine benziyordu. Sanki kimseyi çok umursamayan kendi halinde takılan yalnız biri gibi...
Alarm sesiyle zar zor gözümü açmıştım. "UYANIN HADİ SABAH OLDU!" Defne yine aynı enerjisiyle bağırıyordu. "BİR DAHA BAĞIRIRSAN KESİCEM O DİLİNİ DEFNE!" "Of Gece sende sabahları ne gerginsin ya banane hadi kalk. Kumsal sende kalk hadi!" Defne'den kaçamayacağımı anlayınca zorla da olsa yatağımdan kalktım elimi yüzümü yıkamaya gittim. O sırada Işıl hala uyuyordu. "Günaydın Işıl hadi uyan artık okula geç kalacağız." Zorlukla onu da kaldırdım ve hazırlanmaya başladık.
Okula gelmiştik. Çok heyecanlıydım! Hızlıca Işıl'ın kaydını yaptırıp kitaplarını aldıktan sonra sınıfa doğru yürümeye başladık. "Ay ben çok heyecanlıyım!" Gece ve ben gülmeye başlamıştık. "Sakin ol Defne, hadi geçelim sınıfa artık."
Önce Gece ve Defne sınıfa girdi ve cam kenarındaki en ön sıralara yan yana oturdular. Onların hemen arkasında iki erkek vardı. Bende onların arkasındaki yani üçüncü sıraya bir çocuğun yanına oturdum. Hemen bizim tarafın en arka sırasına bir çocuğun yanına da Işıl oturmuştu.
Yanımdaki çocuk bana gülümsedi ve elini uzattı. "Selam! Ben Ayaz." Gülümsedim ve çekinerek elini sıktım. "Selam bende Kumsal tanıştığıma memnun oldum." "Bende öyle."
Gece kendi halinde takılırken Defne hemen arkasını dönmüş birileriyle tanışıyordu. "Merhaba ben Defne tanışalım mı?" Arkadaki iki çocukta gülümsedi. "Selam bende Tugay." "Selam bende Yiğit tanıştığıma memnun oldum.
Tugay Geceye bakmış onun adını sormuştu. "Senin adın nedir?" " Adım Gece memnun oldum Tugay." Dörtlüce sohbet etmeye başlamışlardı.
O sırada arkama baktığımda Işıl kafasını koymuş uyumaya çalışıyordu yanındaki çocuksa bir şeyler diyordu. "Duvar kenarı benim yerim yalnız." Işıl kafasını kaldırdı. " İlkokulda mıyız? Yer tartışması yapmayacaksın herhâlde benimle?" Çocuk Işıl'a baktı. "Elbette ilkokulda değiliz bu yüzden yer tartışması da yapmayacağız sen kalkacaksın ben de yerime geçeceğim ve konu kapanacak." Işıl sinirle güldü. "Sus bi uyumaya çalışıyorum." "Eğer yerimden kalkarsan ben de uyumaya çalışacağım."
"Aman paşama bak emirde verirmiş! Kalkmıyorum dedim sesini keste uyuyayım." Çocuk derin nefes aldı. "Kızım deli etme insanı kalk şuradan!" Işıl sinirle cevap verdi. "İnatlaşma benimle kalkmayacağım dedim ve konu kapandı. SUS VE OTUR SIRAYA ASIL SEN BENİ DELİRTME!" Çocuk şaşkınlıkla Işıla baktı. "İyi tamam be ne bağırıyorsun?" Işıl iyice sinirlenmişti. "SUS!" Arkasına yaslanarak konuştu. "Sustur." Işıl sinirle baktı. "Nasıl susturmamı istersin! Ağzına yumruğu geçirmek uygun mudur?" Bu durumdan keyif alan çocuk gülmeye başladı. "Öpmeni tercih ederdim ama tamam bu seferlik kendim susuyorum." Işıl son kez sert bakışlarını çocuğun üzerine gezdirdikten sonra kafasını sıraya koyup uyumaya devam etti.
Okulun ilk dersi olmasına rağmen boş geçmişti. Ders boyu Ayaz ile sohbet etmiştik. Tatlı, komik bir çocuktu. Sınıfın geneli kafa dengi insanlardı. Fakat sınıfın diğer köşesinde üçlü kız arkadaş vardı. Onlar sınıftaki herkese değişik bakıyorlardı. Pek sevdiğim söylenemezdi.
YAZARIN ANLATIMIYLA
Kumsal arkadaşlarına seslenir. "Kızlar ben tuvalete gidiyorum haberiniz olsun." "Tamamdır canım." İrem, Ezgi ve Su üçlüsü kapının önünde beklemeye başlarlar. Kumsal tuvaletten döndüğünde İrem bilerek kapının önünde durup omuz atar. Kumsal olay çıkmaması için hemen özür diler.
"Önüne baksana kızım kör müsün nesin?" "Bilerek olmadı kusura bakma." Ezgi öne çıkar. "Hem çarpıyorsun hem kusura bakma diyorsun git gözlük falan kullan kızım bir daha olmasın!" Kumsal özür dilemesine rağmen bu sefer Su üzerine gider. "Ay kızlar şu eziğe bakın varoş şey seni bir de özür diliyor! Ne kadar korkak şeysin sen öyle bakayım!" Kızlar aralarında gülüşüp Kumsalla dalga geçmeye başlarlar. Sınıftaki herkesin dikkati üzerlerine toplanınca Kumsal utançtan yüzü kızarır ve gözleri dolar.
Defne hemen olaya müdahale eder. "Kapının önünde bekleyip kıza çarpan sizsiniz ona rağmen özür de diledi abartmayın isterseniz." Ezgi lafa atlar. "Sana noluyo kızım ne atlıyorsun her lafa." Defne sinirle bakar. "Muhattap olduğum sen değil kuyruğu olduğun kız bu yüzden izin almadan konuşma sus şimdi." Ezgi sinirle bakar. Su devam eder.
"İki varoş toplanmış burada bize laf atıyorlar. Kızım siz kimsiniz ya? Buraya sınav puanınızla gelen eziklersiniz işte haddinizi bilin ve kimlerle konuştuğunuzun farkına varın. Aksi takdirde iki güne şutlanırsınız okuldan."
Sinirlenen Defne kızlarla tartışınca olay büyür ve kavgaya dönüşür. Tam birbirlerine vuracakken Işıl uyanıp yanlarına gider.
"Bi uyutmadınız lan! Nedir paylaşamadığınız?" Su gülerek konuşur. " Bir ezik daha işte sana noluyor kızım gidip uyusana sen." Işıl hafifçe gülümser. " Ben birini bir kere uyarırım, ikinciyi beklemem haberin olsun. Şimdi olayı kapatın geçin yerinize tekrar uykum bölünürse bu kadar sakin konuşmam." Su kahkaha attı ve Işıl'ın kolunu tuttu. "Sen kimsi-" Sözünü tamamlayamadan Işıl yumruğunu Su'yun yüzüne geçirmişti. Defne hayretle Işıl'a baktı. " Bu iyiydi." Defne de tokadı Ezginin yanağına geçirdi. Işıl şaşkınlıkla ona bakınca gülümsedi. "İçimde kalmasın diye şey ettim ya." İkisi gülmeye başlar.
Gece yanlarına gelir. "İnanmıyorum size uzak durun demiştim bir de kavga mı ettiniz? Canınıza mı susadınız siz?" Defne oflayarak olayı anlatmaya başlar. O sırada nöbetçi öğrenci gelir. "Müdür; İrem, Su, Ezgi ,Işıl, Defne ve Kumsalı çağırıyor der.
Gece kızlara döner ve derin bir nefes alır.. "Aferin size bu güzel okulu, bu muhteşem şansı ilk günden kaybettiniz...